PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hüseyin Nihal Atsız (1905 - 1975)



asparuh
25-01-07, 22:48
Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.


Hüseyin Nihal Atsız (Atsız), 12 Ocak 1905’te İstanbul’da Kadıköy’de doğdu. Babası bahriye (deniz) subayı Nail Bey, annesi Fatma Zehra Hanımdır. İlköğrenimini Kadıköy’deki çeşitli okullarda, orta öğrenimini Kadıköy ve İstanbul sultanilerinde yaptı. Buradan mezun olunca Askeri Terbiye’ye yazıldı. Bu okulun 3.sınıfında iken, Arap asıllı bir subaya selam vermeyi reddettiği için okuldan çıkarıldı. Daha sonra İstanbul Darülfünunu (Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’ne yazıldı. Bu fakülteden 1930 yılında mezun olunca, Türkiyat Enstitüsü’nde, hocası Köprülüzade M.Fuat Beyin asistanı oldu. Ancak diğer hocası Zeki Velidi (Togan) Beyin Türk Dil Kurultayı’nda maruz kaldığı hücumlara tepki olarak çektiği telgraf sebebiyle asistanlıktan çıkarıldı (1933).


Atsız, önce Malatya Ortaokulu’nda Türkçe, daha sonra Edirne Lisesi’nde Edebiyat hocalığına tayin edildi. Edirne’de iken Orhun dergisini yayımladı (1933-1934). Bu dergi, daha önce yine kendisinin yayımladığı Atsız Mecmua’nın (1931-1932) devamı niteliğindeydi. Her iki dergi de Türkçülük ülküsünü güçlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla çıkarılmıştı. Ancak dil, edebiyat, tarih, halkbilim, yazım konularındaki yazılar ve şiirler de bu dergilerde yer alıyordu. Orhun’un 9.sayısındaki, resmi tarih tezini eleştiren bir yazı sebebiyle dergi kapatıldı. Atsız da bakanlık emrine alındı.

Nihal Atsız, bundan sonra dört yıl kadar Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’nda Türkçe öğretmenliği yaptı. 1938’de bu işinden de uzaklaştırıldı. Kendisine resmi hizmet kapısı kapanınca Özel Yuca Ülke ve Boğaziçi liseleri gibi okullarda öğretmenlik yaptı. “Türk Tarihi Üzerinde Toplamalar” ve “Türk Edebiyatı Tarihi” adlı ilmi kitapların yanı sıra birçok broşür yayımladı. O dönemin sol düşüncesine karşı şiddetli bir fikir mücadelesine girişti. Tanrıdağ, Çınaraltı gibi milliyetçi dergilerde yazılar yazdı. 1943’te Orhun’u yeniden yayımladı. Bu derginin 15-16. sayılarında dönemin başbakanı Şükrü Saracoğlu’na hitaben yayımladığı açık mektuplarda, Milli Eğitim Bakanı Hasah-Ali Yücel’in istifasını istedi.

Atsız’ın Yücel’i eleştirisinin sebebi ise “Milli Eğitim Bakanlığı’nda tek taraflı bir kadrolaşma”dır. Bu yazıların bazılarında muarızlarına sert eleştirilerde bulunan Atsız, sonunda Sabahattin Ali’nin açtığı hakaret davasıyla yargılanmaya başlar. Ve yine bu davayla birlikte Orhun dergisi kapatılır. Atsız-Sabahattin Ali davası büyük yankılar uyandırır. Öğrenci olayları ve gösteriler başgösterir bunun hemen akabinde de Atsız ve 22 arkadaşı hakkında “hükümet darbesine teşebbüs” suçlaması ile yargılandı. Askeri mahkeme, Türkçülerin birçoğunu çeşitli cezalara çarptırdı. Atsız da 6 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak, Askeri Yargıtay bu kararları bozdu. Yeniden görülen dava sonucunda bütün Türkçüler ve bu arada Atsız da beraat ettiler. Ancak, Atsız, uzun süre öğretmenlik mesleğine dönemedi. Türkiye Yayınevi’nde çalıştı ve önemli Osmanlı tarihlerinin neşirlerini hazırladı.


Tek parti iktidarının son yıllarında, fakülteden sınıf arkadaşı Prof Dr.Tahsin Banguoğlu’nun Milli Eğitim Bakanlığı zamanında yeniden öğretmenliğe tayin edildi. Fakat, kendisine öğretmenlik hakkı tanınmadı ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde uzman olarak görevlendirildi.


1950-1951 öğretim yılının başında Haydarpaşa Lisesi edebiyat öğretmenliğine getirilen Atsız, burada iki yıl görev yaptı. Bu defa da, 3 Mayıs’ın kutlanması için Ankara’da verdiği bir konferans nedeniyle öğretmenlikten alındı ve Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine iade edildi (1952). Burada 17 yıl çalıştıktan sonra 1969’da emekliye ayrıldı. Atsız, 11 Aralık 1975’te vefat etti.


