Orijinalini görmek için tıklayınız : Anlatıyorum..
3 kasım 2010 / çarşamba
Günün ilk saatleri.
Henüz uykum gelmedi ama uyku fikrime düştü yine de.
Günün güneşli kısmında yaptıklarımı düşünüyorum da..
Günü başa sarsam değişmesini dileyeceğim ne vardı?..
Hiç.
Aynı günü yine yaşayacak olsam, aynı şekilde yaşardım.
Aramızda kalsın hayvanları bazen insanlardan daha fazla sevebiliyorum.
Kötü duygular barındırmamaya gayret etsem de, bazen hoşlanmadığım duygusuna kapılıyorum.
Daha güzel olacak..
Ummuyorum.
Eminim.
anın şarkısı:
Iron and wine- fever dream
huzur verici..
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Çatlatma verniğinin üstüne düşeni yapmaması bile rahatsız edemez bu gün beni.
Mutsuz muhabbetlerden sıkılıyorum. Güzel şeylerle gelsin insanlar bana, ne hoş olur..
Canım kabak tatlısı çekti.
Anın şarkısı:
Bülent Prtaçgil: benimle oynar mısın?
su olsam ateş olsam..göklerdeki güneş olsam..konuşmasam taş olsam..yine de oynar mısın benimle?..
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir.
Ellerim boya içinde, üstüm başım rengarenk, bilgisayarımın ekranı bile benek benek olmuş.Aferin bana:)
Sonbaharın tatlı günleri. Henüz burun kızartıcı soğuklar yok..
Anlatmaya çalıştıkça sözcüklerin azap çektiğini hissediyorum.
Ne yazsam yakışmıyor. Yaklaşmıyor.
Ama hep fikrimde o hayal.
Denizin tuzlu teninin kenarında, sıcak ekmek kokulu bir sahil kasabasındayız.
Ben ve kendimden ayırmadıklarım, üstüne sevgilerin adı kazınmış tahta masada serin yaz meyveleriyle baş başayız. Belki biraz anason kokusu nefesimizde..
Çıplak ayaklarımız ılık kumlar üstünde .. Buzu henüz çözülmüş sesimiz , kahkahalara ev sahipliği yaparken..Dünün saatte olmadığı, yarının fikrimize düşmediği anlar..
Turuncunun yapraklara sinmediği, hala gökyüzünde maviyle koklaştığı mevsim..
Bu mevsimde bu hyaller mutsuz ediyor gibi geliyor. Ama değil. Sebep oluyor çok şeye.
anın şarkısı:
leman sam- rüzgarPencerenin perdesini havalandıran rüzgar
Denizleri köpük köpük dalgalandıran rüzgar
Gir içeri usul usul
Beni bu dertten kurtar
Yabancısın buralara nerelerden geliyorsun
Otur dinlen baş ucuma belliki çok yorulmuşsun
Bana esmeyi anlat bana sevmeyi anlat
Bana esmeyi anlat esip geçmeyi anlat
Anlat ki çözülsün dilim
Ben rüzgarım demeliyim
Rüzgarlığı anlat bana
Senin gibi esmaliyim
Bana esmeyi anlat bana sevmeyi anlat
Bana esmeyi anlat esip geçmeyi anlat
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
Yaz bitmiş..Düpedüz bitmiş. bunu anladım bu gün. Yüzleşmek istemesem de, yaz şarkılarını ıslığımda tutmaya çalışsam da..Yaz bitmiş..
Filmi geri sardım bu gün. Kendime gelememekten korktum Dedim Lilith, kendine gel. Bu güne dön. Derin nefes al..
Bir süre derin nefes alıp kendime geldim.Güçlüsün..
Hemen ardından günüme neşe katan bir olayın başrolünü oynadım.
Ders saatibi bir saat rötarlı hatırlayarak sınıfa daldım. Hoca yüzüme şaşkınlıkla baktı.
Ben de aynı şaşkınlıkla:
- Hocam girebilir miyim dedim
Başladı gülmeye.
- Dersi bitirdik gerek yok dedi
_ ders 2 buçukta değil miydi ? dedim.
