PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Can Dündar | Evlilik ve AŞK



KaRDeLeN
11-10-08, 20:32
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,


saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını


sevmek kolaydır.



Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan


uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul


edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla


kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanapede


yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle


okşayabilmektir.



Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.



Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan


duygularını öldürüyor diyebiliriz.



Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. hep


beraber olmak istersin. banyodan gelen su sesi bile


onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.



Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını


düşünürsün.



Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin.



Bin tane ayakkabısı varken binbirinciye sahip olmaktan


mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan


vazgeçersin.



Zamanla almaktan çok, birşeyler vermekten mutluluk


duyduğunu keşfedersin.



Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı


düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa,


o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın


geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga


edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp


öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik


değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.



Evlilik; sadece aşk değildir.



Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak


hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı


hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.



Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına


ayakta tutamaz.



Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi


arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.



Aşk evlilikte gider gelir. halıya kola döktüğünde aşk


biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık


olunur.



O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla


kadeh kaldıranlardır.



Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık


evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.



Zafer, direnenlerin olur.

cαяpє diєм
11-10-08, 21:10
Can Dundar ın tum yazılarını ve kitaplarını takip etmeye calısırım...bu da guzel yazılarından biriymis çok hostu gercekten..

KaRDeLeN
01-04-09, 15:48
Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir. (Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.)





Can Dündar'dan Evlilik Üzerine


Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim için..
17 senede (abartmiyorum) 40 çift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da...
Evliligimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.


Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan...
Nedir bu dayatmalar?
Erkegin muhakkak kadindan yasça büyük olmasi, egitim
seviyesinin erkegin lehine yada en azindan esit olmasi


bunlarin sadece ikisi...
Olmaz, yürümez diyor toplum... Erkek yasça büyük olmali ki,
kadina "hot" dediginde oturmali kadin...


Yada yumusatiyorlar; efendim kadin erkekten önce
çöktügü için (hani dogum felan) küçük olmaliymis yasi...
Egitimde de böyle.. Kadinin çok okumusu bilmis olurmus,
evde kalmakmis layiki....
ESiM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne "hot" dememe gerek kaldi
17 senede, ne de benden önce çöktü...


Yillar içinde ben yaslandikça o gençlesti, "oo Can bey
kapmisiniz çitiri" esprilerine muhattap dahi oldum.
ESiM 3 ÜNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim..



Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim...
Kulaga gelen müzik tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran...


Bunu unutmadik biz. Ben konusurken o dinledi,
Ben dinlerken o konustu 17 sene.


O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o "haklisin bitanem..." dedik,
öfke bitip firtina duruldugunda "ama bi de böyle düsün" de
dedik fikrimizi savunurken.


Farkli insanlar olarak görmedik birbirimizi,
ayni amaç için savasan neferlerdik bu hayatta...


Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak
cüzdanimizdan gerektigi kadar aldik..


Ne kadar çalarsa çalsin masanin üstünde telefon, kim bu
saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama...
Sevginin en büyük dostuydu bizim için "güven"...
Ve güvenin ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima...
Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede...


Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi
sütliman yasayacaktik...


Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin disinda
yattim bi gece, misafir odasinda...
Gece yarisi kapi açildi, esim "ne yapiyosun burda?"
diye sordu kapinin esiginden, "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...
Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla...
"kay yana" dedi daracik yatakta.
"ne yapiyosun?" dedigimde "benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim" dedi...
Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine ve bence dogrusu da bu...
Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric..


Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadik birbirimize...
Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktik o listede...


Ama oyunun kurallarini biz koyduk... Nede olsa bizim oyunumuzdu, oynanan...
Evlilik; hesapsiz içine dalinmasi gereken bir oyun bence...
Topluma kulaklarini tikayarak hemde... Ne benim, ne de bizim sözlerimizle...
Sadece gönlünüzden geçtigince...
Dedigi gibi Ataol Behramoglu' nun; "...Yasadiklarimdan
ögrendigim bir sey var: Yasadin mi büyük yasayacaksin,
irmaklara, göge, bütün evrene karisircasina. Çünkü ömür
dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir.
Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana..."


CAN DÜNDAR

KaRDeLeN
01-12-09, 11:36
şimdi desem ki bahar
şimdi desen ki yol var
beklemek bir köpek gibi yapışsa da paçalarıma,
sevgilim../...ikimize yetecek kadar sabrım var

Juliet
01-12-09, 11:57
" Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanapede yastıklara sarılıp sızmışken bile şevkatle okşayabilmektir. "

" Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini hayal edersin." :)

" Öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin dışında yattim bi gece, misafir odasında...Gece yarisi kapi açildi, esim "ne yapiyosun burda?" diye sordu kapının esiginden, "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle...Gitti, gelmesi 1 dakikasini almıştı elinde yastıkla... "yan yana" dedi daracık yatakta.
"ne yapıyosun?" dedigimde "benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim" dedi... " :melek:

beni en etkileyen bölümleri bunlardı,çok güzel bi yazıydı çok.Bence; bir ömür sürecek bi an'dır ..:)

Vildancım saol tekrar :gulver:


taglarda gözümden kaçmadı,umarım öyle olur canım :muju: