PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Devlet Tiyatroları'nda 'klasikler' geçidi



cαяpє diєм
03-10-08, 01:05
Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.


Linkleri sadece üyelerimiz görebilmektedir.




Sezona başlamanın tatlı koşuşturmacasının yaşandığı Devlet Tiyatrolarında (DT) bu yıl, Türk edebiyatının klasikleşmiş eserlerinin bir bakıma ''geçit töreni'' yapılacak. ''Saatleri Ayarlama Enstitüsü'', ''Asilzadeler'', ''Üç Kağıtçı'' ve ''Felatun Beyle Rakım Efendi'' gibi nadide eserler, tiyatro sahnesinde ete kemiğe bürünecek.

DT Genel Müdürü Lemi Bilgin, televizyonların Türk edebiyatının klasik romanlarından uyarlama dizilere yönelmesinde tiyatronun etkisi olduğunu belirterek, ''Tiyatro, bu tür eserleri repertuvarına alıp, seyirciyle buluşturup, seyircinin de ilgisini çekince, televizyonlar da böyle bir yöne saptılar. Mutluluk verici bir şey'' dedi.

DT'de bugünlerde rejisöründen oyuncusuna, ışıkçısından kostüm tasarımcısına yeni sezona başlamanın heyecanı yaşanırken, seyircilerle buluşacak 57 yeni oyun şimdiden merak edilmeye başlandı. Bu yılki repertuvarda özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ''Saatleri Ayarlama Enstitüsü'', Ömer Seyfettin'in ''Asilzadeler'', Orhan Kemal'in ''Üç Kağıtçı'', Ahmet Mithat Efendi'nin ''Felatun Beyle Rakım Efendi'', Vasıf Öngören'in ''Asiye Nasıl Kurtulur'', Suat Derviş'in ''Fosforlu Cevriye'', Refik Halit Karay'ın ''Çankaya'' ve Adalet Ağaoğlu'nun ''Çok Uzak Fazla Yakın'' gibi Türk edebiyatının önemli eserlerinin sayıca fazlalığı dikkati çekiyor.

DT Genel Müdürü Bilgin, ''Biz çok çaba gösterdik, rejisörlerimiz çok çaba gösterdi, oyuncularımız şu anda en heyecanlı dönemlerinde. Yeni dönemde de tüm bu emeklerimizin seyirciyle buluşmasını, hoş, güzel bir beraberlik olmasını diliyorum'' diye konuştu.

Bu sezonki repertuvarı ''renkli ve çeşitli'' olarak tanımlayan Bilgin, yerli ve yabancı klasiklerden uyarlamalar ile yeni yazılmış oyunlara ağırlık verdiklerini, aynı zamanda geçen sezonda çok başarılı olup seyircinin beğenisini kazanan ve ödül alan oyunların da yine bu dönem seyirci karşısına çıkacağını anlattı. Bilgin, ''Şu anda 132 eserimizle başlıyoruz, giderek daha da zenginleştirmeye çalışacağız'' dedi.

''TİYATRODA İLGİ ÇEKİNCE...''
Bilgin, repertuvardaki klasik eser uyarlamalarının önceki yıllara göre fazlalığıyla ilgili soruyu yanıtlarken, geçmiş dönemlerde de bu tür eserleri sahnelediklerini ama bu yıl konuya biraz daha ağırlık verip, dikkat yönelttiklerini ifade etti.

Klasik eserlerin değerini hiçbir zaman kaybetmediğini dile getiren Bilgin, ''Bizim çok değerli eserlerimizin tiyatro yoluyla tanıtılmasını, seyirciyle paylaşılmasını amaçladık'' dedi.

Son dönemde, televizyon dizilerinde de Türk edebiyatının klasikleşmiş romanlarından esinlenildiğinin hatırlatılması üzerine Bilgin, şunları söyledi:

''Dizilerde de görüldü ki tiyatroda oynanan bu eserler çok seyirci yapıyor. Gerçi onlar biraz modernleştiriyorlar, günümüze getiriyorlar, biraz konuyu alıp, daha renklendiriyor, genişletiyorlar ve dizi tuttukça bölüm uzadıkça, biraz daha büyüyor.

