EyZüN
05-04-09, 19:30
Kant’ın tanımı genel bir anlayış ve sınırlı bir tanımdır ve derki : “felsefe kendisini akla dayanan nedenlerle meşru kılmak veya haklı çıkarmak iddiasında bir zihinsel etkinlik biçimidir.” Burada akla dayanan nedenlerden insanın her türlü deneyimi gözlemini bunlara dayanan her türlü akıl yürütmesini ve sezgisini içine alan geniş bir nedenler grubunu anlamak gerekir.
Haklı çıkarmak veya meşrulaştırmak iddiasında ise herhangi bir önermeyi bu önermeyi ileri sürmeyi mümkün kılan kanıtı temel veya gerekçelerle ortaya koymayı anlamak gerekir.
Immanuel Kant “ felsefe değil felsefe yapmak öğrenilir…” derken felsefenin sorduğu sorulara verdiği yanıtların çokluğunu da dile getirmektedir. Gerçekten tarih boyunca gelmiş-geçmiş birçok filozofun bir felsefi soruya verdiği çok sayıda yanıtların tümünü bilme olanağı yoktur.
Öyleyse önemli olan felsefe tarihinde kendisine yer bulmuş olan filozofların tümünün görüşlerini tek tek bilmek değil bir felsefi soru sorabilmek eleştirmek soruya tutarlı bir yanıt verebilmek kısaca felsefe yapmaktır. Zaten felsefenin yanıtlarında bir kesinliğin bulunmayışı felsefe için bir zayıflık değildir. Çünkü felsefede sorulan her soru yeni yanıtlar ve yeni açıklamalar getirerek yeni tartışmalar yaratır. Böylece insanın bilgi ve kültür birikimi giderek zenginleşir.
Felsefe-Bilim İlişkisi
Felsefe bilimle çeşitli ortak özellikler paylaşır: a) Her ikisi de genel olarak akıl adına konuşurlar ve kendilerini akla dayanan gerçeklerle haklı kılmaya çalışırlar; b) her ikisi de kavram ve soyutlamalar kullanarak ilke ve yasalara varmak isterler genellemeler yaparlar.
Öte yandan onlar arasındaki farklılıkları da şu genel başlıklar altında toplamak mümkündür:
a) Bilimin kavram ve soyutlamaları felsefeninkilere göre daha az geneldir ve özel alanları konu alır;
b) felsefenin hem olguları hem de değerleri ele almasına karşılık bilim ancak olgularla veya ancak bir olgu olarak değerlerle ilgilenir (insan bilimleri veya sosyal bilimler); değerler anlamlar idealler erekler böyle olmaları bakımından bilimin konusu olmazlar. Daha basit bir değişle bilim ele aldığı konular üzerinde iyi kötü doğru yanlış haklı haksız vb. türünden değer hükümleri veremez onlara erekler idealler anlamlar yükleyemez;
c) bilimin önermelerinin doğrulanabilmelerine (tahkik edilme verification) karşılık felsefenin önermeleri dar anlamda doğrulanamazlar. Bilime dayanarak hesaplamalar yapıp öndeyilerde (prediction) bulunma imkânına sahip olmamıza karşılık felsefede böyle bir şey söz konusu değildir;
d) bilimsel araştırma ve buluşlar yapma yöntem ve usullerin belli ve öğretilebilir olmalarına karşılık felsefenin filozof tarafından bile üzerinde uzlaşılan belli ve standart bir araştırma düşünme yöntemi belli değildir. Değim yerindeyse her filozofun kendine has bir felsefe yapma yöntemi vardır. Bu durum Kant’ın “felsefe değil felsefe yapmak öğrenilebilir” yönündeki ünlü sözünün doğru olmakla birlikte felsefe yapmayı öğrenmenin bilim yapmayı öğrenmekten çok daha zor olduğu konusunda bizi uyarmalıdır.
e) bilime dayanarak bilimin uygulaması olan teknolojiler yaratabilmesine karşılık felsefede yine böyle bir imkân mevcut değildir. Felsefe bir düşünme ( theoria) ve eylemdir (amel praksis) bir yapma meydana getirme (sanat tekhne) değildir. Dolayısıyla ondan bilimden olduğu gibi bir tekniğin teknolojinin sanatın sanayinin çıkması mümkün değildir.Sonuç olarak felsefe bilim değildir ve felsefede bilimde olduğundan daha büyük ölçüde “yaratıcı zekâ”ya bilgi birikimine seziş ve duyuşlara ihtiyaç olduğundan söz edilebilir.
alıntı
Haklı çıkarmak veya meşrulaştırmak iddiasında ise herhangi bir önermeyi bu önermeyi ileri sürmeyi mümkün kılan kanıtı temel veya gerekçelerle ortaya koymayı anlamak gerekir.