-sınıf ve hoca bir kahkaha patlattı. Kurban durumundaki masum ben anlamadım haliyler.
-Aşık mısın evladım ders 1 buçukta dedi. Bu sefer koro halinde gülmeye başladık.
- İyi peki neyse dedim sınıftan çıkarken.
Daha bir şaşırdı hocam:)
ben de zaman öldürmemek adına kütüphaneye gittim. aylardır kitapçı raflarında aradığım ama bulamadığım kitabı, kütüphanenin ücra köşelerinden birinde buldum. ki ismini gelişi güzel okuyup yerine bırakıp , ışık hızıyla beynimde yanan ampul sayesinde geri adım ataraktan..
seviyorum bu şaşkın hallerimi.
mayonezi de.
armutu da.
Anın şarkısı:
Yeni türkü, dönmek
Dönmek, mümkün mü artık
Dönmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Al bizi koynuna ipek yolları
Üstümüzden geçiyor gökkuşağı
Sevdalı bulutlar uçan halılar
Uzak değil dünyanın kapıları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket
Gitmek, mümkün mü artık
Gitmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Rakılı akşamlar, gün batımları
Çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
Olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
Hatirlatir hersey eski asklari
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
'mümkün olduğunca' sınırlarımı yıktığım günler. pek bir cesurum nedense.. hakimiyetin elimde oluşunun sırtıma bindirdiği yük bırakın umrumu, aklımdan geçmiyor. özgürlük kaybedeceği bir şeyin olmayışı değilmiş. kaybetmeyi göze alıp yaşamakmış. bunu öğrendim.
geçende düşünüyordum, şarkılarda aşk, şiirlerde,kitaplarda,tv de sinemada..
küçücük çocukların bile ağzına çoktan sakız olmuş. Hala tanımının yapılamadığı, biyolojik mi duygusal mı olduğu bile hala tartışmalı olan bir şey nasıl bütün insanlığın en büyük uğraşı olur?..
Fazla mı mantıksal yaklaşıyorum acaba? O yüzden mi suratıma savuırduğunuz küfürler ' taş kalpli'yle başlıyor..
Herneyse..
bu günn..kavun kokuyor. İç gıcıklayıcı derecede güzel başladı. Baş ağrısı sınırında ama huzurla uyandım.
Hiper, süper , maximun derecede dürüstüm bu gün.
vee anın şarkısı:
barry manilow: i cant smile without you
You know I can't smile without you
biliyorsun sensiz gülümseyemem
I can't smile without you
sensiz gülümseyemem
I can't laugh and I can't sing
gülemem ve şarkı söyleyemem
Im finding it hard to do anything
herhangi birşey yapmak için zor olanı buluyorum
You see I feel sad when you're sad
görüyorsun ki sen üzgünken bende öyleyim
I feel glad when you're glad
sen mutluysam bende mutluyum
If you only knew what Im going through
ne yüzünden gittiğimi bilseydin
I just can't smile without you
sensiz gülümseyemem
You came along just like a song
bir şarkı gibi geldin
And brighten my day
ve günüm aydınlandı
Who would of believed that you where part of a dream
senin rüyanın bir parçası olduğuna kim inanacaktı
Now it all seems light years away
artık hepsi, ışık yıl(ları) gibi uzakta görünür
And now you know I can't smile without you
ve artık biliyorsun sensiz gülümseyemem
I can't smile without you
sensiz gülümseyemem
I can't laugh and I can't sing
gülemem ve şarkı söyleyemem
Im finding it hard to do anything
herhangi birşey yapmak için zor olanı buluyorum
You see I feel sad when your sad
görüyorsun ki sen üzgünken bende öyleyim
I feel glad when you're glad
sen mutluysam bende mutluyum
If you only knew what Im going through
I just can't smile
Now some people say happiness takes so very long to find
Bazı insanlar 'mutluluğu bulmak uzun zaman alır' der
Well, Im finding it hard leaving your love behind me
tmm, aşkını geride bırakmayı zor buluyorum
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
Fantastik!
