PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dili Korumada Dikkat Edilecek Hususlar



_Sümeyra_
25-04-09, 01:26
Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"İnsan bir söz söylerse muhakkak onun yanında hazır bir gözetleyici (melek) vardır." [1>

"Senin Rabbin (kullarının her yaptığını görüp) gözetleyendir."[2>

Her mükellefe gerekli olan her konuşmada dilini korumaktır. Ancak bir ihtiyacı açıklayan söz söylenmelidir. Bir iş hakkında konuşmak ve susmak eşit durumda görülürse, sünnet olan konuşmayı terk etmektir. Çünkü mubah olan söz, bazan harama yahut bir mekruha götürmeye sebeb olur. Daha doğrusu adet gereği bu çoktur yahut çoğunluktadır. Selâmette kalmaktan daha üstünü yoktur.

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Allah'a ve âhiret gününe îman eden kimse hayırlı söz söylesin yahut sussun."[3>

Bu hadisi şerifin sahih olduğu üzerinde ittifak vardır. Hayırlı söz olmadıkça konuşmamak, gerektiğine dair açık bir delildir. Bu da ihtiyacın doğması halinde konuşmanın icab ettiğini gösterir. İhtiyaç olup olmadığı üzerinde şüphe edilirse konuşulmaz.

**

İmam Şafi'i (Allah ona rahmet etsin) şöyle demiştir:
Bir insan konuşmak istediği zaman, ondan önce düşünmelidir. Eğer ihtiyaç ortaya çıkıyorsa konuşmalı, şübhe ediyorsa konuşmamalıdır. İhtiyaç duyuncaya kadar susmalıdır.

Ebû Musa El-Eş'arî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir:
"Dedim ki, Yâ ResûlAllah! Müslümanların hangisi en faziletlidir? Peygamber (s.a.v): Dilinden ve elinden müslümanların selâmette bulunduğu kimsedir, buyurdu."[4>

Selh İbni Sa'd'dan (Radıyailahu Anh) yapılan rivayete göre, ResûlAllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Kim bana iki çene arası ile iki ayak arasını temin ederse (onları haramdan korursa) ben ona cenneti temin ederim, (o cennetlik olur)."[5>

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir:
"Kul (hayır ve şer olduğu) üzerinde düşünmediği bir söz söyler de onun sebebi ile (başı ve sonu) doğu ile batıdan daha uzak (mesafe kadar) bir ateş çu*kuruna düşer."[6>


Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur.
"Kul, Allah Tealâ'nın rızâsını kazanan bir söz söyler. Kul ona bir kıymet vermez.
Allah o söz sebebiyle kulun derecesini yükseltir.
Yine kul, Allah'ın gazabını gerektiren bir söz söyler. Ona bir değer vermez.
O (Allah'ı gazablandıran) söz sebebiyle cehenneme düşer, "[7>

*

Bilâl İbni'-Hâris El-Müzenî'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, ResûlAllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Kişi Allah Tealâ'nın rızâsına uygun söz söyler. Ulaşacağı sevabın ne olduğunu bilmez.
Allah Tealâ ona, o söz sebebiyle, Allah'a kavuşacağı güne kadar rızâ yazar (ondan razı olur).
Yine kişi, Allah'ı gazablandıran söz konuşur. Ulaşacağı günahın ne olduğunu bilmez, Allah Tealâ o söz sebebiyle kul için kendisine kavuşacağı güne kada gazab yazar (ondan razı olmaz)."[8>

*

Süfyan İbni Abdulîah'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir:
Yâ ResûlAllah! Bana (faydası çok) öyle bir şey söyle ki, ona sarılıp yapayım, dedim.
''Rabbim Allah'dır, de, sonra dosdoğru ol'', dedi.

Yâ ResûlAllah Benim en çok korkacağım şey nedir? dedim.

Peygamber (s.a.v) kendi dilini tuttu sonra budur, dedi."[9>

*

İbni Ömer'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre demiştir ki, ResûlAllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Allah'ı anmaksızın çok söz söylemeyin. Çünkü Allah Tealâ'yı anmaksızın çok konuşmak kalb için bir katılıktır. Allah Tealâ'dan insanların en uzak kalanı kalbi katı olanıdır."[10>

*

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, ResûlAllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
"Allah Tealâ kimi iki çene arasının (dilinin) kötülüğünden ve iki ayağının arasındaki kötülükten korursa, o cennete girer."[11>

*

Ukbe İbni Âmir'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir:

"Yâ ResûlAllah! Kurtuluş (çaresi) nedir? dedim.

Dilini kendine tut. Evin sana geniş olsun (ihtiyaçların için çalış, boşuna işler arkasına düşme). Günahlarına (tevbe edip) ağla, buyurdu.”[12>


Tirmizî, bu hasen hadistir, demiştir.

