Orijinalini görmek için tıklayınız : "Bu Şarkılarda Olmasa"yı Yapmıştı Tarkan.. Çok ta tutmuştu
Bu günler gerçekten son bulabilecek kadar kısalıyor mu diye soruyorum kendime ?
Gündüzler kısalıyor diyor takvimler.Peki ya geceler ?
Bunca hengame kaldırırmı benliğimizdeki pürüzleri. Koşuşturmacanın içine sıkıştırılmış aşklarımı bi kenara bırakıp
Yekpare bir halde sessiz ve sedasız sadece "o" nu düşünerek geçirebileceğim saatler gelecektir elbet.
Ses etmeden aramızdan ayrılanları da unutmamak gerek tabi.Akrabalarım,arkadaşlarım ve tabi ki gezip tozduğum ender adamlardan mustafa...<!--fontc--><!--/fontc-->
<!--fonto:Tahoma--><!--/fonto-->Beraber gidip manzara seyrettiğimiz,buz gibi havada çay içip üçüncü bir şahsın saatlerce dinlese anlayamayacağı muhabbetimizin şahidi
olan parkın içerisinde,ağzını burnunu kırdığımız şeref yoksunu adamların elinden geldi ölümü...<!--fontc--><!--/fontc-->
<!--fonto:Tahoma--><!--/fonto-->Beraber aldığımız ve senelerdir taşıdığımız kolyeyi avcumun içine bırakınca kız arkadaşı,
üzüldüm, ve hatta yıkıldım...<!--fontc--><!--/fontc-->
<!--fonto:Tahoma--><!--/fonto-->06/11/2003<!--fontc--><!--/fontc-->
<!--fonto:Tahoma--><!--/fonto-->Kadir...
walla bu saate anca bu kadar uygun bi yazı olabilir :D eline sağlık..
ne yazmışım,niye yazmışım diye bakıyodum abi.bunu okuyunca o günlere döndüm.her gün gezip tozduğun adamın öldüğünü öğrenmek kötüydü...
Günleri karıştırır oldum iyice, ve saatin önemsizliği hayatımda
Ne farkeder diyorum
Ne farkeder bugün cumartesi olsa ? Saat 8 olsa ne değişir ?
En azından benim için...
Rüzgar esmese soğuğu üflercesine yüzüme
Ağırlaşıyor omuzumdaki yük,
Sevdiğim,sevemediğim,gördüğüm,göremediğim derken
Kırağılaşıyor gözyaşlarım bile.
Unuttuğumu sanıyorsun değil mi gündüzü ?
Geceleri çok sevdim diye gündüzü unuturmuyum ki
Unuttursan unuttursan sen unutturursun
Hoş onu da yapamazsın
Sevdirmeyi beceremedin ki sen bunu yapabilesin...
Güldürüyor sağolsun arkadaşlarım. Koca şehirde 3 arkadaş. Eğlenip gidiyoruz...
Nedendir bilinmez "sevgili"miz olsun diye uğraşmıyoruz. Birimiz bir kızla çıksak, diğerlerinden ayrı kalacağız diye kızı ekmeye kalkışıyoruz.
E üzmemek te gerek kızı
Gitmesi gerekiyor, belki yüzbinlerce gülücüğün mutluluğu
Bir saat daha geçti bu cümleleri toplarken
Çabalarım boşa çıkmayacak artık biliyorum
Aşk'ı gömüyorum.
Nereye mi ?
Burası neresi ki ?
19/08/2003
Kadir...
bu şehirde aşk yasaklanmalı bence
göz göze bakışmak için gözlerin içinde sevda aranmalı
yada karneyle olmalı sevişmeler, öyle herkes sevişememeli
sahteleşmesin diye sevdalar..
iyi de bana ne ki ? ben aşık değilim. olamayacağım da...
ağız dolusu ettiğim küfürlerle, eşim dostumun hoşbeşi ile, gülümsemeyen hayallerimle anılacağım
ve ben
hatırlanacağım
şehrin içinde uhde,şehir içinde hüsran olan adam diye...
bugünmüş meğer beni nemlendiren
gözlerim ne ıslak,ne de kuru
yanlışlarımda farklılaşıyorum...
