Orijinalini görmek için tıklayınız : Carpe Diem
aşk
bahara uzak
ölüme yakın
kadere yenik
benim dudaklarımın arasında
senin kalbinde
benim durmadan iççektigim
senin gülümsedigin
seni düşündükce bu hayata bağlanmaktan korkuyorum
seni aklımdan cıkarınca ölümden..
geldiğinden beri nerdeyse hicbisi yazmıyorum
her gidişinin ardından şairligim tutuyor..
elinin şeklini aklımda tutup dokunabilmek icin senaryolar yazıyorum
uzun zamandır ilk kez bekliyorum
kimseyi, hicbişeyi beklemedigim gibi
ve özleyebilmeyi anımsadım yohklugunda
uzanıp camların bugusuna adını yazıyorum
sonra gülüyorum cocukluguma
ama silemiyorum
hayatıma girdiginden beri tuhaf bir merhamet dokunuslarımda
sokakta gördugum her cocuk gulumsuyor
ve ben ne zaman deniz kenarına insem
bu istanbul sen gibi kokuyor..
simdi yohksun ya
tuhaf, karnım da bir agrı var
varlıgına sevinirken
kafiye bulmakta zorlanmamak
gelirsin diye kısa bırakmak cumleleri
gidip gelip
gidip gelemeyip
gelip seni bulamayıp
seni bulup dokunamamak..
sanırım tanrımın bana sundugu en son imtihan sensin..
bu sınavı gecersem cenneti vaat ediyorlar..
sanırım dönem uzatıp bir sure daha seninle kalıcam
bu tuhaf kelimeler diyarında
özlemek böle bişimiydi?
yohksun diye
kendime sudan sebeplerle
bahaneler uydurmak
yalan söyle bana
ama nolur gelicem de...
ben beklicem
yatırıp gözlerimi gözbebeklerine..
__________________
CarPe DieM(çalıntı)
Güzel bi yazı.. Sağol Özlem.
seni kimler aldı..kimler öpüyor seni..dudagında dilinde ellerin izin var..
sonra bakıyorsun ki gece yarısı olmus
biriktirdigin kelimeler sıgmıyor icine
icin icin hayıflanıyorsun
ama söylenmiyorsun
isyan ediceksin ama kızmıyorsun..
bakıyorsun öle..
sonra bakıyorsunki gece yarısı olmus..kimse kalmamıs
telefon calmas mesajlar gelmes sezen apla icten bir iki mısra fısıldar kulagına
kırmısı sarap tortusu kadehte..
ruj izleri ararsın..kalmas..hayal edersin o kadeh dolmaz
bakarsınki gece yarısı olmus
sobaya bir iki odun daha atarsın icin ısınmaz..
canın sıkılır isyan etmek istersin olmaz
yanyana getirip iki kelimeyi aglamak istersin
bogazına sıkısır nefesin
ic cekersin..
cekemessin..
sonra sezen apla derki
seni kimler aldı..kimler öpuyor..
dudagında dilinde ellerin izi var..
bakarsınki gece yarısı olmus..ömrun yarısı dolmus..
bir yarım daha yasasan
ustune ne koyarsın acılarının
söylesene be adam..
daha kac cumle kurarsın kanmak icin..
hayat dedigim bu ipin uzerindeki 29 düğüm
bir kac dügüm daha atsan
biras daha dursan
yıllarım ellerimde ufalanıyor
bir avuc kalp agrısı..
ben simdi ne söylesem boş..
Kayıpruh(çalıntı)
seni bıraktıgım gunden beri
blmedigim sehirlerin bilmedigim sokaklarına bakan otel odalarında uyanıyorum
kanımda dun geceden kalma alkol birikintileri
aklımda yazılamamıs sevda sözleri..
uzerimde bir fahisenin ucuncu sınıf parfumunun kokusu..
sen bıraktıgım gunden beri ben kiminle yatsam icimdeki adam tecavuze ugruyor sanıyorum..
her sabah huysuz bir gune kufrederek uyanıyorum..
yasadıklarımın sorumlulugunu tasıyorum yuzyıllardır..
hangi tarihin hangi kitabında vardım ben
hangi dipnotla acıklanmaya calısılmıs
pek fazla bilinmeyen bir dilde karsılıgım aranmıs
olmamısım
hala uyanamamısım bu ölüm uykusundan..
yohklugunun ardından icimde biriktirdiklerim sıgmamıs barajlarıma..
kapakları acmısım
kendi köyümü sular altında bırakırken en cohk kendi bedenime aglamısım..
kaybolmus ruhumun pesinden gidiyorum yıllardır..
ne bir beden de ne de bir sahil seridinde kime sorsam
-tanıdık ama anımsayamıyorum- diyor..
simdi yıllar sonra komadan cıkarmaya calısma beni..
baglı oldugum makinanın fişini cekmek icin senden onay bekliyor tüm kahrolası baş hekimler
seni bırakıp gittiigimden beri senin daha cohk sözun geciyor karanlık hayatımda..
ve ben simdi ne zaman canımı yakmak istesem
seni düşünüyor
ne zaman yorulsam bu acıdan
sana uyuyorum
simdi
ne sen eski aşkımsın benim
ne de ben
yeni bir sevdanın ihtiyar şairi..
gittigimden beri hayatımdan cıkardım seninle birlikte
sana yazdıgım tüm güzellikleri..
sen öldügün anda yitirdigin cesaretini
ben ise yıllardır tasıyorum..
korkak bir fare gibi yaşamanın asaletini..
unut gitsin..
benim senden kazandıgım zaferlerim apoletlerime işlenmiş
tören uniformalarını giymiş soytarı gibiyim..
senin ise benden kalan yaraların
iyileşmek yerine daha derinlere işlemiş..
en guzel yerinde bir şiirin
kırılan kalemi gibisin...
__________________
CarPe DieM
harika bi yazı olmuş be....
ve sonra perde iner
orta yaslı bir kadının sesi cınlar kulaklarda..:
-oysa ben seni daha buyuk bişi sanıyordum..
aklımın tam orta yerinde
bedenimin sahip oldugu bu anlmasıs sayısal tabar..
-oysa beni okuyan bir yarım yusyıl var sanıyor
ben ceyrek yusyılı bulsam sukredicem..
sonra sabah olur gunes dogar
kucuk kıs cocugu goslerinde yaslar uzaklasır..:
-oysa ben seni daha kucuk bişi sanıyordum der..
en fasla bi ceyrek yusyıl kadar..
ardından yalanlar istiyorsan yalanlar soylenir incinirsin yinede sen bilirsin...
sonra
yalanlardan incinen kucuk ordek yavrusu hesabını sorar ve seni terkeder
soylesene:
-dogru soyleyince gitmiyecekmisin...
soylesene:
-dogruyu soylersem madalyamı vericekler boyunmu uzayacak
nedirki bu..
bir soru soruyorlar ve iki şık var cevap icin
ve sen hangisini secersen sec
kaybediceksin..
eskiden bisim orda topal bi cocuk vardı
cocugun karsısına gecip alay ederlerdi topal diye...
aksak diye..sonra acırlardı...
yada acımak icin topal derler..sonra eglenirlerdi..
nerden baksan ahmakca ve tutarsıs..
karın agrısı gibi.
işte burda bunca karmasanın arasında nasıl bir oyundurki bu hala devam eder..
herkes bilir aslında soru ekleri kelimeye ayrı yasılır
ama konusurken kimse önemsemes..
bunu gibi birsey
baksana..
sana yalan soyluyorum..
dupeduz dalga geciyorum..guluyorum egleniyroum...
ben tanrıyım ben yarattım bu duzeni..
ben baska birseyim bambaskabaskalıklar icinde bir deliyim
önumde egilin...
budur..
gece olur
zaman dolar
belli bi saatten sonra vapurlar calısmas olur
ve insan istanbulun bi yakasında kalır
bir camı avlusunda bankın userinde sabahlarsın
bir elinde gusel marmara şişesi beyas..
digerinde kısa samsun
sızarsan sanslısın ama boyle bir eglenceyi kacırmana tanrı izin vermes..
sabaha kadar tir tir titrersin
ve sen yandaki odada bildik birinin kolları arasında inlersin..
ben kafamı duvarlara carparken...
sonrası muz kabugu
ustune basıp dusersin..
biri cıkar koseden usulca seslenir
abi sarma lasımmı
saten dumanlı kafa bi dunya
birde sarma ustune..
alkol yohkmu daha fasla kahrımı cekmeli bu köhne istanbul
ve aklımı almalı..
varlıgı cohkta önemli deil
kara batagın daldıgı suların bir anlamı olmalı
bu bunalımların bir playback i...
bu sahnedeki en sanslı yaratık benim
cunku herkes kadar kendi hayatında basrol oynayanlardanım
birgun kafamı bedenimden ayıracaklarsa bile..
eyvallah dicem ustu kalsın
ey tanrım bana bahsettigin su hayat erkende bitse fena sayılmasdı
ustu kalsın...
ya bildiklerim yanlıssa..
ya yanılıyorsam
ya bu bir utopyaysa
ya butun halklar kardes deilse..
ya butun halklar dusmansa..
kimin umrunda
soylesene yoruldum ben kardeslikten
butun bunların bir anlamı yohksa aslında
bir kısır dongunun tam ortasında..
nereye baksam karanlık goruyorum
bir oyunsa bu
ve karanlıgın ucunda gittikce buyuyen bir ısık
umut
özlem
sevgi..
tunelin icinde durmadan bütun gucumle kosuyorum
elimden geldigince nefesim yettigince ısıga yol alıyor
ışık buyuyor ve daha parlak ve daha guclu
beni icine cekiyor
ve umut ve varolusun simgesi vadedilen kutsal topralar o ısıgın ardında diyor ihtiyar biri
inanıyorsun cunku elinde baska hicbirsey yohk
tarih boyunca dinlerin gosterdigi gibi
işte orda ısık ona inanın ona guvenin
en karanlıgınısda orda parlıyor ona yol alın
yuruyorum..
kosuyorum..
ışık buyuyor karanlıgın icinde..
ve keskin bir fren sesi..
kulaklarımı inletiyor.
gün ısıgı diye sandıgım aslında uzerime gelen trenin ısıgıymıs..
ve ben tadın cıkarıyorum...
bana döşek ölumu nasip etme tanrım
güc ver didişeyim
mumkunse azraili dişi gonder
ölumle seviseyim
anasının karnında ikizini bogan serseri bir ceninim ben
ne kurtajlardan kurtuldum..
simdi bu dunyanın kuytu kosesinde
olmayacak ameliyatlar tahayyul ediyorum
sana biraz ben nakli gibi..
__________________
CarPe DieM (çalıntı)
adam:
-aslında yazdıklarım kendi duymak istediklerim..yazdıgım her kelimede yeni bir kapı acılıyor beynimde
ve orda seni dusunup seni hissedip bunu yapmak öyle hosuma gidyorki
kadın:
-dusunsene kaç kızı kacırdı kımbılır sırf bu oyunların.. dılını anlamıyor dıe kaç kısı gecıp gıttı hayatından
adam:
-kimbilir...
simdi burdayım ve simdi buyum..hayatımdan gecip gidenlerin enkazından toplayıp birleştirebildigim bu kadar
kadın:
-iste bu yuzden kızıyorum cogu zaman
bu kendını begenmıslıgı anlayamadıgım ıcın ..
adam:
-bu insanın varlıgının temeli..
senin bende umut diye gordugun aslında kendimi bu kadar seviyor olmamdan baska birsey deil..
usta bir ressamın elinden cıkmıs kara kalem calısması gibisin..
tum kıvrımların, golgelemeler...
ve bakısların
bir sergide sergilecenek en guzel tabardan biri gibisin
ama seni katlayıp bir cantanı icine atmıslar gibi
kagıdın orta yerinde kıvrım izleri
ve senin bakıslarındaki huzun..
umursamazlık...
sende biliyorsunki guzel bir calısmasın sen...
resimden anlayan herkes bunu bilir..
digerleri kimin umrunda..
sen bir resimsin...
yasayan tum insanlar boyledir..yasadıkları acıların haksıslık olduguna hak etmediklerine inanırlar.
herkesin acısı en buyuktur..
kimse bir baskası icin hayatın önemine inanmas..
bende boyle birseyim işte..
sıradan ve cohk konusan
dilbilgim biras daha dusgun olsa bir edebiyat ogretmeni olabilrdim..
ama kimin umrunda...
tatlı bişisin sen ,
nesin bilmiyorum ama tatlı ve ekşi oldugun kesin
limonlu ve vishneli dondurma gibi
keske bir resmini cizebilseydim senin
ve seni dusunurken butun sınırları kaldırabilseydim beynimin icinden..
tenindeki tum kıvrımları gorebilmek isterdim..
ama dokunmadan...
bakmak...
seni izlemek...
bakısların, ellerin, ayak parmakların,
bileklerin,
saclarının kıvrımları,
gulumse..
goremiyorum ama gulumseyince dudaklarının aldıgı seklin tasvir edilemez bir gusellik oldugunu hissedebiliyorum .
ve boynun..
ve omuzların..
gozlerini kapamalısın..
nefesim boynundan asagıya dogru suzulurken...
keşke bir resmini cizebilseydim senin...
__________________
CarPe DieM (çalıntı)
özlemcim canım ellerine sağlık çok güzel olmuş..
Özlem açıldı bir kere artık kimse tutamaz onu :D
bencede tutmayın Özlem'i çok güsel yazılar ellerine sağlık
gelmiyorsun
yokluguna yazamıyorum
ilk kelimem sensin
senle baslayınca susamıyorum
canım yanıyor
hayatıma girdiginden beri caresislik damarlarımda geziniyor
seni gorebilmek icin kime rusvet teklif etmem gerektigini bile bilmiyorum
hala anlayamıyorum
ilk hangi gun icimde hissettim nefesini
sensis uyandıgım ilk gunden beri nefes alamıyorum
yoksun simdi
yoklugunda kendimi kandıramıyorum
sana bişi yazmak istesem olmuyor
sanki ne senden oncem ne de sonram, simdiki bana benzemiyor
ve ben seni cıkarınca hayatımdan
hicbir limana sıgıncak kadar uzun sure suyun uzerinde kalamıyorum
yoksun simdi
icim eriyor
icimdeki tum kelime stoklarını erittim yoklugunda
yazdıklarını takip ettim
soylediklerini yaptım
doktorunun sozunden cıkmayan bir hasta gibi
ölümden korkan değil
doktoruna bağımlı
gittiginden beri butun saatlerin pillerini cıkardım
ne zaman senin icin elim gitse yalnızlıgıma
hayatıma girdigin anı dusunuyorum
kırmısı saclı sevgilim
gittiginden beri
gelişine kurdum saatlerimi
icime cektigim nefes gibisin
bir turlu geri veremiyorum
__________________
CarPe DieM (çalıntı)
cıkarken yazıcaktım ama sanırım birasdan cıkarım ben..simdiden baslıyayım yazmaya..
neyse..
senle konusmayalı nerdeyse dort ay olmus..belkide uc..sanki yaz tatiline cıkmısıs ara vermisis bişilere ve simdi yine bıraktıgmıs yerde bulusmusus gibi..
tuhaf.belkide bi suru abuk subuk sey yasadık neler paylastık..bir ömrun kıyısında gezindik saatlerce..oysa basladıgmıs yer kucuk bir su birikintisiydi bizim..simdi okyanusun kalbinde yuzen iki yunus balıgı gibiyiz..
birbirimze bi kac ask kadar gec kalmıs olmasaydık keske..hep yanlıs gidenlerin ardından yorulmasaydık..
bazı geceler nerde oldugunu ne yaptıgını dusunmek icin kendimi zorlardım..oysa sana dair aklımda kalan butun anıları butun goruntuleri butun yazıları toplayınca sana aslında ne kadar uzak oldugumu hissettim..
kimbilir belkide sende bu ulkenin bir ucunda beni dusunuyordun hemde o an o dakika.. ama sende farkındaydın ne kadar uzak oldugumuzun..
benim tuhaf raatsıslıklarım vardı sevmeye engel..seninse sıradan bir sevgiye fazla gelicek bir yuregin..
belkide bunu hissettigim icin korktum senden..ama sonra farkettimki sıradan birinin sevgisyle bile mutlu olabiliyordun sen..oysa ben sana yeni bir ruya yaratıp verebilmek isterdim..hicbirzaman yapamıycagım birseyi..
neyse..
bunca zaman sonra seninle yeniden konusmak seni yeniden gormek ve sana gorunmek bence guzeldi..sen ne hissediyorsun emin deilim..
ben deişmedim..sanrım deişmem de kolay kolay..ama gordugum ve hissettigim kadarıyla sen cohk daha tatlı ve guzelsin..Duygularıma esir oluyorum seni görünce insan bin keremi yanıyor bir kere sevince ruh bedenden ayrılıyor çekimine girdim bin kere daha yandım sana canım gördüğüme sevindim senin
varlıgın icin tanrıya tesekkur ederim...
__________________
CarPe DieM (çalıntı)
bir kalbe kac tane by pass yapılabilir?
aynı anda kac insana asık olursun?
sığmayanları naparsın?
daha buyuk bir eve cıkarsın..
cözemiyeceksen neden verilir tum bu sorular?
yaşıyorum ama hersey dilimin ucunda...
bazen diye bişi yohk sadece bir nehir akıp gider,
rusgar eser gecer,
öfke gelir kufredersin,
sevdan gelir yazarsın gozlerin icine..
sonra bakarsınki butun bunlar düş
bazen diye bişi yohktur..
sadece kalbin attıgı surece durur ertesinde
sonra yine carpar..
öle yani...
nasıl dı...?
bir bıcaksan saplanacaksın...
bıcaktın
saplandın..
gerisi saplandıgın yerin sorunu...sen hala bıcaksın..
sığmayanları ne yaparsın biliyormusun
sığmayanları alıp daha buyuk bir eve cıkarsın...
hepsi bu...
sonra..
ne kadar ileri gidersen o kadar geri gelebilirsin..
dusunsene her gecen gun yeni bir mucize yasıyorsan...
ertesi gun neler kaybedersin?
bir ölümlü buna nasıl dayanabilir?
bi insan gunde kac defa ölur;?
bir kalbe kac defa by pass yapılabilir
bir kalbe kac aşk sıgar?
ya sıgmayanları ne yaparsın?
sadece gordugumun hissettigmin baska acıklamaları varmı diye gesiniyorum etrafta
kelimelerle oynamamın nedeni bu
bazen yıkıp yeniden yaparsan farklılıgı gorursun...
yada yıkarsın ve yapamassın..
__________________
CarPe DieM (çalıntı)
abi düşünsene gecenin bir yarısı kör kütük sarhossun..
bir elinde sarap sisesi digerinin parmaklarında kısa samsun...
aklında sevgilinden kalan sözler, icmeyipte ne halt ediceksin..
bakmışsınki aksam olmus sokaktasın ayaz yemis yuregin sırılsıklam..
titriyorsun cigerlerine işlemiş yalnızlıgın ölmeyipte ne halt ediceksin..
kimimis yorgun kimimis vurgun kimi isyankar
acı gercek bu ömrumus su geciyor yıllarr...
sonra bakmıssınki sabah olmus.. userindeki nemli palton,
köh köh öksürüğün bogasında, son dal sigaran kalmıs atesin yohk...
bir minubus duragına yanasıp sıraya girmeden on sıradan birinden ates istersin usulca birileri soylenir arkadan
kaynak yapmayalım bilader..!!
bilader minubuse binicek paramıs olsa neden kaynayalım...
sonra alır atesi yururum en yakın ekmek fırınına..
sacı sakalı birbirine karısmıs kokudan yanından gecilmes ihtiyar bir bunak gibi
agsında kalmıs iki tane disiyle bir turku mırıldansan kesfedilme ihtimalin nedir bir tv kanalı yoneticisi tarafından...
bir kaynana programında soru sorabilen erkek isleyici olma ihtimalin bile yohkki
icindeki cumle kurabilme yetenegini gosterebilesin..
ve daha kac defa asık olabilirsinki...
sana bu denli şiirler yasdırabilsin...
bakmıssınki sabah olmus bir mesar tasının golgesinde dogan gunesin kuytusunda...
kimin mesarında uyandıgnın ne önemi var...
bası insanlar ölmeden de mesarda uyanabiliyor dersin kendine...
sırıtıp durma su hayata...
seni kaale bile almıyor...
sen istedigin kadar kufret...
o hala kendi bildigni yapıyor...
__________________
CarPe DieM
Hepsi birbirinden guzel..Tskler paylasimin icin;)
sonra
yalanlardan incinen kucuk ordek yavrusu hesabını sorar ve seni terkeder
soylesene:
-dogru soyleyince gitmiyecekmisin...
soylesene:
-dogruyu soylersem madalyamı vericekler boyunmu uzayacak
nedirki bu..
çok şey anlatıyo, tabi ki anlayana..saol özlem ellerin dert görmesin
Darkblue&blue
28-10-06, 11:59
güzel özlem aplacım tsk ettim
kac gidiş yazıldı bu satırlara..
senin ayrıcalıgın neydi ki
simdi kafiye olmuyor diye kelimere kızıyorum
sustum..
yazmıyorum artık...
konusmak en buyuk zinaydı..
sana yazdıgım her an sana,
kızıyor tanrılar bana..
ben gidisinden caresis kalmısım iki kat arasında..
suzulup geciyorum sehrimin kıyılarından
uzuntu ve karın agrıları arasında..
gtmelisin simdi...
cunku varlıgına gore kurulmadı bu saat
beklenen ve planlanan bir olasılık deildin sen
hicbir matematik profesoru varlıgını acıklayamıyor..
öyleyse yohksun sen..
simdi gimelisin..
geldiginden daha cabuk..
seni bekleyen kolların arasına...
dolunayın ısıkları altına
seni seviyorum...sensis yasayamıyorum..ama simdi gitmelisin..
dinlemeye devam et
inandıgın yalanları sevgilinin gozlerindeki ısıltılarda bulucaksın...
ne cohk tukendi bu satırlar..
kac byte bilgi aktarıldı..
kac byte olurdu burdan yasanılan bir sevda?
bir diskete sıgarmıydı yohksa cd`yemi cekmeliydi bu askın resimlerini
hangi kamerayı kullanmalıydı yada hangi mikrofonu kulaklıkla birlikte
bir hard diske kac ask sıgar?
format atınca burdaki asklarda silinirmiydi?
yohksa f-disk atmadan silinmesmiydi bu izler..
ve hangi antivurus programı korurdu sevgilini...
diger sanal asklardan...
soylesene burdaki bir ask kac byte yer kaplar aklının kıvrımlarında...
ve hangi quick format ne kadar hıslı siler acıları
ve kac windows daha kurarsın kalbinin uzerine...
olmas işte
hata verir acılısta
acamassın gozlerini
bakamassın..
bakamadıkca kör oldugunu sanarsın
sonra 3 nokta körler dernegine uye olursun
sana iş ve işci bulma kurumundan bir is bulurlar
sonra devlet maas baglar
banka kuyruklarında beklersin sabahlara kadar
sonra bir kadına tutulursun sanal dunyadan
ve o kadın kac byte yer kaplar hayatında onu bile hesaplayamassın..
kalkıp utanmadan buna yasamak dersin
ona mailler atarsın siirler yazarsın
aglarsın, sinirlenirsin, ofkenden hırsından
yıldırım olur dusersin hollandada bir elektrik santraline
sonra hukumet seni dava eder..
kamu malına zarar vermekten
sanki kamu sen deilmissin gibi..
sonra uzuntu ve muz kabugu
bunu bir bilene sormalı
burdan asık oldugun kadın kac byte yer kaplar hard diskinde
ve bir diske kac kadın sıgar?
hadi bebegim...
bir kes daha vur beni..bir kes daha...
gozlerini kapatma nefes bile alma sadece vur..
yazanlar biticekse neden yazarlarki..
yeterki alkol bitmesin
gerisi kimin umrunda...
__________________
CarPe DieM
-sevmek ne yapıyor sana?
-beni bir şair yapıyor..yetmesmi..
-bence yeter..
senin icin neler yazdım bir bilsen...
biliyorum sana aşık oldugum anda yazı biticek...
sen o cohk okuyup arastıran akademisyenler gibi olamassın,
sana uymuyor..
cunku sen ezberi sevmiyorsun..
anlamak istiyorsun,
hazır kalıpların dısında..
mantıklı, daha dogrusu mantıgına yatmalı acıklamalar..
sanırım sayfaların altındaki kucuk dipnotları okumayı o sayfayı okumaktan daha cohk seviyorsun ..
sanki yıllardır goremedigim eski bir arkadasım gibisin sen...
deişmissin. gorunusun, konusma tarzın, davranısların deişmiş
ama seni hala anlayabiliyorum .
ve ben de senin aklındaki gibiyim..
bu nasıl birseyse kac defa yakalanır?
kac defa insan yasar bunu?
bir kış gunesi bile olsan umrumda deil...
gercekmisin sen..?
yohksa seni benmi uyduruyorum ...
aklımın bana oynadıgı en guzel oyun sen gibisin ,
bu kadarmı buyudum ben ?
inanmıyacagım hayalleri yasayacak kadar..
ne zaman gidiceksin bilmiyorum,
umrumda bile deil..
simdi damarlarımda gezinen bu sıcaklıgı seviyorum
gercekmisin sen...
yohksa simdi seni benmi uydurdum
nasıl birseysinki..?
seni anlatmak icin hangi kelimeyi kullansam, yanında on tane daha cumle kuruyorum.
bunun bir anlamı varmı bilmiyorum..
yarın sabah uyandıgında hala aklında olucakmıyım emin deilim..
ama tenindeki o renk cümbusu..
sana dokunmanın tadındaki o özgurluk
kokunu dusunmenin dayanılmaz cıglıkları
aklımın bana oynadıgı en gusel oyunsun sen
gerceklerden yoruldum..
keşke butun yalanlarım seni kadar gusel olsaydı..
__________________
CarPe DieM
hepsi cok güzel esmer güzel arkadasim benim, tsk paylasdigin icin :kiss:
komplo teorilerinden yorulmus pratisyen bir hekim gibi hissediyorum kendimi...cogu zaman serseme dönmüş bir cüzzam cerrahı.. sana biraz ben nakletmeye calısırken bu sevdanın takvim tanımazlıgını gormesden geldim...durmadan..seni düşünmeden tek bir an gecse geriye sarıyorum bu hayatı ve bıraktıgım yerden devam ediyorum,elini tutmaya..
kırıldıgın yerde iç cekişlerin canımı yakıyor..sen ne zaman sussan aklımın icindeki tilkiler beynimin kıvrımlarını kemiriyor..bana seni düşünme diyorsun...henüz öyle bir uyusturucu yapılamadı...elimdeki bir kac sarma tütün, bir kac şişe kırmısı... bana seni düşünme diyorsun..ben seni düşünmeden gecirdigim her anı başa alıp yeniden yaşıyorum..
tutkularımın gücünü soguk sulara bastırıp bogmaya calısıyorumgunlerdir...sevmek nasıl birsey di..saplantılarımın agırlıgı altında elinden tutup sokaklarda yurudugum kadın senmisin? sıcaklıgına güvenip durmadan yeni kumarlara katılmamı saglayan yüz senin mi? her kaybın sonunda yanıma gelip saclarıma dokunan senin ellerinmi..? nerdesin?
yohkluguna alısmam icinmi beni terketmeden önce mektuplar gondermeye basladın..? beni önce hangisi bırakıcak.. dokunurken titredigim teninmi, öperken agladıgım dudaklarınmı? yohksa yastıgımdaki başının izimi..?
günlerdir kapının önunde gezinip duruyorum.. ya cok gec kalmısım yada hala erken kapına dokunmak icin.. ya cok tekrar ettim sevda kelimelerini yada beceremedim, sen olmadan bir cümleyi bitirebilmeyi.. simdi utanıyorum karsında gülümsememle.. tuhaf bir oyundu bu..ya sen gec kaldın varlığıma yada benim oldukca acelem... simdi yanlış gemiyi yakıp kaderine isyan eden öfkeli huysus bir ihtiyar gibiyim.. zamanın pencesinden asırıp iki damla suyu sana getirmek istiyorum..
sana iki kelime yazıp bırakmak istedim..sen idye basladıgım icin belkide hala bitiremiyorum..
söylesene simdi sen yohksun..geldiginde bunları okumayacakmısın... yada geldiginde bunları okuyup napıcaksın..tuhaf bir gulumseme bir anlık duraksama..
biz oldukmu yada biz olacakmıyız.. hala sen diye yazıyorken şiirlerimi genis zamanla bir umuda akıyor yalnızlıgım..
beklemek ne tuhaf bir karın agrısı..bazen gecsin istersin bazende biras daha sızısı kalsın iliklerinde..
sen simdi yohksun sana bir kac kelime bırakıyorum... yanında kayıp bir ruhun anlamsız imzasını.. gelirsen eger...gelirsin d`mi?
yeniden umut etmek icin öyle yorgunum ki...
__________________
CarPe DieM
tsk canim benim cok güzel bir siir sagolasin bidenem ;)
Kimsin sen? Kelimelerini gördüğüm, cümlelerinden vurgularını tahmin etmeye çalıştığım, orda olup yazdıklarımı okuduğuna, beni anladığına, anlaştığımıza inandığım sen...
Varsın di mi? Ordasın? Konuşurken suratın nasıldır, ellerini oynatır mısın konuşurken? Ya mimiklerin? Konuşurken bakamadığım gözlerinin rengi ne? Sen de merak ediyor musun beni, yüzümün konuşurken ki halini...konuşurken gözlerine bakarım karşımdakinin, sağır değilim ama dudak okumayı severim ben...
Bilebilir misin tüm bunları?...Sanmıyorum. Peki nedir ikimizi bu denli yakınlaştıran... görmediğimde özlettiren seni? Saatlerce yazıştığım, gülmekten sandalyeden düşeceğimi hissettiğim, hayatımın en gizli yerlerini paylaştığım sen kimsin? Nedir seni bu denli özel kılan hayatımda... nedir sonuna kadar sana içimi açmama sebep...
Kelimelerce herkes güzel galiba... kelimeler zırh gibi, kelimeler sığınak... daha kolay ifade edebiliyoruz kendimizi... yüzleri görmeyince daha bir yakın, daha mı insan oluyoruz yoksa? Kelimeler zırhımızı mı yok ediyor... Hayali dostum kabul ettiğim sana kelimelerle ulaşırken daha mı açık oluyorum, ya da kavga esnasında kelimeler daha mı bir aslan kesilmeme neden oluyor? Burada olmaman ne de çok soru sormama neden oluyor kendime... kimsin sen?