*

Ebû Saıd EI-Hudrî'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"İnsanoğlu sabahlayınca, bütün azalar (organlar) dile boyun eğip: Bizim hakkımızda Allah'dan kork; çünkü biz senden bir parçayız. Sen doğru olursan, biz de doğru oluruz. Sen eğrilirsen biz de eğriliriz, derler.[13>

*

Ümmü Habîbe'den (Radıyalahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"İnsanoğlunun her sözü aleyhinedir; ancak iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak yahut Allah Tealâ'yı zikretmek müstesnadır."[14>

*

Muaz'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir:
"Ey Allah'ın Resulü! Beni cennete koyacak ve beni cehennemden uzaklaştıracak bir ameli bana bildir, dedim. Peygamber (s.a.v):

"Büyük bir işten sordun. Bu iş Allah Tealâ'nın o işi ihsan ettiği kimse için kolaydır: Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayarak O'na ibâdet edersin, namazı gereği üzere kılarsın, zekâtı verirsin, Ramazan da oruç tutarsın, Kabe'yi hac edersin, buyurdu. Şöyle devam etti.

Ben sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç (kötülüklerden ve ateşten koruyan) bir kalkandır. Sadaka, ateşin suyu söndürmesi gibi günahları söndürür. Bir de kişinin gece ortasında namaz kılmasıdır. Sonra şu ayeti okudu:

"(Gece ibâdet etmek için) yataklarından bedenleri uzaklaşır."[15>

Sonra şöyle devam etti:

İşin başını, esasını ve yüksekliğin üst, noktasını bildireyim mi?

Evet, Yâ ResûlAllah dedim.
İşin başı İslâm'dır.
Onun esası (dayanağı) namazdır.
Üst kısmı da cihaddır, buyurdu.

Sonra:

Bütün bunların kemal ve kıvamı olan şeyi sana bildireyim mi? dedi.

Evet, Yâ ResûlAllah! dedim. Peygamber kendi dilini tuttu sonra:

Bunu kendi aleyhine olmaktan engelle dedi.

Yâ ResûlAllah! Biz konuştuğumuz şeylerle hesaba çekilir miyiz? dedim.

Anan sana ağlasın! İnsanları yüzükoyun ateşe düşüren dillerinin topladıklarından başkası mıdır? buyurdu.[16>

*

Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Lüzumsuz şeyleri terk etmek (boşuna konuşmamak), kişinin İslâmının güzelliğinden- Hasen hadistir.

Abdullah İbni Amr İbni'l-Âs'dan rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Kim susarsa (felâketlerden) kurtulur."[17>

*

Selefden ve onlardan başka kimselerden nakledilen haberlere gelince:
Bize ulaştığına göre, Kuss İbni Saide ve Eksem İbni Sayfi bir araya geldiler. Onlardan biri arkadaşına:

İnsanoğlunda ayıb şeylerden kaç tane buldun? dedi. Öteki:

Bunlar sayılamayacak kadar çoktur. Benim sayabildiklerim sekiz bin ayıbdır.

Ben bir haslet buldum ki, insanoğlu onu kullanırsa bütün ayıbları örter. Arkadaşı:

O nedir dedi.

Dili korumaktır cevabını verdi.

*

Yine Ebû Ali El-Fudayl İbni İyad'dan (Radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
"Kim sözünü amelinden sayarsa, gereksiz konuşması az olur."

*

İmam Şafi'i (Allah ona rahmet etsin) arkadaşı Rebîa şöyle dedi:

"Ey Rebî'î Seni ilgilendirmeyen konuşmayı yapma. Çünkü sen bir söz söylediğin zaman, o söz sana hâkim olur, sen ona sahib olamazsın."

*

Abdullah îbni Mes'ud'dan (Radiyaîlahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

"Hapsedilmeye dilden daha lâyık bir şey yoktur." Başkası da: Lisan yırtıcı hayvana benzer. Eğer onu bağlamazsan sana saldırır, demiştir.

*

Üstad Ebu'l-Kasım El-Kuşeyri'nin meşhur risalesinden naklettik. Şöyle demiştir:
"Susmak selâmettir; asıl olan da budur. Yerinde konuşmak hasletlerin en şereflisi olduğu gibi, zamanında susmak da erkeklerin sıfatıdır." Demiştir.

*

Ebu Ali EI-Dekkak'in (Radıyallahu Anh) şöyle dediğini işittim:

"Hakka karşı sükût eden dilsiz şeytandır."

*

Kuşeyrî şöyle demiştir:

"Nefisle mücadele edenlerin susmaları, konuşmada bazı âfetler olduğunu bildikleri içindir.
Konuşmalarda nefsin payı öğünme vasfını ortaya çıkarmak, güzel konuşma ile emsalleri arasında seçkin duruma çıkmak gibi şeylerle olur. Bunlar âfetlerdendir. Susmak nefsi terbiye edenlerin vasfıdır.
Susmak onların ahlâkı düzeltme ve tevazu ile yaşama esaslarından biridir."

Bununla ilgili söyledikleri şiirlerden biride:

"Dilini tut konuşma ey İnsan! Seni ısırmasın, o bir yılan. Mezarda nice dilden ölü var. Korkmuş idi ondan kahramanlar..."

