Yagmur Yürekli
01-03-07, 14:59
Sokakta oynayan, biri kız biri erkek, iki çocuk..
Kardeş olsalar gerek.
Dedelerinin aldığı bisiklete biniyorlar sırayla.
Şimdi sıra küçük beyde..
O bisikleti sürerken küçük hanım da yanı sıra koşuyor onun.
- Hadi hangimiz önce geçecek bakalım!
Kız önde oğlan arkada..
Sonra, saçlarının her bir teli bir başağı andıran kız çocuğu soruyor küçük beye;
- Mutlu musun?
Çocuktan ses yok. Kız yineliyor soruyu.
- Sen mutlu musun?
- Hayır!!
- Aaa Neden?.. Ben çok mutluyum..
Mutluluk ne garip bir kavram...
Hayat boyu peşinden koştuğumuz, saniyelerle ölçülecek kadar dahi olsa tatmak istediğimiz tuhaf bir duygu..
Kimi zaman bir bisiklet mutlu ediyor insanı, kimi zaman bir kitap ya da yolda rastlanan eş-dost veyahut sorgusuz sualsiz sevilmek..
Kimi zaman da başkalarının mutlulukları üzerine kurmaya çalışıyoruz mutluluğumuzu haddimizi aşarak..
Öyle ya da böyle, yeryüzünde bulunduğumuz süre zarfında hep bir çaba var mutluluk için, mutlu olmak için..
Düşünüyorum da; sanırım mutluluk imkansızlıkların peşinde koşmak benim için..
Mutluluk sizce nedir?
"Bir arabasahibi olmak mı? Ya da bir ev ? Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz? İyi bir işe ne dersiniz?
Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları;
Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve "o benim olursa en mutlu ben olurum" dediğiniz hedeflerinizi...
O çok istediğimiz elbiseyialdınız sırtınızdan düşmedi.Bir gün, iki gün , üç gün... Ya sonra? Bitti! Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda... Bir alabilsek başka ne isteriz ki? Ama onun da sonu aynı son, o bitecek. Bu sefer bir başkası..
Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor. Artık yeni bir şey istiyor. "Onunla mutlu olacakmış!???"
Hayat böyle değil mi "Mutluluk Yolculuğu"nun değerli yolcuları? Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım, 4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz. Uğraşıyoruz didiniyoruz. Güç bela giriyoruz üniversiteye.
Şu vizeler bir bitse rahatlayacağız. Vizeler biter. Bu sefer de finaller. Vizeydi finaldi derken bir mezun olsak..
Mezun da olduk; Ah bir işe girsem benden mutlusu yok!
İşe girdik ; "Bi terfi edemedik yahu şu patron bir zam verse daha ne isterim ki?"
O da oldu. Güzel, hayat tıkırında gidiyor. Evlenince mutlu olacağım; Evlendik.
Bir çocuğum olursa mutlu olacağım; kızımız oldu. (Allah bağışlasın...)
Ama, bir oğlum olsun bak! Dünyalar benim olacak.
Var ya! Şu bizim oğlan bir Anadolu lisesi sınavlarını kazansın, çok MUTLU olacağım.
Varımızla yoğumuzla gece gündüz demeden daha rahat, daha lüx bir hayat için çırpındık. Evladımız üniversiteyi hayırlısıyla bir bitirsin, eli ekmek tutsun gayri rahatım sonrası.
Tamam o da oldu.
Ah! Evladımın bir mürrüvetini görsem; Allah'tan başka ne isterim ki? "torun" ?
....seneler geçer.
Hayat, kadın için çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik, iş çemberinde dönerken adam sabah 8:00 akşam 5:00 mesaisinde. Gelince yemek, biraz televizyon ve uyku. Bu kısır döngüde, mutluluk seraplarının peşinde koşarken zaman avuçlarımızdan apansızca kayıp gitmiş. Ve bir de bakmışız ki son istasyondayız...
Ne gençliğimizden ne dinçliğimizden eser kalmamış. Arkamıza dönüp baktığımızda, geride kalmış 70 yıl... Ama elde avuçta, ulaşılamamış bir "mutluluk" adresi...
Hayatınızın gidişatı böyleyse, son istasyona vardığınızda ben aslında "MUTLULUĞU" arıyordum demek için çok geç olmadan, mutluluk seraplarının peşinden koşmayı bırakıp mutluluğu gerçekten olduğu yerde aramanın ve bu koşuşturmada içerisinde her gün bizim için doğan güneşin ışıltılarının artık farkına varmanın zamanı gelmedi mi sizce de? Ne dersiniz?"
Sizce mutluluk nedir ? eger paylasmak isterseniz tabi.. :)
Kardeş olsalar gerek.
Dedelerinin aldığı bisiklete biniyorlar sırayla.
Şimdi sıra küçük beyde..
O bisikleti sürerken küçük hanım da yanı sıra koşuyor onun.
- Hadi hangimiz önce geçecek bakalım!