26/05/2004
Kadir...
kadir bunları sen mi yazıyon böle sende ne marifetler varmış yaaa çok güsel olmuş eline, emeğine, yüreğine sağlık
altında kadir yazanlar bana ait canım :)
kadir artık sen bi kitap yazarsın zamanı gelmiş :oke: :dede:
kendimi kaybetmeye başladım. yitiriyorum yavaştan gülüşlerimi
ve ahlaksızlığın en dibindedir kahkahalar
yokoluşun dibinde hakaretlerim, ve bir abimin de dediği üzere
artık
cebimde kelimelerim...
ellerim üç-beş dokunuşuyla hasret kalırken güzel cemrene, sarfetmek bile fütursuzluktur boş bakışları dipsiz güzelliklere
ağzı bozuk bir şarkının nakaratından önceki vurucu cümleler gibi yakıyor ve acıtıyor uzaklığın
etrafımda gidenler, gitmeyi bekleyenler ve gidişinin farkında olmayanlar
gülenler,ağlayanlar,sızlayanlar ve canının yandığının farkında olmayanlar
kendini bir hiç zannedip "hiçbirşeyinim" diyenler
dost olup, suyumdan bir tas içmeye kırk defa düşünenler
ve fayda vermeyen sessizlikler...
dipsiz kuyularda
görünüşüne aldanılmış sevdaların birliklerine savaş açan ve şehit olan bir savaşçının son sözleri
yitip gitsin sevdalar
her sevişmede
veresiye olmayan, peşin olan kazanır diyordun ya Yılmaz abi
öyle gerçekten
peşin olacak sevişmeler. uzayıp gitmeyecek aralar.
susuşlarıma bir yenisini daha ekliyorum. gülüyorum ahvalsiz ve uçsuz bucaksız düşlerime
el sallıyorum gidenlere, bazısına içim acıyor, bazısına gülüp geçiyorum
ucuzluyor hayallerim
istemediğimi bile bile raks ediyor gönül sessizliğim
ve başlıyor artık
namahrem susuşlarım....
10/05/2007
Kadir...
KRONİK öğRENci
10-05-07, 20:51
bunları sen yazıyosan bende amet değilim
herşeyi çalıp çırpıp buraya getiriyor olabilirim. ama bunlar kendi yazılarım. esas emek bu yani canım. kasma fazla istersen...
KRONİK öğRENci
10-05-07, 20:56
kasmadım zaten ben boyle bişeyin senden cıktığına şadırdım
şaşırma amet
tanıdığım bi yazar var diyebilirsin artık :D
kasmadım zaten ben boyle bişeyin senden cıktığına şadırdım
şaşırmak ayrı,
"bunları sen yazıyorsan bende ahmet değilim" diyerek
bunları bir yerden çarpıp getiriyorsun anlamına getirmek apayrı.
ikisinin arasındaki farkı ayırt edebildiğin zaman. cümlelerinin nereye gideceğini bilerek konuşmayı öğrenebilirsin...
acılar da öğretir insana sevişmeyi
dert üstüne dert bindiğinde bakarsınız sağınıza
ve tabi solunuza
ağlamaklı olduğunuz anlarda sizi güldürecek birşey bulanlar mıdır dostlar
yoksa ağlarken başınızı omzuna koymanıza izin verip ağlamanızı izleyenler mi
sevdiğini hissetmezmiş insan. severmiş sadece. anladım
kırmızı güllerin kırmızı karanfile oranla daha çok sevildiğini bildiğiniz halde
birinin kırmızı karanfili seviyor olduğu düşüncesine kapılmak hayalcilik sayılıyormuş artık
uzun oldu cümlelerim
kısa keseyim
söz gümüşse, sevdiğini söylemek altındır
01/09/2007
22:41
Kadir...
bu uslub bu cümLeler bu yürek..
harika ! :)
Himm bencede bir kitapda topla yazilarini...