Ama sanıyorum bunda tiyatronun etkisi oldu. Çünkü, tiyatro bu tür eserleri repertuvarına alıp, seyirciyle buluşturup, seyircinin de ilgisini çekince, onlar da böyle bir yöne saptılar. Böyle bir şeyi tercih ettiler. Mutluluk verici bir şey. Çünkü görülüyor ki değerli yazarlarımızın yazmış olduğu, Türk edebiyatının köşe taşı bu eserler, öyle sanıldığı kadar eskimiş şeyler değil. Onlar her zaman değerini koruyan şeylerdir. Dizilerde biraz buraya yönelinmesi, doğrusu beni de mutlu ediyor. Hep böyle, vurdulu kırdılı, mafyalı ya da hep ağalı dizilerden, bu tip sanatsal ağırlığı olan dizilere geçmek de güzel bir şey.

Ama burada tiyatronun da çok nemli bir katkısı var. Çünkü tiyatro bunu uzun yıllardır yapıyor ve her defasında başarılı sonuçlar elde ediyor. Bu şekilde belki biz onlara bir yol göstericilik yapmışsak ne mutlu... Biz hiç yanılmıyoruz. Her yıl repertuvarımıza baktığınızda bu tip eserler vardır ve gerçekten başarıyla sergilenmiş, seyirci de çok beğenmiştir.''

Bilgin, Türk edebiyatının klasik eserlerinin gençlere tanıtılması açısından tiyatronun önemine değinirken, bilgisayar, internet gibi teknolojik gelişmelerin iyi yönlerinin yanında ''zaten çok fazla alışkanlık edinilemeyen okumayı, daha fazla geri plana attığını'' vurguladı. Bilgin, ''Bu bakımdan, özelikle gençlerimize -ki bizim seyircimizin büyük bir oranı gençlerden oluşuyor- kaybolan tüm insani değerleri hatırlatmanın en güzel yolu klasik eserlerdir. Onlara Türk ve dünya edebiyatının klasik eserlerini tanıştırmak, o lezzetinden, o tadından onlara sunmak önemli'' diye konuştu.

MANEVİYAT VURGULANACAK
Bu yılki oyunlarda, kaybolan bazı insanı değerlere dokunarak, onları tekrar hatırlatmayı amaçladıkların belirten Bilgin, artık bir çok şeyin maddiyatla ölçüldüğüne işaret etti. Bilgin, şunları kaydetti:

''Günümüzde ne yazık ki insanlığın ana, temel değerlerinin biraz kaybolmaya, her şeyin ekonomik anlamda karşımıza çıkmaya ve ekonomik olarak ölçülmeye başlaması, bizi repertuvar oluştururken, bu insanlık onuruna, erdemine, sevgiye, belki paylaşıma önem verme konusunda biraz yönlendirdi.

Dünya, her şey çok fazla ekonomik, maddi, para olarak ölçülmeye başlanıldığı zaman yaşanılası bir yer olmaktan uzaklaşır diye endişemiz var. Zaten sanatın herhalde birinci görevi burada başlıyor diyorum. İnsanları bencillik, maddiyat duygusundan uzaklaşıp, insanı değerlere çekmesidir sanatın görevlerinin başında gelen. Repertuvarı oluştururken böyle bir anlayışla hareket ettik.''

YABANCI KLASİKLER
DT'de, yeni dönem, dünya edebiyatının seçkin örnekleri de tiyatroda seyirciyle buluşacak. Aristophanes'in eseri ''Barış'', William Shakespeare'in ''Fırtına'' ve ''Macbeth'', Carlo Goldoni'nin ''İki Efendinin Uşağı'', Henrik İbsen'in ''Yaban Ördeği'' ve ''Hortlaklar'', Gogol'ün ''Müfettiş'' ve ''Evlenme'', John Steinbeck'in ''Gazap Üzümleri'', Cengiz Aytmatov'un ''Mankurt Efsanesi'' ve Jean Paul Sartre'nin ''Troyalı Kadınlar'' gibi eserlerdeki karakterler tiyatro sahnelerinde canlanacak.(AA)

erjohn
05-10-08, 22:39
bu sene her hafta tiyatroya gitmeye calisicam, tabi yer bulabilirsem,,,sezon gecen hafta acildi, herkesin gitmesini tavsiye ederim,,

erjohn
07-10-08, 16:36
ilk biletlerimi az önce aldım...sezonu acıyorum..ama bilet almak cok zor..millet kapmış bitirmiş coktan...