Immanuel Kant “ felsefe değil felsefe yapmak öğrenilir…” derken felsefenin sorduğu sorulara verdiği yanıtların çokluğunu da dile getirmektedir. Gerçekten tarih boyunca gelmiş-geçmiş birçok filozofun bir felsefi soruya verdiği çok sayıda yanıtların tümünü bilme olanağı yoktur.
Öyleyse önemli olan felsefe tarihinde kendisine yer bulmuş olan filozofların tümünün görüşlerini tek tek bilmek değil bir felsefi soru sorabilmek eleştirmek soruya tutarlı bir yanıt verebilmek kısaca felsefe yapmaktır. Zaten felsefenin yanıtlarında bir kesinliğin bulunmayışı felsefe için bir zayıflık değildir. Çünkü felsefede sorulan her soru yeni yanıtlar ve yeni açıklamalar getirerek yeni tartışmalar yaratır. Böylece insanın bilgi ve kültür birikimi giderek zenginleşir.
Felsefe-Bilim İlişkisi
Felsefe bilimle çeşitli ortak özellikler paylaşır: a) Her ikisi de genel olarak akıl adına konuşurlar ve kendilerini akla dayanan gerçeklerle haklı kılmaya çalışırlar; b) her ikisi de kavram ve soyutlamalar kullanarak ilke ve yasalara varmak isterler genellemeler yaparlar.
Öte yandan onlar arasındaki farklılıkları da şu genel başlıklar altında toplamak mümkündür:
a) Bilimin kavram ve soyutlamaları felsefeninkilere göre daha az geneldir ve özel alanları konu alır;
b) felsefenin hem olguları hem de değerleri ele almasına karşılık bilim ancak olgularla veya ancak bir olgu olarak değerlerle ilgilenir (insan bilimleri veya sosyal bilimler); değerler anlamlar idealler erekler böyle olmaları bakımından bilimin konusu olmazlar. Daha basit bir değişle bilim ele aldığı konular üzerinde iyi kötü doğru yanlış haklı haksız vb. türünden değer hükümleri veremez onlara erekler idealler anlamlar yükleyemez;
c) bilimin önermelerinin doğrulanabilmelerine (tahkik edilme verification) karşılık felsefenin önermeleri dar anlamda doğrulanamazlar. Bilime dayanarak hesaplamalar yapıp öndeyilerde (prediction) bulunma imkânına sahip olmamıza karşılık felsefede böyle bir şey söz konusu değildir;
d) bilimsel araştırma ve buluşlar yapma yöntem ve usullerin belli ve öğretilebilir olmalarına karşılık felsefenin filozof tarafından bile üzerinde uzlaşılan belli ve standart bir araştırma düşünme yöntemi belli değildir. Değim yerindeyse her filozofun kendine has bir felsefe yapma yöntemi vardır. Bu durum Kant’ın “felsefe değil felsefe yapmak öğrenilebilir” yönündeki ünlü sözünün doğru olmakla birlikte felsefe yapmayı öğrenmenin bilim yapmayı öğrenmekten çok daha zor olduğu konusunda bizi uyarmalıdır.
e) bilime dayanarak bilimin uygulaması olan teknolojiler yaratabilmesine karşılık felsefede yine böyle bir imkân mevcut değildir. Felsefe bir düşünme ( theoria) ve eylemdir (amel praksis) bir yapma meydana getirme (sanat tekhne) değildir. Dolayısıyla ondan bilimden olduğu gibi bir tekniğin teknolojinin sanatın sanayinin çıkması mümkün değildir.Sonuç olarak felsefe bilim değildir ve felsefede bilimde olduğundan daha büyük ölçüde “yaratıcı zekâ”ya bilgi birikimine seziş ve duyuşlara ihtiyaç olduğundan söz edilebilir.
alıntı