TÜRKİSTAN İHTİLALCİLERİNİN TÜRKÜSÜ

Ey, Türkistan, şanlı ülke, güzel anayurt!
Bir gün gelir kaldırırız yine bayrağı;
İçimizden elbet çıkar yeni bir Bozkurt,
Yabancıdan geri alır kutlu toprağı...

Küçük kuşlar bize hergün şöylece çiler:
Ey ölümle el sıkışan ihtilalciler!
Size der ki gökten inen kutsi elçiler!
Siz buldunuz ebediyet denen kaynağı...

Biz, mezarsız ölüp giden genç atsızlarız;
Yaramızı suyla yıkar, otla sararız;
Kimsemiz yok, fakat gönüllerde biz varız,
Bize şefkat sunmaz hiçbir kadın dudağı...

Bak Timur’un, Gültekin’in ruhu ne diyor:
Şanlı günler şimdi efsane diyor,
İt canlı rus vatanını soyuyor, yiyor,
Ey, büyük Türk haydi artık kaldır sancağı!

Mazideki zaferlerden kalmadı bir iz;
Döktüğünüz kanlar oldu bir deniz...
Birgün elbet yeni baştan birleştiririz:
Türkmen, Kırgız, Uygur, Başkurt, Özbek, Kazağı


Bahtiyarlık
Bahtiyarlık ne zafer kısrağına binmektir;
Ne yaşarken dünya uçmağına inmektir.
Şekli olmaz, rengi yok, belirsizdir ve tektir.
Bahtiyarlık: Ömründe bir kere sevinmektir.

Bir karanlık geceye akıyorken bu varlık
Bulunur mu dünyada ebedi bahtiyarlık?
Mükafatın, yapsan da en büyük bir yararlık
Nihayet zafer adlı bir kısrağa binmektir.

Dört hecelik söz olan “bahtiyarlık”... O bir sır...
Bilmeyecek insanlık bunu daha bin asır.
Bilgi, bolluk, din, para... Hepsi boş, hepsi kısır...
En fazlası bir dünya uçmağına inmektir.

Her şeyin bir şekli var, her derdin bir ilacı...
Türlü türlü yemişler verir dünya ağacı.
Zafer çetin, ilim güç, bozgun kötü, aşk acı.
Halbuki bahtiyarlık: Belirsizdir ve tektir.

Bahtiyarlık: Boraca yüce dağları aşmak
Varılmadan ölünen uzak yerlere koşmak,
Tanrı’nın sofrasında mest olarak konuşmak
Ve ömründe bir kere, bir kere sevinmektir