Psycho öle tsk etmekLe oLmuyor devamini bekLiyorum valla:)
hizLandir bakaLim kaLemini=)
kadir uyuma gidecem diye bileğine kuvvet sen gidince okur anarıs seni...
babam hep
"insanlara hakettiklerinden fazla değer verme" derdi
haklıymış meğer
hiçkimse hakettiğinden fazla değeri almamalı
alınca ve o değeri yüzüne gözüne bulaştırınca
siz melul melul aynadaki suretinize bakıyorsunuz
ve şaşırıyorsunuz
hatta kızıyorsunuz kendinize
"ne kadar ahmakmışım" diye
teşekkür ederim baba
geçte olsa, bir gerçeği daha öğrendim sayende...
25/09/1987
01:02
Kadir
aklın başına geliyo demekki kadir :)zaten başındaydyı ama demekki bi ara gezmeye gitmiş..:)
gri gri şeyler görmekteyim insanların gözlerinde. onlar yalan söyledikçe gözlerindeki grilik daha da büyüyor. ve bazen gözleri tamamen grileşmiş insanlar görüyorum. öyle ki onlar ürkütüyor her bakışımda onlara beni.
sevmiyorum nakış nakış işlenmiş ve her bir aksesuarı lastikli mafsal misali sallandırılmış insanları.
tekdüze de olmamalıyız
ne olmalıyız yahu biz ?
en iyisi biz olmalıyız
böyle tek,
olmuyor...
14/10/2007
00:33
Kadir..
Tekde olsak bizlerdeki biz´le oLmaliyiz..
bi anda gördügün griler..en renkli haline dönüsür..masmavi göz görürsün...
belkide yine tek lige özenir gözlerin...
kim bilir...
baktigimiz..gördügümüz kadardir dünya..
masmavidir insanlar...kaybedilmis griler icinde..
veya tam tersidir..
baktigin kadardir..her yüz..
görebildigin kadardir..her vijdan..
ya gri yada masmavi degildir..
bi renk karisimidir..
belli belirsiz...
garip bir başlangıç...
kendimi misafir gibi hissediyorum burada. nefret ediyorum bu durumdan ama böyle.
5 kişilik sofraya alışmış olan ailemin benim gelişimle sofraya konulacak olan 6. çatal
ve kaşığı unutmaları da tuz biber oldu gözlerimin dolmasına..
Yelkenleri suya indireli çok oldu aşkta. Özlemekten başka bir şey yapamıyorum onun için. Fakat onu üzenlere sinir olmaya başlamak üzereyim.
Geçmişimde bıraktığım ve üzmekten intihara teşebbüs ettirdiklerim var diye, aşık olamaz mıyım ben ?
Hayatımda ilk defa birisini üzmekten korkuyorum. Özlüyorum gerçekten. İlk defa elini tuttuğum kıza içim “titreye titreye seni seviyorum” dedim. Suç mu ? Suçsa cezası ne lan ? Çekicem hemen !
Bir de tüzeller var.
Hani “bi s…tir git” diyeceğin tarzdan cümleler olur ya sürekli ağızlarda. Onlardan.
Kaybetmek kazanamamak mıdır ? Yoksa yenik düşmek midir ?
Bir tepeye ilk varan kazanmış mıdır ? Ya da diğeri kaybetmiş midir ? Neyi kaybetmiştir ? Bir tepe için yapılan yarışı kazanmak iki kişinin yarışmacı olduğuna mı dalalettir ?
Salakça sorular silsilesi işte. Ne olsun.
Bırakın kardeşim. Donumun rengine kadar biliyorsa dostlarım bırakın bilsin. Geçmişim fırlamalıkla doluysa, bırakın öyle kalsın.