Kavrulmuş badem kokulu!
pudra şekeri kadar yoğun, şekerli sakız kadar uçucu!
belki biraz romantik..belki biraz realist.
kesinlikle çelişki dolu.
kusursuz!
hoşgeldim.
acabalrın içimi kemirmesine izin vermeden olacakları izliyorum.
hala son iki mısrası belli yazığım şiirin. bir türlü başını getiremiyorum.
belki de iki dizelik bir şiir olur ha?
yeni bir sayfa açmaktan çoktan vazgeçmiş bir tavırla, sadece günün sayfasını yazıyorum. bunun bir kitap olması için bir yerden başlamak lazım. her sayfayı yırtıp atarsam küçüklerime ne anlatırım ben?
ablanızn hiç kalbi kırılmadı, hiç canı sıkılmadı. Hippi gibiydi maşallah . takardı John Lennon gözlüklerini saçlarını savrup dans ederdi bütün gün mü diyeceğim?
sanmıyorum.
tabi saç fırçasını mikrofon yapıp şarkı söylediğim de oldu. ama tey tey de geçmiyor ki gün!
olur gider aizizim..
neyse: anın şarkısı:
18 and life! kim? tabi ki skid row!
Ricky was a young boy, he had a heart of stone.
Lived 9 to 5 and worked his fingers to the bone.
Just barely got out of school, came from the edge of town.
Fought like a switchblade so no one could take him down.
He had no money, oooh no good at home.
He walked the streets a soldier and he fought the world alone
And now it's
18 and life you got it
18 and life you know
Your crime is time and it's
18 and life to go
(Repeat above)
Tequila in his heartbeat, his veins burned gasoline.
It kept his motor running but it never kept him clean.
They say he loved adventure, "ricky's the wild one."
He married trouble and had a courtship with a gun.
Bang bang shoot 'em up, the party never ends.
You can't think of dying when the bottle's your best friend
.......
hi hu aa!
eski ben e dönüyorum yavaştan. muhteşem.
iliklerime kadar ben.
anın şarkısı:
my little box:
:vergaz::vergaz::vergaz::vergaz:
Seslendiğimde cevap alamamaktan korktuğum ik insan. "Mutsuzken giyersin bu eteği neyin var?" diyebilecek kadar ince..Gözümün dilini bilen..Söylemeden anlayan iki melek hayatımda.
Önce sen diyeceğinden emin olduğum, koşulsuz sevdiğine şüphesiz inandığım ..
Her "kızım" dediğinde içimi titreten adam..
Ne zaman gözlerim dolsa önce onun çenesi titremeye başlayan kadın..
Tarifi yok yalnızlığımın. Koridor boşluğunda kayboluyor sesim. Duvarlardan dönüyor çoğu kez.
"anne?" diyorum..ses yok..
"baba?" diyorum..
ses yok.
çok özlüyorum.
çok.
size gelsin anın şarkısı:
Bunca yıl herkesten kaçtın
En sonunda buldum sandın
Ansızın içini açtın
Yapma dedim yaptın gönül
Gözleri senden uzaktı
Fark edilmez bir tuzaktı
Sana böylesi yasaktı
Yapma dedim yaptın gönül
O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı
İçinde ki serin sancı
Gitmez dedim kaldı gönül
Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonunda bende sevdim
Şimdi beni kurtar gönül
Gözlerin bakar da görmez
Ellerin tutar da bilmez
Gece gündüz fark edilmez
Demedim mi sana gönül
Sabahın tam üçündesin
Dertlerin en gücündesin
Hala onun peşindesin
Gitme dedim gittin gönül
Böylesi sevdiğin için
Bir kördüğüm oldu için
Ağlıyorsun için için
Demedim mi sana gönül
Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonun da bende sevdim
Şimdi beni kurtar gönül
çok seviyorum sizi.