Kafamdaki gibi misin? Saçlarınla oynar mısın konuşurken? Dokunur musun konuştuğun kişiye? Nedir sana bu denli güvenmeme sebep? Nereden biliyorum seni... neden tanıyor gibiyim seni kelimelerin yeterli mi seni hayatıma sokmama... özlememe... seni orda gördüğümde sevinmeme? Gideceğinde, gitme dedirten, dur daha konuşacaklarımız var dedirten ne bana? Gittiğinde ekranda kalakalmamı sağlayan ne? Neden tüm bu sorular, nedir beni buraya getiren? Çok mu cevap arıyorum, kabullensem buranın sanallığını, gerçek yaşantıma geçirmesem, gerçeklikten sanallığa geçmede görsem seni sadece, gerçek anlara sokmasam seni düşüncelerce... olmuyor, yapamıyorum... nasıl silebilirim ki seni? Saatlerimi paylaştığım sen... sevincimi paylaşmak için sabırsızlandığım, üzüntümü paylaşmak istediğim... beni güldürmenden nasıl vazgeçebilirim? Bu kadar da toz pembe mi bu dünya?.. .olmadığını sen de biliyorsun... ben de... sinirden az mı çıldırmadık, ekranı yumruklamak hiç mi geçmedi içimizden?...
... ya aşk... dedim ya kelimelerce herkes güzel, kelimelerce herkese aşık olunabilir... öyle ya da böyle, gerçek ya da sanal, kelimeler veya sözcükler... önemli olan insanların buluşması değil mi?
ve simdi son bişi..Sen Kendi ellerinden tut... Kendine Benim için bir gül ver..
__________________
CarPe DieM
hepsi birbirinden güzel, tesekkürler canim arkadasim :)
vay be pasa ve sultan askı bır baska olsa gerek :D :D
sahip oldugun curretkarlıgın baglı oldugun zincirlerin.
sendeki asaleti seviyordum ben..
avuclarının kanamasına inat, karanlıkların arasında cogaltabildigin kelime yüklü satırlarının arasında gezinmeyi..
seni öldürüp gittigimden beri acınası bir ihtiyar gibi medet umuyorum tuhaf yuzlu insanlardan..
belki de seni bırakıp giderken hesaplayamamıstım..gidenlerin de yalnız kalabilecegini..
sadece terkedilenlerinmi canı yanar sanıyorsun sen hala?
gecmisinin yaraları dikiş tutmadan kanattıgım icimden akıp gitmeden
sen takviyeler alıyorum...
radyo anonslarıyla kimde senden biraz bulsam kör bir şırıngayla enjekte ediyorum kangren olmus kollarıma..
seni cıkartmaya calıstıkca aklımdan yerine koyamadıklarımın agırlıgıyla nefes alamıyorum..
yorgunum..
sesini özledim..
seni kaybetmeye basladıgım anda hissettigim acı öyle buyuktu ki..daha fazla dayanamadım...
ne ben yeterince genctim ölebilmek icin..
nede sen yeterince büyümüştün bu yıkımın son sahnesini en ön sıradan izleyebilmek icin..
seni görmek yada duymak istemiyorum..
gittiginden beri ezbere aldıgım sevdanın tekrarlarıyla avunuyorum..istedigin kadar uzaga git simdi..sen hala durmadan bana yanıyorsun...
görünmek ve duyulmak umrunda bile deil..sen hala beni bekliyorsun...
sana dokunurken en cohk kendimi yaraladım ben..herhangi bir gecenin kuytusunda caresisce boş bakıslarımdan uzaga kacırıp seni kollarımın ardına saklamaya calıstım icimdeki hayvandan..
ne cohk kırılmıssın..ne cohk korkmussun benden..
her zafer cıglıgımın ardından ne kadar konusamadım bir bilsen..
goren herkes takdir ediyordu gururumu..uzerinde iyi duruyor bu sakın cıkarma dediler..
sen gittikten sonra her gece girdigim o evde
duvarlarda yankılanan sesimden kacabilmek icin
aynı duvarlara vuruyordum basımı..
ertesi gun yine o buyuk kumandan edasıyla yeniden cıkıyordum insan icine..
icimdeki insanı bırakıp o evin en soguk kösesine..
seni bıraktıgım gunden beri
blmedigim sehirlerin bilmedigim sokaklarına bakan otel odalarında uyanıyorum
kanımda dun geceden kalma alkol birikntileri
aklımda yazılamamıs sevda sözleri..
uzerimde bir fahisenin ucuncu sınıf parfumunun kokusu..
seni bıraktıgım gunden beri ben kiminle yatsam icimdeki adam tecavuze ugruyor sanıyorum..
her sabah huysuz bir gune kufrederek uyanıyorum..
yasadıklarımın sorumlulugunu tasıyorum yuzyıllardır..
hangi tarihin, hangi kitabında vardım ben
hangi dipnotla acıklanmaya calısılmıs
pek fazla bilinmeyen bir dilde karsılıgım aranmıs
olmamısım
hala uyanamamısım bu ölüm uykusundan..
yohklugunun ardından icimde biriktirdiklerim sıgmamıs barajlarıma..
kapaklarımı acmısım,
kendi köyümü sular altında bırakırken en cohk kendi bedenime aglamısım..
kaybolmus ruhumun pesinden gidiyorum yıllardır..
ne bir beden de ne de bir sahil seridinde kime sorsam tanıdık ama anımsayamıyorum diyor..
simdi yıllar sonra komadan cıkarmaya calısma beni..
baglı oldugum makinanın fişini cekmek icin senden onay bekliyor tüm kahrolası baş hekimler
seni bırakıp gittiigimden beri senin daha cohk sözun geciyor karanlık hayatımda..
ve ben simdi ne zaman canımı yakmak istesem
seni düşünüyor
ne zaman yorulsam bu acıdan
sana uyuyorum
simdi
ne sen eski aşkımsın benim
ne de ben
yeni bir sevdanın ihtiyar şairi..
gittigimden beri hayatımdan cıkardım seninle birlikte
sana yazdıgım tüm güzellikleri..
sen öldügün anda yitirdigin cesaretini
ben ise yıllardır tasıyorum..
korkak bir fare gibi yaşamanın asaletini..
unut gitsin..
benim senden kazandıgım zaferlerim apoletlerime işlenmiş
tören uniformalarını giymiş soytarı gibiyim..
senin ise benden kalan yaraların
iyileşmek yerine daha derinlere işlemiş..
iç çekipte nefesine gömülmüş
yangın anında kurtarılamayan en önemli evrak gibisin..
yerine konamamış
yoklugun, aklımın sınırlarını aşmış...
CarPe DieM
öfff bee amma sömürmüşün özlem:D iyi yere tezgah açmışın hade bakam kolay gelsin:D
nerdesin
yazılıdan sıfır almıs bir ogrenci gibiyim..
aksam eve gidince mazeretler olmalı sabah okula gelirken oldugu gibi
yarım bırakılmıs bir oyunun ebesi gibiydim
ne zamandır gozlerim yumulu emin deilim
acıldıgından beri kapanmayan yaralarım
pansuman tadında şiirler sarıyorum ruhuma
uzun zamandır tek basınalıgın rahatına alısmısken
simdi nerdesin`e takılıyorum
sonra gelicekmisin`e sarkıyor yalnızlıgım
yoksun`la noktalanıyor caresizligim.
hala kanunu hukmunde kararname kadar gecrliyim kendi hayatımda
siyasi darbelerden yorulmus
askeri cuntaya eyvallah demişim.
asgari huzunle bogusan kalbim
gitme`lerinin ardına sıgınmıs
hakkında asılsıs ihbarlar turetilmiş
bir turlu ispatlanamamıs komplo teorisi gibiyim
kalırsan sana şiirlerim yazarım
kalırsan seni kendime yazarım
gidersen die
gitme`sen die
aklıma gelen her harfi yaşarım
sen`den öte baska bir köprü bulur
farklı bir ben`e inanırım
bir suredir yoksum
gelmez`sen die
farklı intiharlara yeltenir
kayıp ruhum...
Carpe Diem
çok güzeldi özlemcim ellerine sağlık..harikasın yani ;)
o eski halimden eser yohk simdiiii
ısdırap icinde yorgunum simdiii
tutun kollarımdan duserim simdi...yalnısım dostlarım yalnısım yalnısss..
dokunma bana dediginden beri
aklımda bir intihar cıglıgı
ne seni aklımdan cıkarabiliyorum
nede sana dokunmadan yasayabilmeyi hayatıma sokabiliyorum
ne gidiyorum alıp basımı
nede kalıyor
durmadan başıma kakıp
dokunma bana deyişini...
söyle nasıl kalır bir insan
bu kadar isterken seni
hangi mazeretin ardına sıgınır saklar gozlerini
uzanılıpta dokunulamayan suyun uzerindeki yansıma gibisin
hani işime gelmedigi icin gerceginden ayrımadıgım
işime geldigi icin gercek sanıp tutuldugum
dokunma bana deme artık
içime kanıyor yalnızlıgım
dudaklarımı ısırıyorum susamadıklarım yuzunden
avuclarımda karalanmıs burusturulmus sevda yeminleri
uzun suredir akmayan bir nehrin
kuraklıgında bekliyorum
geri alamadıgım icin inkar ediyorum durmadan
baska carem kalmadıgı icin utanmıyorum kendimden
kaybedeceklerimin azlıgıyla eşit özgurlugum
seni kazandıgımdan beri sesimi bile yukseltemiyorum yazarken...
yorgunlugum aşktan deil
cıkmaz sokaklarda kaybolmaktan
ne senin tarfini alabiliyorum tanrımdan
nede yaşam kanıtlarını
bugun seni gezdigin sokaklardaydım
senin sahilinide
senin denizinde
senin gunesinde..
hani senin paylasacak bir sey kalmadı dedigin
birlikte baska bir gerceklige soyundugumuz
senin göğün kırmızısına bakışın
benim, senin aksamının karanlıgında bekledigim
kelime oyunlarını özledim
ne gelişine hazrlamıstım kendimi
nede gidisine sigortalıydı icimdeki buzdan kuleler
her yıkılısımın sorumlusu sensin hayatımın degersizliginin
aldıgım her nefesin
verdigim yerlerin
gordugum insanların ve dahası
senden sonra renkleri solan bu ciceklerin
cektigim her acının sorumlusu sensin
yanıldıgmı biliyorum
ama seni yanımda tutmak icin bundan baska yapabilecek birsey gelmiyor elimden...
git simdi..
nolur dokunma bana deme
canım yanıyor duydukca
bir yabancının tercumanı gibi hissediyorum kendimi
ve cevrilemiyor asılsız sevda sozleri
acıklayamadıklarımın altında kalıyorum
bir suredir kimse enkazımla ilgilenmiyor
duyduklarım gorduklerim senin olsun
ben senin sıradan bir gunde evden cıkıs saatini bilmeyi özledim...
sokakta yururken bana mesaj yazabilmeni
denize bakarken aklında oldugumu bilmeyi...
aksam eve dönerken yapacaklarını
ve tam olarak saat kacta uyuyakalacgını bilmeyi özledim
hissettiklerim, bildiklerim senin olsun
ben senin yarın sabah uyandıgında aradıgın olmayı özledim...Carpe Diem
yeni bir bayrama hazırlanıyoruz
yeni bir yılk
yeni bir umut
yeni bir derken ne kadar agır geliyor bu yenilik
hala uzgunum
seninle konustugum her an aklımda
paylastıgmız her dakika
her kelime
yabancı bir ulkede aynı dili konusan iki yabancı gibiydik
belki de bu yuzden bu kadar yakındık
belkide aynı acının paydaların esitlerken sonuc hep sen ve ben olrak cıkıyordu
hala anlyamadıgım gitmek zorunda olman...
gittiginden beri ne bayramlar bayram nede yeni bir yıla hazırım
gercek değil gibisin
ama bir yanım öyle inanmıstıki sana...
gidisinin sorumlulugunu yuklemek isityorum kendime ama öyle agırki
nefes alamıyorum
belki bir sure daha kalsaydın
belki de
umarım mutlusundur...
beni biliyorsun
yırtık ucurtma gibiyim gittiginden beri
sadece ruzgara guveniyorum
umarım
gittigine değmiştir...
gittiginden beri ben
biraz daha eksik yasıyorum
bu anlam katamadıgım hayatımı...
Carpe Diem
sokakta yururken bana mesaj yazabilmeni
denize bakarken aklında oldugumu bilmeyi...
aksam eve dönerken yapacaklarını
ve tam olarak saat kacta uyuyakalacgını bilmeyi özledim
hissettiklerim, bildiklerim senin olsun
ben senin yarın sabah uyandıgında aradıgın olmayı özledim...Carpe Diem
ıslık ıslık :claps: :claps:
gel hadi
kırıldıgım yerde sarılamıyor yaralarım
kırıldıgım yer yoklugunun canımı yaktıgı
geldigin yer br cennetin varlıgının son ispatı
gel hadi
gittigin gibi ansızın
soru sormadan ve cevaplanmayı beklemeden
ve ben ayılmadan yeni bir gune
baska bir aşkın kıvrımlarına dokunmadan
yasadıgım bu tuhaf bitkisel hayattan cıkmadan
gel hadi
yollarını esberledigim sehrin
gelirsin diye cektigim resimlerim
sen gittiginden beri dinledigim
her sarkıyı ezberledim ben
gelirsen diye
sakladım gordugumu
unuttuklarım icin bagısla beni
ben hala sensis bir gunun degerini tam olarak kavrayamayanlardanım
gülümseyemiyorsam affet beni
ben hala sensis bu dunyanın buyuklugune inanmayanlardanım
gel hadi
yazarken verdidim 'es'ler
bu soluk alma cabası
ic cekişlerim
bu bir turlu gelmeyislerin
bu yokluguna yazarken tükenişlerim
seni dusunup kendime dokunup
tanrıyı aldatma tesebbsulerim
bu gelmiyorsun ya aksam olmuyor olsada gece btmiyor
bitsede sabahın ilk ısıkları öyle aydınlıkki
acılmıyor gözlerim
gözlerimin acılması işime gelmiyor
aglamıyorum artık
gittiginden beri her yeni gune bir baska yalnız uyanıyor
ama yasamıyorum artık
karnımdaki agrılar gectiginden beri hissetmiyorum
seni son gordugumden beri kimseye bakmıyorum
sanki yalanmısız gibi
bu tiyatro oyunundaki son sahnede hanceri sırtına saplanan benim
saplayan ben
bu inkar ettigim dunyamın sorunmlusu tutulup
bilirkişilere suikastler duzenyelen ben
ben ki sahip oldugum hayatı
sana yakın bir yörüngede tutmaya calısan
kusatma altındaki bir kalenin son savascısı
içime cektigim nefesin tek nedeni sensin
bırak
son nefesimi vermek icin
baska bir yukumluluk yoksa eger
dokunsun
sadece senin ellerin...
Carpe Diem
şehirlerarası iki sevgiliydik biz
ses ve yazıdan ibaret aşkın bir turlu esitlenemeyen paydaları
ne seninle tam olabiliyordum
nede seni aklımdan cıkarınca bir adam...
çaresizlikleri biriktirip 30 gun sonra kitap alamıyordum belki
ama içimdeki sana yetiştiremedigim ciceklerin kokusuyla sarhosum
ayılmamak icin alkole bastırıyordum beynimi
uyanmamak icin ruyalara...
sehirlerarası iki sevgiliydik biz
ne bir otobus camının bugusuna yazıldı kalbimiz
nede bir havaalanı bekleme salonunda
yanımızda hızla gecip giden
iki sevgilinin el ele tutulmasına benzetildi
aramızdaki onca mesafaye ragmen
karsımdaki ekrana ben diye dokunan eline
sarılıp ağlayısım....
şehirlerarası iki sevgilydik biz
hicbir tarifede gecmiyordu bulusma saatlerimiz
ve hirbici mazereti yoktu tanrının
bizim icin cizdigi yolların kesişmemesinin
sehirlerarası iki sevgiliydik biz
bir türlü yerine ulastırılamayan mesajları dusunup kurgulayan
kendi kurdugu komplo teorilerini altında kalıp
yine tek careyi sevgilsini dusunmekte bulan
iki caresiz
iki yalnız
iki yorgun sevgilliydik biz
kavusamıyor olmayı hala sehirlerarası yolcu tasıyan otobuslerin
ücret tarfilerinin neden oldugunu sanan
sehirlerarası iki sevgili
soguk bir kıs gecesi
soluk monitorun ısıgına bakıp ısınmaya calısan
birlikte olamıyacak kadar gucsuz
ayrı yasayamayacak kadar
aklı basında olmayan...
CarPe DieM
askın şiiri olmas
oluyorsa eger o sadece şiirdir
askın kafiyesi olmaz
ne ölcüsü vardır hayatın icinde
nede baglı oldugu dilbilgisi..
cahilligime ver, sevdigimden beri ayrı yazamıyorum
soru eklerini
askın şiiri olmaz
oluyorsa renkli gokkusagıdır o
renginden utanır bakamaz insan
ve en son öptugu kadının dizleri dibinde bulur kendini ansızın...
askın şiiri olmaz oluyorsa yalandır o
anlam yukleyebildigin kadar kelimelere, anlasılırsın
anlayamadıkların kadar altında kalırsın kuramadıgın kafiyelerin
askın şiiri olmaz, oluyorsa, bir kadının suya degiyordur ayakları öglenden sonra
aşkını ertesine gune kadar tasıyamıyorsan şiir olur o
okuduktan sonra gecer
ve ac karnına alınmaması doktor tavsiyesidir
aşkın şiiri olmas..yazılıyorsa eger o sevgiliye agıttır
ne giden ne kalan..seni tanıdıgımdan beri aklımın icinde durmadan birseyleri kırıp döken...
ne fazlası var ustu kalsın diyebilecegim.. nede azı...
delinmiş ayakkabımı aylardır giyip
boynumdaki kravat sayesinde adam sayılıyorum
bir gun düşmeye göreyim ayaklarımın tabanı acılırsa gun yuzune
ne kravatın asaleti kalır boynumda
nede öptugum kadınların adı
yazdıgım mısralar arasında...
aşkın şiiri olmaz
olan biten sıradan bir makaleden ibarettir
biz buna abartıp ask siiri diyoruz
abartamadıgımız kadar kafiye uydurup
bir gun biri bestelerse diye uyaklamaya calısıyoruz...
askın siiri olmaz
olan biten sen ve benden ibaret..
ne seni cıkartınca benden bir anlamı kalıyor
nede seni aklımdan cıkarınca
bir aşk şiiri oluyor...
geriye kalan küstah bir yazarın
laf kalabalıgı...
şehvetinden gecelerin hesabını tutan kör bir meyhaneci gibiyim
ne ictigmi biliyorum
ne dokundugumu
ne seninle yatabiliyorum
nede sensiz
beynimdeki sesleri susturabilmek icin kafama sıktıgım kursunlar
bir suredir bir yabancının kafıyesiyle uyanıyorum yeni gune
anladım ki
senden sonra hayatımın sonuna kadr
bir baskasıyla olma dusuncesi
tek basıma yalnız kalmaktan daha zor...
aşkımın şiiri diyor kim yazıyorsa bunu...
hangi askın şiiri olur
yazılabiliyorsa şiirdir o..ask yazılamayan
ask baskasının yazdıklarında okudugun
o hic senin olmayacakmıs gibi duran..
CarPe DieM
bazen fısıldamak istersin bazen susmak
alıp basını gittigin sehrin yabancısı olmakta
sehrin sahibi olmaya yeter belki
ya yanında kaldıgın kadının yabancısıysan artık
ister fısılda bundan sonra
ister sus
istersen şiirler uydur uydurabildgiin kadar
neresindesin hayatının ve ne kadar kaldı
bir yabancı gibi durma saatine
ne zaman insan susmak ister
ne zaman fısıldar
elveda sözlerini...
hatırlamaktan daha cok acı veren
hatırlanmayı ummaktır
cunku bir sure sonra umutlar yakmaya baslar
paslı bir hava gibi icine cektiginde cigerlerini
en tehlikeli yerinde bedeninin
kötü huylu bir ur gibi büyür umutlar
ne cerrahi bir operasyonla kurtulabilrsin
nede uzun sure
bir yabancı gibi
kendi hayatına devam edebilrsin..
eksiltebildigin kadar gulumsersin
ustune eklediklerin kadar kararır gözlerin
ve ancak baska bir yabancı gelinceye kadar
kendi sürgününde cezanı cekersin..
Carpe Diem
Emeğine Sağlık Karauzum tam arşivlik bunlar..
Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...
Beynimi uyuşturu*yor özlemin...
Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlı*yorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime sapla*nan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni ok*şayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, se*vimli ha*şarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı be*ni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz ge*celerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yor*gun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:
"Yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve be*ton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unut*mandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" de*mek...
"Beni ne kadar ça*buk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sa*na ne zor...
Sesimi, kokumu çe*kip alıvermek beynin*den, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...
... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakma*nı istemek senden...
... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlik*te güneşlendiğimiz on*ca yazı, yanyana titreş*tiğimiz onca kışı, pay*laştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, ar*kandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
... yokluğunu beklemek, ne zor...
Bir iç çekiş,bir içgüdü manyetiğinde birbirini çeken tek kişilik iki dünya. Güneş yılının en acımasız çağında, yıldızları çalınmış, bomboş bir kainatta her anlamı yıldız yüklenen, her anına yıldız iliştirilen ve tüm içeriği; yaşanması zorunlu anıları betimleyen bir hızla birbirine yaklaşan tek kişilik iki dünya....
her şey dönüyordu
yörüngelerinin kesiştiği noktaya.......
En büyük aşkların harabelerinde ıslık çalınabilinen, her ilişkinin hep aynı karasularda yaşandığı ve hep aynı kıyılardan karaya vurduğu yüzyılda, gözlerde ve iç sığınaklarda nicedir zincirlerini kırmak için diş bileyen tüm maneviyatımız elbet bir isyan başlatacaktır. Yüzüyle yüzleşemeyen gözler tarihsel muhbirliğiyle altını çizecektir anlamı boşaltılmış duygu tasvirlerinin.
Çünkü;
Zaten paramparça olmuş yüreğimizin paslanmış yanlarından, yıllardan ve tarihimizden arta kalanları istiflediğimiz, zaman dediğimiz tünel, elbet boşaltacaktır içini günü geldiğinde ve yaşanmış anıları değil, yaşanmamış anıları arayacaktır benliğimiz......
Ve ben şimdi, bu yazının her satır başında arıyorum seni, bir kez daha kelimeler sesi, ses teni çağırıyor ve adressiz mektuplar veriliyor şehrin tüm postahanelerine.........
Geceydi....
Süngülerin düştüğü vakitti...
yağmur yangınlarının alevlendirdiği şaşkınlığımızı
ve yangınlara atmak istediğimiz yanlarımızı
soru işaretleriyle takas ettiğimiz vakitti
büyülerle kuşatılmış
iki kişilik törendi......
ve ben sunaklarına terk ediyordum gizlerimi,
aralanıyordu yüzümü karartan hüzün perdeleri...........
Kendi coğrafyasında kaybolan ütopyalar, kendi akıntısına kapılan akarsular, kendi gölgesinde üşüyen dağlar ve biyografisinin çevirisini yapamayan insanlar ,
incelen mürekkepleri ince gözyaşlarıyla beslenen günceler
zamanın talanını bekleyen,
kendimizi içimize kitleyen bizler....
alışkanlıkları; aşk, hataları; tecrübe diye açıklayan sözlüklerimizi
ağladığımız filmleri, okuduğumuz kitapları ve ortak olduğumuz yaşamları içimize sığdırmaya çalışırken benliğimizi iteleyen bizler
ve evlat edindiğimiz bir çocuk içimizde
çocukluğunu gizler..........
Kelimelerin; sesi, sesin; teni çağırdığı vakitti...
Geceydi.....
Sabaha nöbetçi kılmıştı bizi, dindiremediğimiz güdülerimizin gizlerinde saklanan, o kendini açıklayan ama korkutan, kendimizle bizi yeniden tanıştıran devrik cümleler senfonisi.....
Bir düşte gördüm
Değişecekti bestesi............
" Artık en sevdiğim insanlarla bile beraber olmaktan mutlu değilim.....hiç kendini kalabalıklar arasında yapayalnız hissettiğin oldu mu?" diye sormuştun konuşmamızın en başında....
ve konuştukça biz, ben giderek kalabalıklaşıyordum çünkü seni de katıyordum içimdeki izdihama....
Yinelendikçe anlamı boşalan eylemler, bir türlü eyleme dönüşemeyen anlamlar med cezirlerinde
salınan yüreklerin, bir zaman sonra sığlığa vurması gibi, en derin uçurumların kıyısında gülebilen yüzlerin de elbet çözümlemeleri olduğunu ikimiz de biliyorduk ve çözülüyorduk birbirimize....
iki ömrü sekiz saate sığdırmaya çalışıyorduk
mutluyduk, telaşlıydık ve biraz da korkuyorduk
çünkü biliyorduk
aynı şiirin dizeleriydik, aynı romanın kahramanları
aynı bulutun yağmurlarıydık, yağıyorduk işte çölleşmiş yanlarımıza
kendi olmanın bedelini ödemeyi sevenlerden ve gülerken ağlayabilenlerdendik
8 saate sığdırabiliyorduk, tarihçilerin 8 çağa sığdıramayacaklarını
çünkü biliyorduk
aynı yerden kanayan iki yaraydık
ince bir kabuk bağlıyorduk.......
Kelimenin sesi, sesin teni çağırdığı vakitti
Bir ayindi....
Aşk değildi, serüven değildi, peki neydi?.... neydi birbirimizi kendimize ayna kılan
kelimeler senfonisi?...
şimdi yokluğunu açıklayabilecek, ciltlenmemiş nota defterlerinin dağınıklığında, hangi notayı çalabilir kalbimdeki telleri çoktandır kopuk keman? Hangi uyağa sığar ki yokluğun?.
Söylesene neydi birbirimize yazdığımız coşkulu kelimeler?...
ret edilmeye hazır, oyunsuz, kimsesiz, bir arka sokak çocuğunun günlüğü mü?
terk edenin sigarasını yakabildiği bir ayrılık mektubu?....
bilmiyorum.....
ama ben de direnirim... kirpiklerim direniyor ya.....
tek kişilik bir senfoni dinliyor şimdi
tek kişilik bir dünya......
Giderek büyüyen bir sızının beslediği ve benliğimizin; parmaklarımıza sızdırdığı kelimelere yüklüyorduk kişiliğimizi. Bir tespih gibi parmaklarımıza dolanıyordu yaşam boyu düştüğümüz pusulardan bizi kurtaracak güdüleri yüklenen kelimeler. Tek kişilik dünyalarımız kelimelerin çekiminde
sürükleniyordu birbirlerine
biliyor musun?.. mutluydum....
kainatan yeni yıldızlar çalmaya hazırlanıyordum.....
Ay ışığının gözlere temasında, gözlerin kirpikleri zorladığı anlarda kim yolunu bulabilir ki zamanın pusulasıyla?.... En köşeye sıkışmış halimizle, beş benzemezle blöf çekerken bize yaşam tarihimizi tekzip etmenin yollarını hangi tarih atlasları tarif edebilir? Ve kaç çağa sığar kanayan yerlerimize alışmamız?... Bizi bekleyen tesadüfleri, çocukluğumuzdan miras edindiğimiz saflığımızı kuşanarak, içeriğimizle örtüşmeyen aitlendirildiğimiz sosyalin ağır çatışmasına direnerek konuk etseydik, neler tekrar yazılırdı biyografimize?...
benim düşündüklerim bunlardı...
ay ışığı temasının güneş ışığıyla takasında
nasıl mutluydum ve bendim
kendimi bırakırken sunaklarında.....
En azından bir gün sonraya erteleyerek kelimelerin sese, sesin tene çağrısını, bir hoşça kal daha ziyan ettik ayrılık koleksiyonumuzdan....ve uyuduk...
Sanki iklimlerce süre gelen uykumuzdan yeni uyanmamış gibi
dağıldık
artık bizi tek başımıza kabullenemeyen yastıklara...
ve yalnızdık
alışamıyorduk bile rüyalara....
Uyandım... yoktun yanımda...
Hiç olmamıştın zaten.. sadece ummuştum.. ve şaşırmıştım sabah mahmurluğunun bile yenemediği
bu tanımsız arzuya.
Kahveyle nikotinin manşetleri eşliğinde, pazar bulmacalarının yalnız çözülme zorluğundan sıyrılıp
bekledim seni....
bir peri arzusuyla tutuşurken gözlerim, nikotin ve alkol kokuyordu daha 3 saat önce içimdekileri sana yetiştirebilmek çabasıyla titreyen parmaklarım..... nabzımı zorlayan saatlerin acısını, şimdi hangi kelimelerime yükleyebilecek kadar acımasız olabilirim ki?...ağır yüküyle batan geminin seyir defteriydi artık tüm yazdıklarımız. O batıktan tek kişi kurtulmuştu ve o ben değildim. Şimdi giderek derine gömülerek, her şeyi hüzünler senfonisine çeviren onca bekleme saatinden sonra oturmuş bunları yazıyorum sana.
Hayatıma bir şekilde girmiş kimseler ya da benim imgelediğim insanlar ve yaşamlar adına yazdığım onca metnin ömrüne bir de bizim sekiz saatimizi ekliyorum. Arka sokak otellerinin duvarlarına yazılan aşklara inandığım kadar sıkı inanıyorum şu an sana yazdıklarıma ama biliyorum, bir şeyler içgüdülerimi öldürüyor içimde
intihar eğilimli duygular bir bir bırakıyorlar kendilerini.
Ve kayboluyorlar umutların derinliğinde.....
yine de iki soruyla bir çağrı çıkartıyorum sana...
" Mavi kuş ne renktir vurulduğunda? "
" Kaç damla gözyaşının tuzunu tadabilir bir kadın
yaralı dudaklarında? "
Aramadın...
Yoktun...
hiç var olmuş muydun artık onu da bilmiyorum...
ben sana yazdım; yine gizli özneli ve yüklemi yanlış seçilmiş, imlası umuttan bu metni
şimdi anlatabilirsen kendine
sen anlat...
teğet geçti tek kişilik iki dünya
ve bomboş kaldı kainat..........
gerisi.....bir hoşça kal ıssızlığıdır artık......
Bugün senden ayrıldım sevgilim!!!
Oturdum sabaha kadar tek damla uyku uyumadan sana bunları yazdım...
gittiğinden değil,
ayrıldığımızdan değil,öyle anlama,
hep yazmak istemişimdir....
hep çok sarhoş olup,seninle düşünmeden konuşmak istemişimdir
söyleyeceklerim seni üzse bile...
sana karşı bir şeyler saklı olsun istemedim içimde,
nasıl gözlerimi anlayıp görebiliyorsan
öyle gör istedim yüreğimi!...
ama ne yapabildim ne de anlatabildim sana bunları yazık...
sırf tepkin ne olurdu diye;
sana anlatabilmek için,
senin beni anlayabilmen için,
hatalar yapmak isterdim ve sana bunları anlatmak,
seni bunlar kızdırsa bile...