Bir masalda prens oldum. Prensesi üzmek için elden geleni yapanlar, onu mutlu görmek isteyenler daha neler neler.
Masal bu ya. Mutsuz olamıyoruz. Olmayacağız…
sevdalarda kaldık biz
sevdalar bizde
biz ortada kalacaktık
yine kaldık sevdalarda
01/02/2008
04:22
Kadir.. | Kayseri
Seninle olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Her güne seninle başlıyorum, seninle bitiriyorum. Ben ve Sen'in "BİZ" olmasını sevdim. Sorgulamıyoruz, yargılamıyoruz birbirimizi. Herşeyi olduğumuz gibi kabullendik. Değiştirmek yerine sadece birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Korkmadan yüreğimin kapılarını açtığım seni çok seviyorum.
Şu klavyedeki tuşlar ne kadar anlamsızlar öylece yanyana koyulduklarında. Yani birisi oturup duygularını ifade etmek için farklı noktadakileri seçip basmasa, öyle anlamsızlıklarıyla kalacaklar.
Mutsuzluk neden insanların vazgeçilmez teması, anlayabilmiş değilim. Ne var yani üzülünce ? Ne kazandın, ne kadar güldü yüzün üzüldükten sonra ?
Gelişigüzel bir hayal kuruyorum, üstüne düşüyor yıldırımlar. Çakıyor şimşekler. Bu ne kan revan, bu ne şiddet. Nedir benden alamadığın hayat ? Ya da ne aldın da çıkaramadın ? Annene fazla mı ilgi gösterdim ? Nedir ?
Bugünler güzel günler, insan özlüyor sevdiklerini, hele ki ilk defa ben gitmeyecekken, onlar gelecekken, heyecanlanıyorum bir de üstüne üstlük. Babamı, belki de annemi misafir edeceğim, kendi evimde…
Bu arada artık seviyorum İstanbul’u. Sadece hayranı değilim artık. Üstünde az önce sıcak yatakta saatlerce seviştiği erkeğin gömleğiyle, pencereden bakıp sigarasını tüttüren bir şehir İstanbul ! Seksiliği bir yana, bir o kadar da fahişe ya da bana göre fahişemsi…
Bu arada farkettim ki bu şehri bana sevdiren neden de bir o kadar güzel ve sevimli. Hatta anlamlı. Ve anladım ki ben artık hayallerinin üstüne lapa lapa karlar yağsa da, hatta çığ bile düşse, “kardelen”i açacak bir adamım.
Seni seviyorum kardelenim. Kalbimin tatlı çarpıntısı.
Seni seviyorum…
10/03/2008
21:25
Kadir.. | İstanbul
Damarlarımda dolaşan kanla birlikte yüreğime giren masalım gözlerin umudum, sözlerin yarınlarım oldu.
Yüreğim yüreğinde eriyor.
Seni seviyorum
By_MotoBike
11-03-08, 00:19
Hatta anlamlı. Ve anladım ki ben artık hayallerinin üstüne lapa lapa karlar yağsa da, hatta çığ bile düşse, “kardelen”i açacak bir adamım.
:claps::claps::claps::claps::claps::claps: Hiç bir şey demek istemiyorum
vaybe aşıklarıma baksen kadir süpersin yüreğine sağlık cnm kardelenim sende çok süper bir cümleyle olayı bitirmişsin:muju:
şimdi bir de renk olsa siyahtan da koyu, verirdi kalbimin rengini ifşaya
alelade olmasa da düzenli kalsa perişan haller
bizans kahkahası ile gülse içimdeki şeytan, şeytandan da şeytan
dene, beni dene, onu dene, her şeyi dene
tepemdeki ışık gibi
yor beni, gözlerimi, ellerimi
aynadaki bile daha gerçek bazen
bazen ayna çok kırık
bazen ben de aynadan
dişileştirilmiş gülümsemeleri şeytanın
önümde kazanılmamış maçlar
ürüyan bir cisim
cismâni bir mevzu görünümlü arzular
uyu güzel kız, uyu. kapa düşlerden başka bir şey yaşanılmamış o güzel gözleri
uyu
uyu melek yüzlüm
uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu...