Kendimden beklemediğim kadar yüksek performans gösterdiğim günler.
bin parçaya bölündüm. bininin de kulpu kırık küp. ruyalarım vize kabuslarına dönüşürken kendimi rahatlatmaya uğraşıyorum. sürekli sınava geç kalıyor, unutuyorum rüyalarda. kalemim kırılıyor, silgim olmuyor ya da sınav esnasında uyuyakalıyorum..
ama enerjimi topladım. tam gaz çalışmaktayım. tembellikle olmayacak. erkenden kalkıyor güne enerjik başlıyorum. odamı tekrar düzenledim. yeni şeyleri seviyorum.
yapamayacağımı düşünmemem insanlara ukala görünmeme neden olsa da ben bundan güç alıyorum. yapamam gibi gelmiyor hiçbir şey.
farkettim de ne kadar bağlıymışım insanlara. bağımlı daha doğrusu. ne kadar yalnız takılsam da insanlara göre yaşamayı adet edindiğim ne çok konu varmış. önce onun istediği olsun dediğim için verdiğim ödünler şimdi canımı sıkıyor. mantıklı düşünmeme engel olan bütün bağlarımdan bir bir kurtuluyorum.
bayram vardı bir de değil mi.. bir günüm zehir edildi ama olsun. toparlandım. yüzüme vurulan şeyler canımı sıktı. ne yani, herkesin kardeşi olmak zorunda mı? siz kardeşsiniz Lilith tek başına birlik olun onu kendinizden ayırın durumu vardı. ben halimden memnundum oysa ta ki bu iğrenç sözcüklerle söylenene kadfar. o an hiç istemediğim kadar nefret ettiğim biri bile olsa bi kardeşim olsun istedim. çok yalnızdım o an. kolundan tutup yanıma oturtacağım bir ufaklık için neler vermezdim. ..
yeni teknikler denemeye başladım. hep laflarımda kalan şeyleri hayatıma getirmeye ..
Tanrı yardımcım olsun.
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
anın şarkısı:
Celine Dion-Its All Coming to Me Now
mış gibi yapmaktan vazgeçtim.özümde olan şeylerden mutluyum. beğenmeyen geri dursun.:vergaz:
saatlerimi harcadığım projem süpper oldu. belim, parmaklarım koptu ama hocaya vermeye kıyamayacağım kadar iyi. kendime yakışanı yaptım yine. mutluyum.
gözlerim kapanıyor..ellerim ağrıyor..yorgunum be canım.
onun dışında hayatımda aksiyon devam ediyor. bir ay içinde 6. cenaze haberiyle yine şoklardayım.
aaah ah. anason kokusu geliyor burnuma. kızarmış balık yanında..biraz da rus salatası.
yat Lilith yat. cozurttun yine.
gecenin şarkısı:
aşkın nur yengi- geceler düşman
Takvimlerden haberin yok mu geçiyor yıllar
Bana küsmüş yüzüme gülmez zalim aynalar
Kimimiz yorgun, kimimiz solgun, kimi isyankar
Acı gerçek bu, ömrümüz bir su, içiyor yıllar
Hani nerde beklenenler
Medet umdum senelerce
Acılar hep dolu dizgin
Yine hayır yok gecelerden
Vakit geç olmuş, dönülmez yolmuş, yürek bin pişman
Bundan böyle bana meyler dost, geceler düşman
oooof of. daha bir kötü oldum. küfredesim var.ama kız ağzı çenemdeki.
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
neden daha zor olanı seçer insan? sürünmek neden zevk verir?
nerden gelir mazoşizmin tohumları?
neden aklına en olmadık kişileri sokar da, burnunun ucunu görmez ?
kendi kendini yaralar..kendi kanında boğulur...
içer..kusar..sayıklar..tekrar içer..tekrar sayıklar..
hemen kurban olunur bilinmedik bahçelere..
açıp açmayacağını bilemediği toprağa kök salar..
yaz gelir..geçer..
güz gelir..geçer..
açamazsın o bahçede. ama kök salmıştır ya inadı inat.
açacak! ağlar, yırtınır,zorlar..
yok olmuyor.
bu sefer açamadan çürür.
aslında başından bellidir de, konduramaz kendine.
e be canım.. iş mi seninki dersen de,
sulanıverir gözleri.
yaralı zaten artık,ağlamaya dünden razı.
yere batasıca aklım.
neyse çok kustum.
anın şarkısı: sezen aksu: vazgeçtim.