erjohn
08-10-08, 09:50
Alkışlar Bayazıt için

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları 8-12 Ekim 2008 tarihleri arasında 6 yeni oyun ve 12. Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En İyi Oyunu” ödüllünü alan Bayazıt ile perdelerini açacak. Jean Racine’nin yazdığı, Başar Sabuncu’nun yönettiği Bayazıt, 8-12 Ekim tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde seyirci ile buluşacak. Bu hafta, Bayazıt’ın yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın 2008-2009 Repertuarı’nda yer alan yeni oyunlardan; Yedi Tepeli Aşk Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde İstanbul Efendisi Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi'nde, Kırmızı Pazartesi Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde, Leonce ile Lena Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde, Dinmeyen Alkışlar Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde ve çocuk oyunu Büyüyünce Ne Olacaksın Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde izlenebilecek. Bayazıt, 1672 yılında Paris’te sahnelenen Bayazıt, dönemin gizemlerle dolu coğrafyasında yer alan, görkemli olduğu kadar siyasal ve askeri olarak güçlü bir imparatorluk olan Osmanlı Devleti’nin sarayından bir öykü sunuyor. Yedi Tepeli Aşk, İstanbul’a duyulan aşkın yanı sıra, İstanbul’da yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan aşkları, öykülerdeki kadın kahramanların gözünden sunuyor. Beş farklı kadın kahramanın anlattığı bu öykülerde, yedi tepeli kentin sokaklarını, Boğaz’dan geçen vapurlarını, Üsküdar’ın arkasından doğup Cihangir’in sırtlarından batan güneşini, yokuşlarını, kokusunu, rüzgârını ve güvercinleri sahne alacak.
Büyüyünce Ne Olacaksın, meslek seçimindeki yaklaşımları, mizahi bir anlayışla irdeleyen tema üzerine kurulu birbirinden bağımsız on değişik öyküden oluşuyor. Her öykü, izleyiciler arasında “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna yanıt arıyor. Meslek seçimindeki ölçütleri ortaya çıkarıp çocukların değerlendirmelerine sunuyor.
İstanbul Efendisi, Kendine damat beğenen bir baba kızının başka birini sevdiğini öğrenirse ne yapar? İstanbul Efendisi Savletî'nin oyunlarına İstanbul şarkıları eşliğinde çağdaş bir Musahipzade yorumu. Planlanan bir cinayetten haberi olduğu halde engel olmaya çalışmayan kişiler cinayetin suç ortağı olmaz mı? Ülkemizin yakın tarihini de yakından ilgilendiren bu yakıcı soruya cevap arıyor Kırmızı Pazartesi. Nobel ödüllü Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in romanından Macit Koper’in sahneye uyarlayıp, yönettiği oyunun Dünya Prömiyeri 1 Haziran 2008’de “Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali”nde yapılmıştı… Alman romantizminin en önemli yazarlarından olan Georg Büchner’in (1813-1837) 24 yıllık hayatına sığdırdığı üç başyapıt (Danton’un Ölümü ve Woyzeck ile birlikte) arasında yer alan grotesk komedisi “Leonce İle Lena”, Ortaçağ döneminin bilinmezlikle şekillenen masalsı dünyasından izler taşıyan bir anlatım içinde, soylu sınıfların zorba ve buyurgan tavırlarının eleştirisini yapıyor.

erjohn
14-10-08, 10:02
Geçtiğimiz hafta Bayazit'a gittim... hayal kırıklığı oldu benim için...dekor iğrenç(insan biraz osmanlı motifleri işler sahneye )..oyun zayıf...oyunun çoğu ikili konuşmalarla geçtiğinden, sıkılıyosunuz biraz..konusu güzel aslında..biraz daha güzel işlenebilirdi...tek perde oyun, bir buçuk saat...biz zaaten ilk 15 dakikasını kaçırdık, 6. sıradan aldıgım koltuklar yandı, arkadan izlemek zorunda kaldık...zaten sıkıcı olan oyun iyicene öldü yani :)

bu hafta Kırmızı Pazartesi ye gidiyorum..Kadıköy Haldun Taner sahnesinde yer buldum, hem de 5.sıradan, mucize gibi bişiy...konusu güzel umarım oyun da güzeldir..