PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Mahsun ve Yavuz 'güneş'i gördü



**eylül**
19-03-09, 11:50
Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir. Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.

Mahsun Kırmızıgül ile Yavuz Bingöl maçolara ders veriyor: Filmi karısını dövmeyen kocalara ve kızlarını okutan babalara ithaf ediyoruz
Önce tebrikle başlayalım yazıya. Devletin kadınlarını yok saydığı, erkeklerinin çoğunun kendilerini kadından üstün yaratık olarak ilan ettiği bir toplumda, yıllardır süren kardeş kavgasının çözümünün kadınlarda olduğunu söylemesi büyük bir alkışı hak ediyor.

Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.
Mahsun Kırmızıgül'ün, son filmi 'Güneşi Gördüm'ü 'karısını dövmeyen ve kızlarını okutan erkeklere' ithaf etmesi de öyle.
Bazı konular vardır ki, bıkıp usanmadan söylenmesi gerekir. Konunun uzmanları tarafından anlatılmaya çalışılmasının yanı sıra toplumun örnek aldığı kişiler tarafından da dile getirilmesi de gerekir. İkincisi birincisinden daha etkili olur.
İbrahim Tatlıses'in kadınları her fırsatta harcadığı bir ortamda, Mahsun Kırmızıgül ve ağabeyi, dostu, arkadaşı, sırdaşı olarak ilan ettiği Yavuz Bingöl, televizyon ekranlarından 'Karılarınızı dövmeyin, kızlarınızı okutun' diyorsa bu kayıtsız kalınmayacak bir konudur.
Alkışlanması ve bütün maço bilinen erkek sanatçılarla, erkeklerin sevgisini kaybetmemek adına kendi hemcinslerini yerden yere vuran kadın sanatçılar tarafından da sürdürülmesi gereken bir konudur.

Kurtuluş 'KADINA YATIRIM'
Bu ülkenin tek kurtuluşu vardır; o da kadınlarına yatırım yapmasıyla başlar. Ne zaman ki zorunlu eğitim 12 yıla çıkar, şehirdeki, köydeki, dağdaki tüm kızlar okula gider, 18 yaşından önce evlenmez, para karşılığı babaları tarafından kocaya verilmez, arka arkaya doğum yaparak genç yaşta canından olmaz, cinsiyeti erkeğin kromozomları belirlediği halde, kız çocuk doğurduğu için üzerine kuma getirilmez, bu ülkede de bir şeyler olumlu anlamda değişmeye başlar.
Ne zaman ki kadın kendisi, ailesi ve geleceğiyle ilgili kararlar alınırken söz hakkına kavuşur, görüşünü dile getirir, çözüm önerileri dikkate alınır, bu ülkede gerçekten bir şeyler değişir.