İlteriş
18-03-08, 01:45
2 Ocak 1905 : Hüseyin Nihal Atsız`in doğumu.
1 Mayıs 1910: Atsız'in kardeşi Nejdet Sancar`ın doğumu.
25 Ocak 1925: Prof. Dr. M. Fuat Köprülü Atsız'ı kendisine asistan olarak alıyor.
4 Mart 1925: Atsız Askeri Tıbbıye`de bir arap teğmene selam vermediği için Tıbbıye`den çıkartılıyor.
28 Ekim 1926: Atsız`in askerliğe gidişi.
28 Temmuz 1927: Atsız`in askerliğinin bitişi.
15 Mayıs 1931: Atsız Mecmua`nin ilk sayısı çıkıyor
25 Eylül 1932: Atsız Mecmua`nin son sayısı çıkıyor.
13 Mart 1933: Reşit Galib kanuni hiçbir sebebi yokken Atsız`ın universite asistanlığına son veriyor.
8 Nisan 1933: Atsız Malatya Ortaokulu`nda Türkçe öğretmeni olarak göreve başlıyor.
31 Temmuz 1933: Atsız Malatya Ortaokulu Türkçe öğretmenliğinden Edirne Lisesi edebiyat oğretmenliğine tayin ediliyor.
11 Eylül 1933: Atsız Edirne Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapmaya başlıyor.
5 Kasım 1933: Atsız Orhun Dergisi`nin ilk sayısını yayınlıyor.
28 Aralık 1933: Atsız liselerde okutulan tarih kitaplarındakı yanlışlıkları ağır bir dille tenkit ettiği için Edirne Lisesi`ndeki görevinden alınıyor.
16 Temmuz 1934: Orhun Dergisi Atsız devlet içindeki komünist kadrolaşmayı açıkladığı için bakanlar kurulu kararı ile kapatılıyor.
9 Eylül 1934: Atsız, Kasımpaşa`daki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu`na Türkçe öğretmeni olarak atanıyor. 27 Şubat 1936: Atsız ikinci eşi Bedriye Hanım ile evleniyor.
1 Temmuz 1938: Atsız haksız bir şekilde sadece kanunları uyguladığı için Deniz Gedikli Hazırlama Okulu'ndaki görevinden alınıyor.
19 Mayıs 1939: Atsız Özel Boğaziçi Lisesi'nde edebiyat öğretmeni olarak göreve basliyor.
4 Kasım 1939: Atsız`in ilk çocuğu, Yağmur Atsız, doğuyor.
1 Ekim 1943: Atsız Orhun dergisini tekrardan çıkartmaya başlıyor
21 Mart 1944: Atsız başbakan olur olmaz en büyük Türkçü kesilip te Türkçülere büyük darbeler vuran devrin başbakani Şükrü Saraçoğluna ikinci açık mektubunu yazıp devlet kademelerindeki vatan haini örgütlenmeye dikkat çekiyor. Atsız`ın bu yazısı ülkede büyük ilgi topluyor ve büyük şehirlerde komünizm aleyhtarı gösterilerin olmasi Ankara`yı tedirgin ediyor.
7 Nisan 1944: Atsız'in Boğaziçi Lisesi'ndeki görevine ülkemizin bugün içinde bulunduğu durumun tohumlarının atıldığına Orhun dergisinde dikkat çektiğı için son veriliyor.
26 Nisan 1944: Atsız`ın yazdığı yazılardaki açıkladığı apaçık gerçeklerden dolayı hakkında "sözde" hakaret davası başlıyor.
3 Mayıs 1944: Türkçülük`ün harekete dönüştüğü kutsal gün.. Atsız`ın davası için Ankara`ya toplanan binlerce Türkçü genç durumu protesto ediyor. Devrin başbakanı İtönü`nün ödünü kopartan olay sonucu Atsız ve 34 arkadaşı "Irkçılık-Turancılık davası" adı verilen Türk tarihinin yüz karası davalara sevkediliyorlar.
19 Mayıs 1944: İtönü 19 Mayıs nutkunda irin saçarak Türk Milliyetçilerine karşı bir savaş başlatmış olduğunu açıklıyor.
7 Eylül 1944: Irkçılık-Turancılık davası başlıyor.
29 Mart 1945: Irkçılık-Turancılık davası bitiyor, Atsız 6.5 yıla mahkum edilse de Askeri Yargıtay`in kararı bozması sonucu hemen hemen 1.5 yıl kadar tutuklu kalıp serbest bırakılıyor.
23 Ekim 1945: Atsız tahliye ediliyor..
14 Temmuz 1946: Atsız`in ikinci çocuğu , Buğra Atsız, doğuyor.
5 Ağustos 1946: Atsız ve arkadaşlarının tutuksuz olarak Prof. Kenan Öner- Hasan Ali Yücel davasında yargılanıyorlar.
31 Mart 1947: Prof. Kenan Öner - Hasan Ali davası sona eriyor ve mahkeme bütün sanıkların beraatine karar veriyorl
25 Temmuz 1949: Atsız Süleymaniye Kütüphanesine uzman olarak tayin ediliyor.
21 Eylül 1950: Atsız Haydarpaşa Lisesi edebiyat öğretmenliğine atanıyor.
4 Mayıs 1952: Atsız Ankara Atatürk Lisesi`nde verdigi "Türkiye`nin Kurtuluşu" adlı konferansı sonucu, Cumhuriyet gazetesi tarafından hakkında yalan yayın yapılıyor ve hakkında soruşturma başlanıyor.
13 Mayıs 1952: Cumhuriyet gazetesinin yaptığı yalan yayın üzerine hakkında yapılan tahkikat sonucu Atsız`ın konuşmasının ilmi olduğu tesbit edilse de "muvakkat" kaydı ile Haydarpaşa Lisesi`ndeki öğretmenlik görevinden alınıyor.
31 Mayıs 1952: Atsız Süleymaniye Kütüphane`sinde calismaya basliyor.
1 Nisan 1969: Atsız emekliye ayrılıyor.
14 Kasım 1973: Atsız Ötüken Dergisi`nde yayinladığı kızıl komünist kürtlerin Türkiye`yi yıkmaya yönelik faaliyetlerini anlatan makalelerinden dolayı hasta olduğu halde 1.5 yıl hapis yatmak üzere hapishaneye gönderiliyor.
22 Ocak 1974: Atsız Türkçü ilim adamlarının ve gençlerinin girişimleri sonucunda cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından affı çıkartılarak tahliye ediliyor.
22 Şubat 1975: Nejdet Sancar`in vefatı.
11 Aralık 1975: Hüseyin Nihal Atsız`in vefatı.
13 Aralık 1975: Atsız gözyaşları içinde Karacaahmet mezarlığında kardeşi Nejdet Sancar`ın yanında toprağa veriliyor...
TÜRK IRKI SAĞOLSUN....

halaluya
18-03-08, 01:55
gerçek bir Türkçüdür..

Let It BleeD
04-12-08, 19:15
Atsız Ata ..

Teşekürler Eline , Emeğine sağlık Paylaşım için ..

Ali Munzur
06-08-09, 15:40
Bozkurtların ölümü adlı eseri muazzam güzelliktedir.

irem
06-08-09, 15:42
nihat açmıştı diye hatırlıyorum

irem
06-08-09, 15:43
Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.

buydu galiba:)

asparuh
19-02-11, 12:21
Töredir; konan göçer, doğan gün batar elbet.
Tanrı zeval vermesin devlet, din ve KUR'AN var

Dayanılmaz olsa da Atsız’lığın acısı
Ulu Tanrı'ya şükür yine soy var, Turan var.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun.