PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilinçaltından savaşa salvolar



KöLe
06-02-09, 21:18
Ari Folman, Lübnan Savaşı'nda bizzat görev almış İsrailli bir yönetmen. Kendi yaşadıklarından yola çıkarak çektiği belgesel niteliğindeki animasyon filmi "Beşir'le Dans", bu yılın hatırı sayılır yapımları arasında.

Folman, her ne kadar hafızasını seyirci önünde tazeleyip yaşadıklarını konu edinse de film, bugün yaşanan Gazze katliamına nedense teğet bile geçmiyor. Bu özelliği mesaj içermediği şeklinde algılanmamalı; aksine filmin savaş karşıtı bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Filmin adındaki 'vals' kelimesi, bir askerin elindeki makineli tüfekle ortalıkta siviller olmasına rağmen etrafa ateş ederek dans etmesinden gelmekte. 'Beşir' ise bir suikasta kurban giden politikacı Beşir Cemayel'e gönderme. Filmde görüşü alınan kişilerden yedisi kendi sesleriyle ve görüntüleriyle yer alırken, ikisi bu durumdan kaçınmış. Ama karakterler ve yaşananlar gerçek olaylardan alınma.

Ari Folman bir gece Boaz adındaki arkadaşının gördüğü rüyayı ona anlatması üzerine bilinçaltının deşildiğini fark eder. Kendisi çok garip bir şekilde 20 yaşında katıldığı savaşa dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Bu yüzden dokuz arkadaşını bulup savaşta neler yaptıklarını anlattırır. Yani herhangi bir belgeseldeki görüş alma ve canlandırma tekniği bu filmde de var. Ama her şey animasyon diliyle anlatılıyor. Bu da yönetmene büyük kolaylık sağlamış. Görülen rüyalar, halüsinasyonlar, bilinçaltı gibi kavramlar çok daha kolay ifade edilmiş. Ancak animasyon tekniğiyle çekilmesinden sebep eğlenceli bir filme gideceklerini sananlar yanılırlar. Zira "Beşir'le Dans", görüntü ve içeriğiyle oldukça sert bir yapım. Gerçi yönetmen, savaş filmi olması gibi bir kaygı pek taşımışa benzemiyor. Sadece anıları ve arkadaşları etrafında dönme eğiliminde bir yapım sunuyor bize. Ama bu anılar hali hazırda Lübnan iç savaşı ve bu savaş sırasında Beyrut'ta Sabra ve Şatila mülteci kamplarında Hıristiyan falanjistler tarafından gerçekleştirilen bir katliam etrafında döndüğü için Folman, savaş karşıtı ya da en azından onu hoş göstermeyen bir film yapmaktan kendisini alamıyor. Filmin sonundaki gerçek görüntüler ise zaten durumun vahametini ortaya koyuyor.

Folman'ın yaşadıklarını unutma ve hatırlama hikayesi de gayet ironik. Ordudaki yönetmenlik vazifesinden ayrılma talebi üzerine terapiste gitmesi şart koşulan Folman, terapi sırasında senaryonun yazılmasına sebep olacak geriye dönüşleri yaşamaya başlıyor. Ama başka bir katliama şahit olan ve bilinçaltını yıllarca öteleyen birinin, bu konuda film yapmasına rağmen Filistin'de günümüzde yaşananlara değinmemesi ilginç bir durum. Bakalım Ari Folman'ın en iyi yabancı film dalında Altın Küre kazanan bu ilginç ve tartışmaya açık filmi Oscar ödülünü de kazanacak mı?

cαяpє diєм
08-02-09, 12:59
film tanıtımları bu baslık altında zaten yapılıyor ayrı bir sayfada tanıtım yapmaya gerek yok . . . . o hafta vizyona girmis film tanıtımlarınızı buradan (Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.)yapabilirsiniz tesekkurler