Şimdi anlayabiliyorum kendimi,
yargılayabiliyorum gerçekten
ve seviyorum ve seveceğim her zaman seni...
Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Hani sen gidince,
ölü gibiyim derdim ya,
terkedilmiş bir ev gibi soğuk ve yalnız
cansız,ruh gibi,
manasız!
Sen gidince
Yapamam derdim ya hayatımın anlamı kalmaz
Anlamsız!
Şimdi öyleyim işte, hem manasız hem anlamsız,
Beni milyon kere yaktın ama dumansız!...
ölümü ve seni gözleyeceğim artık
yatırıp uzaklara gözlerimi,
elbet biri gelirde beni bu çıkmazlardan
tutup elimi götürür diye...
bir çocuk gibi bekleyeceğim
bir çocuk gibi
kim bilir belki çıkarda gelirsin bir gün diye...
bu yazdıklarıma kızma,
çünkü sensiz hayal kurmadım,
hep ümit ettim,
hep umdum
mutluluk çok uzak değil
ha ulaştım ha ulaşacağım diye,
ama inan sensiz hayal kurmadım...
inan sensiz ummadım....
Bugün senden ayrıldım sevgilim,
Ayrıldım diye yazmadım bunları,
bu yazdıklarım gerçekten tanıdığını sandığını tanıtsın sana,
"sevgi yetmiyor" tanıtsın sana...
seninle hiç ayrılmayı düşlemediğim
için böyle davranıyorum
böyle yazılar yazıyorum sana,
ama anlamı olmayacak biliyorum ,
sende bir gün eminim geç kalmışlığın
ne demek olduğunu anlayacaksın benim gibi,
şimdi anlamanı beklemediğim gibi...
şunu merak ediyorum hep;
yokluğuma alıştın mı!!!
alıştın mı diyorum
çünkü varlığıma bir zamanlar alıştığın için...
ister kız ister darıl ama biricik,
demek ki sen bana sadece alışmışsın...
varlığıma, adım anıldığında şeklime alışmışsın
ve sen bunu başka şeylerle karıştırmışsın...
iyi bir sevgili olamadım biliyorum,
ama iyi bir sevici olmuşum kendi kendime ,
hep de kandırmışım kendimi...
birde seninle beraber şunu öğretti bana
ister sevgilin olsun,
ister can ciğer arkadaşın,ister yarenin,
ister dostun, vermeden alamıyormuşsun,
bunu!!!
ben böyle kandırmışım işte kendimi,
başına gelmeyince anlamıyor,
öğrenemiyor insan,
öğrendik işte sağol sayende...
BU GÜN SENDEN AYRILDIM SEVGİLİM
birde seninle beraber şunu öğretti bana
ister sevgilin olsun,
ister can ciğer arkadaşın,ister yarenin,
ister dostun, vermeden alamıyormuşsun,
bunu!!!
ben böyle kandırmışım işte kendimi,
başına gelmeyince anlamıyor,
öğrenemiyor insan,
öğrendik işte sağol sayende...
saol özlemcim çok güzeldiii...:kiss: :claps:
İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş, denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum. Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.
Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde... Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini. Düşüncelerimin bağlaçları yok, sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar... Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum. Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...
Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden... ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...
Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.
Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin sessizliğinde aslında normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum. Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum, çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.
Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma.
Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden... Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..
Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip, yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...
Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum biraz, ölsem...
(alıntı)
Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum biraz, ölsem...
:claps: bittim bu söze ellerine sağlık canım
aşkın e halinde gibi
topraga dusunce filizlenen gül fidanı
ve uyandıgın kabuslardan arta kalan
alnından damlamaya hazır ter damlaları
ne tamamlanabiliyor sonuna nokta konunca bu satırlar
nede üç noktayla genis zamanlara sarkıtılıyor
mutluluk zamanları
hep bir yetersizlik
hep bir güven kaygısı
duymak istedigmiz en buyuk yalanı sevdiklerimizden bekleriz
belkide ihanetin buyuklugu kadar
kendimizi büyük görmemiz...
ne sırtından bıcaklanabilecek sezar gibi olabildik
nede elinde bıcagı tutan brütüs
ne bir arenanın kumları arasına saklandı kalbimiz
nede bir paslı bir zincirle tutturuldu bileklerimize
hala bir alışma cabası
kendi söyledimgiz yalanların pesinden giderken
hep sonunu merak ettik bu filmin
sanki biz yazmamısız gibi hikayesini...
şimdi ne ekleyebiliyorum üstüne yasadıklarımın
nede cıkarabiliyorum aklımdan
saatleri belirlenmiş bir sevdanın
gelip giderken kart basan işcileri gibiydik
ay sonunda gec geldigi dakikaları sevdasından düşülen...
mazeretsiz üç gün işe gelmedi diye
planlanmıs bir sevdanın sofrasından kovulan
ve hala hic bir yasa tarafından guvence altına alınmayan
kaçak calısan işçileriydik
asgari sevgi karsılıgında
ilk gördügü kız cocuguna tutulan...
Carpe Diem
içime acılamıyor kapılarım
dısardan yumrukladıgın benim kalbim
aglayamıyorsam bu cahilligim
uzun suredir kimsesizligin tadını cıkarıyorum
adım, soyadım gibi
soyadımı kimse bilmiyor
beni bırakıp gittiginden beri
butun zanlıların tariflerine uyuyor eşgalim
ama hala icime acılamıyor kapılar
bıkmadan yumrukladıgın benim kalbim...
sessizlik vapur calgıcıları gibi
binmeyen bilemez kadıköyden eminonune gelirken
ansızın yerinden kalkar adam
elinde akerdeon
ve bir cocuk
sapkasını ters cevirp gezer insanlar arasında
belki de ,istedigi para deil
belki de para o an onun icin cok ta mühim deil
sarı sacları mavi gozleri ve rus ezgileri arasında dans eder gibi süzülüsleri
kadıköyden eminönüne inmiyorsan eger
ve daha yeni sevişiip az once ayrılmamıssan
göremessin
ne notların cıkardıgı buguları
neden kucuk cocugun elinde tuttugu sapkaya bakıp
belkide hayalini kurdugu
yarın sabah sıcak bir odada uyanabilme sevdasını...
icime acılamıyor kapılarım
bir suredir yoklugundan muzdarip
kime baksam
kime bakınsam
kimin bakındıgı olsam
kimsenin bekledigi olacak kadar becerikli deilim artık
kimsenin duymak istedgini soyleyecek
kimsenin sesi olacak
beni okudugun icin benim
seni cıkartınca icimden
ne kadar benim kalıyorum burda
seni cıkartınca aklımdan ne kadar caresiz
ansızın cıkıp gelince cocuk gibi
ansızın gidince bir ihtiyar
ayagındaki nasırdan öfkeli
ustelik agzı bozuk
gunun yirmi saati ickili
icime acılamıyor kapılar
ustunu ortemedigin yalanların gibi
icini bosaltamadıgın iltihaplı yaraların
tabiplerin tanıyamadıgı
tanıyanların gormezden geldigi bir hastalık gibi
sensis kalan odalara acılan kapıların
bir turlu acılmamak icin bu kadar inat etmesi..
Carpe Diem
cekilen beyaz bayrakların
ringin ortasına atılan havluların bir önemi yok bu dövüşte
akıtılan kanın
harcanan kelimelerin
kırılan kalemlerin
carptırılan cezaların bir hükmü yok
yeniden konus benimle
yeniden bu suça ortak ol
yeni bir benle
eskiyi gömerken ellerimden tut...
bana dokunurken kendi etine sapladıgın bıcakların
beni öperken ihanet ettigin adamların
benden önce söyledigin tüm yalanların
acısını benden cıkar
yeni bir ateskes olmayacak bu
ve hicbir pakt imzalanmıyacak aramızda
cocuklarımzı yukumluluk altında bırakacak
ve insan hakları mahkemelerine konu olacak
tüm soykırımların sucunu üzerime yukle
bir neslin kinini
yeni bir neslin nefesini
bu cekilen beyaz bayrakların önemsizligi
bu dizlerinin dibine düşmüş
rezilce caresizligimi
bu bir milletin esareti gibi
baska bir milletin sömürgeci zihniyeti
bu damarlarımda akan kana gecen hükmün
içimde carpıp duran et parcasına durmadan
ne yapcagını söylemelerin
bu karın agrılarım
yeni bir gune uyanamayıslarım
bu az onca sanki senin değilde
baska birnin koynundaymısım gibi
kendime yabancı kalıslarım
camın bugusuna yazamadıklarım
durmadan duzeltmeye calısırken baska bir tarafını yıktıgım
iskambil kagıtlarından yapma evlerim
bu bir turlu söyliyemediklerim
susmayı adam sayıp
adamlıgımla övünmelerim
bu utancım
bu serefsizligim
bu lanetlenmişligim
bu bir turlu yerine koyamayıslarım
icimden sökülüp gidenleri
sanki seninle seviştikce
kendime tecavüz edişlerim
bu hırsım
bu nefretim
bu ait olamadıgım bedenden bir turlu kacamayısım
ve esirgenmesi tanrımın merhametinin
af dilenirken bir kilise papazından
bu bir turlu kutsanıp temizlenemeyişim
bu serseriligimden kurtulup yeni bir hayat kuramayıslarım
yazdıkcam tamamlayamayıp
yazmamayı korkaklık sayıp
sen yoksan ickimin yanındaki mezemde
o ickiyi icki sınıfına sokamayısım
bu toplanıp ciltlenemeyen
sırf bu yuzden unutulmayı hak eden
bir gun kucuk bir elektrik tanrısına kurban edilmeyi bekleyen
bir ve sıfırlarım...
ikilik sistemde bir karsılıgını bulamadıgım icin
bir turlu matemetiğe alısamayısım
sayısal düzlemlerin
aritmetiksel ortalamaların ötesinde
bir satranc tahtasına sıgdırılabilecek bugday miktarıyla eşit ölcüde
seni seymeye cabalarım
bu buyuk sehirlerin gettolarında yaşama kaygılarım
icinden gecmeye tereddut ederken
daha girisinde serseri bir kursuna vurulusum
başlarken bitişim
biterken sen
bana daha yeni geliyor olmaların
tam ortasında bir okul bulunan sokagın kösesinde
seni beklyor olabilme zamanlarımı özledim ben...
utana sıkıla aldıgım telefon numaranı tuslarken
ellerimin titremesini
ve calma sesini duydugum anda ahizeyi kapatıp
yeniden
yeniden
ve yeniden arayısımı
o bir gece senle konusma tesebbuslerimin ardından
alıp elime ucu tam acılmamıs bir kalemi
kafiye yuklu satırlar yazıslarımı
ertesi sabah aynı okul sokagının kosesinde
gözgöze gelebilme ihtimalimi
ve bu ihtimalin icimde yaktıgı atesleri özledim
bu duvarından atlayamadıgım icin hep dibinde bekledigim tam 40 dakika boyunca
bir ders saati boyunca
ve 10 dakika
teneffus boyunca
seni gormek icin
okulun hademesine bahaneler uydurmalarımı
bu cıkıs saatinde cıkmadıgın icin
hep beklettigin geciktigin icin ogretmenlerine kufredislerimi özledim
seni evinin bulundugu sokagın basına kadar goturup
kimse gormesindiye ayrılıp
sen bahce kapından iceri girinceye dek
ardından bakmayı özledim
seni bıraktıgım her aksam ustu
kendi evime nasıl dönecegim diye endişelenmeyi
ve bu endişelerin hepsini
senle gecen bir dakikaya nasıl değiştigimi..
ne cekilen beyaz bayraklar
nede ringin ortasına atılan havluların bir önemi yok bu kavgada
bir ömrün kaybına oynanıyor butun kumarlar
ya yıgılıp kalıcaksın o ringin ortasında
yada cekip uzerine tören uniformalarını
bir zaferi kutlamaya baslıyacaksın
ne özlemenin bir karsılıgı var bu kavgada
nede seviliyor olmanın
bir turlu unutamadıklarımız icin belkide
bu kadar zevki cıkıyor
bizi en cok sevenlerden
aldıgımız intikamların...
bu
seninle yataga girip
kendi bedenimin
ırzına gecişlerimin...
Carpe Diem
biliyorum
ben ne kadar suskun kalsamda
içime atsamda soyliyemediklerimi
ve sen giderken
kal demesemde
bir gun geri geliceksin
belki teninde bir yabancının parmak izleriyle
belki gozlerinde baska öpüşler
aklında baskasının kafiyeleri
dudaklarında büyük okyanusların tuzu
elinde baskasının eli
ama biliyorum
bir gun mutlaka geliceksin
hic vazgecmeden
unutmadan beni
belki de o kadar isteyipte
unutamadan
yine bana gelip
seni tutmamı bekleyeceksin
aylardır yaptıgın gibi
sonraki aylarda
yapacagın gibi
baska sevdaların seyrinde olsan bile
aklın benim gözlerimde
gözlerim
baktıgın yerde
değilse eger
ben olmamın ne anlamı kalıyor
özledigin
ve aramasını bekledigin
aramadıgı icin canının yandıgı
nefes alamadıgın
her gece yalnız basını yastıga koymaktan
ben diye karanlıgın icinde
nefes nefese kaldıgın
ben değilim diye deil
seni arıyamadım die
bana kufretmelerin
belki de isyankarlıgına en gecerli acıklamaların
benim yoklugum
varlıgım azaldıkca icinde
durmadan yüzüne kapattıgın
benim telefonlarım
ne kadar basitti dimi
peynir ekmek gibi
bir ses vermek
biras sevgi
biraz özen
biras ben kokusu
biras sensiz kalmanın acılı tortusu
bogazıma takılan
ne kadar basitti dimi
ucuz bir aşkı
sıradan bir kac saate paylastırıp
sonra elimize alıp patlamıs mısır dolu tabakları
karsısına gecip izlemek
ve yaklastıgında seni öpme zamanı
gozlerinin icine bakıp gulumsemek
ve öperken seni
baska tanrının cocukları gibi
baska bir cennetin
bahcesinde acmak gözleri...
dedigin gibi
birbirimize yetemeycek kadar azdık biz
ne sana yetiyordu nefesim
nede sen bana acabiliyordun butun pencerelerini
ve bitmeyecek kadar fazlaydı sabrımız
baştan bir kayba meyilli
mazeretlerden bagımsız
söz biterken icimizdeki
senin acıyan yüregin
benim kanamalarımın bir turlu durmayısı
senin hüznünden ısırıp dudaklarını
içine saldıgın gozyasların
benim bir turlu aglayamadıgım icin
olur olmaz herseye kahkahalarım
söz bitti
bu olan biten
eski siyah beyaz bir filmi
renklendirip ustune ses ekleyip
yeniden vizyona cıkarma cabalarım
aslında dokunmak istedigim
senin incecik dudakların
iç çekip durdugum
dokunabilecek kadar uzun olmadıgı icin değil kollarım
yeteri kadar kalmayan zamanım
söz bitti
aklımdan gecen
pembe ojeleriyle salınıp duran bir kadının
kollarında kapamak gözlerimi
tadını cıkartıp
biten bir ömrün umursamazlıgının...
CarPe DieM
biliyorum
ben ne kadar suskun kalsamda
içime atsamda soyliyemediklerimi
ve sen giderken
kal demesemde
bir gun geri geliceksin
belki teninde bir yabancının parmak izleriyle
belki gozlerinde baska öpüşler
aklında baskasının kafiyeleri
dudaklarında büyük okyanusların tuzu
elinde baskasının eli
ama biliyorum
bir gun mutlaka geliceksin
hic vazgecmeden
unutmadan beni
belki de o kadar isteyipte
unutamadan
yine bana gelip
seni tutmamı bekleyeceksin
aylardır yaptıgın gibi
sonraki aylarda
yapacagın gibi
baska sevdaların seyrinde olsan bile
aklın benim gözlerimde
gözlerim
baktıgın yerde
değilse eger
ben olmamın ne anlamı kalıyor
özledigin
ve aramasını bekledigin
aramadıgı icin canının yandıgı
nefes alamadıgın
her gece yalnız basını yastıga koymaktan
ben diye karanlıgın icinde
nefes nefese kaldıgın
ben değilim diye deil
seni arıyamadım die
bana kufretmelerin
belki de isyankarlıgına en gecerli acıklamaların
benim yoklugum
varlıgım azaldıkca icinde
durmadan yüzüne kapattıgın
benim telefonlarım
ne kadar basitti dimi
peynir ekmek gibi
bir ses vermek
biras sevgi
biraz özen
biras ben kokusu
biras sensiz kalmanın acılı tortusu
bogazıma takılan
ne kadar basitti dimi
ucuz bir aşkı
sıradan bir kac saate paylastırıp
sonra elimize alıp patlamıs mısır dolu tabakları
karsısına gecip izlemek
ve yaklastıgında seni öpme zamanı
gozlerinin icine bakıp gulumsemek
ve öperken seni
baska tanrının cocukları gibi
baska bir cennetin
bahcesinde acmak gözleri...
dedigin gibi
birbirimize yetemeycek kadar azdık biz
ne sana yetiyordu nefesim
nede sen bana acabiliyordun butun pencerelerini
ve bitmeyecek kadar fazlaydı sabrımız
baştan bir kayba meyilli
mazeretlerden bagımsız
söz biterken icimizdeki
senin acıyan yüregin
benim kanamalarımın bir turlu durmayısı
senin hüznünden ısırıp dudaklarını
içine saldıgın gozyasların
benim bir turlu aglayamadıgım icin
olur olmaz herseye kahkahalarım
söz bitti
bu olan biten
eski siyah beyaz bir filmi
renklendirip ustune ses ekleyip
yeniden vizyona cıkarma cabalarım
aslında dokunmak istedigim
senin incecik dudakların
iç çekip durdugum
dokunabilecek kadar uzun olmadıgı icin değil kollarım
yeteri kadar kalmayan zamanım
söz bitti
aklımdan gecen
pembe ojeleriyle salınıp duran bir kadının
kollarında kapamak gözlerimi
tadını cıkartıp
biten bir ömrün umursamazlıgının...
pornografik hayallerin arasından kurtarabildigim masum öpüşler
romantizmin Türkceye cevrilmiş haline aşk diyoruz bir suredir
acıklayamadıgmız belkide acıklamadıgmız kucuk sırlar
gecenin karanlıgının torpiliyle
avuclarımızın icine gömdüklerimiz
pornografik hayallerin arasından kurtabildigim
küçük tebessumler
camın bugusuna yazılan
sonra okunmasın diye üstü avuc iciyle karalanan
seni seviyorumlar
ama neden?
dokunabildigim icin mi
dokunuldugum için mi?
içimi durmadan cekip
nefesini soludugum için mi?
için için aglarken sen
zaferlerime bir aldatmaca daha eklememe izin vermen mi?
pornografik hayallerimin arasından beyaza boyadıklarım
dokunamadım diye deil bazen
dokunursam rengi solar diye uzaktan baktıklarım
öptükce seni cogalan kırmızılıkların
öpmedikce icimde patlayan yanardaglardan süzülen
ateş kırmızısı lavlarım
bu senden sonra bir turlu anlatamayıslarım
senile gecen bir kac dakikayı yere göe sıgdıramayısım
tanrımın kıskandıgı
benim sakındıgım
senin belkide ne oldugunu bile anlamadıgın
bu pornografik düşlerimin arasından sıyırıp
adınla baslayan şiirlere kullandıgım
kapat gözlerini ve sadece beni düşün..!!
gozlerini kapatmadan once görmek icin umutla bekledigin...
türkceye bir turlu ceviremedigim teninin kıvrımları
bir turlu beceremedigim bu aşkın sevgililiği
bu sana seni seviyorum diyememenin
beceriksizligi
yarın sabah kokunu arayan bir bebek gibi
aç uyanmalarım
baska bir bedende doyamadıgım icin
her gece kendi kanımda
bogulma cabalarım
pornografik siluetlar arasında
utanıp kendimden
ettigim her yemini
senin teninde bozmak icin
tanrımla aramı bozmayı göze alıslarım...
yeni bir aşka başlamak icin cok erken
ve bir paylaşıma ortak olmak icin cok fazla zaman kaybetmişim..
tum bunların anlamı olması gerekmiyor dimi yaşarken
ve saatin kac oldugunuda cok önemi yohk acıkcası
hangi rengi kullanırsan kullan sen gittiginden beri koyu gri bulutlar
ve ben kac şiir yazdım sen gittiginden beri
yarın tam bir gün olucak diye
bu karın agrısının bu kalp krizlerinin bedenime bir zararı yohk
ben aklımı kacırmaktan korkuyorum
yohklugunda bu boslugu doldurabilecek uyuşturucu henuz geliştirme aşamasında
şimdi sen sırf ben mutlu olayım diye başını yanımdaki yastıga koyan sen
aklında hangi adamın elleri dolasıyor ?
hic bir reklamcıya ihtiyacı yohktu senin aşklarının
cunku sen bir adam sevdiginde butun nehirler eskisi gibi akmazdı
cunku sen ne zaman bir adam sevsen bu bu dünyayı kendi halinde bırakamasdım
şimdi hangi mısradan alıntı yapsam bilmiyorum hangi hayatımın parcasıydı bu
ve sen hangi zaman dilimine aittin
hangi cumlemde sen gecse geniş zamanlara akıyor nehirlerim
oysa ben sadece mişli gecmiş zamanlarımın hikayelerini yaabiliyorum
iyi geceler tatlı varlık yeniden gelebilme olasılıkların userine
mum yakıyorum bir kilisenin aziz bilmemnesi adına
aşık adamın dini olmazmıs..cunku butun aşıkların tek bir tanrısı varmıs..
nerde olursa olsun tanrısından tek bir dilek..tek bir dusunce..tek bir melek..
ucmayı aklımda cıkardıgımdan beri senide dusunemiyorum
bu yarım yamalak dizleri sökulmuş hayatımın renkleri camasır suyuyla sarartılmıs hayalleriyle
bir vapurun yan tarafında oturup sigara icmenin..
ve seni dusunmenin..
ve sana gelmenin..
ve sen
ne tuhaf insan bi yerden sonra sacmalayamıyor bile
sırf yanyana gelince iyi gorunuyor diye kullandıgım kelimelerin hakkını nasıl öderim ben
sırf alkış sesi duyucam diye sahneye cıkıp soytarılık yapan palyaco kadar şerefli bir insanım
tum bunların bir anlamı olması gerekemiyor yaşarken dimi…
cennetin kapısını caldım tam üc kes..ama kimse acmadı
sonra cehennemin kapısını caldım…tam iki kes
sanırım bu yusden..bu dunyve sen tatlı varlık..agırlaştırılmış muebbet cezam oldun…
birileri satasmalı birileri laf atmalı birileri kışkırtmalı
provakatorler olmayınca eylemcilerin yaptıgı işten zevk alıcagına inanmayanlardanım ben
nasıldı o şiir
yaklasık on iki yıl olmuş yazalı
tuhaf..sanki dun gece durup duruken söylemiştim bir kısın göslerinin icine :
küçültmek istemedigim icin aşkımı
sana anlatmaktansa kalbimde saklamayı
bir gun ancak gozyaslarım anlatmayı
senin icin akan yaşların bittigi anı
anlamsızlıgını anladıgım bu hayatı
başlamadan bitirdigim bu şiir gibi
noktalayacağım…
içine kanadın mı beni dusununce?
aklının ucundan gectim mi..
beni mi hayal ettin ona dokunurken
yoksa bana dokunurken bundan sonra
onumu hayal edeceksin?
içine kanadın mı ben düşünürken?
yoksa sıradan birseymiydi bu...
ansızın gelip gecen
ertesi sabah duş alıp sokağa cıkınca
uzerinde kalmayan parmak izlerinden
öpüşlerin izlern kapamak icn yaptıgın makyaj
aglayan gözlerindeki yaşlarla akarken
ve susarken sen brsey olmamıs gibi
bundan sonra koynuna girdigin benmi olacagım?
ben dokunurken sana hayal ettigin baska biri mi?
içine kanadın mı beni dusunurken?
yoksa
kanayacak yaralara sahp değilmiydin artık?
onuda öptün mü?
sarıldın mı sımsıkı bir nefes gibi içine cektin mi?
ve bir nefes gibi verirken
yeniden arzuladın mı?
almak icin
içine....
kanadın mı içine?
yoksa zaten hazırmıydın bu
aldanmıslıgın hazzına...
bir anda mı oldu
yoksa uzun suredr planlanan gibimiydi?
simdi unuttun mu?
yoksa unutman icin zamana mı ihtiyacın var?
artık susmalımıyım?
vadem doldu mu?
arkası imzalanıp kaşelenen bir cek gibi
bir baskasına ciro edilen
ama en sonunda karsılıksız cıkan br aşktı bizimkisi
smdi öpüldüğünün hayaliyle gülümserken sen
öpemedigim icin bu kadar canım yanıyor
öpen ben olamadıgım icin adam değilim artık
gereken vasıfları tasıyamadıgmın farkındayım
sana dokunmak icin gereken adamlık mertebesinden uzak
kurdugum hayallerin bir turlu gercek hayata uyarlanayamanı
bu bir turlu seni gercek sevgilm gibi göremeyişimin bedeli
sen bir yabancının kollarında uyanırken bir sabah
uzagında baska bir sabahın köründe
alkole basmak yüregimi...
adam kölen olsun senin ben olmam...
yapma dokunma
kim dokunduysa sana ona git
nerde unuttuysan beni orda kal...!!!!
işsiz bir babanın oglu olmakmı daha zor?
yoksa işsiz bir baba olmakmı...
cepleri delik bir pantalonla sevda yasamakmı
yoksa sevdasız bir saltanat surmekmi...
çime cektigim bu duman mı hayata baglar beni
yoksa bu dumanı bırakmamı öneren doktorlar mı...
belki de en zor olan
işsiz bir babanın işsiz oglu olmaktır...
bir kız çocuguna damdan düşer gibi vurulmakmıdır zor olan
yoksa bir kız cocugunun vuruldugu olmak mı...
bu sevda şiirnin gzli öznesi olmakla
belirtili nesnesi olup
cumleler arasından cıkartılınca şirin anlamını kaybetmemesi
kısacası bu sevdadan cıkartılınca sevdanın anafikrine etki edemiyor olmak mı dokunur insana
yoksa bu sevdayı bitirmek icn dogru sözü
dogru zamanda söyleyememek mi...
seni seviyorum ama bu ellerimin arasından akıp giden zaman
bu sensiz yakıstıramadıgım yasamak kokusu üzerime
bu sen yoksan yarın yeniden baslamak sen bulmaya
bu smdi sen alıp basını giderken geride bıraktıgın olmak değil dokunan
bu sen gitmeden once benim zarar görmesn diye coktan kacırmıs olmam
bu rahatlıgımın batması vicdanıma
buz gibiyim konusurken ya senden sonra
içimi kazıyorum körelmiş bıcaklarla
iki yıldır kazıdıgım izlerin
sanki gitmeyecekmissin gibi
durup durup sana tutulmalarım
senden baska bir kadını öpemediğim icin deil
bir gün seni öpersem eger duymayasın diye
baska kadın kokusunu
her gece sana sarılıp uyuyuslarım...
bu sevdanın zor olan yanıyım yıllardır
bir turlu ehlileştirilemeyen hayvanı
boyundurugun altına grdigim andan beri belkide
aldıgın intkamların icin seni suclayamayıslarım
bu sevdanın en tutarsız acıklamaları,
sana seni seviyorum diyerek baslayanları...
simdi seni öpüp koklayamıyorsam eger
arkadaslarının en yakını
benim icimde buyuttugum sevdanın
bir daha kaldırmamak sartıyla
üzerine attıgım toprakları...
iki sevgiliysen eğer artık
bir şiirin kafiyelerinden en cok tutanları
ve öpüşemiyorsak artık
protokollere baglıyorsak
dokunusları
belkide en doğru olanı
bir ömür boyu iki iyi dost olarak kalmak...
yeni bir aşka başlamak icin cohk erken
ve bir paylaşıma ortak olmak icin cohk fazla zaman kaybetmişim..
tum bunların anlamı olması gerekmiyor dimi yaşarken
ve saatin kac oldugunuda cohk önemi yohk acıkcası
hangi rengi kullanırsan kullan sen gittiginden beri koyu gri bulutlar
ve ben kac şiir yazdım sen gittiginden beri
yarın tam bir gün olucak diye
bu karın agrısının bu kalp krizlerinin bedenime bir zararı yohk
ben aklımı kacırmaktan korkuyorum
yohklugunda bu boslugu doldurabilecek uyuşturucu henuz geliştirme aşamasında
şimdi sen sırf ben mutlu olayım diye başını yanımdaki yastıga koyan sen
aklında hangi adamın elleri dolasıyor
hic bir reklamcıya ihtiyacı yohktu senin aşklarının
cunku sen bir adam sevdiginde butun nehirler eskisi gibi akmazdı
cunku sen ne zaman bir adam sevsen bu bu dünyayı kendi halinde bırakamasdım
şimdi hangi mısradan alıntı yapsam bilmiyorum hangi hayatımın parcasıydı bu
ve sen hangi zaman dilimine aittin
hangi cumlemde sen gecse geniş zamanlara akıyor nehirlerim
oysa ben sadece mişli gecmiş zamanlarımın hikayelerini yaabiliyorum
iyi geceler tatlı varlık yeniden gelebilme olasılıkların userine
mum yakıyorum bir kilisenin aziz bilmemnesi adına
aşık adamın dini olmazmıs..cunku butun aşıkların tek bir tanrısı varmıs..
nerde olursa olsun tanrısından tek bir dilek..tek bir dusunce..tek bir melek..
ucmayı aklımda cıkardıgımdan beri senide dusunemiyorum
bu yarım yamalak dizleri sökulmuş hayatımın renkleri camasır suyuyla sarartılmıs hayalleriyle
bir vapurun yan tarafında oturup sigara icmenin..ve seni dusunmenin..ve sana gelmenin..ve sen
ne tuhafinsan bi yerden sonra sacmalayamıyor bile
sırf yanyana gelince iyi gorunuyor diye kullandıgım kelimelerin hakkını nasıl öderim ben
sırf alkış sesi duyucam diye sahneye cıkıp soytarılık yapan palyaco kadar şerefli bir insanım
tum bunların bir anlamı olması gerekemiyor yaşarken dimi...
cennetin kapısını caldım tam üc kes..ama kimse acmadı
sonra cehennemin kapısını caldım...tam iki kes
sanırım bu yusden..bu dunyve sen tatlı varlık..agırlaştırılmış muebbet cezam oldun...
birileri satasmalı birileri laf atmalı birileri kışkırtmalı
provakatorler olmayınca eylemcilerin yaptıgı işten zevk alıcagına inanmayanlardanım ben
nasıldı o şiir
yaklasık on iki yıl olmuş yazalı
tuhaf..sanki dun gece durup duruken söylemiştim bir kısın göslerinin icine
küçültmek istemedigim icin aşkımı
sana anlatmaktansa kalbimde saklamayı
bir gun ancak gosyaslarım anlatmayı
senin icin akan yaşların bittigi anı
anlamsızlıgını anladıgım bu hayatı
başlamadan bitirdigim bu şiir gibi
noktalayacağım...
eLLerimin uykusu geLdi...
öpüLmüş bir kurbağanın yüzü kaLdı senden geri..
sözcükler yoL aLdı kervanımdan,
aşk haritasını çizdi,
bedenimin muhteLif kısmına
esmer tenine düşmemiş saçLarın
saçLarın boyamı?
çücıkLığunu yanında unutmuşsun..
güzLerin yaLanmı?
zaman doLuyor..
kumun hesabını yapıyor çöL
çağın soytarıLarı yüzsüzLüğün kaderine ağLıyor..
aşka suaL oLunmaz...
biLinmez aşkta soru
öyLe sandınız..
ama tek bir modeLe hizmet etmez yaşam..
heLeki özenimi benimsemiş, çağcıL bir kuşağa..
ömrün yarısını devirdiniz ki haLa ses yohk sizden...
sizi gidi diken kafaLıLar..
``UzakLarımın biLe bana hiç bu kadar yakından saLdırdıkLarı oLmamıştı...`` dense
hepinizin afaLLığı tutar susarsınız...
insanLık biLginiz uzattığımız sacLarınızdaki canLıLarın biLgisinden öteye gitmez çünkü...
sizi gidi ucuz üLkeLeriin sığır çobanLarı özentiLeri..
nasıL bu kadar basit yaşadınız ki aşkı...
eLLerimin uykusu geLdi aptaLLar..
gecede bir yıLdız düştü
seni tuttum,sandım...
üç kişiden biri ardını dönmeye rıza aLdı...
ben utandım..
soL omzum tutuLdu..
hayırsız bir başın aLtında..
siz ne yoncasınız nede kurbağa
saLaş geceLerin ten sömürücüLeri
aşk sizLerde
bir keLebeğin ömru kadar yoL aLdı.
akşam sevişmeLeriniz sabah başka biriyLe son buldu.
kokusu size ait deiL artık teninizin..
yaşasaydınız acısı biLe zevk verirdi..
ne yazıkki aşkta soru var dediniz
aşkla tutkuyu karıştırdınız
eLLerimin uykusu geLdi ahmakLar...
diyeceğim şuıdur ki :
Aşk öyLe koLay yaşanmaz..!!
sen ısıgını arayan gusel gunebakan...ben tosuna dumanına hasret bir enkaz...alev alev yandıgım dogru..dogarmıyım kullerimden sana dogru..kendimi arıyorken olmaktan korktugum yerdeyim..sendeyim demiş sair..
bu bir zevk alma acı duyma isteme yada cekim deil...varlıgın ispat edilmesi ne kadar basitse inkar edilmeside oyle deilmi....
bir davaya sudan sebeplerle katılanların yine aynı sebeplerle bundan vasgecmelerini beklemek gerekmesmi...benim asıl canımı sıkan varolusumun temeilnde yatan gereksislikj duygusu zaten..kimbilir belkide canı sıkılıan bir bilgisayar programcısını tasarladıgı komutlar zincirindeki yerime aitim ve ısrarla aynı hatayı veriyorum...
bad coment or file name....
asık olabilrim nefret edebiliirim korkabilrim herswyi inkar edip her sucu ustlenebilirim..ama bu kimin umrunda...
bi anlamı yohk varoldugum satır komutu DeL tusuyla silindigi anda geriye hicbir iz kalmayacak..o zaman en yukarıdaki guselim sözlerin ne anlamı kalıyor..yada ayakkabımı baglamanın yada bir sabah uyanıp ben ne gereksis herif dememin ne anlamı var...
ben hassam adamım yıkılırım işte...icime dert olur giden gidene...giderse gitsin be abi...yenisi hep geliyor....bazen matrixi hatırlatan adamlar siyah takım elbiseli siyah gosluklu cöleli saclı yakısıklılar deilde...diz ustu etekli yanık karanfil kokulu yemyesil goslu sarısın aplalar oluyor..ama o kadar cohk neon ısıklı tabela tasıyorki userinde kendini tanıtan asıl elin de tuttugu isim tabelasını kimse gormuyor...
neyse öyle işte..dag basında coban olabilme utopyam hala aklımda...ogrendigim her gercek gordugum her yeni sehir ve userime takındıgım her sıfatın altında ezilmem gerekirken...en cohk sevdigim davranıs bicminimi ukalalıgı gururla tasıyorum..ve yol alıyorum dag basına dogru...yanımda sarısın hos bir hatun...diz ustu etekli mavi goslu...elinde tuttugu benim elim simdi dusunuyorumda kimin umrunda bu matrixin bir parcası olamk...salla gitsin...bir dahaki bunalıma kadar varolusumu sorgulamanın canımı sıkmanın anlamı ne....
dag basında coban olmaya cohk yaklasıtım bliiyorum...ask denen duyguyla beynimin kıvrımlarını elektrik akımlarıyla titretirken dusunemiyorum hicbirsey...elimden tutan koyunun sagılması fikrinden baska:P
git
bogazımda yutkunamadıgımla bırak beni
cıkarken kapıyı acık bırak
ben bir sure sonra bırakıp gidicem kendimi...
git
sustuklarımız ve konustuklarımızın birbiriyle olan cıkarlarından arta kalanları al
iç çekişlerimi bırak
birde bakısmalarımızı
cıkarken umutlarımı al ve uzaklas benden
ben ve ben eksenli bir dunyanın butun kokuşmus bencilliğinden...
git
ne yalnızlıktan atılan kısa mesajlar
nede oraya buraya yazılan kısa dortlukler
aranan yanlıs numaralardaki insan sesini böyle severmiş
insan
en sevdiği
surekli yeni susmalar yaratıp
bir turlu dinlemeyi öğrenemedigi icin...
git
kırılıyorken sözlerime
ve ben seni kırmamak icin daha sıkı sarılmak ister gibi
düşürmesin diye avuclarının arasında sıkar gibi
billur bir güzelliği
parcaların tenime batması
ve kanaması içimdeki boslugun
ne canımın yanması bu
gözlerimden süzülen
ne caresizliğimin öfkeye dönüşmesi
belki de zararlarını onceden tahmin edemedigim bir yıkımın
artcı sarsıntılarıdır
enkaza dönmek umrumda deil...
gözlerimden süzülen
billur güzelliğiyle bir sevdanın
sakınmak isterken kendi elimle
kanatılmasıdır....
git
yarımı bana bırak
yaramı açık
kan kaybından ölmeliyim bir an önce
kanamıyorsam ardından bu en buyuk ayıp
tüm tıbbı mudahalelere ragmen yasatılamayan bir sevdaydı bizimkisi
br soguk makinaya bagımlı
yapılan butun nakilleri rededen...
şimdi git
üzerimi ört
ısıkları kapat ve fişini çek bu makinanın
cıkarken....
sonunu bir turlu baglayamadıgım masallarım
iyi bir kapanış konusması yapamıyorsan eğer
bir anlamı kalmıyor sürükledgn konuların
ve inceldiği yerden kopuyor seni hayata baglayanların...
ihtiyacın olan bumuydu?
yoksa imkanın bunamı yetiyordu
imkan ve ihtiyacları dogrultusunda bir aşka tutunamayanlardanmısın?
yoksa hep gecmi kaldın mutlu olmaya
erkenden sana tutulan kız cocuklarının gozleri icine bakıp
yalan söylemeyi beceri sananlardanmısın
bağladıgın sevgili basına prim alıyormusun?
yoksa sabit ucretle calısan
ama sırf hırs olsun diye daha fazla satan pazarlamacılardanmısın
kdvs icindemi bu yasadıgın bu hayatın
yoksa kredi kartına on iki taksit imkanında vade farkı ödemyormusun?
ucuz bir yalakalıkla takındıgın gulumsemenin sen götürecegi yer hakkında br fikrin varmı?
yoksa şehveti yetermi
öpülmemiş dudakların
dudaklarını öperken titremesi...
bu sefer sonunu bağlayablecekmisn bu hkayenin?
iyi bir kapanış konusması ekleyebilecekmisin?
yoksa emin değilmisin kendinden
güvenin nerde
üzerine gökdelenler inşa ettiğin
ilk sarsıntıda enkazı altında kalıp
kurtarılmayı bekledigin...
br şişe daha icersen tamam olur sanırım
içmessen hatrı kalır anlatamadıklarının
biterse bu hayat noktası virgulu birbirine denk
türk dili ve edebiyatı dersinden gecer not alırsın
gecemeyecegin
ayrı yazamadıgın icin değil soru eklerini
ayrılamadıgın icin
öpülmemiş olan dudakların kokusundan
başımı döndüren hızlanan yudumlar değil
sesinin tenimin uzerndeki etkisi
akli dengeleri bir turlu sabitlenemeyen bir hayat benimkisi
benim kişiligim basına dusen mantıklı karar verme sayımın azlıgından
müzdaribliğim
şimdi durup durup teşhire cıkardıgım sözlerim
dilimin ucunda bir turlu söyliyemedigim
eski bir laz türküsü
kürtçe bir aşkı türkce yasarken
kafiye olsun diye deil
adına uysun diye
özlemim
her sabah öpülesi dudaklarını düşünürken
kendimi yakaladıgım sucüstülerim
acılır inceden müzigin sesi
o caglar oncesinden gelen tutkunun eseri gibi simdi
damarlarımda akıp duran
şeytana uydugum değil
şeytanın bile aklının ermedigi
bu erteleyip durdugum
yıllardan beri içimde biriken
seni buyuten bu sevda
seni buyuturken beni eriten
sana tutuldukca beni uzak tutan
sana yaklastıkca avuclarımın arasından süzülüp akan
başımı arasına verdigim ellerin nerde
simdi kokun diye içime cektigim bu karanlık gecelerin
yoksun diye uyanamadıgım sabahlarının
bu metrelerce yukseklite hayalini kurdugum
dizlerinin dibinde dilimin baglandıgı kadınım
yazarken ki utanmazlıgım
karsında kızarıp gozlerini kacıran kücük cocuk benmiyim?
hayatıma girdiginden beri sakınıp kelimelerimi
sana özel olsun diye değil
sadece seni olsun diye
gunlerdir kimseye heba etmedigim icin sözlerimi
susuyorum
suclu sanıyorlar suskunlugumu
üstlendigim sadece senin gunahların
aşkımın tarifini yapamıyorum
ne söyliyebiliyor nede duyabiliyorum
kanıma karısan bu zehrin bir tedavisi yok artık
kafiye diye uydurduklarım
varsın diye bu kadar şımarttım kendimi
seni alırsan icimden
aksini ispatlayamadım diye değil
sensizligi kabul edemedigim icin bu kadar sucu üstlenişlerim
içimde yanıp duran ateslerim
senden oncesinide bilirdim ben
buz gibi ellerimin arasından gecti kadınlar
simdi caresizligim kucuk bir kız cocugunun avuclarında
sen susuyorsan bu benim korkaklıgım
yaşayamıyorsak eğer bu benim bencilligim
senin bana dokundugun gunden beri
tenimde hüküm süren senin baharların
gitme ihtimallerinin gölge düşürüp mutluluguma
görmezden geldigim yenik kaderim
ayrılık süsü veriliyor cinayetlere
ve intihara yelteniyor yoklugunda
sana alınamayan tüm cicekler
içimde yanıp duran ateş
tenime dokundugundan beri
ve öptügünden
ve sevdiginden beri
aynaya bakıp adam sandıgım
bu sokaga cıkmadan kendine ceki duzen veren ihtiyarlıgım
sanki ölmeyecekmiş gibi meydan okumalarım
küçük bir kızın avucları arasından medet ummalarım
kollarının arasından uzakta hayatta kalamıyacak kadar gücsüzüm artık
baglandıgı makinanın merhametine muhtac bir hasta gibi
belkide sarıp kurtulmalısın beni bir derde
üstüme bir avuc toprak atıp
iyi bilirdik dersen kafi
demessen canın sagolsun
sevgilim dedigin adam olmak bile birşeydir
senden önceki sefilligimden utanıp
senden sonra omuzlarıma işlenen rutbelerim
kayda değebilmesi icin anılarımın
icinde olman gerekliligi kanun maddesi gibi
şimdi gidiyorsan bile
beni bağlayıp bıraktıgın bu hayat icin tesekkur ederim,
iyi günler sevgilim...
•[уаŁиız мєŁєκ]•
24-10-07, 15:22
acılır inceden müzigin sesi
o caglar oncesinden gelen tutkunun eseri gibi simdi
damarlarımda akıp duran
şeytana uydugum değil
şeytanın bile aklının ermedigi
bu erteleyip durdugum
yıllardan beri içimde biriken
seni buyuten bu sevda
seni buyuturken beni eriten
sana tutuldukca beni uzak tutan
sana yaklastıkca avuclarımın arasından süzülüp akan
başımı arasına verdigim ellerin nerde
simdi kokun diye içime cektigim bu karanlık gecelerin
çoook güzeldi emeğine sağlıkk karaüzümm
sevdanın şiirini yazmaya meyilli bir adamdım ben
kafiye kurmaya yetenkli
kuramadıgı kafiyeler kadar fakir kabul edilen
muhtarlıktan kagıt alabilen ancak
bir turlu belediyesine ispat edilemeyn bir yoksulluktu bu
her ramazanda erzak torbalarıyla beslenen bir hanenin
tek becerisi yazmak olan
ve yazmanın bes para etmedigi zamanlarda
sokaklardan karton toplayıp satmanın asaletine inanan bir adam..
sokaklarında dilenirken yakalandıgı bir tanıdıgınını goslerini icine bakarken
Allah rızası icin derken bogazında dugumlenen Rıza kelimesi
nasıl bir rızaydı ki bu
avucuna verilecek uc kurus icin
duasını satılıga cıkaran
nasıl bir tanrıydıki bu
sınav adı altında
coktan secmeli bu tur soruları sorarken
seceneklerin hepsini yanlısa cıkaran...
aklımın icinden cıkaramadıgım bu tuhaf hesaplasmaların
bu olmuyor diyerek silip yeniden yazmalarım
bu beni bekliyorsun diye seni aramayıslarım
bu seni arasaydım ne eksilirdim
nede cıkardı icimdeki seytan
taşlanmaktan korktugumdan değil
ya taşlanmassam diye
kendi seytanlıgımdan şüpheye dususlerim
uzerine dusen gorevi eksiksiz yapan bir fani gibi
nasıl bir gorevdiki bu butun faniler arasında eşit degıtılmıs
ve tanrı, tanrı oldugu icin
tasıyabileceginden fazla yuku reva gormemiş kuluna
ruyaysa bu gercekten artık uyanmak istiyorum..!!!
şehvetinden eritilmiş demirden daglar değil
düşünceden kaleler
ele gecmiş surlarımda
bir hüznün bayrakları dalgalanmakta
gögsümün kafesine saplanan sancagı tutan ellerin
ne son fethedilişidir bu benligimin
nede son teslimi
yıkılrken dizlerimin üzerine
yeniden ayaga kalkmak değil
o dizlerin uzerinde yeni bir aşka hazırlanısıdır kalbin
dindirilemeyen kanamalardan sersefil
ne tesellisidir bu gecen zaman
nede üstünü kapar yaraların
ne ayaga kalkar
nede yıkılır boylu boyunca
sevda dedigin avucumdaki ates parcası
ne söner kapayınca
nede alevlenir artık
'seni seviyorum' yalanıyla...
black_woman
24-10-07, 15:31
çok güzeldi:) çok beğendim şiirleri:)
Emreye sölicez bu düşüncelerinizi :D:D ondan çaldım yazıları :))) ellerine sağlık valla süper yazmış
sonunu bir turlu baglayamadıgım masallarım
iyi bir kapanış konusması yapamıyorsan eğer
bir anlamı kalmıyor sürükledgn konuların
ve inceldiği yerden kopuyor seni hayata baglayanların...
ihtiyacın olan bumuydu?
yoksa imkanın bunamı yetiyordu
imkan ve ihtiyacları dogrultusunda bir aşka tutunamayanlardanmısın?
yoksa hep gecmi kaldın mutlu olmaya
erkenden sana tutulan kız cocuklarının gozleri icine bakıp
yalan söylemeyi beceri sananlardanmısın
bağladıgın sevgili basına prim alıyormusun?
yoksa sabit ucretle calısan
ama sırf hırs olsun diye daha fazla satan pazarlamacılardanmısın
kdvs icindemi bu yasadıgın bu hayatın
yoksa kredi kartına on iki taksit imkanında vade farkı ödemyormusun?
ucuz bir yalakalıkla takındıgın gulumsemenin sen götürecegi yer hakkında br fikrin varmı?
yoksa şehveti yetermi
öpülmemiş dudakların
dudaklarını öperken titremesi...
bu sefer sonunu bağlayablecekmisn bu hkayenin?
iyi bir kapanış konusması ekleyebilecekmisin?
yoksa emin değilmisin kendinden
güvenin nerde
üzerine gökdelenler inşa ettiğin
ilk sarsıntıda enkazı altında kalıp
kurtarılmayı bekledigin...
br şişe daha icersen tamam olur sanırım
içmessen hatrı kalır anlatamadıklarının
biterse bu hayat noktası virgulu birbirine denk
türk dili ve edebiyatı dersinden gecer not alırsın
gecemeyecegin
ayrı yazamadıgın icin değil soru eklerini
ayrılamadıgın icin
öpülmemiş olan dudakların kokusundan
başımı döndüren hızlanan yudumlar değil
sesinin tenimin uzerndeki etkisi
akli dengeleri bir turlu sabitlenemeyen bir hayat benimkisi
benim kişiligim basına dusen mantıklı karar verme sayımın azlıgından
müzdaribliğim
şimdi durup durup teşhire cıkardıgım sözlerim
dilimin ucunda bir turlu söyliyemedigim
eski bir laz türküsü
kürtçe bir aşkı türkce yasarken
kafiye olsun diye deil
adına uysun diye
özlemim
her sabah öpülesi dudaklarını düşünürken
kendimi yakaladıgım sucüstülerim...
sessiz_gemici_86
25-10-07, 16:53
ortimmmm sensin işte işte buuu sen sin
hayatımda bir cok ilk icin gec kaldın sen
üzgünüm
elinde olmadıgını biliyorum bunun
ama simdi ne geri dönebilirim yasadıklarıma
nede silip atabilirim aklımdakileri
hayatımdaki bir çok ilki hakeden sendin belki
üzgünüm
içimde yetiştirip ihmalimdem kuruttugum cicekleri
yeniden yeşertmek görevi sana kaldı
yada toprak atıp üzerlerine
son duasını okumak
hayatımın en kötümser zamanlarına tanıklık ettigin icin üzgünüm
keşke sabahlarına uyanabildigim dunyamın icinde olsaydın
ne ben tutsaydım kendimi
nede sen bu kadar kırılıp yorulsaydın...
şimdi bu filmin sonunu beklemeden cıkıp gitmek istiyorsan sen bilirsin
kalırsan eğer bu filmin sonunda çekim hatalarını izleyip gülümsemeni garanti edemem
yada bu salondan cıktıktan sonra hatırlayıp
baska yerde kullanacagın tecrubeler olmayacak
soranlara cevap veremeyip
susacaksın sanki hicbirsey olmamıs gibi...
dijital çağın soytarısıyım ben
iyi yanları cerrahi mudahalelerle alınmıs
geri kalanıyla yetinmeyi bilenlerin masasında meze
bitince masadaki yenisiyle tazelenen...
elimi tut
yanında olmanın kanıtlarını bırak üzerimde
aklımda teninin yansıması
bu üzerimdeki kokun cıkmasın diye
senden sonra sarılmadıgım hicbir kadın
seninle yasayamadıgım ilklerimin
senden sonra yasanmasın diye
üzerini mühürledim
gelirsen diye birgun hayalini kurmadıgım
listesi seninle birlikte yapılacakların
şimdi beni aklında tut
vadem doluncaya dek
ilk öptüğüm değilsen bile
en tatlısı dudaklarımın tattığının
en sıcağı koynunda
bu öpmeye doyamadıgın ben
dokunulmaktan nasıra dönmüş tenimden utanan
büyüyüp adam olamamıs ben
çoçuk kalamadıgı icin
salya sümük aglayan durmadan
bu ben agladıkca öpen sen
ilklerimi baskasıyla heba ederken ben
bilsem seni
sana saklanmazmıydım
kapatıp gözlerimi
başka gözlerin rengine...
Ben seni koymuşken şiirlerime
Sensizliği ilelebet çıkarmışken hayatımdan
Damarlarımda sen gezerken
Bitti deme bana nolur
Yanlızlığımın içinde bile hala yüzerken sen
Kopar deme hayatından ne olur
Yanlızlık hikayemken
Sen adım olmuşken
Sensizlikle bi başıma
Yanlız bırakma beni ne olur
İmlalarım hatalı
Sözcüklerim anlamsız
Yazılası şiirlerim kafiyesiz kalır sen yoksan bu hayatta
Ve sen yoksan açmaz baharda güneş
Kışı karalar kaplarda beyazları bulamaz yüreğim
Sensiz bu hayatı yaşamak
Sensiz olacağımı bilmek
Sigaranın son yudumunu aldığında
Aklına bittiğinin ve cebinde 5 kuruşunun olmadığını hatırlamak gibi
Ben sensiz İstanbula
Ben sensiz Bu ülkeye
Ben sensiz kahrolası dünyaya düşmanım
Karaüzüm
“(Sen) Olmasan Da, (Sen)siz Olmuyor...”
..ayyuka çıktı içimdeki parçalanmışlıklar,
ismi konulmamış ezgilerle çağırırken yarımı…
bir yağmur damlası var kaderimde,
ya da belki de bir başkaldırı...
süzülüyor içimden kaybedilmiş vaktimin ılık kanı…
kitabımın ortalanmamış noktasına çakıyor kelamlarını…
tadıyorum hala ağzımda adı:
''acı''…
..bir kelime türetsem gizlice;
dokunamasa kimse mesela;ufkunda aralamasa…
başucundan ayakucuna kadar tazelik solusa…
yeni bir (ses)te yeniden doğsam ve büyüsem…
yağmalanmamış bir göğün yanıbaşında…
adımlanmamış ıslak bir şehrin bakir toprağında…
ve o çok sevdiğim şarkıların nakaratları boyunca…
..hep o sona yaşanıyor ya nefesler…
(git)mekten bir ayak önceki (kal)maya…
yavaş yavaş geçiyor gözlerimin renginden;
''kısa metrajlı filmi(m)''…
talan edilmişliğimden,arta kalanıma…
ince bir ''es'' dolanıyor parmak uçlarıma…
yalan binbir kılığıyla dolaşıyor akıl sokaklarımda…
gölgesi bir uçurumun boşluğuna düşüyor…
uçurumun boşluğu ''adı(n)a''…
..kirpiklerimin kenarında asılı bırakılmış;bir gözyaşı ısıtıyorum avucumda…
gecenin sürfilelerinden söküyorum şiirlerimi usulca…
suçlu bir çocuk ağladı mı hiç omzunda…?
bir şairin o en çok sevdiğin dizeleri ağzında:
*…ben sevmeyi beceremedim
belki de sevilmeyi
benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım,bir şehre yağdı
ben şehre ağladım,bir yağmur yağdı
ben bir ağladım,şehre yağmur yağdı
ben
''yağmur''
ağladım…*
saat sabahı vuramadı henüz daha…
ve susamadı hiç satırlarım,beyhude bir beyitin kollarında…
biliyorsun ya;
üşümeyi sevdim senden sonra…
ve alıştım artık bu evrenin yalnızlıklarına…
bir kadın,''kendinden kaçak'' kelimeler fısıldıyor kulağıma…
susuyor ve tükeniyor hecelerim sonunda…
son bir yankıyla;
”(Sen) Olmasan Da, (Sen)siz Olmuyor...”
•[уаŁиız мєŁєκ]•
30-10-07, 17:27
ben sevmeyi beceremedim
belki de sevilmeyi
benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
ben yağmur ağladım,bir şehre yağdı
ben şehre ağladım,bir yağmur yağdı
ben bir ağladım,şehre yağmur yağdı
ben
''yağmur''
ağladım…*
süperrdiiiiii emeğine sağlıkk
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerimi
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
bak, incelirken zehirleniyorsun yavaş yavaş
beni yanaşma ruhum boğuyor geceleri
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
yüreğim paslı bir sarnıç
gözyaşlarının demi hala avuçlarımda
sesleniyorsun sevdaların kilitlendiği manastırlardan
yaşamak güçlü olmak değildir her zaman
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
Cezmi Ersöz
•[уаŁиız мєŁєκ]•
30-10-07, 17:43
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini
ölürsem beni seninle ararlar şimdi
çok güzel sözlerrr
karsısında gardım indirdigim ilk adamdan
nakavt yumrugu yiyecek kadar hazırlıksızdım
yada farkında olmadan kaybetmiştim
gücümü
yeniden ayaga kalkabilmek icin
düştükten sonra
uzun aralıkları suskunlukla gecen konusmaların ardından
böyle bir ayrılıgı kabullenmek icin kac şişe alkol gerekir saglıklı bir bünyeye?
sigara icilen yerler yasaklanıyor tek tek
idam mahkumlarına infazdan once afyon mu teklif edilecek
sigara yerine?
genlerime işlemiş bir rahatsızlık olmalı bu
mantıklı acıklamalar gerektirmeden tutulmayı
doga kanununu kabul etmek
ve hangi duayla savasmaya calısmak
kaderle
sahaya cıkarken ilk macta yedigin gollerin ezikligi üzerinde
tanrı seni sahaya surerken kaybetmeni police yapmıs
altında kanından parmak izlerin
ben simdi seni kaybediyorum diye aglıyorum
senin rahatlıgın canımı yakan
gittin diye değil belkide kalsaydın
lutfedip acısaydın ve dilenseydim senden bu mutlulugu
kim daha cok mutlu olurdu
tanrım mı sen mi?
isyankar bir kul olmıyayım diye bana sunulan armagandın sen
simdi seni kaybetmemek icin isyandan korkum
değiştirebilseydim ve durdurabileydim akıp giden zamanı
ellerimden kayarken olan biteni
sessizce izlerken gitmeni
kapıyı usulca cekip
içini cekerken her adımında
duymamazlıktan gelmek yerine
seslenseydim
dokunabilseydim bıraktıgın esyalara
ardından hayaller kurabilseydim
şiirler yazmak yerine
aklımın icinden gecenleri bir bir ayıklayıp
sana kullanılmamıs bir düş sunabilseydim
martıların kanatları kadar beyaz
mavi denizlerin derinligi gibi ürkek
anlatamadıgım
senden sonra geride kalan bu enkaz
acı cekmesin diye keske fişini cekebilseydin baglı oldugum bu makinanın
gidiyorsun diye değil
geri gelmiceksin diye üstümü ortseydin
kanına bulasmıs bir virus gibi simdi yoklugun
ilac takviyeleri yada ilik nakilleri bir halta yaramıyor
kangrene dönmüş bu hayatın neresini kesersen kes
icimdeki bu mikrop temizlenmiyor
metabolizması bozulmus ve ilaclara tepki vermeyen bir bunyeye sahip oldugum icin belkide
belkide deneme asamasında bir ilac oldugun icin sen
uzerimdeki beklenmeyen etkilerin
kullanılan en sanssız kobaydım ben
aşkına maruz bırakılmıs
ama yan etkileri konusunda uyarılmamıs...
damarlarımdaki enfeksiyon temizlenmiş
ama hala her sabah uyanıslarım
senin kokunu duymama endekslenmiş...
metabolizmamdaki değişimlerin hesaplaması her zaman şaşmış
şimdi sen arıyacaksın diye aklıma umut enjekte edilmiş
aramıyorsun diye karamsarlıgın bütün orduları istilaya baslamıs
esir düşmüşüm bu savasın ortasında
gelip gelmemekteki kararsızlıgın
gelirsen al beni
gelmiyorsan zaten yazıyor olmak bile anlamsız...
bir karsılık yazabilmek satırlarının yansımasına
okudukca baska bir iklimi hissetmek
üşümek
belkide yanıp kavrulmak bozkırın ortasında
kıvrımlarından süzülen bu hayatın özü değilse eğer
bu satırlardan süzlüp duran kırmızı renk nedir?
altına bir not düşmeli ve ikinci defa okutulmamalı yazılanlar
bağımlılıkların da iyisi var ama burdaki başka bir sevdanın enkazı
ve bazı enkazlar dokunulmadığı zaman huzurludur
eşeleyip durmadan üzerini
kendi halinde bırakıldıgında
ama bu rahatsız eden ruhumu
her satırında meydan okuyan
görmezden gelinemeyecek bir başkaldırı gibi
ne yazık
yazıldıgı halde kendisine
bunu okuyamayan gözlere...
Not:Benim yazıma verilmiş bir cevaptır :)
black_woman
02-11-07, 11:15
çok güzeldi valla :) yazanın yüreğine sağlık:)
kürtce bir aşkı türkceye cevirememekteki beceriksizligimden müzdarip
hala kafiye olsun diye ucuz kelime oyunları oynayan bir haylazım
bogazımda yutkundugum halde bir turlu asagı inmeyen yumruklar
toplamak isteyipte ne zaman telaşlansam ve korksam seni kaybetmekten
yani
ne zaman düzeltmek istesem daha cok bozarak
dokunmasam solacak diye
sımsıkı sarıldıgım icin kollarımın arasında kırılan bir sevdanın ikliminde yasamaya calıstın sen
ve sen ne zaman kırıldım desen
ben bunu üstüme alınmamak icin
duymazdan geldim...
şimdi yoklugunu
nasıl olsa ararsınlara baglıyorum
nasıl olsa ararsın
aramassan böyle bir kayba hala hazır değil aklım...
