PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Subhanallah, Bu Cennet Kokusudur !!!!!!



eyimşin
20-03-07, 20:31
Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış Fakat bazı kendini bilmez insanlar onun bu saflığından yararlanıp ona kötü şakalar yaparlar üzerlermiş Gel zaman git zaman bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler "Yolda biraz takılırız zaman geçiririz" diye
Bu Cennetin Kokusudur
Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce Allah'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş Şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış "Bu nedir?" diyenlere:

"Susun sessiz olun Bizim saf adam duymasın ona müthiş bir oyun hazırladım" demiş

Kafilede olan herkese dağıtmış O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş Arkadaşları dayanamamış "Çabuk anlat oyunun nedir?" demişler Adam:

"Bakın birazdan saf adam gelecek Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak"

"Eee biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları

"Diyeceğiz ki bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir Umre ziyaretimizi kabul eden Allah bizlere beraatlarımızı gönderdi" diyeceğiz

Arkadaşlarından bazıları:

"Fakat bu çok ağır bir şaka" dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler

Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti Birde ne görsün herkesin elinde birtakım kağıtlar onu öpüp kokluyorlar Dayanamadı:

"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu

Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi Bu oyunu hazırlayan zat ona:

"Aaa senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"

"Hayır yok"

"Ama nasıl olur bak hepimize gönderildi bundan"

"Fakat anlamıyorum nedir onlar? Kim gönderdi?"

"Kim olacak umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden Allah gönderdi"

Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu

Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı Arkadaşlarının "Dur gitme! Şaka yaptık" sözlerini duymuyordu bile Onun gönlü yanmıştı hem de nasıl bir yangın… Belki Nil nehri oraya aksa söndüremeyecekti Düşüyor kalkıyor ağlıyordu Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a Ona öyle bir sarıldı ki gözyaşlarını Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu Kalbini âlemlerin Rabbi olan Allah'a bağlamış haykırıyordu:

"Ey yüceler yücesi Allah'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin ne kusur ettim? Allah'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli ben böyle boynu bükük yetim kaldım Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver Ne olur Allah'ım beratımı ver!"

O böyle yalvarırken kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti Bir de ne görsün arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt Hemen aldı sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı Bir yandan da bağırıyordu:

"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!…"

Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı Adam yanlarına gelince hemen elindeki kağıdı aldılar O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı Üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı Şimdi hepsi telaşlanmışlardı işin içinde bir iş vardı Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler Kâğıdı ona verdiler O âlim zat kâğıdı eline alır almaz ayağa kalktı


"Sübhan ! Bu cennet kokusudur" dedi Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:

"Bu" dedi "bu bir berattır Falan adama yazılmıştır Hem de nur mürekkeple yazılmıştır"

Hepsi donmuşlardı Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından yüzünden ellerinden öpüyordu

"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu

Allah bu saf kuluna rahmet etmiş ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti

Allah resûlü’nün diyarından selâm var


Sünnet-i seniyyeyi bilen kat'iyen anlar ki edebin envaını cenab-ı hak Habibinde(aleyhi efdalusselam) cem etmiştir onun sünnet-i seniyyesini terk eden edebi terk eder

Haylaz
20-03-07, 20:37
hikayenin devamı nerede ?

eyimşin
20-03-07, 20:38
ekledim haylaz sorun kalmadı okuyabilirsin

Haylaz
20-03-07, 20:43
eline sağlık, çok güzeldi.

Darkblue&blue
20-03-07, 20:47
Bunu dinlemiştim güzel ibret verici bir olay

chairman
20-03-07, 21:33
cok güzel eline sağlık

H@y@l
17-11-09, 13:49
çok güzel bir hikayeydi ilk kez duydum kanım dondu resmen

Sağol

Boncuk!
22-11-09, 19:52
cok güzel eline saglik..