Kız önde oğlan arkada..
Sonra, saçlarının her bir teli bir başağı andıran kız çocuğu soruyor küçük beye;
- Mutlu musun?
Çocuktan ses yok. Kız yineliyor soruyu.
- Sen mutlu musun?
- Hayır!!
- Aaa Neden?.. Ben çok mutluyum..
Mutluluk ne garip bir kavram...
Hayat boyu peşinden koştuğumuz, saniyelerle ölçülecek kadar dahi olsa tatmak istediğimiz tuhaf bir duygu..
Kimi zaman bir bisiklet mutlu ediyor insanı, kimi zaman bir kitap ya da yolda rastlanan eş-dost veyahut sorgusuz sualsiz sevilmek..
Kimi zaman da başkalarının mutlulukları üzerine kurmaya çalışıyoruz mutluluğumuzu haddimizi aşarak..
Öyle ya da böyle, yeryüzünde bulunduğumuz süre zarfında hep bir çaba var mutluluk için, mutlu olmak için..
Düşünüyorum da; sanırım mutluluk imkansızlıkların peşinde koşmak benim için..
Mutluluk sizce nedir?
"Bir arabasahibi olmak mı? Ya da bir ev ? Yoksa evlenince mi mutlu olacağınızı düşünüyorsunuz? İyi bir işe ne dersiniz?
Mutluluk yolculuğunun değerli yolcuları;
Düşünün o çok istediğiniz, uğruna gecenizi gündüzünüze katarak elde ettiğiniz ve "o benim olursa en mutlu ben olurum" dediğiniz hedeflerinizi...
O çok istediğimiz elbiseyialdınız sırtınızdan düşmedi.Bir gün, iki gün , üç gün... Ya sonra? Bitti! Artık vitrinde gördüğümüz o deri ayakkabı var aklımızda... Bir alabilsek başka ne isteriz ki? Ama onun da sonu aynı son, o bitecek. Bu sefer bir başkası..
Nefsimiz arsız bir çocuk gibi önce birşey istiyor, ona istediğini verene kadar onun için çıldırıyor ama elde edince tüm arzusu hevesi bir süre sonra sönüveriyor. Artık yeni bir şey istiyor. "Onunla mutlu olacakmış!???"
Hayat böyle değil mi "Mutluluk Yolculuğu"nun değerli yolcuları? Önce bir liseyi bitireyim diplomayı alayım diyoruz, sonra bir de üniversite sınavını kazanayım, 4 yıllık bölüme kapağı atayım istiyoruz. Uğraşıyoruz didiniyoruz. Güç bela giriyoruz üniversiteye.
Şu vizeler bir bitse rahatlayacağız. Vizeler biter. Bu sefer de finaller. Vizeydi finaldi derken bir mezun olsak..
Mezun da olduk; Ah bir işe girsem benden mutlusu yok!
İşe girdik ; "Bi terfi edemedik yahu şu patron bir zam verse daha ne isterim ki?"
O da oldu. Güzel, hayat tıkırında gidiyor. Evlenince mutlu olacağım; Evlendik.
Bir çocuğum olursa mutlu olacağım; kızımız oldu. (Allah bağışlasın...)
Ama, bir oğlum olsun bak! Dünyalar benim olacak.
Var ya! Şu bizim oğlan bir Anadolu lisesi sınavlarını kazansın, çok MUTLU olacağım.
Varımızla yoğumuzla gece gündüz demeden daha rahat, daha lüx bir hayat için çırpındık. Evladımız üniversiteyi hayırlısıyla bir bitirsin, eli ekmek tutsun gayri rahatım sonrası.
Tamam o da oldu.
Ah! Evladımın bir mürrüvetini görsem; Allah'tan başka ne isterim ki? "torun" ?
....seneler geçer.
Hayat, kadın için çamaşır, bulaşık, yemek, temizlik, iş çemberinde dönerken adam sabah 8:00 akşam 5:00 mesaisinde. Gelince yemek, biraz televizyon ve uyku. Bu kısır döngüde, mutluluk seraplarının peşinde koşarken zaman avuçlarımızdan apansızca kayıp gitmiş. Ve bir de bakmışız ki son istasyondayız...
Ne gençliğimizden ne dinçliğimizden eser kalmamış. Arkamıza dönüp baktığımızda, geride kalmış 70 yıl... Ama elde avuçta, ulaşılamamış bir "mutluluk" adresi...
Hayatınızın gidişatı böyleyse, son istasyona vardığınızda ben aslında "MUTLULUĞU" arıyordum demek için çok geç olmadan, mutluluk seraplarının peşinden koşmayı bırakıp mutluluğu gerçekten olduğu yerde aramanın ve bu koşuşturmada içerisinde her gün bizim için doğan güneşin ışıltılarının artık farkına varmanın zamanı gelmedi mi sizce de? Ne dersiniz?"
Sizce mutluluk nedir ? eger paylasmak isterseniz tabi.. :)