önemli kararlar arefesindeyim
hep arefesinde bekledigim kararlarım
cok düşündügüm icin belkide
bu kararsızlıgım
kapayıp gözlerimi karamsarlıgıma sonunda sen olursun diye
ihtimal diye simdi alıp basımı baska sehirlere göç etmeyi
göze alışlarım...
kürtce bir askı türkceye cevirememekteki beceriksizligim
hayatıma yaşanamamıslık olarak ekleniyor
belkide en güzel yerinde oldugum icin
en gusel yerinde seni kaybedecegimi bildigim icin
güzel olmasın diye hayatımdaki hicbirsey
inkar ettiklerim
sanki yoksun gibi
öyle cok soru sordumki sana
simdi aklındaki kararsızlıgın benim
duyduklarımı duyup inanmayıslarının mantıklı acıklamaları
seni anlıyor olmam
sana kendimi anlatmama yetmiyor artık
seni seviyor olmam
beni sevmene yetmiyor...
gitme kal dememin
kalmana yetmedigi gibi
canım yanıyor
senin yanındayken öyle mesguldum ki seninle
öyle seninleydimki
düşünemedim
gidersen bir gun yanında götür
beni değilse bile
sana almayı akıl edemedigim cicekleri
sana söylemeyi beceremedigim sevgi sözlerini
simdi durup durup sana gelirken yazdıgım şiirleri
üzerine al sorumlulugu
her kayba hazırım ben...senin dışında
gideceksen eger
sevmedigni söyle ve öyle git
yapmadılarımı bahane yapmadan
yaptıklarımı yuzume vurmadan
sadece sevmiyorum de
git...
geride kalmasın keşke diyerek aklıma yükleyecegim suclamalarım
sadece alıp basını git
sanki hic olmamış gibi...
sanki yalanmış gibi...
git artık
üstü kalsın yasadıklarımızın,
yaşayamadıklarımızın hayali...
çok güzeldi valla :) yazanın yüreğine sağlık:)
Aynı şeyleri beğeniyo olmamız çok güzel (tonlarca sevgi sözcüğü var ama basitleştirdikçe herşeyi seni seviyorumlar bile anlamsızlaşıyo bazen neyse :D takip etmen dileğiyle :D)
black_woman
02-11-07, 14:17
Aynı şeyleri beğeniyo olmamız çok güzel (tonlarca sevgi sözcüğü var ama basitleştirdikçe herşeyi seni seviyorumlar bile anlamsızlaşıyo bazen neyse :D takip etmen dileğiyle :D)
şiirleri o kadar güzelki takip etmemek mümkün diil ;)
Ne yazık yazıldıgı halde kendisine
bunu okuyamayan gözlere...
Bu sözüne bayıldım :) çok güzel ya
yüregine gönlüne saglik..
hani sevdaLar vardir..
sözde biter..
beyaz kagitlara kalir..
yazarsin doyasiya..
yasayamamis olsanda..
bir bir anlatirsin ona..
sevgini haykiramadikca..
öyLe biseydir yazmak..
icinden cikip..
disa vurabilmekdir..
önemi yoktur..
yazdiranin gözleri görmesi..
sende baslayip sende bitendir...
asil sevgi....Zynp_
yinemi guzelis yinemi cicek
hamdolsun
altınbaş kadehe yag gibi dolsunnn
özledim seni...
üzülme deyince gecmiyor.
belkide seni aklımın neresine koyacagımı bilmedigim icin el ustunde tutuyorumdur..
senin olmadıgın anlarda pause tusuna basıp
senin geldigin anda itibaren devam ediyordur köhne bir hayat...
ne zaman seni görebilecegim sorusuna verilebilecek inandırıcı bir cevabım olmadıgı icin belkide
seni gorur gormez agzından laf alma cabalarım
senin tenine her dokunusum
ve kokun iliklerime kadar icimde hissettigim
simdi beni dusunup uyudugun ruyalar benim
uyandıgın hayat
benim beklentilerim
az once kollarının arasında yeniden dogdugun benim
aç bir bebek gibi
sana sarılan benim tecrubesizligim...
yazamadıgım icin içime sakladıgım ayıp kelimelerim
ayıp diye deil
senin diye yalnız sana diye ,
dudaklarımı ısırıp sustugum
üzerine yazılacak ten senin değilse
kafamı duvarlara vurup unuttugum
burdasın simdi
yandıgın benim tenim deilse
bilincli bir hayat surmektense
bilincisz bir kursunla vuruldugum
ya gel simdi
yada sus sadece
gelirsen adam olurum
gelmessen
kayda gecmez varlıgım
sözlerim yarım
ne sabahı var bu telaşların
nede mantıklı bir izahı
durup durup tenine dokundugum
evlli bir kadın
ne üstünü örtebilrsin toprakla
nede acık bırakılır
mubarek gunlerin duasıyla
bilincli bir hayat surmektense
bilincisz bir kursunla vuruldugum
ya gel simdi
yada sus sadece
bittim buna yaa :( ahhhh ahhhhhh :agla:
•[уаŁиız мєŁєκ]•
02-11-07, 16:36
çokk güzeldii emeğine sağlık karaüzümm
1taneme
Senden evvel çok şeyler yaşadım bana değil belki ama duygularıma çok zarar verdiler zamanında sende bunları aştım demiştim sende bana
-aşkım eskilerdeki yaralarını kapatamam ama bidaha yara almaman için elimden geleni yapacağım dedin.
O gün güvendim inandım sana aşkım daha da bi katlandı çocuktum gülerdim senleyken mutluluğun suyunu çıkarmış ağızlarım acıyana yüzüm buruşana kadar gülerdim .Mutluluğum umudum aşkım kalbim sevgilim nazarlığım.
Şimdi gitmeler arifesinde bavullarını topluyorsun ben gitme desemde nafile gururluydun ve bir erkek gibi davranmalıydın.Aşık olabilirdin ama gurur daha önemli bazı sözler söylenmezdi Türk Filmlerinde böyle değimliydi.
Kadın gitme desede erkek onurlu ve her zaman başı dik gider.Kadın ağlar ve bilirki adamda içinden ağlıyor.Gözünden belki yaş akmaz ama ayrıldılar diye içi içini kemirir.Sevdanın son durağında kalır kadın bidaha başkası olmayacaktır.Yıkar ,incitir, kırar sevdiği erkeği geç kalmış özürler diler.Gitsin istemez ama dünyadır ye bu ayak uyduracaktır.Adam gururlu mağrur ,kadın yalnız acınacak .Seni seviyorum sözü yetmez yetmediği gibi bi anlamda ifade etmez.Duygularını çırılçıplak bırakacakken adama adam arkasına bile bakmadan gider…
Ne kadın dönebilir artık nede adam o sevdiği duygusal aşkına iki yaralı biri gururlu diğeri acınacak.
Çok sevdim demek yalan oldu artık bizim memlekette benim bozkırlarımda güneş yok gözyaşımı dökemediğim için yüzüme içime ağlıyorum su bastı bedenimi tuzlu tuzlu tüm vücudum yanıyor şimdi yandıkça ağlıyorum.Meleklerim gözlerini kapadı senden sonra bana uykuları geldi gitmeliler.Aşk bendeyken senleyken gülen yüzüm somurtur oldu ben artık gülmeye hasretim.Sen ne yaşadın bilmiyorum ama meleğim ben galiba sana aşık oldum .En güzel yerinde öykümü bitiren bi kahraman gibisin git şimdi ne olur dokunma bana deme sensiz olmuyo olmadı olmicak…
eski bir sarkıyı geri sarıp sarıp dinlemek...
bana bir haller oluyor son zamanlarda..
gunlerdir yüzüm asık bombosum buralarda...
bitirirken bir aşkı kapanmadan yarası
yeni bir yara acmak icimde..
kanamalardan yorgun
ne söz yetiyor artık sarmaya
ne de eski şarkıları geri sarıp dinlemek...
kimilerin yıldızı yuzune guler
benimki inatla yuz gostermiyor..o benim gunesimdi parladı sabah erken
utancla batıya süzüldü aniden...
sevdigim baskasının cicegiymiş
gönlu baglıymıs yeniden sevemezmiş...
oysa ben bir cocuk gibi savunmasız ve gercek...
ilk defa aşka gelmiştim...
bana bir haller oluyor son zamanlarda
gunlerdir yuzum asık bombosum buralarda...
bitirirken bir askı hala üzerinde tuterken kullerin dumanı
bu enkazdan sağ cıkabilecek kadar sanslı değildim aslında
belki de uzatma dakiklarıdır bunlar
dorduncu hakemin tabelası bozuk oldugu icin
+45 göstermiş
bozuntuya vermemek icin orta hakem oynatmaya devam etmiş...
surekli bozuntuya vermeyelim diye neleri göze alıp yaşamaya devam etmiyormuyuz?
oysa ben bir cocuk gibi savunmasız ve gercek
ilk defa aska gelmişstim...
yalan..
ne ilk yakılısıdır bu kalbin
nede ilk yenilgisi aşk meydanlarında
dizlerinin uzerinde duramıyor diye sahte sözlere tutunarak ayaga kalkma cabaları
simdi kanımı kaynatan 17 yasında bir kız cocugunun hevesi
aşkın şimdiki zamandaki cekimi...
kurdugum cumlelerin cürreti icin özür dilerim
hangi kız cocugunun ellerinde büyüyecektim baska
simdi tutuldugum buğulu bakısların sahibi
beni azat eden artık eski diye sözü gecen sevdamın
kokusu damarlarımda
şimdi yazdıgım her kelime iki kişilik
yaşadıgım aşk
eski denilen sevgiliden kalan miras bana
yeni denilen sevgilimin avuclarındaki ter damlası
sırf beni dusunuyor diye yanaklarının al al kızarması...
black_woman
05-11-07, 09:41
simdi kanımı kaynatan 17 yasında bir kız cocugunun hevesi
aşkın şimdiki zamandaki cekimi...
kurdugum cumlelerin cürreti icin özür dilerim
hangi kız cocugunun ellerinde büyüyecektim baska
:claps::claps::claps::claps::claps:
nefesimden bugulanan camlara karaladıgımmısın sen
hani isminin harflerini cizip
sonra biri gormesin diye kazagımın koluyla sildigim
platonik bir sevdanın bir turlu platonamayan
belki de bu yuzden her şiirin ana fikrine meze
ama yazıldıkca baska iklimlere etki eden
küresel bir terör gibi
ruhumu istilasında en önde
zamansız bombalamalardan ve ucak kacırmalarından sıkılmıs
suikaste ugrasamda ölsem dedigim
terör yaratan bir sevdamısın
suyu cıkıyor artık yasananların
ucuncu sahıslarla derdi olmayan
ama hep ikinci sahısın uzerindeki etkisini ucunculere yansıtan bir hayat bizimkisi
girdigi bunalımlardan yazarak yada konusarak yada aldatarak ckmaya calısan
galata koprusu uzerinde bir kac saat durup balık tutmaya calısmayı erdem sayarak
oysaki en erdemlisi o koprunun altındaki bir meyhanede bir kac şişe bira icmek olan
belki balık ekmek
belki kokorec belki midye tava
belki bir turku barda nargile icmek
hani su tophanede
zamanlı zamansız bulusmalarda uretilen bahaneler
bulusamıyoruz artık gorusemiyoruz
elimizde ortak bir duygu yok konusamıyoruz
belki de bu yuzden bir araya geldikce kavga edişlerimiz
kavga etmek icin bir araya gelmeyi bile bekleyemeyişlerimiz
özledim dedigimiz ne zamandır
imalı laflar duymayı bekledigmiz
şimdi aklına getiripte karsısında uyumayı tercih ettigin benim
benim ise düşünüp düşünüp ictigim sen
aynı sarkıyı defalarca geri sarıp dinledigim..
black_woman
06-11-07, 09:31
offfff bu şiirler gerçekten çok ii:)teşekkürler bizi bunlarla mest ettiğin için:D
Sen benim Aşık olduğum adamın yazılarını okusan mest olursun :p Ama kıskançlığımdan onları kimseyle paylaşamıyorum :) .
black_woman
06-11-07, 09:39
Sen benim Aşık olduğum adamın yazılarını okusan mest olursun :p Ama kıskançlığımdan onları kimseyle paylaşamıyorum :) .
:kopar::kopar::kopar: kadın milleti işte:D ne olursa olsun kıskancız:D
black_woman
06-11-07, 09:49
utanma şekerim :muju:
kadın bedenine aç deilim..
benim aç oldugum sevgilim dediğim aşık oldugum kadınla birlikte olabilmek...
ama önemsemiyorum bunu da
olucaksada gecti artık
yanlıs zamanlarda yanlıs insanları seciyorum surekli
yada beni secenleri surekli şaşırtıyorum...
yanlıs zamanda yanlıs insan oldugunu o an anlayamassın
ancak zamanla olur bu
farkına vardıgın zaman iş işten gecmiş olur
doğa üstü guclerim yok benim...
bir telefon kulubesinde ustunu değiştirip
cıkıp mavi pelerini savurarak gokyuzune ucan karizmatik bir adam deilim
elimde hergun sahteligi kanıtlanan kelimelerim
aleyhimde kullanılıyor hakkımda acılan davalarda
şimdi hayatım uzerinde söz hakkı olan kadınlar
birbir hesabını soruyorlar
vaatlerimin arkasında duramayıp geri cekilişlerimin...
"Ös":bu sözleri de nerden bulursun hiç anlamam seninle yasamak süper olurdu
"Ös":ansizin sevgilinin kulagına siirler fısıldaması
kulagına şiirler fısıldayamayacagım her kadın böyle söyluyor...
aklının icinde ucusup duran kelimeleri ve icinde kopan fırtınaları
bastırabilmek icin her gece şişelerce alkol kullanıp
yetmedigi yerde arayıp telefon dfterindeki
eskiden sevgili olabilme ihtimali yuksek kadınları
ve mesgule dusuruluyorsa aramaların
yada hic acılmıyorsa ısrarlarına ragmen
yazmayıpta ne halt edeceksin...
en ummadıkların cagrı bırakırken telefonuna
baskasının senden esirgedigi aşkı
kimlere pay edeceksin?
sonra sevmedigin tenlerde uyuşturmak ihtimallerini degerlendirirsin tek tek
sonra bakarsınki hissetmiyorsundur artık
tenin rengi farklı
alınan nefes farklı
öptügün dudakların tadı farklı
icin durgun bir acık deniz gibi
ne dalgalanıyorsun ne de gelgitlerden etkileniyorsun
gidip geldigin icinde, dar bir bosluktan baska bir halt değil
gidip bir turlu geri gelemedigin dusunceler canını yakar
gelmemek işine gelir gibi, canın yandıkca kapılırsın yazdıkca yazarsın
sonra gecer bir sure
alkol oranı artar kanındaki
ve tenindeki ruj izlerini birleştirince ortaya cıkan resim
mutlulugunun resmi olur anlarsın
kaybettigin ruhunun icine sıkıstıgı ten
baska tenlerin temasıyla kendinden gecerken
biraz daha yabancı uyanırsın
gozlerini actıgın her sabah
gec olur
durup, herseyi silip yeniden baslayamassın...
black_woman
06-11-07, 10:00
sonra gecer bir sure
alkol oranı artar kanındaki
ve tenindeki ruj izlerini birleştirince ortaya cıkan resim
mutlulugunun resmi olur anlarsın
kaybettigin ruhunun icine sıkıstıgı ten
baska tenlerin temasıyla kendinden gecerken
biraz daha yabancı uyanırsın
gozlerini actıgın her sabah
gec olur
durup, herseyi silip yeniden baslayamassın...
çok ii..:claps::claps::claps:
:) Black bacı sen emrenin yazdıklarını çok beğeniosun sanırım :D:D
black_woman
06-11-07, 10:04
eet sanırsam çok beeeniyorum:D çok ii yazıyo böle sade fln..herşeyin olduğu gibi yazıldığı şiirleri çok severim:)
fütursuzca kullandıgın her kelimenin
tasıyamayacagını bile bile yukledigin anlamların
kimin aklında zehre dönüşürdü
kimin aklında şifa
kim inanırdı senin duyduklarına
bu yüzdenmi abartırdın her satırın
altından kalkamayacaksın diyemi korkardın bu kadar
aklına gelen her kelimeyi yazmaların
yoksa korkmadıgın icinmi
nefes bile almadan ettiğin itirafların
basına kapalı bir oturum değil di bu
ırzına gecilir gibi gecildi tutanakların
simdi senden bir kac yıl sonra
senin sözlerinin yaşattıgı anıların
anımsattıklarından yorgunum
ve sen bunun farkında olamıyacak kadar
belkide farkında oldugun halde umursamayacak kadar
belki de umursasanda artık bu sorumlulugu tasıyamayacak kadar
kopuksun bu hayattan...
ne cok masaya meze oldun sen
ne cok aşka ilham
ne çok sevdirdin insanlara bu hayatı
ve kac insanı aldın bu hayattan....
Sanirim sensiz bir geceye daha hosgeldim
nedense biraz gerginim
stresimi yumruklarimla duvara civiledi
gözlerim kendini saldi
sanirim o an orda degildim
30 dakka öldüm 5 dakika dirildim
gözyaslarimi yagmur sandim islandim
meleklerimle fisildastim kolonyalarla koklastim
nedense son darbeyi kalbime attim
kendimi 3 yerimden bicakladim
azami hirs yaptim
nedense acimadim
kendimle yeminlestim we dislerimi s1kt1m
yumruklarimi s1k1p tirnaklarimi kirdim
nedense en cok sigarami aradim
tek bir kelime edemedim
özür dilerim seni üzmek istemedim
en iyisi intihar ediyim dedim, ettim
10 dakikalik yasam molasi verdim
sanki cennete bir serinlik kolasi ictim
ve sonra ilk ucakta cehenneme indim
nedense en cok kusmak istemistim
senden utandim
kendimle hic bu kadar cetin savasmamistim
kendimden köse bucak kactim
yasama hakkimi sonuna dekmi kullanmaliyim tanrim?
döner basim, akar yasim, kar tutar sacim, cölde hayratim
duvarlar üzerime geldikce kendime 10 parmakli bir surat yaptim
ben ne savaslar verdim kendime
bir Rabbim sahit, sor ne zaman
vurdun kendini en son?
katilim oldum hergece nedense.
Sagopa
kafamın icinde ucusup duran bu kelimeler nerden cıktı
yatırım aracı olarak kullanılamayacak kadar degersiz
akşam olsada eve gitsek sözlerini
sabah olsada işe gitsekler takip ediyor
ve biz iciyorsak mutlaka vardır bir sebebiyle parantez acılıyor
acılan parantezlere ekilen umut tohumları
uzun sure guneş gormeyince yesermiyor
damarlarımda gezerken cürüyen
ve kokusu genizlerimi yakan bir sevda masalı bu
her saniyesine tanık oldugum
bizzat mudahil oldugum bu çürümeye...
aklımın ucundan gecip duran ihtmali dusuk sonuclarla ugrasmaktan yoruldum
bu kadar beklemedigim icinmi üstüne geliyor yasadıklarım
besteledigini dinleyemeyecek kadar bahtsız bir bestecimiyim ben
yazdıgı satırların anlamını tasıyamayacak kadar yorgun
koridorun ısgını acık bırakanlardanım hala uyumadan once
uyanmadan once saatin calmasını bekleyenlerden
ve hala beklendiği üzre gulumseyebilenlerden
icinde kopup duran fırtınalara ragmen...
aklımdan gecen ifadesi zor hayallerim
acıklayabildiklerimi hayal etmeyecek kadar büyüdüm ben
hayal ettiklerimi anlatamayacak kadar küçük
karsılıgı cıkmıyor hala hissi senetlerimin
ve ben vadesi uzasın diye borclarımın
daha iyi yalanlar söylemekteyim...
derin bir nefes alıp aradıgım huzur değil mi
simdi ic cekip durdugum
içime cekemedigim icin diye deil
aklım almıyor diye
durmadan sorup durdugum
koridorlarında kayboldugum bu hayatın
sayfa altlarında dipnotlarla acıklamaları asılsız cıkıyor artık
her yeni gün eski bir soylentiye mezar olmaktan baska bir halta yaramıyor...
karsısına cıkarabilecegim sözlerim yok artık
okuduklarımın
duyduklarım safsatalardan ibaret
sevdigi icin ugruna ölen insanların
sevdigi icin ugrunda yasayanlardan fazla oldugu bu dunyada
itibar göremedim diye yazmaktan vazgecişlerim
sevdigim kadınları
yazdıklarımın aldıgı iftiralardan yorgun
öptügüm her kadın
benim tanrıdandır diye
hediyedir kabul ettiğim
simdi yazıldıgım her satırım
duruyorsa eger benden sonra
ve okunuyorsa
ve anımsanacaksa bundan yuzyıl sonra
kutsal bir kitabın sözleri gibi
izleri kalacaksa ve gececekse nesilden nesile
kutsal değilmidir
öptügüm her kadın
canımı yakıp duran
kanattıkca kanatan yaralarımı
ne zaman bitti desem
tutup yakalarımdan sarsıp
duvarlara carpan
az önce kollarının arasında oldum diye değil
simdi tir tir titriyorken şehvetinden
damlalar süzülen gözlerimden öpen
bastırırken basımı göğsüne
ağlamıyayım diye yalanlar söyliyen
bir kac saat icin bile olsa sevgilimi oynayan kadın...
üstü kalsın diyerek fiyakalı bir sözle alıp basımı ayrıldıgım
üstü kalmıyor işte
öptügüm her kadından bir kac satır
ruhumu icinde kaybettigim karanlıklarım
ne olur kızma
büyüyemedim ki sevgilim...
birbirine sevgiliymiş gibi sarılan iki yabancıydık biz...
öpüşürken gözlerini kapayan
actıgı zaman görecegine hazırlıksız yakalanacagı icin
belki de uzun uzun iç çekişlerimizin geldiği yer
durup durup söyleyemediklerimiz...
beklentilerimizi en aza indirip
elimize gecenle yetinmeyi bildigimiz icin
sevgiliymiş gibi sımsıkı sarılan birbirine
ve parmakları parmaklarının arasında
sevgili gibi yanyana yürüyen
iki yabancıydık biz
bir turlu cesaretimizi toplayıp tanısamadıgımız
ve hep belirli şartların bir araya gelmesine erteledigimiz bir yabancılık
ne seni bakışların yetiyordu gelip konusabilmeme
nede benim patavatsızlıgım ansızın
kırdıgım potları biriktirip espri yapma beceriksizliğim
cok gülüp cok eglenen
aynı masanın arkasında aynı insanlara bakıp gulumseyen
masanın altında avucumun icindeki kucuk eli terleyen
ve gozlerinin icine bakarken sevgiliymiş gibi
bir turlu tanısamayan iki yabancı
hayatımıza sıgdırabilecegimiz yabancı sayısının bir kontenjanı varmıydı bilmiyorum
ne kadar uzun sure sevgili gibi sarılabilrdim bir yabancıya?
ne kadarını koyabilrdim senin tenini satırlarıma
ne kadarını aklıma alıp uyuyabilrdim beklentilerimi en aza indirip
ve hangi sigorta sirketi guvence altına alabilrdi bir aklı,
bir yabancı tarafından ansızın terkedilip yalnız bırakılmaya karsı...
biri sever biri bakar..
agzımın icinde geveleyip durdugum
cigneyip cigneyip yutmadan tükürdügüm
ruhumun kalıntıları...
tek bir aspirinde yeter bazen dindirmeye basındaki agrıları
aspirin buyuklugundeki bir kursunda...
yarıya kadar cekilmiş bir bayrak kadar üzgünüm şimdi
bir saynının karekökünü almak gibimidir
insanın özüne inmek?
en asalı hangisi insanın
ne kadar zorlasanda kendi icinde bölünemeyeni
büyük bir hipermarketin elektronik bölümünde
eli bırakılmış bir cocuk gibiyim
aklım fikrim yerinde durmuyor...
hayatım boyunca hicbir çekilişte ikramiye kazanamadıgım icin
artık kendi cekilişlerimi düzenliyorum
cekilişlerime katılanlara buyuk mukafatlar vaat edip
hic tanımadıkları isimlere cıktıgnı söyluyorum...
hicbiri de cıkıp öyle biri varmı diye sormuyor...
aklımın icine sıgmayanları kucuk kagıt parcalarına nasıl sıgdırabilirm ki?
yel değirmenlerini yenmek değil
o savasta esir düşmek istiyorumdur belki de
zırhımı uzerimden cıkarmadan
yara almak
ama ölmemek
kan kaybederken dizlerimin uzerinde
ölürken belki de
küstahlık yapıp hesap sormak
tanrıma
gücün bunamı yetiyor diye...
ruhumu şeytana kiralık verdigim gunden beri karsılıgında aklımı uyusturacak narkozlar alıyorum...önce asık oldugum kadını hayatımdan cıkartıp acıyla yoğruldum, bir kac saat sonra aynı kadına yeniden tutulup teniyle mukafatlandırıldım...
aradan bir kac hafta gecti ayrılıklardan da eskisi gibi tad alamaz oldum.. acının bagımlısı değilim ama acının bagımlılık duydugu biri olmaktan yoruldum...
istasyonlardaki sarı cizgiye cok yakın duruyorum gunlerdir ve anonslar cok uzaklardan geliyor, sarı cizgiyi gecmeyin tehditleri... bir suredir uzerinde sarı cizgiler bulunan kazagıyla bir kız cocuguna bakıyorum, aklımın bir kösesinde sarı cizgiye yaklasma anonsları cok uzaklardan geliyor....
aklımın iplerin saldıgımdan beri ne gulfstream akıntılardan etkileniyorum yada kuzey ruzgarlarından.. erimeye baslayan buzulların yukselttigi sulardan muzdarip sahil seridi gibiyim ve umurumda deil artık kıyılarımda batan binlerce gemi... ışıgını kapatıyorum kayalıklarımın uzerinde dönüp duran fenerin... üzerinde sarı cizgileriyle dalgalanan bir bayragın gemisine acıyorum kollarımı... kırılma sesini duymamak icin attıgım cıglıklarım ben artık baska mevsimlerin umutlarıyım... sana olan merhametim elimin cabuklugu olur, sularımın derinligi gibi... icime cektigimde seni kulaklarındaki ugultuyla al beni... batıyorken icime...
sarı siyah bir gecenin koynunda tutuldugu fırtınadan kacmak isterken carpan kayalıklarıma
gorüp kacamadıgı icin değil fenerimi
bizzat gormesin ve kacmasın diye benim kapattıgım ısıklarımı
uyarı levhaları kaldırılmıs iki şeritli bir yolda ilerlerken
ansızın onune cıkan cukurdan kacmak isterken
karsıdan gelmiş bir kamyonun altına giren spor bir araba gibi...
ne zerafetinden eser kalıcak bu kazadan sonra
nede ruhundaki genclikten...bulasıcı bir hastalık gibi
kanına karısacak mutsuzlugum
ve benden sonra sen kimle birlikte olsan
her sabahında ben kusacaksın
aksamında beni özleyip
kadehlere sarılıp
simdi benim yazdıgım gibi
yazmaya calısıp icindekileri
her yazamadıgında gidip kendini baska bedenlere sunacaksın...
yüzümdeki masumiyete ve aklımdan gecen sözlere aldanıp
benim kayalıklarımda son bulacaksın...
diger yuzlerce batık gibi
icine batıp kanattıgın
durmadan canını yaktıgın
benim sayfalarca yazdıgım agıtlarım
cok uzaklardan geliyor artık uyarı anonslarım...
ve ben artık duymazdan gelmek istiyorum
black_woman
12-11-07, 10:47
hayatımıza sıgdırabilecegimiz yabancı sayısının bir kontenjanı varmıydı bilmiyorum
ne kadar uzun sure sevgili gibi sarılabilrdim bir yabancıya?
ne kadarını koyabilrdim senin tenini satırlarıma
ne kadarını aklıma alıp uyuyabilrdim beklentilerimi en aza indirip
ve hangi sigorta sirketi guvence altına alabilrdi bir aklı,
bir yabancı tarafından ansızın terkedilip yalnız bırakılmaya karsı...
kujuuuuuuuuum bu ne ya..napmış buuu :claps::claps:
black_woman
12-11-07, 10:49
acının bagımlısı değilim ama acının bagımlılık duydugu biri olmaktan yoruldum...
:claps:
Galiba onu terkedeni/terkettiğini özlemiş
özleminn
acısını bilmeyenlerin bile kafiye uydurup anlatmaya calıstıgı
senin durup durup bana geldigin
özledigin ve beklediginin gizli öznesi olmak
gelemedigim zaman hissettiğin
gelemedim diye kendi icime hapsettiğim
kendim...
her zaman gezdigimiz yerler
senin kokun, benim gölgem
ayak izlerimizin ruzgara karıstıgı
seni tek basına gecerken hissettigin
yoklugum
benim, bensiz ordasın diye yasadıgım yoksullugum
gittigimden beri gecen zaman
gelişime kurulan saatlerden haberim yokmu sanıyorsun?
uzattıgın ellerini tutamıyor olmaktan yoruldum
kacmaktan vazgectim artık yagmurlardan
avucumda sana biriktirdigim kelimelerim ıslanmasın diye
sımsıkı sarılıp
yagmurdan kacarken sana sarıldıgım gibi
kokunu icime cekip
ıslanmayı özledim...
özlemin
özlemimse eger
seni dusunmeden bir dakikam gecse
ben saatimi geri alıp
o dakikayı yeniden yaşarım...
senden ayrıldıgımdan beri
özlemin
bir türlü Türkçe'ye cevirip
anlatamadıgım...
eskiden yagmur altında yururduk elele
simdi kursun yagmurunda ıslanmaktan korkar olduk
eskiden şiir yazardık biz
şimdi yazılanlara kafiye olmaktan kacar olduk...
eskiden okunurduk biz
bugun anımsanmayan anılardan ibaretiz
yakalandıgın fırtınaların sorumlusu ben değilim
ama keske sığındığın liman olabilseydim...
yazdıkların icimde yankılanıyor..acemiligim cekingenligim..
yorgunum her ic savasımda esir dusurmekten bu yüregi..
saatlerdir solgun bir monitor ısıgında seni bekliyorum
kelimelerim tukenmesin diye durup durup kendimi tekrar ediyorum sana
anlıyormusun?
yeni bir ömre hazırladım seni
tum soguklarını aldırdım baharların
simdi ucsus bucaksıs bir sıcagın arefesindeyiz..
aklındaki tum ayrılık kelimelerini serbest bırak..
özgurlugunu istiyorum senden
varlıgını ruhuma sar
kayıp bir ruh olmaktan yoruldum
beni icine al..
sesin icimde yankılanıyor
ben sen diye aynaya bakıyorum
simdi sızıp kalsam bu makinanın basında
uyandıgımda seni kokunu arıyorum
belki gec kaldım..belki cohk erkendi beklemek icin
belkide anlam yuklemek icin yanlıs zamandı saatlere
gelirsin diye bekledigim,
gelmedin diye kufurler ettigim her andan özur diliyorum..
simdi varlıgın yanımda die her sucu, gunahı ustleniyorum.
gidersen sonbahar olur...
sonrası yalan..
bir baska yalnızlıga sarkar caresisligim..
ben bir kelimene razıyım
bir ah de yeter..
ben gunlerce seni aklımda tasıyayım..
black_woman
14-11-07, 12:23
gelirsin diye bekledigim,
gelmedin diye kufurler ettigim her andan özur diliyorum..
simdi varlıgın yanımda die her sucu, gunahı ustleniyorum.
gidersen sonbahar olur...
sonrası yalan..
bir baska yalnızlıga sarkar caresisligim..
ben bir kelimene razıyım
bir ah de yeter..
ben gunlerce seni aklımda tasıyayım..