27/04/2008
02:00
Kadir.. | İstanbul
bu uslub bu cümLeler bu yürek..
harika ! :)
katılıom
ne gündü ama.
23/08/2008
00:30
Kadir | Kayseri
ben buranın ne olduğunu hala anlamış değilim :D
harika yazmışsın...
walla sen bi kitap yazarsın...
kim tutar seni :)
cok güzel yazılar,yüregine saglık :)
kaybolmuş kitapların, satır aralarındaki ilginç bir cümleymişim ben meğerse.
okuyan ya küfür sanıyor, ya alelade bir cümle.
ilginç olan aslında onlar.
kaybolmuş bir kitabı okuyamazsın ki, satır arasındaki cümleyi görebilesin.
kadıköy yine güzel. haydarpaşa'ya bakıp gitmek gelse de insanın içinden, tepemden geçen uçağı görünce içlense de ruhum.
güzel kadıköy.güzel..
sebepsiz durgunlaştırılmış bir su birikintisi gibi, avını bile beklemeyen bir kartal gibi, bestesini bitirmeye üşenen güftekar gibi, sigarasını bitirir bitirmez otobüse binecek birisi gibi, aylar sonra evinin kapısını çalacak olan öğrencinin o kapıya gelişi ve bekleyişi gibi
bekleyişteyim bu sıralar.
ne olacağını bilmeden, nereden neyin geleceğini bilmeden
en enteresan olanı da, neyi beklediğimi bile bilmeden bekliyorum bu aralar.
şaşırtıcı bir olay olmayacağını bile bile bekler ya insan bazen, bir şey olsun da şaşırayım diye. işte öyle bir şey..
sabahı yok mu gecenin ?
ya da varsa bile, sırasını devredemez mi gece sabaha ? "bugünlük benim yerime bakıver" diyemez mi yani ? çocukça bile olsa bunu düşünmek bile güzel aslında. aptalca değil en azından.
sarfedilmek için bekleyip, fütursuzca savurduğumuz cümleler vardır hani. karşımızdaki bir şey söylese de, cevaben bunu söyleyelim diye bekleriz. karşımızdaki o kelimeyi ya da cümleyi söyler, ve biz kafasına kafasına fırlatırız o kelimeyi. işte öyle bir şeyim bu aralar.
mandalina kabuğunu gözüne doğru sıktırıp, o göz yakan suyunu kaçırıp, gözüne kaçırdığı için de gözlerinden akan yaşlara bakıp ağlayabilecek kadar saf, içli ve ısrarcı. bu adam benim işte.
evet ısrarcıyım bu aralar. sanki o şeyi yapmazsam, iki dakika sonra ölüp, o şeyi bir daha yapamayacakmışım gibi hissediyorum.
çok konuştum yine. yeter. sus diyen olmayınca düşüyor çenem.
yalnızken konuşmak güzel be.
aynanın karşısında kendiyle yüzleşir ya insan. söyleyemediklerini söyler kendine, itiraf eder pişmanlıklarını, hüzünlerini. bu da öyle olsa gerek.
ama ayna bile olsa, söyleyemem ya derdimi.
diyor ya şarkıda;
söyleyemem derdimi kimseye
derman olmasın diye...
söyleyemem. söyleyemem işte.
sahi ya
sabahı yok mu bu gecenin ?
28/12/2008
01:48
Kadir.. | İstanbul
bazı şeyler var, kayıtsız kalmaya gelmez.
affedilebilir şeyler, affedilemez şeyler
ve atfedilen şeyler.
değer, kıymet bilmezlikler var bir de.
nümayiş gibi görünen ama itibar ile nifak bağlantısı kuran, sicilsiz acımtrak susuşlar.
kırılganlıklarını, alınganlıklarını ve en önemlisi namahrem susuşları nimet bilmenin kifayetsizliğinde
bir ağlama aldı götürdü beni bugün.