*

Riyâşi şöyle demiştir (Allah ona rahmet etsin):

"Ömrün hakkı için, Ümeyye Oğullarının günahlarından beni uzak tutan günahım var.

Onların hesabı Rabbimedir; bunun ilmi O'nda son bulur, bende değil...

Rabbim bendeki halleri düzeltince, onların yapmış oldukları bana engel değil..."

*

Gıybet Ve Söz Gezdirmenin (Koğuculuğun) Haramlığı

Bu iki huy, insanlar arasında en çok yayılan çirkin şeylerin en çirkinidir. Öyle ki insanlardan az kimse bunlardan kurtulur.

Gıybete gelince: İnsanı, hoşlanmadığı halleri ile anmandır. Hoşlanmadığı şey, ister vücudunda, dininde, dünya işinde, nefsinde, yapısında ahlâkında, malında, çocuğunda, ana-babasında, eşinde, hizmetçisinde, kölesinde, sarığında, elbisesinde, yürüyüşünde, hareketinde, sevinmesinde, şakasında, asık suratında, tatlı yüzünde yahut bunlara benzer hallerinde bulunsun. Bunları sözünle, yazı ile hoşlanmadığı bir hal olarak ifade etmen, işaret kullanman, gözünle, elinle, başınla yahut benzeri bir şeyle işaret etmen hep gıybet olur.

Bedende olanlar (hoşlanılmayan ve gıybet yerine geçen sözler): Kör, topal, şaşı kel, kısa, uzun, siyah ve sarı gibi söylenilen sözler.

Dinde olanlar: Fasık, hırsız, hain, zalim, namaza gevşek, necasetlerde müsamahakâr, babasına itaat etmez, zekâtı yerinde harcamaz, gıybetten kaçınmaz gibi..

Dünya işlerinde olanları: Edebi az, insanlara gevşek davranır, kimseye hak tanımaz, çok konuşur, çok yer yahut çok uyur, zamansız uyur, lâyık olmadığı yere oturur gibi...

Baba ile ilgili (gıybet) sözler: Babası fâsıktır, Hind'lidir, (küçümsemek kastı ile) katrancıdır, Zencidir, tamircidir, bez satıcısıdır, köle dellâlıdır, marangozdur, demircidir, dokumacıdır gibi...

Ahlâkla ilgili olanlar: Ahlâkı kötü, kibirli, riyakâr aceleci, zorba, âciz, kalbi zayıf, kızgın, asık suratlı, azledilmiştir, gibi sözler söylemek...

Elbise ile ilgili sözler: Elbisesinin yeni geniştir, elbisesi kirlidir ve benzeri sözler söylemek... Geri kalanlar, bu anlatılanlara kıyas edilir. Bunun kaidesi, adamı hoşlanmadığı bir hali ile anmaktır.

*

İmam Ebu Hamid El-Gazali gıybet üzerinde müslümanların ittifakını şöyle anlatmıştır:

"Başkasını hoşlanmadığı bir şeyle anmak gıybettir."

Söz gezdirmeğe (koğuculuğa) gelince: Bu insanların sözlerini bozgunculuk ve fesad maksadı ile birbirlerine aktarmaktır. İşte gıybet ile koğuculuğun tarifleri budur. Hükümleri ise, müslümanların ittifakı ile her ikisi de haramdır. Kitab, sünnet ve icmaı ümmetten haram olduklarına dair açık deliller birbirlerini takviye etmiştir.

Allah Tealâ şöyle buyurmuştur:

"Bir kısmınız bir kısmınızı gıybet etmesin."[18>


"Her ayıplayana ve gıybet edene azâb olsun."[19>


"Çok ayıplayanı ve koğuculuk edeni (tanıma).."[20>

*

Huzeyfe'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Koğucu cennete girmez."[21>


[1> Kur'an-ı Kerim, Kaf Suresi; 18
[2> Kur'an-ı Kerim, Fecr Suresi: 14.
[3> Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud.
[4> Buhar'î. Müslim.
[5> Buhârî. Tirmizî.
[6> Buhârî. Müsüm. Muvatta'. Tirmizî.
[7> Buhârî
[8> Muvatta'. Tirmizî. İbni Mâce. (Tirmizî; Hadis hasendir, sahilidir, demiştir.)
[9> Tirmizî. Nesâî. fbn Mâce {Tirmizî, bu hadis basendir, sahihdir, demiştir.)
[10> Tirmizî.
[11> Tirmizî. (Tirmizî: Bu hasen hadistir, demiştir.)
[12> Tirmizî. (Tirmizî, bu hasen hadisiir, demiştir.)
[13> Tirmizî.
[14> Tirmizî, İbni Mâce.
[15> Kur'an-ı Kerim, Secde Suresi:16.
[16> Tirmizî (Tirmizî: Bu hadis hasendir, sahihdir, demiştir.)
[17> Tirmizî.
[18> Kur'an-ı Kerim, Huccurat Sûresi: 12.
[19> Kur'an-ı Kerim, Hümeze Sûresi: 1
[20> Kur'an-ı Kerim, Kalem Sûresi: 11
[21> Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud, Tirmizî.