:agla::agla::agla::agla:
hangi ölüm beklenir
hangi insan kondurur düşüncesine hayırlı bir ölümü
hangi hastalık başından atar umutlarını
hangi ferman, infaza kadar inandırıcıdır...
söylenen her sözün uzerinden bir kez daha gecer insan
yaptıgı her hareketin
her ima'nın,
sonra düşüncelerini ayırır aklında
ettigi isyanlar
ses tonunun sertlesmesinden bile pişmanlık duyar
istemedigi halde
yorgunluktan cektigi her derin iççekişin
O'nun tarafından duyulup duyulmadıgını
yada hissedip hissetmedigni...
geri dönüp değiştiremiyecekleri icin
pişman olmanın bir anlam ifade etmedigi
ama o bir anlamın vicdanın icin bir ömre degdigini
O'nu kaybettigin anda anlarsın..
kısa bir tekrar gecer gozlerinin onunden
ne cok pişmanlık
ne cok icinden cıkamamak bu hayatın
ya öyle yapsaydımlara
ya yapmasaydımlar eklenir
keşkeleri cıkartınca aklında
basit teselliler kalır.
huzurlu bir teslim olusa şükrederken bulursun kendini
belki de kaybın buyuklugunu dusunmemek icin
yapılan son görevin huzuruna teslim olup
icinde kanayıp duran yaraya dokunmayıp
zamanı beklersin
iyileşmeyeceklerden biri daha acılır icinde
ve ögrenirsin yaşamayı
O'nunla yasamayı ogrendigin gibi...
bazen dursun istersin
zamanı geriye alıp
mutlu bir bayram sabahına
bir aile meclisinde toplanıp
kurulan sofranın basında sakalasma anına
gozlerinin icine bakıp gulumsedigin
belkide yanaklarından öpüp özledigin
özlem ki sıkı bir sarılmayla içini serinleten
ve son ayrılık anında
dokunamadan icinde buyuyen
ortak oldugun her anıyla
her tanıdıkla icinde acılan
hatırladıgın her gunle
zaten tasınamayan bir huzne eklenip
içine gömmek hıckırıklarını
ne cok keşkeler toplamısım icimde
ne cok olsaydım, yapsaydım, gitseydimler...
simdi sıkıp yumruklarımı
yumrukladıgım,
benim yalnızlıgım
soyleyemeyip erteledigim
her söz bogazımda yutkunamadıgım
aldıgım her nefes
O'nsuz bir dunyaya vermeden once
O'nun oldugu bir dunyayı düşünüp
içimi yakıyor
üzgünüm annem
sıradan sevda kafıyelerinin basitligine kaptırırken kendimi
senin yoklugunun agrısını hesaplayamadım
hic gitmeyecekmissin gibi gün ederken günümü
içimdeki dolulugunu kestiremedim
kac damla yeter bu atesi sondurmeye
kac dua ferahlatır icimi
kac isyan
kac cıglık
kac satır
kac şiir
kac ömür versem
simdi gittigin yerde mutlu etmek icin seni
biliyorum
bu saatten sonra
aglayabildigim kadar aglasam
agıtlar yaksam
ne daha iyi oglun olabilrim artık
nede geri getirebilrim
yüzünden sildigim tebessumlerini
gunde bir an sesimden esirgedim seni
ayda bir gun yüzümden
öyle kaptırmıstım ki kendimi
sıradan dünya dertlerime
kendi bencilligimle zehirleniyorken
bana emanet ettgini unuttum
işime gelmedi belkide
ne zamanım vardı
nede imkanım
senin, ben olmam icin harcadıgın hayatın
karsıgılını veremedim
simdi tek yapabildigim
huzur icinde yatabilmen icin
üzerine toprak atarken dualar etmek
hani yasarken bana ezberletmeye calısırken benim dinlemedigim
senin sabırla bana ogrettigin
duaların...
şimdi dusunuyorum
keske daha cok duanı ogretebilmen icin
daha cok gorseydim seni
keske yaptıgın guzel yemekleri yemek icin bayramları değilde
acıktıgım her anı bekleseydim
düşünemediklerim icin bagısla beni annem
verdigin en son dersle insan olmamın geregini hatırlattıgın icin tesekkur ederim...
Büyükannelerin En Güzeline...
hani zaman herseye ilac ya..yalanmıs...
03:43 , 5.4.2007 .. 1 yorum yapilmi$ .. gozat
hani zaman herseye ilac ya...
yalanmıs..
hani aşklar hep gelir gecer ya...
kalırmıs...
gelişine hazırlıyorum kendimi...
tabanını onarıp boyadıgım ayakkabılarım,
dirseklerine kareli kumaslardan yamalar yaptıgım kahverengi ceketim,
uzadıkca kirli gorunuyor diye subay traşı kestirdigim saclarım
kısacık tırnaklarım ve kokuma karısan meyva aromaları...
gelişine hazırlıyorum kendimi
ezberimde sevdanın sözleri
kırmısı saclarının kokusuna kapılıp
zamansıs acan agaclarım gibi
erken gelen mevsiminden yorgun
özleminden mutsuz
gelişine hazır
gitme ihtimallerinin simdilik uzagında
tutarsızlıgım icin özür dilerim
bir suredir yoksun diye alısıyorum hayatıma
kendi dogumgunumun surpris partisine hazırlanıyor gibiyim
nolur sesini cıkarma
duymıyayım
nolur haber verme
bilmiyeyim
kapıyı aralayınca kokunu duyayım
bir cocuk gibi sevinip
dizlerine kapanayım
bir ömür diler gibi
dizlerimin ustunde
ibadet eder gibi
aklımın ucunda
özler gibi
içimden kopup giden
nefes gibi
üzerime atılan
toprak gibi
simdi durup dinledigim
sesinin yankısı
penceremde duran ruzgar gibi
aklımdaki sözlerin yemin gibi
inanmak isteyipte kapılamadıgım
nehir gibi
simdi uyudugun
benim ruyalarım
sabah kalkıp anımsadıgın
benim kokum
ben yokum diye agladıgın
benim varlıgımdan yanan
senin tenin
icinde akıp giden
karsılıksız kelimelerim
hüznün, kabugu gibi yaralarımın
kanatmadan duramadıgım
gülümsemen papatya falı
koparılan ikinci yaprakta kapanan dudakların
varlıgım
varlıgına armagan olsun
üstü tanrımın
elimde kalan kelimelerimi gamzelerine ektim gülüm
gözyasların büyütsün
sevdanı kalbime gömdüm
cesedim yakılıp
küllerim rüzgarların estiği yerlere sürülsün
yıkayınca cıkmıyor bu askın izleri
gogsumdeki verem izlerini temisleyememesi gibi hicbir doktorun
senin yoklugunun da bir tedavisi yok henuz
hala yazabildgiim kadar özgurum bu dunyada
hayalini kurabildigim kadar gercek...
ne telafisi var kaybettigim yıllların nede bir kurtarma sınavı
yaz okuluna gelmeye mecbur kaldıgım icin deil
gelecegim okulda sen oldugun icin burdaydım ben
ne yeterince temizdim cennet icin
nede yeterince gunahkar
ilahi adaletin sorgusunda idama mahkum olmak icin...
hala yetmiyor aldıgım kan takviyeleri
radyo anonslarında kan grubum reklam ediliyor ama kimse gelmiyor...
ameliyat masasında kan kaybından ölmek üzere
agır kanamalı bir hastayım...
kullanmak istedigim ötenazi hakkımı kimse önemsemiyor..
damarlarıma hayat enjekte ediyorlar
bedenim kabul etmiyor
aklım kabul etmiyor
sensiz biz hayatı...
uzun süredir bitmesini bekledigim bu sıkıcı film bitmeden
ve ısıkları yanmadan salonun kalkıp cıkmak istiyorum
son sahnede şaşırmayacak hic kimse...
herkesin beklentisi karsılanacak
sanki yokum gibi...
alıp basımı gitmek istiyorum
bu hayat sofrasından yarı doymus bir inanclı gibi..
inanmadıklarımın sorgusundan bunaldım...
saf bir bagımlılık istiyorum
anlayamamak umrumda deil
teslim olmak istiyorum
dizlerimin üstünde savasmaktan yoruldum...
senin olmak istiyorum
yoklugunun her yeni gununde
yeni birşeyler yazmaktan
ve her kendime gelişimde
bir yabancıyla uyanmaktan
doğup büyüdügüm bu sehrin yabancısı olup
sokaklarında kaybolmaktan
ve her gece yokluguna ikna edebilmek icin bu aklı
bir kilo rakıya gömmekten yoruldum...
yeni bir ben istemiyorum
yeni bir hayat istemiyorum
yeni bir baslangıc istemiyorum
sadece bitsin...
gittgiinden beri icimde bıraktıgın boslugu doldurup
nefes alabilmek istiyorum
tüm caresisligim ve utancımla
sensiz bir hayata beni baglıyamıyorsan
canımı almanı istiyorum...
paydaları bir turlu esitlenemeyen matematik denklemleri gibiydik..
eşitligin iki yanını da istedigin sayıyla carp yada böl
bilinmeyeni bir turlu bulamayan iki buyuk dehaydık biz..
kendi kaos ortamımızı yaratıp icinde kaybolan
ve bir turlu tanımlanamayan o iki bilinmeyenli denklemin bilinen karsılıklarıydık
biliniyor olmamız bu sorunu cözmüyordu artık...
karsılıksıs cıkan bir cek gibi
hesabımıza yazılan her lekeden muzdarip
belkide işlemedigmiz sucların zanlısı olmaktan yorgunduk
cekildigmis sorgularda birbirmisin adını vermemek icin
kendi adımızı unutuyor
kendimize geldigmizde yeni bir sehre uyanıyorduk
ne kadar yabancı kalsakta
aynı kadına ve aynı adma asık oluyorduk...
ne sen benden uzakta yasayabilecek kadar gucluydun
nede ben sensiz bir hayali kurabilecek kadar özgur
sahip oldugumuz bedenlerin ötesinde bir sevdaydı bu
ne sen yetebiliyordun kendine
nede ben bu bedenden cıkınca seni unutabiliyordum...
simdi alıp basını gittigin sehirlerin kokusunu düşleyip
bir basıma kalmanın hasarlarını hesaplıyorum..
hangi enkazın altında kac gun kalırsan yasarsın...
yada yeterince uzun yasamak icin ne kadar enkaz gerekli insana?
ictigi son sigarayla birlikte topraga gomulen bir silüetten baska neyim ki ben...
verdigim son nefes yuzunde gezinen rusgar olsun diye
tuhaf hayaller kuran...
alısamadım hala yazdıklarıma bir baslık koymaya
02:03 , 4.2.2007 .. 1 yorum yapilmi$ .. gozat
askın şiiri olmas
oluyorsa eger o sadece şiirdir
askın kafiyesi olmaz
ne ölcüsü vardır hayatın icinde
nede baglı oldugu dilbilgisi..
cahilligime ver, sevdigimden beri ayrı yazamıyorum
soru eklerini
askın şiiri olmaz
oluyorsa renkli gokkusagıdır o
renginden utanır bakamaz insan
ve en son öptugu kadının dizleri dibinde bulur kendini ansızın...
askın şiiri olmaz oluyorsa yalandır o
anlam yukleyebildigin kadar kelimelere, anlasılırsın
anlayamadıkların kadar altında kalırsın kuramadıgın kafiyelerin
askın şiiri olmaz, oluyorsa, bir kadının suya degiyordur ayakları öglenden sonra
aşkını ertesine gune kadar tasıyamıyorsan şiir olur o
okuduktan sonra gecer
ve ac karnına alınmaması doktor tavsiyesidir
aşkın şiiri olmas..yazılıyorsa eger o sevgiliye agıttır
ne giden ne kalan..seni tanıdıgımdan beri aklımın icinde durmadan birseyleri kırıp döken...
ne fazlası var ustu kalsın diyebilecegim.. nede azı...
delinmiş ayakkabımı aylardır giyip
boynumdaki kravat sayesinde adam sayılıyorum
bir gun düşmeye göreyim ayaklarımın tabanı acılırsa gun yuzune
ne kravatın asaleti kalır boynumda
nede öptugum kadınların adı
yazdıgım mısralar arasında...
aşkın şiiri olmaz
olan biten sıradan bir makaleden ibarettir
biz buna abartıp ask siiri diyoruz
abartamadıgımız kadar kafiye uydurup
bir gun biri bestelerse diye uyaklamaya calısıyoruz...
askın siiri olmaz
olan biten sen ve benden ibaret..
ne seni cıkartınca benden bir anlamı kalıyor
nede seni aklımdan cıkarınca
bir aşk şiiri oluyor...
geriye kalan küstah bir yazarın
laf kalabalıgı...
şehvetinden gecelerin hesabını tutan kör bir meyhaneci gibiyim
ne ictigmi biliyorum
ne dokundugumu
ne seninle yatabiliyorum
nede sensiz
beynimdeki sesleri susturabilmek icin kafama sıktıgım kursunlar
bir suredir bir yabancının kafıyesiyle uyanıyorum yeni gune
anladım ki
senden sonra hayatımın sonuna kadr
bir baskasıyla olma dusuncesi
tek basıma yalnız kalmaktan daha zor...
aşkımın şiiri diyor kim yazıyorsa bunu...
hangi askın şiiri olur
yazılabiliyorsa şiirdir o..ask yazılamayan
ask baskasının yazdıklarında okudugun
o hic senin olmayacakmıs gibi duran..
gitmek stiyorsan bu senin secimin olur
bunun sorumlulugunu sana yukledigim icin uzgunum
ama hayatıma girdiginden beri yaptıgım herseyin tek sorumlusu sensin benim icin..
simdi gitmek istiyorsan
ardındaki kapıyı acabilecek tek kişi sensin..
sana dur diyemem
senin kalman icin elmde verebilecegim tek bir duam kalmadı tanrıma..
simdi ne cennetim var ne cehennemim..
varlıgınla inandıgım bu dunya yohklugunla kararır..önemli deil..
sadece merak ediyorum
ne gerek vardı sana..
ben
sen olmadan oncede yapayalnızdım..
simdi kanıtlar isityorsun
gecerli bahaneler sevgim icin
elimde kullanılmamıs tek bir kelime bile yohk
simdi sana kullanılmamıs bir gök vaat etsem yalan
simdi sana yeni bir ben hediye etsem yalan
simdi sana elimde kalan kırıklardan
ucuncu sınıf bir yapıstırıycla tutturulmus parcalarıyla
alabildigine karamsarlık yüklü
bir tuhaf adam..
gitmek istiyorsan
bu seni secimin olur..
ben senden onceki hayatıma devam ederim
alkol yuklu gecelerimde sahipsis satırlarımla
edebyat kurumuna inat bir turkceyle yazarım
sana kal diyemem
bunu bekleme benden
sana vaatler vermemi isteme
ben hala senin icimdeki varlıgını kabullenemiyorum..
yohklugunda bir tuhaf yaratık oluyorum
kontrol dısı
poliklinik deneylerin sonuclarına aykırı
uzerime geliştirilmiş herhangi bir teshis yada tanı yohk
tedavim belirsis..zamana bırakılmıs ölümüm
genis zamanlarda tutanaklara gecmiş yalnızlıgım
beklenmeyen etkiler gorulmus uzerimde
dudak izlerin bulunmus tenimin kıvrımlarında..
buna bir anlam veremeyen doktorların elinde kobay olmusum..
simd kacıp hastanemin duvarları arasından
sana kırmısı bir gök getirdim..
sen gitmek istiyorsan bir anlamı yohk bunların
ben hala kayıp bir ruhun hayatındayım...
senin aşık oldugun bu kaybolmusluk..
kendimi bulursam
seni unuturum..
seni unutursam kaybolurum..
ben hala yohkluguna aglıyorum...
gecenin bir yarısı farkededip sessizligi
sesini kısmak gibi radyonun...
bazen herkes susuyor diye sesin yukselir sanıyorsun ya
belkide herkes aynı anda konustugu icindir
senin duyulmayısın...
anlatamassınki duygularını hicbir kelimeyle...
hicbir ressamın cizememesi gibi mutlulugu
sadece renklerini secersin
duygularının renklerinde kelimeler
önemli olan o kelimenin tasıyıp tasıyamıyacagı
yukleyecegin anlamları...
hangi sözlükte yazıyor
hangi kelimenin
kırık bir kalbe iyi gelecegini..?
karsı kıyıdan bir ses, yakılan bir atesin dumanına dogru ilerlerken değil
yıllar once aynı yollardan gecerken takılmış cakıl taslarının şekline.
ve en cok merak ettigi aslında o tasların
bir geri dönüşe tanıklık edip etmedigi
neresindedir insan bu cemberin
ve kendisine dogru yol alırken
alabilecegi en kısa mesafe neresinden gecer
baska hayatların...
bazen gercektir yasadıgın
katlanması kolay gelsin diye uydurdukların vardır
bir de ne soylersen soyle katlanamadıkların
sadece yaşarsın
cünkü hala ölmenin daha cok bir halta yaradıgı ispatlanamadı...
cünkü hala
hayaldir bu yasananlar deme lüksün var
çizip üstünü rakkamların
kapatmak gibi hesabı...
eski bir radyo sesindeki kırıklar gibi
hani çıtırtısını duyarsınya söylenen sarkıların arasında
simdi dijital ortamda yuksek ses kalitesiyle daha iyi sarkılar yapılıyor elbet
ama aklımızın bir kosesinden bir turlu silinmiyor
hani bazen simdi cıkıcak olan sarkı benim olsun diye
tuttugumuz dilekler...
belki de bu kadar cok cevabımız oldugu icin
daha iyi sorular aramamız
belkide basit olması işimize gelmedigi icindir...
hani bazen kolayına kolayına gelirde
icinde hep bir suphe tasırsın
kötü olacak diye...
bunca zamandır oynarım kelimelerle
yada bizzat kelimeler benimle
ne ben onların bana yukledigi sıfatları tasıyabildim
nede onlar benim yukledigim anlamları
bunu farkettigimden beri
aramızda bir ateşkes
ne ben zorluyorum onları beni anlatsınlar diye
nede onlar beni
tasıyamıyacam sıfatları bana yuklesinler diye....
sadece tadını cıkar
yazılabilir olmak bile buyuk lutuf onlar icin...
şeffaf bir cizginin iki tarafı gibi
cogu zaman sınırları karısmıs
birinin toprakları digerinden baslıyor
digerinin suları beridekine akıyor
hep bir cıkar catısması hep bir bozgun
ne kadarını hayal ettinki bugune dek yasadıklarının?
simdi gercek nedir diye sordukların...
belkide karıstırmadıgın en basittir gercek
kafiyeli kelimelerle boyamadıkların
az önce
beni seni düşünürken senin de beni düşünüyor olman....gibi.
bir hesaplasma yerinden cok
açık büfe tam pansiyon otel hizmeti gibi
turistik bir belde de
tadını cıkartmak ta senin elinde
kapayıp aklını bir köseye
oturup beklemekte
ne kadar hayal yada ne kadarı gercek değil
ne kadarını sen seciyorsun bu hayatın
ne kadarında secileni oynuyorsun...
bazen elde var eksi olabilir
belki de sadece tadını cıkarmak
önce ve sonradan cok
simdi
varolmak...
hayal et işine öyle geliyorsa...
söz veriyorum ben sana inancagım...
Doktoru terketmesin onu diye hasta rolü yapan bi bağımlıyım ben
İmzalarım hala sana atılıyorsa bu acıdan hoşlandığımdan değil
Acıyı bile bile gülümsüyorsam
Ve hala sen varsan kitaplarımın aralarındaki dipnotlarda
Bu dipnotları değil seni sevdiğimdendir
Bayan Karaüzüm
dijital çağda yasıyor olsaydı eğer aslı, aslı olabilirmiydi?
yada kerem ne kadar yanabilrdi aşkı için...
yüksek kalitede ses ve görüntü kolaylastırmıyor duymanı ve görmeni
ve bilmek daha zorlastırıyor yaşamayı
belkide aşkı...
temsili hikayeleri anımsadıkca
bugun basrol oyuncusuna dublorluk yapan ucuncu sınıf oyuncular gibiyiz biz
kendi filmimizin üstelik
bize söylendigi yerde duruyor
izin verileni söyluyor
gerekmedikce görüntüye bile giremiyoruz
belki de bizim ekrana yansıyan silüetlerimizin aldıgı reyting yuzundendir bu kaygımız
hızla akıp gitmiyor aslında
çoğu ayrıntı reji masasında kesilip alındıgı icin hayatımızdan
biz ileriye sarılmış gibi yasıyoruz bunu...
içine sıkıstırıldıgımız bu bedenin
bir turlu yetmiyor olması ruhun gereksinimlerine...
ve aklın buna mantıklı acıklamalar üretmek icin durmadan zorlanması
kimi zaman alkole basmak gibi hucreleri
soğuması için
kavrulup gitmekte basittir aslında
soğutup yeniden düşünmeye baslamakta
durmadan kilitlenip duran bilgisayarını
yeniden baslatmak gibi birazda
taki bir gün o dügmeye basınca sana tepki vermeyene dek ısıklarının...
uçmak kadar güzel kac kelime sıgıyorki hayatımıza
diğer güzelliklerle birlikte...
hep bir koşullandırmaya tabi tutuluyor isteklerimiz
gerekenleri yerine getirdigin zaman ucabilirsin diyorlar
ama her gun zorlasıyor yaşamak
bir sure yazıdan cıkıyor ucma düşüncesi
birgun dilinden düşüyor sonra aklından
sonra biz insanız deyip kelimelerle oynayarak avutuyoruz kendimizi...
ya o kelimelerin üzerimizdeki hesaplanamaz etkileri?
derin bir nefes al ve bırak kendini aldanmıslıgın hazzına
tarih boyunca kac insan bunu yapmadı ki hic durmadan
bir an düşünmeden
her geri dönüşünde bugune getirdigin kac anı var...
belki de yarın sabah
çıplak ayakla toprağa basıp
içine cekersin bu hayali
kimbilir belki de
hicbilmedigin bir sarkıyı avazın cıktıgı kadar yuksek bir sesle soylersin
uydurursun bilmedigin yerleri
sonra uydurduklarına dikkat edip gulersin kendine
ne dersin...
hayallerini anlat bana
sana inanmak istiyorum....
saatleri ileri alsak ömrüm zarara mı girer
kim çıkardı bu yalnızlığı...
yahu bir duman çeksem
kül tablasında ki haykırışlarımdan
kim bilir kaç milyon hücrem ölür gider beynimde?
ama sen ölmüyorsun!
kuru bir inat var yüreğimde
bu yüzden unutmaya yeltenemiyorum seni.
hay ben bu aşkın gelmişini geçmişi diye
dilimin altında eski bir küfür var,
ama ne zaman sana yaklaşsa ağzı bozuk niyetlerim
iyice etkisini kaybediyor
ve ne zaman bir nefretten koşar adım gelmeye çalışsam sana,
seni seviyorumlara takılıp düşüyorum.
Hüseyin Avni ÇAKMAK
aç gündür aklımda, seni kaybettiğimin farkına yeni yeni varıyorum. ve buraya yazayım dediğim satırları durmadan erteliyorum. sanki dağarcığım genişleyecek, daha fazla yazacakmışım gibi. sanki bekledikçe içime oturan sensizlik acısı daha fazla batacak ve ben daha tesirli sözler yazacağım. yok ya öyle olmuyor. acın çoğaldıkça kelimeler le ifade daha da zorlaşıyor.
hiç dünyaya gelmemeyi ne kadar isterdim. hep annemin babama yaptığı cilveler yüzünden oldu. ne kadar kızıyorum biliyormusun anne seni babama veren babana. ne diye getirdinizki beni dünyaya. nasıl aldanabildiniz böyle pislik bir dünyanın kahredici hayatına bizide kattınız.
haksızmıyım. haksızım. aynı sitemleri benim çocuklarımda bana yapacak belki. belki daha fazla kızacaklar. ne diyeceğim onlara. dünyaya geldiniz çünki böyle olması gerekiyordu. peki canın sağolsun mu diyecekler.....
nerden başladım nereye gittim. tüm suçum seni sevmekti aslında bak nerlere geldim. seni sevmek dedimde aklıma düştü sensizlik. gerçekten sen şu an neler yapıyorsun neler hissediyorsun. bana biraz mutluyum iyiyim senden gideli hayatım daha bir güzelleşti yazarmısın. bir çivide sen çakarmısın beynimin içine.
işte böyle oluyor aşıkların yüreği bir gidiyor bir geliyor deli misali. bugününde sonuna geldik. yarın yine aynı yerden başlarız. sensizlikten. kahreden, öldüren sensizlikten,
olmaması gerekenleri yaptıktan sonra olması gerekenleri yapmak çare olmuyor. sensiz yüreğim huzur bulmuyor. bakma feryadıma isyanıma aldırma bana gel desemde olmuyor gelsende olmuyor.
(çalıntı)
birer gölge oyuncusu gibiydik...
birbirine dokunmaya calışan iki gölge
biri digerinin ısıgını kesince kaybolan
belki de iç içe gecen...
için için yanarken
neydi bu aslında
bir perdenin arkasındaki iki gölge kadar birbirine yakın
birbirine dokundukca digerinin parcası olurken
keşfedilemeyen
gülümsettiren yılların ardından
sende bakıp halimize
not düşüyormusun
kayıt altına alıp
ezberliyormusun...
gölge oyuncuları gibiyiz
benim kanıma karısan alkol
dudaklarımdaki tortusu
senin mısralarına sinen kokusu sevdamın
her sustugumda akıntısına kapıldıgım sen
yazdıgım her satırın
kurdugun her hayalin
birgun ayılırmıyım bu sarhosluktan
ayıldıgımda acısı katlanılır olanmıdır..?
ne kadarına hazırız ruyaların gercegine
ne kadar bizim olacak yasadıgımız?
yedigimiz vurgun belkide tasvir edemedigimiz..
farkına vardıgımızda hersey icin gec oldugu
farkına vardık işte simdi
gecti
düştügümüz derinlikte birbirimizden baska sarılacak kimimiz olacak?
saklandıgım satırlarının arasında
susmalarına sar beni sımsıkı kapatıp, hatta ısırıp kanatırcasına dudaklarını
gulumsedigin zaman gozlerindeki ışıltılara hapset
susamadım üzgünüm..
susmak benim gibi bir adamın beceremiyecegi
yazmak
düşümdeki sevdayı pamuklara sarmak gibi
neresinden baksan
inkar et beni
hayaline sığdırabildigin kadarını al
bu perdeye sıgmayanların ışığını kapat
karanlıgına sakla
içiçe geçmiş iki gölge gibi
tam tükeniyorken yoklugunda
sesini duyurmaların
ağırlastırılmıs müebbet cezası yemiş bir mahkum gibiyim
ölmeyecek kadar bakılan
hayatta kalsın diye
gunde bir övün yemek ve bir bardak su verilen...
tam bitiyorken sevdan
kabuk tutuyorken actıgın yaralar
sesini duyurmaların
merak mı ediyorsun senden sonra
ne kadar ayakta kalıp
yasıyormus gibi yaptıklarım...
teşhire cıkarmadan once kendi eserine hayran hayran bakan sanatcı gibisin
tamam olmusmudur sence icimde bıraktıgın acıların
yoksa telafisi varsa bir sekilde düzeltmek icinmi son bir hamleyle
alıp karsına sanki birsey olmamıs gibi
gülümsemelerin...
aldıgın intikamın kalıcı olması icinmi simdi
sesini duyurmaların
yazdıkların
haklı oldugun icinmi sana yaptıklarım karsısında
bundan sonraki hayatımın kullanma haklarını eline alısların
bir sonu varmı bu carptırıldıgım cezaların
hangi genel aftan yararlanır ruhum
cıkarılan afların kapsamı dısında tutulup
görmezdenmi gelinir?
simdi ben gidiyorum derken duymayı bekledigin
duymayı bekledigin halde benim söylememekte inat ettigim
beni mahkum ettigin bu zindanın duvarlarının her santimine yazdıgım
ama bundan sonra asla senin okuyamayacagın
duyamayacagın
...
tebrikler
başardın artık
senin elinde zaferlerinden kalan tebrik notların
benim cürüyen bir ruhun azabıyla kıvranıslarım
bitmesin diye bu cile
ölmiyeyim diye seslenişlerin
ben sesini duymak icin
böyle bir bahaneye bile eyvallah derim...
Sen gidince ötede kaldı hayat
Kırılıp tuz buz oldu toparlanamadım
Aşk...
Bir deli düzeni bu
Akıllı masalında
Ya boşan, alışkanlığımdan
Ya otur kalkmamaya
Ayrılık seni görmezden gelirim
Meret, oyalama aklımı
Uzaktan saldım yüzde yüzümü
Dön demeyi valla unuttum ben...
resim yok
gayri resmi bir sevda yasamıstı
kayıtlara alınamadı yazdıkları
uzun zamandır boylesi gelmemişti
ne imlası nede kullandıgı sözleri
uymuyordu tdk'ya
neresinden tutsan elinde kalır
en iyisi ellememek
neresine dokunsan üstüne kalır
en iyisi carpıp kacan arac gibi
yol ortasında can vermesi icin bırakmak...
seni kıskanmamdan hoslanıyormusun?
ciddi bir zamanlama ve miktar sorunum oldu benim her zaman
düşündükce abartıyorum
hissettikce batırıyorum en yakınımdakilerle brlikte
dün gece yoklugun öyle canımı yaktı ki
butun gun her dakika aklımdaydın
bir hayalet gibi yanımda seni tasdım
buna ne kadar dayanabilrim bilmiyorum
birsey olmayacak zaten
hersey geciyor yavas yavas
her parcan icimden buyuk bir gurultuyle kopuyor
ve uzerime gelen bu çığdan kacmak istemiyorum artık...
seni bir an olsun aklımda cıkarabilmek icin ne delilikler yaptım
kollarımın arasında benim icin aglayan bir kadın
gozlerimden suzulen yaslar senin icin
seni aramamak sana yazmamak icin herseyi yapıyorum artık
bu savas öyle yorucu ki
dedigin gibi
zamanla gecermi acısı, alısırmı insan yenilgilere?
yaptıgım butun hataların ve yanlısların farkındayım
ve telafisi yok kayıplarının
seni seviyorum
daha once hicbir kadını sevmedigim
ve senden sonra hicbir kadını sevmeyecegim gibi
istemedigin zaman sus de bana nolur
öyle korkuyorum ki artık yanlıs yapıp seni kaybetmekten..
ürkek sesini duymayı özledim
sen icine kapatıyorken bana dair söyleyemediklerini
simdi üstünü örtuyorum
aklımdaki sana dairlerin
zamanında yetişememiş yolcu gibi
hayatında neye yetişmiştiki
simdi sırıl sıklam terlemiş kosturmaktan
buna yetişse ne değişirdi ki
sana yetişsem
senin olsam
beni öpsen
benim olsan
öyle korkuyorum ki artık
senin anlamını yukledigim her kelimeden
bu anlamı tasıyamayacak diye
sorumluluk almaktan yoruldum
kapını calıp kacan kucuk cocuk olmak istiyorum
yakalarsan bir gun kızmaktan cok
sarılıp koklayacagın...