özlem desen değil, hasret desen hiç değil.
ama dert de değil bu.
ne de olsa boşa söylememişler eskiler
üç derdim var; birbirinden geçilmez
bir ayrılık, bir yoksulluk
bir de ölüm....
28/12/2008
23:33
Kadir.. | İstanbul
bir tutam aşk kalsa dahi içimde
o bile sana dair
ama şimdi içim
bir duvar, içi kâgir
susmuyor, durmuyor içimdeki kafir
ve ne para, ne de pul
sadece sensizlikle terbiyede bu fakir....
dünyanın en güzel kızına, dünyanın en aşık adamından dökülen üç beş cümle...
Kadir...
böyle şiirler yazdıran kişiyi tebrik etmek lazım eline saglık çok içten ve güzeller
Eyzün tebriklerini alabilirim :D :D ben olmasam bu kadar romantik olamaz benim aşkım :D
harika adam sana çok aşığım, seni çok seviyorum :muju:
eyzün, tebriklerini ve teşekkürlerini vildan'a fışkırtabilirsin...
tebrikler vildan :D nası başardın taktiklerini tüm site sakınlerine söylemeni rica ediyorum :D
terketseniz beni kalabalığın çukurlarına
kurtlu diye çöpe attığınız elmalar gibi çöpe atsanız
izmarit kadar değersiz olsam
ya da zehirleseniz
beni bir ses olsa ya da
uzaklarda
ışık gibi
olmasa da olur aslında
ben kimsenin bakamadığı yerden bakıyordum hayata
arkamdan ittiler beni
düştüm ben o koca boşluğa
şimdi o boşlukta yatan bir ölüyüm
ben mezar taşı olmadan
kabirsiz, kefensiz
duasız, ezansız
selasız
bıraktılar beni hayatın boşluğunda
öldüm zannettiler
zannettikleri zaman da öldürmüş oldular
ben çocuk saymıştım kendimi oysa
oysa ölmeyi de haketmemiştim haliyle
kaybettiğim her oyun çocukçaydı
yine oynasak kazanırdım nasılsa
öldüm ama ?
25/02/2009
01:56
Kadir.. | İstanbul
Leyl-i Lal
08-04-09, 00:13
kaybolmuş kitapların, satır aralarındaki ilginç bir cümleymişim ben meğerse.
okuyan ya küfür sanıyor, ya alelade bir cümle.
ilginç olan aslında onlar.
kaybolmuş bir kitabı okuyamazsın ki, satır arasındaki cümleyi görebilesin.
mükemmeldi hepside tşkler Kadir:)
Açık, aleni ve bir o kadar da basit aslında tüm yaşadıklarım. Tabi yüzeyselleştirirsek.
İşin içine girince hiç de öyle değil esasında. Garip ve bir o kadar da ürkünç.
Günde 3 saat uykuyla 5 ay geçirmeler, herkese zaman ayırayım derken, hiç kimseye yetememeler, zamansız ve aniden ortaya çıkan olaylar, sizin çok önemsediğiniz ama kimsenin önemsemediği şeylerin ayaklar altında çiğnendiğini göre göre ses çıkaramayacak kadar takatsiz kalmak. Hiçbiri bana göre değildi.
Hayat bunları da gösterdi.
Aynı tastan çorba içtiğin 2 farklı arkadaşından, dostundan, kardeşinden birisi kız arkadaşına göz dikiyor, sen arkanı döndüğünde çevirmediği iş kalmıyor; bir diğeri ise seninle girdiği kavgadan sonra öldürülüyor.
Ve sen sadece izleyebiliyorsun.