öszlari adı kadar etkilemiyor beni. o yüzden yazmıyorum.
ha bir de unutmadan:
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
Kimin, kimin bu sessiz eller
Mor halkalı yaralı gözler
Kıyılarıma vuran sen misin
Kimin, kimin bu kör gözler
Bu varışsız yalan sözler
Adını unutan sen misin
Ben hala ararım
Bilinmeyenin ulaşılmaz balını
Kaçarım kalabalıktan, yalnızlıktan
...
ne şarkı ama..
bu gün dudaklarımdan ayırdım en pis kokulu sevgilimi. parmakları yanık tütün kokan bir kadın olmak istemedim artık. kök salmaktan bu kadr korkarken,bir şeye bu denli bağlanmaktan korktum belki de. bilmiyorum.
bu gün bir kurbağayla arkadaş oldum. pek sakindi ellerimde. adını hercai koydum. birinin hayatında iz bırakma merakımdan dolayı yaptım bunu. arkadaşlarından farkı olsun istedim. onu Lilith eline almış en derin yaralarını açıp göstermiş olsun istedim.
armutun tadı size nasıl gelir hala bilmiyorum.
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
__________________
jolly joker balans'a dünyanın parasını bayılıp gittiğim konserinde ki tek işe yarar şarkı...
mekan da konser de berbattı... anımsadımda şimdi...:gitar:
konserine gittiğimde ilkokuldaydım,hayal meyal hatırlıyorum. biraz sıkıcı olmakla beraber o zamanki müzik zevkime hitap etmemişti. ama kayıtları şahane..
günlerime gelen güzelliğin üzüm buğusu kadar uçucu oluşu içime korku salıyor şu günlerde.
devamlılık arzusu..kalıcılık özlemi. sonsuzluk fikrinin huzur vermesi..
masallarla da gelse inanmak istediğim gün gibi açıkken neden anlatası yok kimsenin?
uzaktaki anlamlı soluğun yanımdaki öylesine bedenlerden önemli oluşu içimi yakmıyor değil.
bir hasret değil aslında. yok böyle biri uzaklarda falan.
sadece öyle olduğunu hayal ediyorum zaman zaman. 'benim gibi ' tanımına uyan biri hep vardır hep olacak. ama uzaktır ki. bozmaz büyüsünü edeplidir. ben ölmeden ölmez hem bilir haddini.
mektuba dönmeden günlük, kaçayım ben en iyisi.
anın şarkısı:
eagles- hotel california.
rahatlatır,dinlendiri, düşündürür,düşünmemi engeller. mucizedir bu şarkı.
neyse. yolu biliyorum ben ..yorulmayın.
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
__________________
ne zaman yağmur yağsa birileri şair kesilir. benimse bu gün öylece anlatasım var. süssüz. geldiği gibi.
öyle bir yer ki hayalimdeki benim için yaratılmış. evet ukala ve bencilim .
uzak. klişe farkındayım ama baya uzak. sanırım Avustralya taraflarında. içimden öyle geçiyor. belki küçük bir koy ya da penceresinden sapsarı başakların göründüğü bir ovada şahane bir çiftlik.
hmm. ahırı da var . atlarım zaten var. hatta birinin adını hercai koydum. en sevdiğim sözcüklerden biri. neyse. deli,söz geçmeyen bir at olduğu için öyle koydum. seviyorum hırçın şeyleri.
tek başımayım. gerçekten. ne bir kadın ne bir erkek var. belki samimi komşular ama onun dışında yapayalnızım.
kitaplarım,müziğim yeter de artar bile. köpeklerim kedilerim var sonra.
tanrının cömertliği ya bu , her bişeyim var.
işte orası benim.
ee yani mi.yanisi de o işte. hepsi hepsi bu anlatacağımın.
ama bunun bir şakısı var bende.
can yücel yazaar, yeni türkü okur!
tadaam!