Emeklemekle başlar hayatın yolları
Ayak nasır tutar madalyon çift taraflı
Naçizane ben ozan dizelerim sızı
Hangi birimiz yaşadı tek taraflı
Sorma gitsin
Yokuşlarım nefes kesselerde ben yolumda
Sersefil çakıl taşı modunda direnir oldum
Sebepsiz arbedemdin dilimde küfre döndün
Özürlerimdin bugüne kabulsüz bir teklif oldun
Keyfime değmeyin rüyalarımda karmaşık teranelerde yazarım
Olsun varsın anlaşılmaz olsun yunusun kalbi çöple dolsun
Körpe duygularımı kahpelere de verdim sahteliklerim menfi
Düşlerimde karakter oldum üzgünlüğüm kendime özgü
Son hataların yok telafi lüksü küskün düştüm müstakil bir onurun
Miras kaldı küskün,düşen ağlamaz yazılarımın ana temasıydı
Ben bildim kendimi sessiz kaldım isyanlarımı da yüreğime gömdüm
Mültecilerimi öldürdüm hepsini
Lolipop şekerleriyle 18ine kadar flörtsün ve mahluk söyle adın nedir?
Kaç harften oluşuyosun?
Kaçın sesli? Kaçın sessiz?
Kaç davranış sergiledin?
Kaçı yerli? Kaçı yersiz?
Koş saraylarıma bulabilirsen beni
Konuş ve dertleş eskisi gibi
Bul seni getir bana hediyem ol
alıp basımı sıkışınca
yine bu satırların arasına geliyorum
bıkınca yasamaktan hatta usanınca
nefes almaktan, hadi aldım diyelim o nefesi vermekten
anla öyle bezmişim
sabah olsa kalksam diyorum
aksam olsa yatsam...
son bir şişe daha var
işin kötü yanı sarhos olmama daha cok var...
alkol yetmezliginden krizlere girmekten yoruldum
gencligimi özledim iki kadehle kafayı bulan
kafayı bulamasada iki güzel söze kanıp
incecik kolların arasında
icine cektigi kadın kokusuyla sızıp kalan...
yazınca gecer dediler
o gun bugun yazıyorum
adım şaire cıktı
inmez sekize
gecmiyor icimdeki telaş
ben kadına asık oldukca yazıyorum
kadın bana tutuldukca doluyorum
yazınca bosalmıyor icimdekiler
başka kadınlara sarkıyor yalnızlıgım
huzur arıyorum
sustugum zamanda anlasınlar beni
avazım cıktıgı kadar bagırırken değil
kırdıgım butun kalplerden özür dilerim
bilincinde olarak
diledigim bu özür kelimesinin bir halta yaramadıgının
daha iyisni biliyor olsaydım bu özür ifadesinin
yazmazmıydım sanıyorsun
daha iyisini bilseydim telafılerini etmezmiydim..
yıkıp yıkıp yeniden örüyorum surlarımı
aklımda eskilerden kalmıs
az kullanılmıs bir sevdadan kelimelerle
bundan yıllar sonra baskalarına gururla gosterevbilecegim turden yara izlerim yok benim
izini tenime bırakanların defterinde isminin üzeri cizilmişlerdenim
unutulmaya yüz tutmuş
ama unutulmamak icin yüzsüzlük yapan eski sevgili gibi
durup durup yeni sevdalarıma yalakalık yapıyorum
ucuz bir fiyaka bu
duydugum alkış seslerini hissedemiyorum artık
söyleyemedigim sözleri umursamıyor
nerde kırılan bir kız cocugu görsem
icim tuhaf olmuyor
yutkunamıyorum...
bunca zamandan sonra geri dönüşlerin
belki de kendi acımı unutmak icin
senin acılarını dinlemek isteyişlerim
sabah olur gecer, gece olur sabahı beklerim diyorsun...
sonra sabah olur ve gecer...
şair diyorlar artık bana
ben içimi kanatıp yazdıkca adam diyorlar
yazdıgım her kelimeyi üstüne alınanlar..
yorgunum
artık üstünde durmuyorum olan bitenin
kendimi seviyorum artık
son gunlerimi kendmle gecirmek
tüm bu kargasanın icinde kafamı dinlemek..
sana hayrandım ben
yazdıgın her kelimenin kör tutsağı
boynunda zincirleriyle kürek mahkumu gibi
ben sana yazdım
baska kadınlar cok begendi
baska kadınlar cok begendi diye sana yazmaya devam ettim
senden sonra kalanları biriktirip bir resmini yaptım
resmine yazdım
bir andın belki hayatımda
en buyuk yangınlarıda baslatan bir kıvılcım değilmiydi her zaman?
kelimeler...
ikimizin elindeki tek kalan ve en cok olan değil mi?
kullanmayı bilenin kapısından girebilecegi
bilmeyenin zaten işi yok bu dehlizde
hic dusundun mu bu kadar derinde kac kişiye rastladın
seni son gordugumde aglıyordun
o gunden beri satırlarım ıpıslak benim
ve bununla bir ilgin varmı bilmiyorum
hatta sana yuklesem bunun sorumlulugunu
ve sen bilmesen
sorun olur mu...
sonradan inkar etsem
bakışlarının buğusunda yalnızlıgım
senden sonra ne cok agladım ben
susmaya calıstıkca avazım cıktıgı kadar bagırdıgım
sesimin gömüldügü bu duvarların
benden sonra hangi sevdaya tanıklık edecegini bilmek isterdim
hangi aşkın ateşinde kurutulurdu
eski bir sevdanın ıslaklıgı..
zekamın karsındaki eksikligini kapatabilmek icin
hep gereginden fazla konustum
hayatımda kac kadın oldugunun ne önemi var..
harcamalarım ne kadarın üzerinde olursa ekstra bonus alabilirim
sen karsısında egildiğim tanrıçam
dizlerine kapanıp merhametler dilendigim
elini basıma ve omuzlarıma değdirmeni
ve beni kutsamanı bekliyorum...
sana yazıyorum diye bu kadar kutsal kelimelerim..
seni cıkar geriye kalan anonim olur
her şairde biraz kamu mallığı vardır değilmi?
gidersen eger
geride kalanı kullanıp atacagım odanın en soguk köşesine
beni bırakırsan eğer
üstünü sıkı sıkı kapatıp susacagım
ısırıp dudaklarımı
ne zaman kullanıp atmak istersen gönüllü olacagım
üstü kalsın...
ansızın cekip gitmelerin
yarım bırakılmıs bir cumle gibi
hangi isareti koyarsan koy yetim kalır bu sözler
ve hicbir örgut tarafından korunma altına alınmaz
ansızın cekip giderken acık bıraktıgın kapım, ısıklarım ve üstüm
senden sonra uyanmazmıyım sanıyorsun...
senden baska bir hayat olmazmı yasayacagım...
bu kadarmı baglıydım sana
benden ötesi olmazmı sanıyorsun?
teninin kıvrımlarında alev alev yanarken
icime cektigim nefes seninmi
bu yakarken icimi buyuyen yangın
senin kundakladıgın mı?
sabahın köründe aklımın bir yanın esir edip aklına
uykuya hasret bırakan senmisin
alkol bastıgım yaralarımı bile önemsiz kılan
senin afyonun mu
cigerlerime cektikce baska bir tanrıya iman ettiren
hangi çölde yolunu sasıran bedeviydim ben
simdi gordugum hayalleri
gercek sanarken
senden kalan tek bir kanıtla
aklıma seni acıklamaya calısıyorum
ne zaman icime girdin
simdi sıgınma talep ediyor tum multeci isteklerim
ne zaman kontrolumu eline aldın
simdi seni bekliyor
hareket etmek icin tüm bedenim...
ne bilim yaa bazen takılıyorum öyle boşlukta asılı kalıyorum.. bekliyorum biri gelip dokunsun da büyü bozulsun diye...
anayasada yeri yok ama hem duygusalım hem de kadınları seviyorum kötu birşey mi bu?
nerde durması gerektigni bilmeyenlerdenim ben, bırak sabaha kadar yazayım sana
kafiye olsun diye birşeyler yazmak fikri canımı sıkıyor.
aglarsan sonbahar olur sonrası hic..
butun ısıklar söner sonra, karanlıktan korkarım hem ben yatak altındaki canavarlardan,
gidersen kapıyı acık bırak ısık gelsin..sen gelene kadar
sen gelince yine kapat..
bazen nedensiz yagmur yagmasmı?
yani suna inanıyorum
tanrı benim daha cok acı cekmem icin onu benim karsıma cıkardı
cunku ben o olmadan oncede onsuzdum..yalnızdım...
ne gerek vardıki ona...
ama o hayatıma girdi..ve sonra gitti..sormadı bile fikrimi..
tanrı da sormadı...sadece al sana bir acı parcası hayatının sonuna kadar bunu taşı dedi..tasıyorum..
baska hicbir anlamı yok bunun..
keske dag basında coban olsaydım
cennetin kapısını calacak kadar cohk yaklastım cennete..ve onun icerde olmadıgın ogrenince bu dunyaya geri geldim..
serseri bir kayıp ruhum ben..tum bunların bir anlamı olması gerekmyor...
ben sadece olması gerekeni yaşıyorum
yaralarının ustunu kapatabilirsin
bende öyle yaptım cogu zaman
yaralar kapanmaz..sadece onlarla yasamayı ogrenirsin..
aşık oldugun insan bir hastane odasında senin kollarını arasında seni gozlerini icine bakarken öluyorsa...ve onsuz bir hayatın anlamı olmadıgına inanıyorsan..soylermisin bana...hangi yaratık bu yarayı sarabilir....?
isyan etsen kufretsen başkaldırsan dinden cıksan lanet etsen intihar etsen neye yarar
soylesene..işte simdi altı yıl sonra hala hayattayım..hicbir anlamı yok...
altı yılda ne asklar yasadım ne kadınlar oldu neler yaptım
tuhaf..boş..anlamsıs..
yazdıgım butun şiirleri kadınlar onlar icin yazdıgmı sandı
oysa ben hicbiri icin yazmadıgımın rahatlığıyla hala yazabiliyorum
dedin ya insan ister istemes gelecegiyle ilgili planlar yapar
daha 21 yasındaydım ve butun hayatımı onunla planlamısken o gitti...
o gunden beri hicbirsey soylendigi kadar anlamlı gelmiyor...
neyse...
mezarının basına gelip
ne soyliyecegini bilemedigi icin susan bir yetişkinim artık
ellerim avuclarımda
yutkunamıyorum soğuktan ayaz işlemiş yuregime
dualarımın ne kadarı sana ulasıyor emin değilim
ama gittiginden beri aklımın bir köşesinde mumlar yakıyorum
ipini kopartmış bir ucurtmaydım ben
simdi ruzgarların kollarında dolasmaktan yorulmus
ne sözlerim kaldı geriye
ne anılarım
inkarlarımın buyuklugu kadar adım yayıldı
arkasında durdugum sözlerim gibi telafisi kabul edildi hatalarımın
şimdi her bayram gelip başında ağladıgım
senmisin?
akıp gidiyor zaman
yaşam akıp gidiyor
hırslarımız arzularımız acılarımız gundelik mutluluklarımız
şimdi aşık oldugum kadının kollarımda olması
tanrıya minnettarlıklarım
bir kac gun daha mutlu yasayacagım diye yaptıgım yalaklıklarım
bu ben değildim belkide
üzülmemek icin başımı eğmelerim
belkide ansızın gittin diye bunu akla mantıga sıgdıramayıslarım
şimdi elimde avucumda kalan
soğuk bir web sayfasına girip
içimden ettigim duaları türkceye cevirme cabalarım
tanrım anlar dimi konustugum dil farklıda olsa
bilmek isterdim
bunca yıldan sonra gittigin yerde mutlu olup olmadıgını
bilmek bir halta yaramıyor olsada
bir bayram daha sensiz geciyor arkadasım
ve ben hala sırf bu gune bayram gunu deniyor diye gulumsuyorum
kimse gormuyorsa da
bu demek değildir akmıyor gozyaslarım...
paramparça...
öylesine...
ne büyük kalabalık bu
yoksun
yalnızlıgım damarlarımda dolasıyor ve teşhis koyamıyor doktorlar
susunca ben yazmayı bırakınca
hangi şairin kalemi kırılır
idam edilen hangi aşktır
ve bir şair kursuna dizlirse onunla beraber kac aşk kaybeder...
ordunun derelerimidir suclu olan
yukarı akmıyor diye
yoksa hayatmıdır
beklenildigi üzere bir turlu yardım etmeyen
seven adama
simdi damarlarımda dolasan ve bir turlu teshis konulamayan bu hastalık
yan etkileri belirtilmedigi halde prospektusunde
inadına bir umutla kullanılan bu ilacların
yarıda kesilmesiyle tedavi aksatılacaksa
ve ölecekse bu hasta
sonrasının ne önemi var..
aşkımmm
seni seviyorum derken ki cesaretim
ölüm ensemdeyken ki korkaklıgımı karsılayacakmı bilmiyorum
tek bildigim senin kafiyesi oldugun bu hayatımın
kural tanımaz
ama her uymadıgım kuralın hesabını verdigim
tanrı tanımaz ama her tanımadıgım tanrıya secde ettigim
bir ölümlüye baglanılmaz ama senin kollarında varlıgımı inkar ettigim
bu hayatımın
bir değeri varmıdır bilmiyorum
ben cok sevdim
varsın diye
olmasaydın eger
bir gün olabilirsin diye
bütün acıları kabul edebilrdim...
isyankarlıgımın cezası büyük
seni tanıdım
seni gördüm
seni öptüm
dokundum
şimdi tahsilatı yapılsın gunahlarımın
bir of dersem acımdan namerdim
üstü kalsın yasadıklarımın...
eski türk filmlerinden aşırma repliklerim
sonu mutlu bitmesede
montajda kesilip alınıyor mutsuzluk sözlerim
birbirine düşkün iki fakir genci canlandıracak yaşları gectik artık sevgilim
belkide bu yuzden sahte hastalıkların tedavilerine
bu kadar kolay paralar yatırmalarımız
tadı kalmayan hayat değil
belkide bizim tad almaya yarayan yanları ruhumuzun
bir sure sonra kaybettigimiz gibi
işe yaramıyor artık deyip cıkarıp astıgımız kapı ardına
gunlerdir zorluyorum kendimi
yazabiliyormuyum artık diye
yoksa öpülünce büyüsü bozulan masal kahramanımıydım
öpüşlerinden geriye tebessumlerim kaldı yuzumde
sen gittiginden beri olur olmaz herseye gülümsemem bundan
ne zaman elime kalemi alsam
kokunu icime cekip aklıma gömüyorum teninin kıvrımlarını
ne klavyem işe yarıyor artık
nede alkol
ne kadar icersem iceyim
ne el yazım düzeliyor
nede tasvir edebiliyorum güzelligini
öptügünden beri
bir masal kahramanının bozulan büyüsü kaldı yüzümde
yazmayı unutup hatırlayan konusabilmeyi...
geciyormu gece dedigin bu kör karanlık
zaman dolunca
sabah olunca
üstünü örtünce eskilerini sakladıgın sandıgının
sandıklarının ötesinde nasılda güclüsün sokaga cıkınca
gülümserken
konusurken ve kahkahanla süslerken yalnızlık duvarlarının
öptüğün yerlerim sızlıyor simdi
özlendigimi düşünürken
olmayacak bir iş gibiydi olmadı
üstüne gitmiyorum icimdeki yaralanmış zavallının
hatta izin veriyorum artık
seni özledim demesine
ve yazmasına
bozulsada büyüsü
konusmak yerine...
ihtimaller denizinde iki kazazede...
23:58 , 16.1.2008 .. 0 yorum yapilmi$ .. gozat
elinden tutup yururken kalabalıkların arasında
yüzüme carpan soguk ruzgar
kulaklarımdaki soguk kelimelerin içimde yankılanırken
her yutkunusum gögsümde ur gibi buyuyordu
simdi
yoklugunu yüklüyorken sudan bahanelere
sudan bahaneler uretme konusundaki becerime her zaman hayran olurdun ya
simdi kendi şakağıma dayadığım bu silahımla
ne geçmişe bakabiliyorum artık
ne de önüme
gözlerimdeki telaş avuclarımdaki terleme
kalabalıgın icinde elinden tutup yürürken
sürüklerken seni ardımda
nasılda bırakmıstın kendini
benim kendi yazgıma teslim olup bıraktıgım gibi
kendimi
yorgun bir savascının girdigi son savastan
artık cıkamayacagı kesinleşmişken
elindeki kılıcını yere bırakıp diz cökmesi gibi
onurlu bir ölüm icin
onurlu bir aşkın bitmesi ne kadar adilceydi
yoksa biten aslında aşk değilmiydi
avuclarımda sıkı sıkıya tuttugum bu el
icimde yankılanan soguk kelimelerin sahibinemi aitti
bu kalabalık nerden geldi
bu soğuk rüzgar
satır bası yapmak icin araladıgım satırlarım
ne cok zaman oldu
öylesine tutulmuştum ki küçük ellerine
beni aylar once bırakıp gittigini bile görememiştim
kelimenin de soğuğu olurmu?
hangi ayrılık cumlesinde kullanılıpta buz tutmamış
en sevdalı sevgi sözleri
seni seviyorum aşkım...hoscakal...
KOLERA VERSE:
Huzurda bir güneştim kapana kapana açılan
Affet, mağfiret et kudreti teksin başı ve sonu
Olmayan, nahoş olsun tüm dakikalar senin adını
Anmayan, duamı duydu, içime baktı, kabul etti
Gün doğmadan.
Herkesi iyi bilme !
Kötüye iyi demek günah hocam
Ey hayatı masal olmuş insan !
Senin hayatının masalından daha komik bir şey
Yoktur inan, git de düşüne dur başında
Yıkılmış kabrine dayan.
Ser elimde, sır cebimde takılıp
Kaf dağına çıkıp çıkıp, düşüp kalıp
Unutur oldu sözünü yok sayıp
Düşündüm de kaç kişi kırık yarık kalbi bırakıp
Takılır oldu Kolera sustu, içinden sövüp sayıp
Hemen durmaz egale ederim af benim işim değil
Zararlısın kimyama iste ondan olsun külüstür bu ruhun
Özrü yokki bende, bana yaptıklarını tanrım seyir eyle.
Eyle ne istersen eyle en güzel sen eylersin
Ben bir güldüm açtım, yapraklarımı toprağa sattım
Yapraklarım uzuvlarımdı, acıdı kayılıp tekrar sana
Sevincinden ağladı. Eyle ne istersen eyle!..
Hemen durmaz egale ederim af benim işim değil
Zararlısın kimyama iste ondan olsun külüstür bu ruhun
Özrü yokki bende, bana yaptıklarını tanrım seyir eyle.
Eyle iste dilimi keseyim bu benim diyet deyip
Hayırlısın dimama, iste ondan olsun tövbe et ki
Dursun gözyaşın ve olsun deprem
Eyle ne istersen eyle
Biz leim sen Ekrem.
SAGOPA VERSE:
Gün benim günüm ilerledikçe görünür önü
Ekmeklerimi böldüm, ekmeklerine yağ sürdüm.
Ben bölündüm, kendimi onlara bölüştüm
Ayrılmış parçalarımla tek tek görüştüm.
Sus konuşma küsüm, kalplerinde kaç kuruşluk süsüm
Dışım Orhan içim Müslüm. Hışım meydan benim hüzün
Başım heyelan, dilim gözüm,sazım belan, sözüm özüm
Bulunsun çözüm egosistemleriniz çöksün
Fakir mantıklarında derin kritikler yapan sahtekârlar var,
Yumruğumu bir dalaşta kaybederken, tekmelerimi kıranlar var
Üzerime yapsın Rab'dan dualar.
Kaybettiğim sırlarımı aramaya koyulmalıyım.
Devirebilmek için hatırlamak gerek dudakları kelebek.
Haydi sagoya B-12 enjekte edek.
Küçüklerime şeytanlığını öğretmemen gerek lanet herif!..
Bu rüzgara dayanabilmek için bir kayamı olmalıyım?...
Bu tuğlalar bir bina yapmak için varlar.
Bu dalgalarsa kumdan adlarımı yıkmak için çağlar.
Cevaplarıma sorular sordukça sagopa ağlar..
her biri cok harika yüregine saglik..
sevdanın şiirini yazmaya meyilli bir adamdım ben
kafiye kurmaya yetenekli
kuramadıgı kafiyeler kadar fakir kabul edilen
muhtarlıktan kagıt alabilen ancak
bir turlu belediyesine ispat edilemeyen bir yoksulluktu bu
her ramazanda erzak torbalarıyla beslenen bir hanenin
tek becerisi yazmak olan
ve yazmanın bes para etmedigi zamanlarda
sokaklardan karton toplayıp satmanın asaletine inanan bir adam..
sokaklarında dilenirken yakalandıgı bir tanıdıgının gozlerinin icine bakarken
Allah rızası icin derken bogazında dugumlenen Rıza kelimesi
nasıl bir rızaydı ki bu
avucuna verilecek uc kurus icin
duasını satılıga cıkaran
nasıl bir tanrıydıki bu
sınav adı altında
coktan secmeli bu tur soruları sorarken
seceneklerin hepsini yanlısa cıkaran...
aklımın icinden cıkaramadıgım bu tuhaf hesaplasmaların
bu olmuyor diyerek silip yeniden yazmalarım
bu beni bekliyorsun diye seni aramayıslarım
bu seni arasaydım ne eksilirdim
nede cıkardı icimdeki seytan
taşlanmaktan korktugumdan değil
ya taşlanmassam diye
kendi seytanlıgımdan şüpheye dususlerim
uzerine dusen gorevi eksiksiz yapan bir fani gibi
nasıl bir gorevdiki bu butun faniler arasında eşit dagıtılmıs
ve tanrı, tanrı oldugu icin
tasıyabileceginden fazla yuku reva gormemiş kuluna
şehvetinden eritilmiş demirden daglar değil
düşünceden kaleler
ele gecmiş surlarımda
bir hüznün bayrakları dalgalanmakta
gögsümün kafesine saplanan sancagı tutan ellerin
ne son fethedilişidir bu benligimin
nede son teslimi
yıkılrken dizlerimin üzerine
yeniden ayaga kalkmak değil
o dizlerin uzerinde yeni bir aşka hazırlanısıdır kalbin
dindirilemeyen kanamalardan sersefil
ne tesellisidir bu gecen zaman
nede üstünü kapar yaraların
ne ayaga kalkar
nede yıkılır boylu boyunca
sevda dedigin avucumdaki ates parcası
ne söner kapayınca
nede alevlenir artık
’seni seviyorum’ yalanıyla...
O'nun
bu hayata attıgım en guze imzaydı
dudaklarındaki gulumsemen
ve ben senin gulumsedigini bildikce kapatabiliyordum gözlerimi
yeni bir hayata
uyanırken
dokunmanın yasak
bakmanın gunah oldugunu soylediler
hayal kurmak icin yeterince bonus birikmemiş kartımızda
aksi halde katline karar kılınan tuhaf yaratıklar sınıfından
en zararsızlarındanız biz
sevmenin tuhaf
sevilmenin filmlerde oldugu dönemlere dogru yol alırken
sokakta el ele tutusmanın dinsizlik alametiyle sorgulandıgı bir devre geciyoruz artık
sen bana uzak
ben senin onunde yurursek eger
din kurtulcakmıs gibi sanki
ve nasıl bir tanrıdır ki bu
seni seviyorum diye
beni cehennemine alacakmıs gibi...
bu hayata atabildigim
en guzel imzamdı gulumsemen
uzun zamandır yazmıyorsam
bu beceremedigim icin değil
bu cıkaramadıgım icin aklımdan
yalnız uyanılan sabahların soguklugunu
bahara actıgım pencerelerden giren ruzgar değil
bu ucusan polenler
yagan bahar yagmuru deil
yazılamayan bugusuna camların
seni seviyorum korkusu
şimdi kesip atamadıgım aklımdan bu gerceklik
sen gidiyorsun ya simdi aksam olur gibi
sabaha dort kadeh kaldı
ansızın ararsın diye avucumda sımsıkı tuttugum telefonum
aramama ihtimalini aklıma bile getirmiyorum
ıslanmıssan sırılsıklam
ve yorgunsan calısmaktan
canın sagolsun
anlayamıyorsam seni
tutunamıyorsam sözlerindeki cesarete
benim yoksullugum
sarılıp uyudugun benim kollarım
icine cektigin benim nefesim
simdi yanında olamıyorsam
benim bencilliğim...
bu hayata attıgım en guzel imzamdı
dudaklarındaki tebessum
oyle beceriksizdim ki
ne yaptıklarımı koruyabildim
nede ustune koyabildim ogrendiklerimin
yeni baslamıs kadar ürkek ve cekingen
sonuna gelmiş kadar takatsiz...
bir yanım yeter artık diyor
diger yanım dizlerine kapanmıs
ne gozlerimi kapayabiliyorum
nede bakabiliyor gözlerine
alıp ceketimi cıkarken sabahın bir yarısı
o soguk odada yalnız bıraktıgım benim
içime cekip nefesini
sevgine ipotek koyup kendini adam sanan
benim bencilliğim....
kötu adamların laneti bu
alınınca uzerinden kadın kokusu
ölümünü bekleyen bir ihtiyar kdar huysuz
baglandıgı makinalardan muzdarip
ne hayatı sevebiliyor artık
nede vazgecebiliyor
yasadıklarını yoksayıp
kötü adamların laneti bu
ölüm kontenjana bakmıyor artık
yasadıgın yılların bir hükmü yok
ettigin yeminlerin verdigin sözlerin
zilin sesini duyarsın ve onunde acılan kapıdan gecip
baslarsın kosmaya
ne mesafen belli
neden ucus mevkin
kucuk bir parca kagıtta ismin ve kimlik numaran
sagsaglim yere inmenle kimse ilgilenmiyor artık
haber degeri tasıyan
parcalarının 15 km lik bir alana yayılmasıdır
cuzdanındaki resimler değil
senin bir kac ay once cektirdigin vesikalıklar süsler gazete köselerini
cebimdeki mısraların küllerinden bir hikaye türetilebilrse eger
varıs zamanı ve varıs yerim
anafikri olsun
ve hicbir harfi cıkartılmasın hayatımdan
adını olusturan hecelerinin
bütün geliri kazada ölenlerin yakınlarına bırakılmak uzere
filme alınsın
filme alınamayanları karton bir kutuya doldurup yaksınlar
sevdigim kadın izleyip aglamasın diye
yaş sınırları konsun
başkası örnek almasın die
ilk gösterimden sonra
cocukların erişemiyecegi yerde saklansın...
Bir umuttu , belki olurdu...
Olmadı...
Susmalar yaraşır bundan böyle ikimize de. Gözlerimizi kapatmak ve görmemek birbirimizi.
Ellerimize kelepçeler vurmak gerek, uzanmamak artık kavuşmak için... Vuslat çok uzak bize yar , artık vuslat çok uzak...
Gözlerimizin buluştuğu anlar yalan oldu artık.O mutlu hayaller eskisi gibi mutlu değil.
Yıprandım , yıprandın, yıprandık...
Bir umut dedik hep...
Bilmem kaç kere son şanslar verdik birbirimize...
Bir umuttu olurdu, olacaktı...
Olmadı...
Şimdi hiçbir söz geri getiremeyecek gidenleri.Hiçbir pişmanlık yaşananları yok saymayacak.
"Olsun bir umut..." demeye yüzümüz yok artık
Bütün haklarımızı kullandık biz.Bütün umutları ellerimizle parçaladık .
Bütün sınırları kaldırmışken ortadan, sıra sıra duvarlaR ördük aramıza
Seviyorduk ve yıldıramazdı hiçbirşey
Seviyorduk... Ayrı olamazdık ... Seviyorduk... Harcayamazdık birbirimizi
Seviyoruk... Sevecektik... Bütün engellere rağmen;
GÖNÜLLERİMİZİ AYIRMAYACAKTIK
Bir umuttu, olurdu.. Bir umuttu olacaktı , olmalıydı...
Olmadı...
Bu son sözüm inan;
...ELVEDA...
(alıntı)
gecmesi gereken bir on dakika varsa ve sigarayı bırakmıssanıs
ve gaseteniz yada kitabınız yohksa, elinisde walkmen yada radyo yada oyununu oynıyabileceginiz bir telefon
yada etrafta okuyabileceginis herhangi bir reklam afişi
yada kesip duracagınıs hoş bi bayan hatta sohbet edeceginis herhangi biri…
elinizde bunları hicbiri yohksa ve sadece gecmesi gereken bir on dakika varsa
düşünce kuyusundan aşagıya sarkıyorsan,
düşünce kuyudan iceriye
on dakikada ne kadar derine inebilrsinki ?
ve hangi aklı evvel gelip seni o kuyudan cıkarma tesebbusunde bulunur
ve ustelik sigarayı yeni bırakmıssanıs..hala alısamamıssanıs sigara icilebilir bir mekanda
yapıcak baska bir halt yohkken
gecirilmesi gereken on dakikaya insan nasıl tahammul eder?
düşünce kuyusundan sarkarsınıs ilk dakikada
ikinci dakikada dusunceleriniz devrik cumleler halinde yıgınlara döner
ucuncu dakikada elle tutulur dusuncelerin arasında utopik hayaller belirir
dorduncu dakikada hala o kuyudaysa aklın, bu deliligin en belirgin görüntusudur
beşinci dakikada hala beş dakikanın daha olması elinde sigara icmeden
baska hic bir halt yapmadan gecirilmesi gereken
altıncı dakika, düşünce kuyusundan icerideki
komplo teorilerinin kapılarını aralar insan
yedinci dakikada hala mantıklı bir bakış hizasında
sekizinci dakika da diger dort duyu organı olan bitenin farkında
dokuzuncu dakika..belkide insan saymayı yeniden denemeli
sayılanın ne oldugu kimin umrunda
ve gecirilmesi gereken son otuz saniye öyle tatlıki…
artık gecmesi icin abuk subuk dusunceler uretmenize gerek yohk
hatta
dursanız bile son on saniye
işte bitti..
sanırım bu yuzden insanlar sigarayı bırakamıyor…
cunku koskoca on dakikalık bir boşlukta sigarasız bir insan, aklının sınırlarını yeniden ciziyor…
hangi filmdi yada kitaptı yada kim söledi anımsamıyorum ama şöyle diyordu…:
-Aslında insanlar sigaranın ne anlama geldiğini iyi biliyorlar… Öyle olmasaydı idam mahkumlarına infazdan hemen önce bir sigara uzatmazlardı…!!!
