PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Oktay Esat Yıldıran



VforVendetta
11-12-09, 15:17
Diyarbakır Cezaevinde mahkumlarla tanışma merasiminde şöyle demiş şahsiyettir:

Beni dinleyin! Ben doğrudan Genelkurmay’ın emriyle buraya atandım. Benim adım Esat Oktay Yıldıran’dır. Ben Kıbrıs’ta Rum çocuğunu bıçakla kesmiş, babasının gözlerinin önünde kanını şarap niyetine içmiş adamım.”

1981 Şubat'ında adı geçen cezaevinin yönetimine getirildiğinde rütbesi yüzbaşıydı.Köpeği 'Co Komutan' da kendisi kadar meşhurdur.Cezaevinde akıl almaz işkencelerle mahkumları yıldırmaya çalışmış soyadıyla müsemma kişilik.84'de İstanbul'a üstün hizmetlerinden dolayı binbaşı rütbesiyle atanmış;88'de de seyahat ettiği otobüsten indirilip başından vurulmak suretiyle öldürülmüştür.Elhamdülillahtır...

Bu, kişinin yüzeysel biyografisidir.Madalyonun karanlık yüzü forumun konseptine uymayacağı için sizi bir link vasıtasıyla bu karanlık döneme götürmek istiyorum.Anlatanlar olayların tanıkları ve hatta bizzat yaşayanlarıdır.Buyrun: Diyarbakır Zindanı... (Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.)

(Yaşananları okumayı dahi psikolojisi kaldıramayanlar olabilir.Onlar Tıklamasınlar.)

derindeniz
11-12-09, 17:55
söylenecek çok cümlem var bu konuda aslında ama fazla uzatmayacağım.
faşist kişiliği ile diyarbakır cezaevi'ni cehennemden beter hale dönüştüren şahsiyet...
pek çok söylenti var bu insan(!) hakkında.duymuştum hep.
türkülere dahi konu olan biri!
bildiğim kadarıyla Aksaray'da bir anıtı var.

ve aklıma gelen şeylerden biri de Yılmaz Odabaşı'nın diyarbakır cezaevi'nde yıldıran'nın çektirdiklerine karşın yazığı yazı:
''...aziz anısına(!..)

ah! ben sizi nasıl tanımam, tanışmaz olur muyuz? yoksa tenimde faşizminizin, diş izinizin ne anlamı var?
gecelerinize çalınca, beni, donumu isterik fahişeler gibi soydunuz. konuşunca düpedüz küfürdünüz! dönünce evlerinize işkenceden, dönünce dönüp sırtınızı kadınlarınıza it gibi uyurdunuz!
sonra halk otobüsleri, halk otobüsleri siz: ölümdünüz!

halk otobüsleri, halk otobüsleri kokar halk gibi: ekmek, ter ve sarımsak gibi. orada değince "mabedimin göğsüne namahrem eli", hitler ruhuyla şehit düştü bırakarak ardında ecdadı kadar faili meçhul cinayetleri..
sonra sarıldı naaşı türk bayrağına, gömülerek işkenceci afedersiniz: "şehid"ler mezarına(!..)

bin tane işkence yapılmaktan,
nihayet bir tane de işkence yapmaktan gitti;
adaletin terazisi malum da,
tarihin terazisi bozuk mu sami?

faşizm ne mi? biraz da çocukluğumda bir babanın türkiye geneli. bu yüzden erken tanıdık sopalarla öptürülen her eli...

biz
bekleriz
tüten
bir
buharın
buhurdanında:

sizi
türküleriz
tütsüleriz
yaz
tarih! "

son olarak çok hızlı öldü.sindire sindire yaşattığı acıları her bir zerresinde hissede hissede ölmeliydi.
soyadısıyla kendisini bütünleştiren zalım işkenceci.