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..
yeni türkü- başka türlü bir şey
henüz söndürülmüş sigara kadar taze özlemin. belki dudaklarıma değmez tenin ama kokun parmaklarımda! o keskin, o sarhoş edici,sarsıcı kokun!
rüyalarıma girebilmen için günlerimi uykuya kurban ediyorum. belki tekrar gelirsin diye dağıtmamaya çalışıyorum kendimi. derli toplu bul isterim. kadın dediğin ruhu da olsa derli toplu tutmalı yerini.
ne kdar masal getirirsin bilemem gittiğin yerden. o yüzden inançlarımı topladım. söylediklerine,söylemediklerine,söyleyemedikerine inanmaya hazırım. sen anlatırsın. ben dinlerim. anlatmasan da dinlerim. aynalar nefes almıyor. nefesini dinlemeyi de özledim.
geldi yazdım öyle. doğaçlama patlamalardan biri. birini özlesem nasıl olurdu acaba dedim bu çıktı.
anın şarkısı:
scorpions: still loving you
hadi bakalım.
UZUN YOLLARI DA GÖZE ALABİLEN BİR DOSTLUK
Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,
arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz?
Akşamüstünün bir saatinde,
yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,
omzumuza dolanan bir kolun,
başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,
belimizi kavrayan bir elin,
uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
tanıyabiliyor muyuz onu, değerini biliyor,
biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz?
Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp
kendimizi hep ilerde
birgün karşılacağımızı sandığımız bir başkasına
bir yenisine ertelerken
hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza erken çıkmış insanları yolumuzun dışına
sürerken bir gün
geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz?
Hayat her zaman cömert davranmaz bize,
tersine çoğu kez zalimdir.
her zaman aynı fırsatları sunmaz,
toyluk zamanlarını ödetir.
Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların,
eskitmeden yıprattığımız dostlukların,
savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla
yapayalnız kalırız bir gün
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,
ya da olanlar olması gerekenler değildir.
Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,
gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir...
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki
olağanüstü anıları ve olağanüstü kişileri yakalamak.
Bazılarının gelecekte sandıkları 'Bir gün' geçmişte kalmıştır oysa;
hani şu karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarında rastladığımız ,
omzumuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
'Nasıl olsa ileride bir gün tekrar karşıama çıkar'
dediğinizdir.
Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir o;
boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
murathan mungan.
korkuyorum. yaptığım tercihlerin sorumluluğunu cesurca üstlenirken acabalar beynimi kemirmiyor mu sanıyorsunuz? çok kararlı görünüyorum değil mi?
ne yaptığımı bilir tavırlarıma inanırken kıskananlarınız dahi oluyor gözbebeklerinizden okuyorum o kıskançlığı.
ama ihtimaller hep vardır ve tercihler yaparız. insanın sonuçlarına katlanamayacağı tercihler yapmaması durumu teoride oldukça basit olmasına karşın, karar verirken devreye giren ihs ve mantık çelişkisi tüm teoriyi sakız çiğner gibi çiğneyip bir kenara atıverir. kalakalırız.
beni cesur,kararlı,olgun bulanlara söyleyebileceğim tek şey, emin olduğum tek şey emin olacak hiçbir şeyimin olmadığı. tek farkım,bunu sizin bilmemenizdi. şimdi hepimiz aynıyız.
anın şarkısı:
hümeyra- dönmek. sözleri murathan mungana ait şahane bir şarkıdır.
ki sözleri şöyle.
Dönmek, mümkün mü artık
Dönmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Al bizi koynuna ipek yolları
Üstümüzden geçiyor gökkuşağı
Sevdalı bulutlar uçan halılar
Uzak değil dünyanın kapıları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket
Gitmek, mümkün mü artık
Gitmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Rakılı akşamlar, gün batımları
Çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
Olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
Hatırlatır her şey eski aşkları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket
yıllardır yeni türküden dinlediğim bu şarkı girdiğim eski bir kitapçının tozlu raflarındaki kasetlerin arasında bulduğum murathan mungan albümünden çıktı. daha bir sevdim. hümeyra da şahane yorumlamış.
bazen dönmenin imkansız olduğuna inanmak istemezdim hiç. teoride zaten mümkündür her şey. neden olamasınlar umutları kanatlandırverir. ama ' yapamazsınız'. bazen nedeni bile olmaz. olmaz işte.
