PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Marc Levy - Özgürlük İçin



cαяpє diєм
13-06-09, 08:24
ÖZGÜRLÜK İÇİN
Marc Levy
Çeviren: Ayça Sezen
Can Yayınları
2009
324 sayfa, 19,5 TL.

Özgürlük İçin çoğunlukla duygusal, yer yer de gülümseten bir roman. Söz konusu hikâye, yetişkinlere özgü korkutucu bir gerçekliğin içine zamanından önce, çabucak atılmış çocukların öyküsü olduğundan, saflık değil de sadelik duygusu vurgulanarak anlatılmış. Marc Levy bu genç kahramanların duygularını yeniden kurgulamak yerine, kendisinin onların cesaretlerine, kimi zaman şuursuzluklarına ve direnmelerini sağlayan yaşama içgüdüsüne tanıklık ettiği hissini anlatımın temeline yerleştirmiş. Yazar, yoldaşların birbiri ardına korkunç bir şekilde -Marcel Langer gibi giyotine gönderilerek ya da genellikle kurşuna dizilerek- öldürülmesine, işkencelere ve hapis cezalarına sadece tanıklık ediyor. Raymond Levy, kardeşi ve birkaç kişi sınır dışı edilmek üzere bindirildikleri trenden hâlâ Fransa’da mı, yoksa Almanya’da mı olduklarını bile tam bilmeden atlayıp kaçmayı başarana dek bu tanıklık sürüyor. O günün tarihi 25 Ağustos 1944; yani Paris’in özgürlüğüne kavuştuğu gün. Romanın kahramanı Jeannot şöyle diyor: “Bu anız tarlasının ortasında, ben ve kardeşim, ölen altmış milyon insanın arasında, yolunu şaşırmış iki çocuk gibiydik sonsuza dek öyle kalacaktık.”
“Babam ve amcamın bu olayları çocuklarına anlatmayı reddetmelerinin sebebi sanırım hayatta kalma şansını elde etmiş ve kurtulmuş olmaktan dolayı bir tür suçluluk hissetmeleriydi. Tabii bir de bizim çocukluğumuzu korumak. Bu öyküyü anlatırken ben aslında bir risk aldım; hem de birinci ağızdan anlatıcı olarak büyük bir risk. Babamın ağzından kendim konuşmak yerine, kendimi Jeannot’nun söyleyeceklerini dinleyen kişinin yerine koydum. Roman da Jeannot betimleyicidir, yorumlayıcı değil;öyle olsa benim düşüncelerim babama aitmiş gibi görünürdü. Romanı tamamladıktan sonra, basılmadan önce babama verdiğimde göstereceği tepkiden korkuyordum. Her zamanki gibi sıcak davrandı ama kendisini ve arkadaşlarını sınır dışı edilmek üzere Fransa’nın bir ucundan öteki ucuna taşıyan o efsanevi tren yolculuğundan söz ederken alaycı ve mesafeli bir tavırla, ‘Ben o kadar da zor olduğunu hatırlamıyorum,’ dedi.”
Marc Levy, her şeyden önce, direniş ruhu üzerine bir kitap yazmak istediğini ısrarla vurguluyor ve işte onun başarısı da burada yatıyor: titiz ama basit bir tanıklığı aşarak ‘direnme arzusunu’ anlatmak. “Tekrar söylüyorum: Ben ne bir tarih kitabı yazmaya, ne de bir hatıraya karşı görevimi yerine getirmeye soyunmadım,” diyor. “Ben bu romanı, o dönemde o çocukların yaptıklarının bugün direnen çocuklara hitap edip günümüzde yankı bulacağı inancıyla, okurlara sadece Alman işgaline karşı Fransız Direnişi’ni değil, her türlü koşul ve durumda genel anlamıyla direnişi anlatmak için yazdım.”
Kimlik farklılıklarının önemini giderek arttırdığı bir dönemde, kitapları satış rekorları kıran bir yazarın ‘yabancı’ dedikten sonra “dünyaya umut vaat eden en güzel, en renkli sözcük” ifadesini kullanması kesinlikle mutluluk verici.
4 Mayıs 2007 tarihli Le Monde’dan çeviren: Elif Koşkan.