Bambaşka bir şehirde, bambaşka insanlarla, bambaşka bir hayatın içinde, cımbızla seçercesine seçiyorsun sana değer verenleri ve sadece onlarla iletişim kurabiliyorsun yepyeni hayatında, ama o da bir nebze.
Daha tüm bu şokları atlatamamışken, bambaşka sorunlar çıkıveriyor karşına.
Kabullenmek !
Zor geliyor. Gerçekten zor geliyor insanlara. Özellikle de bana. Çok zor.
Aylarca uğraştığın, bir toz tanesi dahi kondurmadığın güzelliklere, bir anda çığ düşüyor, ve sen yine sadece izleyebiliyorsun. Hiçbir şey yapamıyorsun.
İşte burda başlıyor kabullenmek !
Böyle olacakmış demekki diyorsun. Böylesi daha iyiymiş.
Ardını dönüp gidenler, bir adım sonrasını düşünmeyenler, satanlar, arkandan vuranlar, yüzüne gülüp kuyunu kazanlar. Hepsiyle koyun koyuna yaşıyorsun hayatta. İşte en çok da o zorluyor insan bedeni içerisindeki ruhunu.
Olmaz dediklerin oluyorsa, yapmaz dediklerin yapıyorsa, üzmez dediklerin üzüyorsa; işte o zaman bile kabullenebiliyorsan sen her şeyi. Gerçekten kabullenebiliyorsan, ruhunun öldüğünü hissedebiliyorsun. Bir tek beden kalıyorsun. O da bir sıkımlık. Kaldıkça.
Sevdiklerin, hatta sevdiğin de yaralıyor seni. Sen sevdim, sevildim sanıyorsun. Ama bilmiyorsun ki bu muammada yaralanan ve yara alan sensin. Bilmiyorsun. Bildikçe yıkılıyorsun. O enkazda da bir tek kalıntı sen oluyorsun. Kimse yıkıntıları görmüyor. Seni görüyor bir tek. Sen oluyorsun enkaz.
Halbuki bitmesi değildir iki tarafı da yaralayan, bitmeden önce yaşananların enkazıdır öldüren.
Zaten dostluklar da öyle değilmidir ? Bırakıp gitmesiyle, satmasıyla, yüzüne gülüp kuyunu kazmasıyla yıkmaz aslında seni. Onca yaşananın gerçekliğinin büyüsü ile, yalan olması gerçeği arasında ikilemde giderken, aldatıldığının, kandırıldığının farkındalığıdır yıkan insanı. Bilirsin değil mi o hissi ?
Ezel diye bir dizi izledim geçen Çarşamba. 5 bölümünü peşpeşe hiç bıkmadan izledim. Yaşadıklarımın % 70i vardı. Tüylerim ürperdi. Yaşadıklarım yineleniyor zannettim. Biri kamerayı çalıştırmış zannettim. Kendimden bir şeyler buldum dizide.
Ve aynen şu sözleri kurdu dizide bir dış ses. Hayran kaldım. Hatta gözlerim doldu. Ama kabullendim yine. Aldatılmaktan ve kandırılmaktan satışa çıkmış bir ruh misali, sustum ve dinledim.
oysa herkes öldürür sevdiğini
kulak verin bu dediklerime
kimi bir bakışıyla yapar bunu
kimi dalkavukça sözlerle
korkaklarla öpücükle öldürür
yürekliler kılıç darbeleriyle
kimi genç iken öldürür sevdiğini
kimi yaşlıyken
şehvetli ellerle öldürür kimi
kimi altından ellerle
merhametli kişi bıçak kullanır
çünkü bıçakla ölen çabuk soğur
kimi yeterince sevmez
kimi fazla sever
kimi satar
kimi de satın alır
kimi gözyaşı döker öldürürken
kimi kılı kıpırdamadan
çünkü herkes öldürür sevdiğini
ama
herkes öldürdü diye ölmez...