son nefese kalır seni seviyorumlar, keşkeler fısıltıdan öteye geçmez. değil dönmek, dönmeye niyet etmek bile haram olur. öylesine şeyler başlar. istemeden.
bir de başım ağrıyor günlerdir. huysuzum. işte öyle.
istemiyorum
sevmiyorum.
tadım
tuzum
yok.
hevesim
niyetim
keşkem
inşallahım
maşallahım da yok.
neyim olduğuna dair bir fikrim de yok.
umrumda da değil.
canı cehenneme.
nefret bile beslemiyorum
nötr.
bum!
zaten pırasayı da sevmiyorum.
bambaşka dünyalardan masallarla gel.kim bilir kimin dudaklarından koptuysan, hangi hemcinsimin kokusu hala üstündeyse de umrumda değil.
sabaha kadar anlat.
sabah kadar dinlerim.
deniz anlat. martı anlat.
o sırada deniz kokusu gelsin.
balık olalım.
tuzlu su koksun ellerin anlattıkça.
ama sabah uyandığımda gitmiş olma.koyuyor o.
geçmişin senin olsun. gelecekle gel.
gördüğün kötü şeyleri de anlatma sende kalsın. şahane şeyler göster.
diplerde bir yerlerde not: günlüğümde adı geçen kişiler tamamen hayal ürünü olup,gerçeklerle benzerliği sadece tesadüften ibarettir
anın şarkısı:
zeki müren-seni sordum yıldızlara
Seni sordum yıldızlara
Seni sordum yalnızlara
Seni sordum kuşlara
Ucan kuşlara…
clink..mutluluğuma..
dün gece başımı cama dayamış,şarkılarım kulağımda düşünüyordum. farkettim ki beni bile ayakta tutan umutmuş. bir şeylerin değişeceğine inanma arzusu. gelecek planları..
başka türlü olmuyor azizim.yarından umudunu kesince insan bu günün anlamı kalmıyor.
biraz da anlamlandırma isteği sanki bu.
hep öyle değil mi? sevgi anlamlı oldun diye birilerini severiz. inanç anlamlı olsun diye bir şeylere inanırız. aidiyet dürtüsüyle olur olmadık yerlere kök salarız.
hayal kırıklıkları bile gölge edemiyor gariptir.
rağmen kelimesini öyle bir sindirmişiz ki yinelemee devam ediyoruz her şeyi.
neyse. çok konuştum.
armıudun tadı size nasıl geliyor bilmiyorum.
anın şarkısı:
yok şarkı markı. sessiz yazdım bunu.
What have I got to do to make you love me
Beni sevmeni sağlamak için yapacak neyim var
What have I got to do to make you care
Umursamanı sağlamak için yapacak neyim var
What do I do when lightning strikes me
Şimşek beni çarptığı zaman ne yapayım
And I wake to find that youre not there
Ve uyanıp yanımda olmadığını gördüğüm zaman
What do I do to make you want me
Beni istemeni sağlamak için ne yapayım
What have I got to do to be heard
İşitilmek için yapacak neyim var
What do I say when its all over
Her şey bittiği zaman ne diyeyim
And sorry seems to be the hardest word
Ve "üzgünüm" en zor kelime gibi durduğu zaman
Its sad, so sad
Bu üzücü, çok üzücü
Its a sad, sad situation
Bu üzücü, üzücü bir durum
And its getting more and more absurd
Ve gitgide daha da acayipleşiyor
Its sad, so sad
Bu üzücü, çok üzücü
Why cant we talk it over
Neden bunu konuşarak halledemiyoruz
Oh it seems to me that
Oh bana öyle görünüyor ki
Sorry seems to be the hardest word
"Üzgünüm" en zor kelime gibi duruyor
What have I got to do to make you love me
Beni sevmeni sağlamak için yapacak neyim var
What have I got to do to make you care
Umursamanı sağlamak için yapacak neyim var
What do I do when lightning strikes me
Şimşek beni çarptığı zaman ne yapayım
What have I got to do
Yapacak neyim var
What have I got to do
Yapacak neyim var
When sorry seems to be the hardest word
"Üzgünüm" en zor kelime gibi durduğu zaman
bu şarkıyı ne zaman dinlesem kendimi onun için üzülürken bulurum. kaybedecek en ufak şeyiniz yoktur ve sahip olmadığınız şeyleri bile vermeye hazırsınızdır. umutla karışık umutsuzlukla çırpınırsınız. en sevdiği şiirleri okursunuz,en zayıfr noktalarıyla kendinize bağlamaya çalışırsınız. yalvartmaması için yalvarmaya başlamanın çelişkisini iliklerinizde hissedersiniz. aranızdaki her neyse can çekişmesini elinizden hiçbirşey gelmeyerek izleme mecburiyetini yüklenirsiniz. bir an sonrasından korkarak anlar öncesine sığınmaya çalışırsınız.
görmek istemeyeciğimiz şeyler için nasıl gözlerimizi kapatıyorsak,hissetmek istemediğimiz şeyler için de duygularımızı kapatır,duvarlar öreriz. ihtişamlı fildişi kuleler yapıp kendimizi hapsederiz bir süre. Di li geçmiş zamanda kalan her şey şimdiki zamanı da zehirleiyp mikrobunu en huzurlu uykulara,en şen kahkahalara akıtır.
gel zaman git zaman yalanlar üretiriz.
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin
nazım hikmet..
gibi.aaa öyle miymiş hiç bilmiyordum yapmacıklığında sürdürürken bu kandırmacayı,gün gelir ince bir sızıyla uyanırsınız. kurduğunuz savunma mekanizmaları bir bir önünüzde yerle bir olurken bambaşka biri olduğunuzu hissedersiniz.
elbette eskisi gibi olmaz hiçbir şey. çünkü eskisi gibi değilsiniz.
anın şarkısı:
elton john -sorry seems to be the hardest word
bu sefer ziyaret sebebim bambaşka. kusmaya değil bi bakıp gitmeye geldim.
dilimden anlayan yok buralarda. meğer ne çok dünya varmış,herkes birinde yaşarmış.yeri gelir kötü kalpli cadı,yeri gelir masum prensesi oynarlarmış. lilithin canısıkılmış bu işe. gel zaman git zaman dünyasından kimseyi bulamaz olmuş. onun dünyasındakileri insanlar geceleri yiyor mu diye düşünmekten gözüne uyku girmiyormuş. yeraltında saklandıklarına dair düşünceleri de yok değilmiş. tünel kazmayı bile düşünmüş uzunca süre.
.. bu yazının başı da vardır kesin ama ben unuttum. ortalıktan başlayasım var bu gün. hiç.öylesine.yaşamak için nasıl bileklerini keser biri anlamadınız. anlamazsınız da. nasıl ki intiharlarımı algılamadınız,yaşadığımı da farketmezsiniz. bundan böyle adresim yok,numaram yok,adım bile yok. sadece ben varım. adım her neyse.
kaçıyorum.
' ahah bak aslında keninden kaçıyoor' diyen o zeka dolusu beyinlerinize küfrediyorum. hani o herşeyi bilen bakışlarınızdan, anlıyormuş gibi dudaklarınızı burnunuza çekip başınızı hafifçe sallayışlarınızdan,duygusal ergen muamelenizden,farklı olmaya çalışıyor fikrinizden tiksiniyorum.
belki de sorun budur. kaybedecek,uğruna bir şeyler yapabilecek şeylerinizin oluşudur sizi farklı yapan. ben farklıyım demiyorum. hiç demedim. farklı olan sizsiniz. bn ilk günden beri aynıyım. hiç değişmedim!
bu alttaki smileylerden de hep nefret ettim . aşırı sevimsizler.
herneyse defolup gidiyorum işte. forumdan,evden,şehirden.. benimle beraber aynı cümlede kullandığınız devletin de bildiği ne varsa sıyrılıyorum. kabuk kırılıyor.
...
Garibim,
Ne bir güzel var avutacak gönlümü bu şehirde,
Ne de bir tanıdık çehre..
.
.
Orhan Veli . pek severim.en çok onu severim hatta.
vBulletin v4.1.11, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.