İctiginiz sigara size ve cevrenizdekilerin sağlığına ciddi zararlar verir..!!!
Aşkınla beni kendimden çaldığın gün
Adını koydum ayrılığın
Yoksul bir ölüm gibi
Taşırken bastırılmış isyanlardan bir diğerine bedenimi
Bir daha dolduramam ya ,sende kendimi
Kanatmam açtığın yaraları
Duymadan ayak seslerini
Hadi.. gelmediğin her gece ruhumu siper etmişken sevdana
Kanım akmaz nasılsa
Bir kez daha sapla acıları
Bıçak yarası yanlızlığım pahasına
Sende sönerken gündüzlerim
Akşamı edemem nasılsa
Lütfuna eremedim gün durma
Bir kez daha sapla
Nasıl olsa siper ederim kendimden çaldığın beni
Şarapnel acısı gözyaşlarına
Sen seni sevmedigime dair cümleler kurarken icinde
Ben tüm ısıklarımı söndürdüm
Yanlizligimi görmemek icin gittigin aksamdan bugüne
Bilmezsin, her gidişin kurşunlayip yüreğimi
Sattirir hayallerimi bin öfkeyle
Gidişin izin vermez gece olunca gözlerime
Icinde sen olan yeni rüyalar alirim diye
Kader daha kac vakit ayrilik ezberinde bilinmez ama
Sen yüklü acilarimdan azad olurum diye
Yükledim tum umutlarımı günahsızın birine
Gerçek vurmadıkça yüzüne
Umutlarim ve ben vazgecilmez intihar eylemlerinde
Tanrım !...
Son güldüğü andan başka ne bıraktın yarınlarıma,
Ne sessiz dualarım
Ne geceme katık ettiğim son gülüşe harman rüyalarım
Hiçbiri ona çıkmadı.
Sen payıma kifayetsiz acılar ayırdın.
Gün bugün Tanrım...
Ne olur ...Aldanıpta başucumdaki gözyaşına ,mahkum etme...
Gözyaşlarım karışırken her gece beyhude yakarışlara
Bu defa son ...
Gördüğüm en güzel rüyadan,ne olur uyandırma
Sonu ölüm olsada
Ne olur Tanrım,
Bizi bir daha ayırma ....
carpe diem ile burda yazanların alakası ne bacım :D
:) bikere de yanlış bişi yapim dedim kayıp ruhuma yakıştırdığım yazıları ekliyorum :)
Allah saptırmasın o zaman :D
Ne ararsin tanri ile aramda!...
sen kimsin ki orucumu sorarsin?
hakikaten gözün yoksa haramda
basi açiga niye türban sorarsin?
raki, sarap içiyorsam sana ne.
yoksa sana bir zararim, içerim.
ikimiz de gelsek kildan köprüye,
ben dürüstsem sarhosken de geçerim
esir iken mümkün müdür ibadet?
yatip kalkip atatürk'e dua et.
senin gibi dürzülerin yüzünden,
dininden de soguyacak bu millet
isgaldeki hali sakin unutma.
atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
sen anandan yine çikardin amma
baban kimdi bilemezdin şerefsizz!!!
Neyzen tevfik
unut beni özlem
aklımda kalan sana dair gelecek korkulu planlarım
seni cıkart
geriye kalanı sıfıra eşitle
üstü kalsın
unut beni özlem
sana dair sevgi dolu sözlerim
seni cıkart
geriye kalan baska bir kadında kullanılacak aldatma sözlerim
olmuyorsa olmuyor oluyorsa tenin bayramıdır baska bir bedendeki...
unut beni özlem
simdi damarlarımda gezen gecenin heyecanı
sabah olunca aklıma dusen sen
sabah olmuyorsa hatırlayamadıgım
senin işine gelmeyince anımsamadıgın ben
unut beni özlem
şimdi hosuna gitmedigi icin bedenini arzulamadıgın ben
dün hayalini kurdugun ben
yarın yetmediginde baska bir beden
aclıgını bastırmak icin geri gelecegin ten
benim
unut beni özlem
simdi yandıgım sen
bunu önemsemeyip
beni bagımlayıp kendine
idam fermanımı imzalayan sen
boynu kırılırken pişmanlık duymayıp
.
ne at kendini ucurumlarımdan
nede bırak bosluga
kıyılarımdaki yuzlerce kayıptan yorgunum artık
yorgunum
her derinime duseni kurtaramamaktan..
yirminci yuzyılın sadakatiyle tanıyabilmek isterdim seni
cektigin sancılarını bastırabilmek icin yeni sözler uydurup
basucuna bırakabilmeyi
daha iyisini yazamıyorum diye karnıma agrılar giriyor
daha iyi sözlerimi tukettim diye belkide
inkar ediyorum senden önceki tüm asklarımı
tutamadıgım senmiydin
son kez kendini bırakan derinligime..
belki de tutmamak işime geldigi icin
senin de tutulmamak icin
sesini bile cıkarmadan kabullendigin
bu bogulmaların
nefesin cigerlerime dolarken
öptügüm kadın senmisin?
bu icimde durmadan cırpınan senmisin..
kıyılarıma vuran ve yeniden bırakan kendini sonsuz mavilige..
bu cankurtaranına sevdalı oldugu icin belki de
durmadan bogulan
ve kendisini bogması icin işbirligi yapan denize vefa borcları takan....
hangi kaybımın yerine seni koymalıyım bilmiyorum
simdi kullanılmıs yuzlerce kelimem arasında en az kullanılmısları ayıklayıp
şiir yapıyorum
olmuyor
eski sevdamın yerine seni koysam almıyor
başka bir yolu olmalı
yada buyutmeli icimdeki bu kalbi
birgun sende gelirsin diye daha buyuk bir eve tasınmalı...
hangi zamanın kavminde varolduk anımsamıyorum artık
ne bir pusulası vardı aşkımızın
nede haritada tutarlı bir acıklaması koordinatlarımızın
evrensel bir düş kurar gibiydik
biz iki sevda gezgini
yelken actgımızı sanarken acık denizlerde
akıntısına kapıldıgımız
kendi karasularımızdı
senin küf tutan sayfalarından arınmanı saglayan
benim bir gun gelirsin diye aklımın bir kösesinde sakladıgım...
daha ne kadar uzagında duracaksın limanlarımın?
yaşadıgın fırtınalarından yorgun
kayalıklarımdan uzak tutabilmek icin
durmadan fenerlerimi yanık tuttugum
gelirsin diye ansızın
gözlerimi yatırıp uzaklarıma
hazırlandıgım
gelmiyorsan eger
başka karsılama töreni duzenlenmiyecek bu limanda
kapanır fenerin ısıkları...
kırılışın yankılanır ama
duyulmaz kalabalıklarım da....
Soluk Ekran Aşkları...-2
eskiden burdan sevgilim oldugu zamanlarda ne guzeldi yaf
kanala yazar yazar o online olunca susardım butun kanal susar gibiydi
hani aksam olurda ısıklar kapanır
sandalyeler ters cevrilir masa ustlerine
cıraklar ıslatır yerleri supururuken tos kalkmasın diye
kac tane vardı bi bilsen
hala logları saklarım
eski asklarımın
ama simdi okuyunca icim burkulur
gercek asklarımın bile yetmedigini anımsarım
dusunsene abi kızın yuzunu bile gormemişssin sadece yazdıklarına tutulmussun
iki dakika laga girse yazmasa
kızdı sanıyorsun yada alındı küstü
nasılda degerli geliyor adama halbuki altı ustu sanal ekranda
karsında biri var yazıyor
bir kac satıra kapılıyorsun ve yazıyorsun sonra icinden geldigi gibi cogu zaman geldiginden fazla
altalta yazınca kafiyede olursa şiir oluyor hemde dogaclama
sonra kapıyorsun ya ekranı cıkıyorsun burdan sonra sabah oluyor
bişi yokmus gibi
aksam oluyor yine icin kıpır kıpır ha geldi ha gelicek
bazen gelmiyor işi cıktı diyorsun
gizliyorsun tel numaranı cagrı yapıyorsun
bilmesin istiyorsun ama yinede anımsasın
yani sensin ama yapamıyorsun işte acıkca arıyamıyorsun nerdesin diye
ne guzeldi yaf.. cocukca biraz biraz salakca ama guzel işte
bazen baska biriyle konusurdu
kıskanırdın kim o nerden neden derdin
kendi kendine kurardın
sonra bakardınki abartmıssın kalbini kırmıssın
ne hayvanım dersin icinden
şirinlik olsun diye yazarsında
ne hayvanım ben senden suphelendim diye
gecti işte ihtiyarladık simdi
ne sanalı ne gerceği
altı ustu toplasan sabah olur hayat devam eder
aksam olur sızar kalırsın soluk ekran karsısında..
aşk anılarının arasında
bugun hatırlayıp gulumsediginden ibaret
nefesimden bugulanan camlara karaladıgımmısın sen
hani isminin harflerini cizip
sonra biri gormesin diye kazagımın koluyla sildigim
platonik bir sevdanın bir turlu platonamayanı
belki de bu yuzden her şiirin ana fikrine meze
ama yazıldıkca baska iklimlere etki eden
küresel bir terör gibi
ruhumun istilasında en önde
zamansız bombalamalardan ve ucak kacırmalarından sıkılmıs
suikaste ugrasamda ölsem dedigim
terör yaratan bir sevdamısın?
suyu cıkıyor artık yasananların
ucuncu sahıslarla derdi olmayan
ama hep ikinci sahısın uzerindeki etkisini ucunculere yansıtan bir hayat bizimkisi
girdigi bunalımlardan yazarak yada konusarak yada aldatarak ckmaya calısan
galata koprusu uzerinde bir kac saat durup balık tutmaya calısmayı erdem sayarak
oysaki en erdemlisi o koprunun altındaki bir meyhanede bir kac şişe bira icmek olan
belki balık ekmek
belki kokorec belki midye tava
belki bir turku barda nargile icmek
hani su tophanede
zamanlı zamansız bulusmalarda uretilen bahaneler
bulusamıyoruz artık gorusemiyoruz
elimizde ortak bir duygu yok konusamıyoruz
belki de bu yuzden bir araya geldikce kavga edişlerimiz
kavga etmek icin bir araya gelmeyi bile bekleyemeyişlerimiz
özledim dedigimiz ne zamandır
imalı laflar duymayı bekledigmiz
şimdi aklına getiripte karsısında uyumayı tercih ettigin benim
benim ise düşünüp düşünüp ictigim sen
aynı sarkıyı defalarca geri sarıp dinledigim..
Artık melek değilim!
kırılganlıkları toplayınca
elde var sıfır
sonucu onceden tayin edilmiş ve secenekler arasında gizlenmiş
çoktan secmeli ama genelde seçme engelli benim icin
hangi imla kuralından notum kırılacak
ve tekrar edecegim bu seneyi, merak ediyorum
azdan sevmeli
cok baglanınca ucunu kacırıyorsun yasadıklarının
simdi elimde avucumda yamalı bir sevda
her ay sonu alacak bakiyesi veren bir hesap ekstresi
bu kadar alacaklı olupta küsmeyen baska kim var bu dunyada
aşkın veresiyesi olmaz
nakdin kadar deger buluyorsun
nakdin ve vaktin sonunda elden cıkarılıyorsun
elimde avucumda ucuz bir fiyaka
yaktıgım sigaranın dumanına karısıyor artık yalanlarım
göz gözü görmuyor
gözden cıkarılmıs bir aşkın geride bırakılanıyım
yetişmek icin cabalamıyorum artık
vaktim kalmamıs
kolumdaki akrep yelkovan arasındaki kovalamacaya son vermek icin
pilini söktüm saatimin
akrep yelkovanın elinden tutarken hemde
aklımdaki sorularıma yanıtlar buluyorum gunlerdir
her cevabım mutluluk resimleri gibi
mutlulugun resmi yapılırmı diye sorma
yaşamadan bilemessin
simdi elimde avucumda köşeleri kıvrılmıs
harita metod altı ortalı kareli bir defter
ne el yazım kalmıs uzerinde
nede kirli bir silgiyle silinmiş, cıkmamıs şiirler
artık melek değilim
her gece peşinden geldigim o karanlık sokakların koşesinde bekledigini bildigin
gormesende hissettigin ben değilim
kemirilip atılmıs
tadına varılamamış
umuduna yatırılan paranın karsılıgını verememiş
kirlenmiş
artık muslugun altına tutsanda temizlenemez hicbir suyla
arınamaz duayla
en merhametli tanrının bile uzak durdugu
bir lanet değil bu
henuz turkceye cevrilmedi caresizligim
söyle aşkım
susuyorum diye icinde kapadıgın kapıların
yüzümde hissettigim soğuk nefesin
neresine kadar dayanabilirsin bu fırtınanın
ayakta kalarak
yada ne zaman karar vereceksin
alıp basını gitmek icin
kalırsan bu kimin zaferi olacak
durmalısın simdi
karnımdaki bu ağrının bir tarifi yok
ögreneceksin! derken bahsettigin
yeni bir caresizlikmiydi
dokunulmazlıgın nerden geliyor?
maddesini cıkarınca bu aşkın,
manasına ne kadar dayanabilir bu beden?
nerde kalmıstık?
yeni sözlerim eskilerinden daha hafif
dudaklarımın arasından cıkmadan dumanlanıyor aklım
ulasılmazlıgın tekrara dönüyor icimde
aynı sözleri söylememek icin belkide
suskunlugum
aynı orgazmda yanmamak icin
seni duşünüp dudaklarımı ısırmalarım
utanılası bir düşüncenin esiri olmak
utanmıyorum demek ayıpmı bu kadar?
uzak dur benden
baska bir adamın koynunda sabahla
sonra beni özle
tenindeki yangınları söndür
aklını benimle süsle...
eski türk filmlerinden aşırma repliklerim
sonu mutlu bitmesede
montajda kesilip alınıyor mutsuzluk sözlerim
birbirine düşkün iki fakir genci canlandıracak yaşları gectik artık sevgilim
belkide bu yuzden sahte hastalıkların tedavilerine
bu kadar kolay paralar yatırmalarımız
tadı kalmayan hayat değil
belkide bizim tad almaya yarayan yanları ruhumuzun
bir sure sonra kaybettigimiz gibi
işe yaramıyor artık deyip cıkarıp astıgımız kapı ardına
gunlerdir zorluyorum kendimi
yazabiliyormuyum artık diye
yoksa öpülünce büyüsü bozulan masal kahramanımıydım
öpüşlerinden geriye tebessumlerim kaldı yuzumde
sen gittiginden beri olur olmaz herseye gülümsemem bundan
ne zaman elime kalemi alsam
kokunu icime cekip aklıma gömüyorum teninin kıvrımlarını
ne klavyem işe yarıyor artık
nede alkol
ne kadar icersem iceyim
ne el yazım düzeliyor
nede tasvir edebiliyorum güzelligini
öptügünden beri
bir masal kahramanının bozulan büyüsü kaldı yüzümde
yazmayı unutup hatırlayan konusabilmeyi...
geciyormu gece dedigin bu kör karanlık
zaman dolunca
sabah olunca
üstünü örtünce eskilerini sakladıgın sandıgının
sandıklarının ötesinde nasılda güclüsün sokaga cıkınca
gülümserken
konusurken ve kahkahanla süslerken yalnızlık duvarlarının
öptüğün yerlerim sızlıyor simdi
özlendigimi düşünürken
olmayacak bir iş gibiydi, olmadı
üstüne gitmiyorum icimdeki yaralanmış zavallının
hatta izin veriyorum artık
seni özledim demesine
ve yazmasına
bozulsada büyüsü
konusmak yerine...
karnı burnunda bir birliktelikti bizimkisi
her turlu karamsarlığa gebe
bir kutu kibrit icinde hep
yanmıs olanı seciyorduk biz
yasak meyvadan ısırık almak gunahtı
biz yasağın bagımlısı olmustuk artık
alkol takviyeleriyle hayata tutunmaya calısıyorduk durmadan
ayılınca siyasete atılıyor
bunalınca bir sigara yakıyor
ve inatla bir kutu kibrit icinde hep
yanmış olanı seciyorduk bakmadan...
her gun biraz daha derine inerken
en cok sevdigimize sarılıyorduk
nasıl bir bencillikti bu
insan kendisi icinmi severdi
sevdigi icinmi derine inerdi?
derine düştükcemi baglanırdı
baglandıkcamı yasaklanırdı hayattan
parmaklarımın ucunda tüten
yanmıs bir kibritin yeniden yakılma cabaları
kac sevda daha türetilebilrdi
defalarca yakılıp küllenmiş bir kalpten?
serbest yada indirimli geciş kartlarımız vardı bizim eskiden
şimdi kapısında beklerken
bu tren neresine kadar giderdi sevdanın
sevda dedigin hangi dağın eteklerinde
ne kadarını dile getirebiliyorsun aşkının?
getiremediklerini ne yaparsın?
her gece bir kilo rakıya gömüp
sabah ayıldıkca yeni bir kadınamı kosarsın?
kaybın buyuklugu nasıl hesaplanır
hangi bilirkişi raporlarından sonra ortaya cıkar?
bunların hangisini bilir kişilerin?
karakutusundaki fısıltıların
bir anlamı varmı diye durmadan sordugun soruların
şimdi ettiğin feryatların
sabah olurda uyanırsan diye
hani olmaz ya
olursa diye
yazdıgın vasiyetleri yatagının altına sıkıstırmaların
senden sonra bulunsun diye
bilinmek icinmi
şimdiki kaygıların
bitti işte...
sevdin, sevildin bile
dokundugun yerleri sızlayacak öptügün tum kadınların
okurken yazdıklarını
hangisini ayırabilirsinki
en cok sevdigim diye..
bravo cok guzel yazılar ıyı kopyala yapıstır yapıyosun :D:D:D (saka emegıne saglık)
Sevdigim..
guzel sevgilim...
satırlarımı özlediginin farkındayım
ne zamandır konusamıyoruz...
cıkardıgımız sesler ne kadarını anlatıyor
yasadıklarımızın...
sevdiğim...
küçük sevgilim
ne cok yıldönumleri biriktrimişis farkına bile varmadan...
kayıtlarında tutuluyor dijital bir dunyanın
kavgalar edipte silmeye tesebbus ettigimiz kullanıcı isimlerimiz
pişmanlıkla durdurmaya calısıp yenilenen sayfayı
zamanı geriye alma cabalarımız...
sevdigim...
satırlarına tutundugum
aklımın icinde bagımsızlıgını ilan eden
seni ilk okudugum günden beri
kendi rejimime isyan edip dağa cıkan benim
bir gun dağa kaldırıcam diyerek yeminler ettigim
sen...
kafiyelerini özledim
beni beklerken o soluk monitör ısıgında
nasılda dudaklarını ısırırdın
ojelerin dökülür tırnaklarından
uykularına teslim olmamak icin
bana uyurdun
olurda ben gelirim diye ansızın
acık bırakır kollarını
dalıp gittiginde birden uyanır
konusmaya calısırdın...
şimdi
yanındayım
yanımdaki sevdigim kadın
ne cok söyledim ne cok yazıldı bu sevdam satırlarıma
ben hicbirine şimdiki kadar baglanmadım...
vaktiimiz dolduysa eger
yeni bir canlı baglantıya imkanımız kalmadıysa
ve son konturuysa bu
bize bahsedilen dijital sevdanın
sevdigini söyle
öptügünü ve sımsıkı sarıldıgını...
suya yazılmıs bir sevdaydı bizimkisi
ve dalgalara karıstı sözlerimiz
fırtınasında bir kaybolusun
bırakma beni
öptüğümüz ve dokunduklarımızın hatrına
al beni...
bin kilometrelik bir yolun sonunda bile olsa
değerdi
senin tarafından sevildigimi bilmeye...
Lostsoul
Cevap ver dünya...!
cevap ver dünya..
avazım cıktıgı kadar bagırıyorum
cekmiyor burda telefonlarım
oysaki yuzde 93ü kapsama alanındaydı bu nufusun
yuzde yedilik sanssızlığımın sorumlusu kim?
cevap ver dunya...
bitiş düdügü kimin elinde?
yaptıgımız imla hatalarını duzeltmekle sorumlu tutulan kim
avrupa insan hakları mahkemesine taşımalı bu davayı
ölüyorum ve sorumlusu benim
kendimi idamla yargılamak istiyorum
tazminatım ruhum olmalı
yaptıgım pazarlıkların sonuna geldim
ve blöflerimi yemiyor artık şeytanım...
ırzına gecilen bir bedenin sahibi olmakla
ırza gecen olmak arasındaki yedi farkı kim gosterebilir?
cevap ver dunya...
sabrım tukeniyor
vaat edilen uyusturucuların yetmedigini gordukce
daha bir sıkılıyorum olan bitenden
kapadım butun alıcılarımı
ruhani varlıklardan medet umuyorum
ilahi bir guc cigerlerimdeki küfrü söker alır belki
almassada canı sagolsun
koyu kahverengi bir takım elbise icinde
yeni traş olmus
soluk benizli
ceketinin sag ic cebinde konyak şişesi
sol ic cebinde vesikalıkları
yasarken bu dunyaya ait bıraktıgı son izleri
cevap ver dunya
uzun suredir yanıt alınamıyor
ve bir sehir efsanesine donuyor umut dolu şiirlerim
aklımın ucundan bile gecmezdi
kapatıp aklımı kendi icime gömecegim
kayıp bir ruhun
yakıldıktan sonra ruzgara savrulması gereken
küllerini...
konusamıyor olmak ruhumu istila ediyor
anlatamamak
bir zamanlar kelimelerin efendisi ben
simdi nerden baslayacagını bilemeyen
ürkek ve cekingen
cevaplarını bildigim icin belkide
simdi sorularımı soramıyor oluşum
sonunu kestirebiliyor olmak
değiştirebilmeye yetmiyor
caresizlikmidir bu kadar canımı yakan
bilmeseydim belki de
hic dusunmeseydim
canım yanarmıydı?
avuclarımın arasından süzülüp gidiyorsun
bir turlu tutamıyorum seni
tutmak istedikce daha cok kırıp döküyorum
ne cok yazdım sana
bir turlu postaya veremedigim gibi
simdi söylemek istediklerimi
türkceye ceviremiyorum
baska bir dil daha bilseydim
bir halta yararmıydı
bilmiyorum...
nasıl söyliyebilrdim ki sana
beni secerek kaybettigni...
nasıl anlatılabilirdi bu
sırılsıklam tutulurken bana
cırıpcıplak bir aşka
dirsekleri yamalı
cok fazla masa üstlerine dayamaktan
belkide cok dusunuyor olmaktan
yorgun
dusunmedigi zaman dusuncesizlikle suclanan
akıl yetmeyince ruhani varlıklardan medet uman bir sevgilin var senin
ordanda yanıt alamayınca kendini içine kapatan
nasıl söyliyebilrdimki sana
söylemesi ne kadar zorsa bir doktorun
ameliyat cıkısında
masada bıraktıgı hastasının yakınlarına
başaramadıgını
öyle zor simdi
türkceye cevirmeye calısmak
yanlıs adamı sevdigini
neleri kaybettigni
cok calısıp bu sınava
ikinci geldigin icin
bir yerleri kazanamadıgını
yenildik ama ezilmediklere yenisini eklerken
üzgünüm
hem yenildik hem ezildik biz
bu hayatın çarkları arasında
nasıl söylenir
gozleri ışıl ışıl yanan bir kız cocuguna
umutlarının karsılıksız cıkacagı?
karsılıksız düzenlenen bir çek gibiydi varlıgım
düzenlerkende altını imzlarkende bunun farkındaydım belki
ama öyle guzeldiki umut etmek
bir yalanda olsa
sana dokunup seni öperken
kollarının arasında
sanki hic bitmeyecekmiş gibi
iliklerime kadar yaşadıgım...
vadesi gelince bozdurmaya gideceksin bu çeki
ve sende ogreneceksin
karsılıksızlıgını bir sevdanın
nasılda yorgun ve bitkin duseceksin
icini cekerken
belkide ilk gordugun limana bırakacaksın kendini
kayalıklarında parcalanmaktan cekinmeden
belkide ilk sana tutulan adama vereceksin kendini
aklının bir kösesinde benim oldugumu
unutmaya calısarak...
haketmedigim icinmi böyle oldu bilmiyorum ama
haketmek icinde birsey yaptıgımı soyliyemem
ama bu haksızlık repliklerinden sıkıldım
en zor olanıda simdi
söylemeye calısmak
yanlıs adamın ustune oynadıgını bu kumarı
ve masada kalacağını
tek umabiligim
hayatın devam etmeli
sanki ben hic olmamısım gibi...
yüregine gönlüne saglik...
hazırlıksızmı yakaladım seni...
bu kadarmı sürprizdim senin icin
yoksa korkuyormuydun bir kez daha
terkedilmekten
bir ılık bahar rüzgari gibi esip gecerken teninden
hayatında bir anı olarak kalmanın sorumlulugunu
bir kez daha tasıyabilrmiyim?
ellerimdeki yorgunluk izleri
kırık bir kadeh dolusu sarapla tazelenirmi sence?
içimdeki gencligin ateşi
dokundugum her yerin
en kutsal emanetim benden sana
sakınıp saklayacagın
bir gün sorarlarsa
duymazdan gelip konuyu değiştirecegin...
ruhuma karısıp kayboldugun
yada benden ögrendiklerinin karmaşası
benden sonraki hayatındaki
bu iç savasşların
ben arzularının dalgaları arasında
pusulası bozulmuş bir kayıp
mavnasında teknemin ışıltılarınla
çiçekler actıransın zamansız
ardından solduran umutlarımı
üşümesi gibi kasım soğuğunda
asfaltın üzerinde yatan bir ihtiyarın...
senden kalan iki satıra ve bir kac cumleye sarılan
bir ucube gibi yoksullugum
benden sonra tozlu raflarında
kurutulmus gül yaprakları kitaplarının sayfaları arasında
bir gün özlersin
dokunur tenine catlamış dudaklarım
ardından sabah olur uyanırsın
yeni günün getirdikleriyle hayata
yeni bir yok oluşa yol alırsın
gülüp gecerken
pencereni actıgında duydugun gül kokularına...
bana senden kalan
bir kac film karesinden ibaret
renkleri solmuş yanık izleri dolu
hayallerimin ardından
sana dairlerim
tüm arzularım ve hırslarımdan seni cıkarınca
ne kadarda caresizmişim
söylenecek o kadar cok şey vardı ki
yaşanacak onca zaman...
paylasacaklarımız zamanımızın yettiiği kadar
alacaklarım sende kaldı
bende bıraktıkların ağır geliyor artık
emanetlerini sana ulastıramadan düşersem eğer
beni affet
yoruldum maviliklerinde kaybolup durmaktan
kıyılarına vuran bir ceset olursam eğer
tanınmayacak halde olmayı dilerdim
aklına düşerimde hatırlarsan diye
başkası gibi yazıyorum artık
başka bir kadına tutulmuş gibi
tenimde yabancı izler
ruhum girdabında kaybolusların
benden sana arta kalan
hırcın dalgalarında cırpınısı
acemi bir balıkcının...
yalnızlık payı
suskunluklarımın toplamı
okunan ezanların bir anlamı olmalı
iliklerime kadar cektigim bu yoksulluk
ya sende olmasaydın...
ucları kıvrık sacların
yangından ilk kurtarılacaklar arasındaydın
oda servisi isteyerek yasamak varken bir ömrü birlikte
ne bir odamız oldu bizim
nede birlikte bir ömrümüz
parantez ici kacamaklarımız oldu her zaman
parantez ici ozgurluklerimiz
yayın saatlerini aşan bir sevdaydı artık bu
bitmesi gereken zamanın ötesine gecmiş
sıradan bir insan aklının almadıgı
ve telaffuzlarımın yoruldugu
alkol birikintilerinde bogulmak üzereyim
damarlarımda gezinen sensizlik
ben hala sensiz bir şiiri bitirmekten aciz
üstünü örtüyorum cirkinliklerimin
hayaliyle seviştigim kadın
elimde avucumda ne varsa harcadım
yeni baslangıclar yok artık
ben en son bahsimi senin üstüne oynadım...
wayy bee elleree salıkkk ya duygulandım
benimle girdigin bu savasta
esir düşmeyeceginin garantisini sana kim verdi...
tutsaklıgın, kelimelerimin arasındaki zindanda varolmaktır
simdi seni esir aldıgım icin kazanan benmiyim
kaybeden senin ruhun mu?
icinde bıraktıgım her sızının sorumlusu benim
açılan yaraların faili
ne cok kanımı akıttım ben sana resimler yapabilmek icin
simdi ayaklarına kapıldıgım ve taptıgım tanrıcam
yarın hayatıma yaklastırmaktan korktugum şeytanımmısın?
güç denemesi gibiydi yazdıklarım
senin okumaktan korkmadıgın icin
benim yazmaktan cekinmedigim icin
şimdi iki eski ve guclu savascı gibi
cekip kılıclarımızı üstüne gitmemiz gucsuzlugumuzun
beklemediginin farkındayım
ne ben hazırdım seni yeni mısralarıma sarmaya
nede sen hazırdın
icin kanarken
ve yanarken canın icine gömüp öfkeni
bana şefkatle yaklasmaya
celladına aşık olan mahkum gibiyiz
bogazımıza ilmegi gecirecegini bilmek
sevmemize engel değil uzun zamandan beri...
düşlerimin yerine koyabilecek kadar icime alamadım seni..
benim istedigim düşlerimin ötesinde
benim diyebilecegim,
karanfil kokulu bir gerceklikti
ne eskilerden kalma acılarım
ne anılarımn arasında yasattıklarım
şimdi yazıyorsam eger sana
bu daha once anlatamadıklarım...
sana yanıyorken nasıl olurda
senden saklarım
sana yazılırken kullandıgım kelimeleri
hangi anlamı esirgerim aklımdan
ellerim yazma telasında
beceriksizlik korkusu ruhumu sarıyor
kalmak istedigimi söyleyebilmek icin on cumle kuruyorum
okudukca hepsi ellerimde ufalanıyor
simdi seni dusunuyorum
seni istiyorum demek bile
gecirmiyor sana susuzlugumu..
hayatımın basladıgı yere koy kendini
bunca noktadan sonra
yeni bir satırbasına
şimdi korkuyorum yazdıgım her kelimeden
seni benden uzaga suruklerse...
belkide susmalıyım artık
seni bana getirenin
geri götürmesin diye...
sustugum sen
yazdıgım sen
çığ gibi buyuyorsun icimde
önüne cıkan herseyi silip süpüren...
al beni yangınına
anlatmaya calısıyorum, olmuyorum
tek basıma yazarken...
Lady Lizzy.
03-07-08, 10:25
cok qüzeller qercekten.
bu yazılar bana ait ve hiç biri sana yazılmadı özlem
vBulletin v4.1.11, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.