02/11/2009
02:41
Kadir.. / İstanbul...
günlüklerin tamamı ve orijinal halleri birdeliningunlugu.co.nr adresinde yayınlanmakta olup, izinsiz kopyalanması tamamen serbesttir. benim hissettiklerimi kopyalayacak kadar hissizleşmişseniz tabi.
Bazen nutkun tutulur da kelimeler anlamını yitirmişcesine boğazına düğümlenir, yutkunsam ağzımdan kelimeler dökülür diye düşündüğün an kördüğüm gibi kalır yaa işte şuan öyleyim.
Hayat ne tuhaf değil mi ? diye başlayan cümlelerim
Hayat da neymiş ?
Ne doğduğunu bilirsin,
Ne yaşadığını anlarsın,
Ne de öleceğini hissedersin… diye devam ediyor şimdilerde.
Zifiri karanlık gecemin kapıları aralanırken, cümleler yavaş yavaş dökülmeye başlıyor. Hayaller kurardım bir zamanlar, gerçekleşeceğine inandığım, beni ben yapar dediğim hayaller. Kendi kararlarımı kendim verebilseydim eğer, bugünlerde o hayalleri düşünmezdim. Hayallerim umutlarımın arasından yitip giderken, dudağımda tek cümle “bu hayat senin hayatın değil Vildan”
Rüzgarın yönünü değiştiremedim ama hayallerim bambaşka yönlere dağıldı.
Kendi kendime söylenirdim, acaba çok şey mi istiyorum diye ? İstediğim çok şey değildi aslında. Kendi iç savaşımda mağlubiyeti yaşadım hep. İçimdeki fırtına hiç dinmedi, çığlıklarım hiç bitmedi. Bir gün kendim için kurduğum ve üzerini çizdiğim hayallerime, bambaşka yepyeni hayaller ekledim. Yıldızları bile tutabileceğime inandığım hayaller. Kendime güvenim, inancım arttı. Mağlubiyetlerimin enkaz yığınları bile yıkamadı beni. Başka enkazları toplamayı öğrenen ben, kendi enkazımda boğuluyorum şimdilerde. Bana huzur veren o kadar az neden var ki, mutluluk ise yarınlar da gizlenmiş. Zaman zaman uğrayıp geçiyor. Aslında onca yaşanmışlıkların, acıların, üzüntülerin arasında bir tebessüm, bir bakış, bir dokunuştur istediğin. Bir omuza yaslanıp ağlama isteğidir yaşananlar. Bazen de rüzgara kapılıp giden bir yaprak olma isteğidir. Dudaklardan çıkan teselli sözcükleri buz gibi olur, üşütür içini. Göz yaşlarınla ısıtırsın kendini.
Kabullenmek.
Bir gün bir rüya gördüm. Öyle karışıktı ki, sanki bilmece.
Kader. Adına kader dedim o bilmecenin.
Cevabı kader oldu o rüyanın.
Kabullenmek işte o an başlıyor.
İnsan bazen kaderin önüne geçemezmiş, kaderde ne varsa onu yaşarmış.
Böyle işte…
Hayat ne tuhaf değil mi ?
Kendi iç savaşında yaşadığın kendine olan mağlubiyetler, zaferi de yaşatır ama bu zaferi tek başına kazanmak zordur. Seni seven, sevdiğine inandığın insanlar hep yanında ve yanında olacak. O insanlara verilecek en güzel hediye senin sevgindir.
Ben hep benim kalmanı istiyorum bencil yanımla.
Bu hayat benim mi ?
dediğin an da her şey anlamını yitiriyor.
Bu hayat gerçekten benim mi ?
Vildan Ü.
02:50
Öyle sakin, öyle masum, öyle bebeksin ki sen uyurken.
Hangi kabus, hangi korkun sarıyor seni gün uyanırken?
Yavaş, yavaş giyiniyorsun, gidiyorsun gün uyurken.
Vega
vBulletin v4.1.11, Copyright ©2000-2012, Jelsoft Enterprises Ltd.