Akraba evliliği yapmayın
Mahsun Kırmızıgül, filminde bazı konuları tüm gerçekliğiyle gözler önüne sererken, bazı yerlerde olmasını istediğimiz pembe bir dünya sermiş. Erkek istediği halde 5 kız çocuğu olmasına rağmen kızlarına sahip çıkan bir baba var filmde. Onları okşayan, seven, okutmak için çabalayan bir baba. Bu baba, her ne kadar bir daha erkek doğurmazsa üzerine kuma getireceğini söylese de, karısını sever, evinin güneşi yerine koyar ve hastalandığında sabahlara kadar başında bekler.
Ve seyredenlere genç kızların 13 yaşında kocaya varmaması gerektiğini, birbirlerine çok iyi karı-koca olsalar bile kardeş çocuklarının, kendi çocuklarının sağlıklı olması açısından evlenmemeleri gerektiğini de hatırlatır.
Kadına 'rahat' hayat yaslandıktan sonra
KADINLAR dokuz ay taşıdıkları bebeklerinin bakımını, doğumdan sonra da devam ettirdikleri gibi bunu ömür boyu sürdürmek zorundadırlar. Yok öyle kreşe, yuvaya gönderip çocuğu işe gitmek veya kendine vakit ayırmak veya bir hobi edinmek. Çocuklar büyüyüp, okula gidince yaşlılara bakacaksın. Ancak yaşlanınca rahat edebilirsin, o zaman da gelinler, torunlar sana hizmet eder.
Doğu'daki kadınlar buna kayıtsız şartsız boyun eğiyorlar. Boyun eğmeyenler dışlanıyor, karşı çıkanlar öldürülüyor. Çünkü oradaki geleneklere göre büyüğün elini kaldırdığında karşı çıkmak yok. Kim olursan ol. O yüzden çocuklar babalarına, kardeşler ağabeylerine ses çıkaramıyorlar. Haklı olsalar bile!
Geleceğin kadınları ve erkekleri de böyle bir ortamda büyüyorlar üstelik. Yazın dama serilen yan yana yataklarda amca, dayı, teyze çocukları yan yana yatıyor. Birinin bacağı ötekine değiyor. Ki bunun ne kadar sağlıksız bir durum olduğunu, ileride nasıl önemli cinsel sorunlara yol açtığını uzmanlar bangır bangır her fırsatta dile getiriyor. O çocuklar büyüklerin de güya çarşafla kapalı ama aynı oda veya damdaki yatakta ne yaptıklarını iyi biliyorlar.
Görüyor, duyuyorlar çünkü.
'Demir Bebek'
FİLMİN en çarpıcı sahnelerinden biri küçük kızların erkek kardeşlerini, altı kirlendiği için yıkamak istemeleri ve son günlerde kadın özgürlüğünün en önemli icatlarından biri olarak ilan edilen çamaşır makinesinde yıkayıp ölümüne neden olmaları. Kadınların çoğu hiçbir görüntü olmamasına rağmen bu sahneye bakamadı.
Bu hikayeyi yıllar önce Bekir Yıldız'ın öykü kitaplarından birinde, yanılmıyorsam Demir Bebek'te okuduğum zaman da çok sarsılmış, günlerce kendime gelememiştim. O günlerde devlet ve toplum feodal yapının kırılması için çaba gösterse belki bugünlere hiç gelinmezdi.
'BABA'ya sitem
BARIŞ Bardakçı'nın Cumartesi ekinde yazdığı gibi, 'Güneşi Gördüm'ün Devlet Baba'ya, tüm babalara, erkeklere sitemi, bu filmi ileride yeniden değerlendirmek üzere aklımızın bir köşesine kazıyacak.
Sosyal güvenlik devletin işi
İŞTE o yüzden kızların okutulması, 18 yaşından önce evlenmemeleri, Güneşi Gördüm'ün kadın karakteri Havar'ın istediği gibi kızlarının birinin öğretmen, diğerinin doktor, ötekinin kaymakam, sonuncusunun da mühendis olmaları halinde bu kızlar Havar gibi kayınpederlerine, kayınbiraderlerine hizmet edemeyecekler. Ama onları da sokağa atmayacaklar elbet.
Devletin görevi, vatandaşına iyi hizmet vermek. Huzurevlerinin, kreşlerinin, çocuk bakım yurtlarının olması şarttır medeni bir toplumda. Üreten insanların olduğu yerde bu kaçınılmazdır. Sosyal güvenlik ve bakım işini devlet üstlenir çünkü. Kadınlar devletin sosyal güvenlik elemanları değildir ki bu işleri ona havale edip kurtulsun?
Ha, en iyi sen bakıyorsun, bu işten en güzel sen anlıyorsun diyorsa, o zaman bu bakımın karşılığını parasal olarak da vermek zorundadır. Ev kadınlarına aylık bağlamak zorundadır.
Doğu'da neden huzurevi yok?
BİR bakıma 'Beyaz Melek'le kırdığı kadınların kalbini kazanmak istemiş bana göre da Mahsun Kırmızıgül.
Çünkü o filmde demek istiyordu ki; Batı'da, büyük şehirlerde ahlak daha doğrusu gelenek-görenek çökmüş, insanlar modern yaşamın esiri olmuş, büyüklerini ihmal etmiş, anne-babalarını aramaz olmuş ve Onları başlarından atıp huzurevlerine göndermiş. Zaten Türkiye'deki huzurevlerinin tamamı neredeyse İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde. Doğu'da ise bir tane bile huzurevi yok!
Bu da gösteriyor ki ne varsa Doğu'da var.
Niye acaba? Çünkü Batı'daki kadınlar geleneksel rollere ve rol dağılımına karşı çıkıyorlar, sessizce ve boyun eğerek kabullenmiyorlar 'tüm bakım hizmetlerini'...
Çünkü filmde bize anlatılan ve övülen ailedeki olduğu gibi feodal yapının hüküm sürdüğü toplumlarda kadının adı yoktur. Erkekler birden fazla kadın alabilir ve o kadınlarla ve o kadınların doğurduğu çocuklarla aynı evde yaşarlar. Kadınlar hizmette kusur etmedikleri halde üzerlerine kuma gelmesine razı olurlar yani, seslerini çıkaramazlar ve kocalarını başka kadınlarla paylaşırlar ve acılarını içlerine dökerek kendilerinden istenilen görevi yerlerine getirirler. Bu görevler evin temizliğinden tutun da idaresine, çamaşırından, yatak döşek hazırlamaya, çocuk bakımından yaşlı, özürlü bakımına kadar her hizmeti içerir.

Juliet
19-03-09, 12:34
çok güzel bi filmdi ya,hâlâ etkisindeyim,walla helâl olsun.