PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : yeni başlayanlar için aşk...



SiYaHgİy3n4dAm_®
23-07-08, 17:16
bloğumdan bir hikaye daha umarım beğenirsiniz...


Esneyerek doğruldu. Gece uzun geçmişti ve tek hissettiği acı verici bir baş ağrısıydı. Yatağını terk edip yüzünü yıkamaya gitti. Aynaya şöyle bir baktı. Yüzüne biraz su çarptı ve tekrar baktı.’’ahmak’’dedi kendi kendine. Dün akşam olanlardan pişmanlık duyacağını biliyordu ama bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemişti. Aslında o da her yetişkin erkek gibi bir yaşam sürüyordu. Hatta standartlardaki erkeklerin elde etmek için çabaladığı şeylere potansiyel olarak sahipti. İyi bir iş, kariyer, bir spor araba, lüks bir daire… Bunların dışında kadınlardan yana da şanslı sayılırdı. Çekici bir karaktere sahip olması onu kadınların bir adım yakınına taşıyordu. Ve bu uzun eğlenceli gecelere (!)

Ama tüm bunlara rağmen hayatında eksik bir şeyler olduğunu hissediyordu. Sanki bulmacanın en önemli parçası yokmuş gibiydi. Adını bir türlü koyamadığı bu eksiklik onu her sabaha –ve tüm gün rahatsız hatta huzursuz ediyordu. Hayatını gözden geçirirken işe gitmek için hazırlanmıştı bile. Evden çıktı spor arabasına bindi ve kontağı çevirdi. Yola koyulduğunda CD çalarına en sevdiği albümü koydu. Fonda deep purple çalarken düşüncelerine döndü.
Peki, neydi bu? Hata neredeydi? Eksik olan neydi? Bu eksikliği ne zaman adlandıracaktı… Yada adlandırabilecek miydi?

Son sürat ilerlerken ileride bir kaza olduğunu fark etti. Yavaşladı ve yardım etmek için durdu. Ondan başka kimse yoktu. Kaza çok şiddetli olmuşa benziyordu. Henüz ne ambulans ne de polis gelmişti. Belli ki yeni olmuştu. Arabadan apar topar indi. Bariyerlere girmiş arabaya yaklaştı. Yoldan başka hiç araba geçmiyordu arabaya yaklaşırken cep telefonuyla yardım istedi. Arabanın hali çok kötüydü.’umarım içinde fazla kişi yoktur’ diye düşündü.

Arabanın enkazına iyice yaklaştı. Sanki o an hayatının en önemli anıymış gibi zaman yavaşladı. Saniyeler uzadıkça uzadı. Orada arabanın enkazının içinde olabildiğine güzel ve olabildiğine masum bir kız vardı. Şoför koltuğunda sıkışmış, baygın ve her tarafı kan içindeydi.
Ne yapacağını bilemiyordu. İyice yaklaştı ve:
“sen… İyi misin? Beni duyabiliyor musun?”
Sessizlik. İlk yardım kursuna katılmadığı için kendine kızdı.
“bak konuşmana gerek yok, sadece bir işaret ver yeter… İyi olduğundan emin olmalıyım.”
Belli belirsiz kızın göz kapakları oynadı, aralandı. Bunu otomatik olarak ‘evet’ kabul etti.’evet iyiyim…’
“tamam… Polise ve ambulansa haber verdim. En kısa zamanda burada olurlar.”
Kızın yanaklarından kanlar süzülüyordu. Göz kapakları açıldı. Nefes alması sıklaştı sadece kafasını oynatabiliyordu. Ona doru döndü. Duruma oldukça ters, anlam veremediği bir gülümseme suratına yayıldı kızın. Kız kımıldamaya çalıştı ama kanın yayılması hızlandı. Talihsizlik o ki bu yol pek sık kullanılan bir yol değildi ve tek çare ambulansı beklemekti. bir an için kızı arabadan çıkarmayı düşündü. Ama bu ona iyilik yapmak olmazdı.
“dayanabilir misin” dedi kıza. Kız biraz daha tebessüm etti. Alkollü gibi bir hali vardı.
“sana söz veriyorum kurtulacaksın” bunu neden söylediğini bilmiyordu. Ama bunu yürekten söylemişti. O an için kızın ölmemesini istemişti.

Kız nefesini toparlayıp kesik kesik konuşmaya başladı.
“sen… Bir melek misin?”
Melek! Çarpmanın kanamanın ve alkolün etkisiyle şoka girmiş olmalı diye düşündü.
“Yo... Hayır… Aslında ben buradan geçiyordum ve…”
“değilsin burada ne işin var?
Afallamıştı. Cevap vermeliydi ama nasıl?
“yaralısın… Nefesini boşa harcamamaya çalış” dedi.
Kız adama baktı. Nefes alması daha da sıklaşmıştı ve acıdan inliyordu.
“ peki, Azrail nerede? Yoksa sen…”
“ lütfen böyle konuşma… İyi olacaksın ben sana yardım etmek için buradayım.”
Kız pek ikna olmamıştı.
“yardım? Peki, ne için… Ölmem içinmi?
Hayır, anlamında başını sağa sola salladı.
“ o zaman git… Benim yardıma ihtiyacım yok.”
Galiba kız hayattan umudunu kesmişti. Bu zor bir durumdu. Çok kan kaybediyordu. Ve kahrolası ambulans hala ortada yoktu.
“ hayır… Yaşamalısın. Sevdiklerin için”
Kız hırıltılı bir gülücük attı.
“onlar beni çoktan terk etti.”
“peki ya ailen?”
“annem ve babam yok… Diğerlerinden de haberim yok zaten “

Kızın kesik kesik cümleleri hırıltılı geliyordu. Korkmaya başladı.

“yaşamak için binlerce sebep var… Bu kadar çabuk pes etmemelisin”

Kız gözlerinin içine derin bir bakış attı. Ve o, iki gözün içindeki saklı cenneti gördüğüne yemin edebilirdi.

“binlerce mi? Bana yalnızca birini söyle!” dedi Alaylı ve yorgun bir ses tonuyla.

Bir neden… Aslında kız haklıydı. İş, para, kariyer, spor arabalar, lüks yaşam, hızlı geceler… Bunlar yaşamın nedeni olamazdı. Belki kızın ikna olmak için istediği neden onun duyduğu eksiklikle aynı şeydi... Sessizlik tekrar hâkim olmuştu. Birden aklının en ücra köşesinden bir kelime dilinin ucuna geldi. Bir an için tereddüt etti ve söyledi.

“aşk?”

Kızın kanlar içindeki suratı acı dolu bir hal aldı. Ve bu acının vücudundaki hiçbir fiziksel yarayla alakalı olmadığı gözle görülür bir olaydı.

“ aşk hakkında ne biliyorsun?”

Bir den televizyonda yayınlanan ödüllü yarışmalardan birinde ki bir final sorusunu yanıtlamak üzeymiş gibi tereddütte kaldı. Bir şey biliyor muydu acaba?

“hani bazı anlar vardır, hiç bitmesin istersin… Bazı sözler vardır, hiç tükenmesin istersin…
Bazı kimseler vardır, hiç gitmesin istersin… İşte aşk buna denir bence. Bitmeyen anlarda, söylenen tükenmeyen sözlere eşlik eden kişiye beslenen duygu.”

“hayır…” dedi kız “ aşk belki bu dünyadaki en acımasız en zalim intihar şeklidir. Birine aşık olursun ve iste o zaman zaten ölmüşsündür.”

Hiç yaşamadığı bir duygu hakkında kulaktan dolma sözlerle bahsetmek ona göre değildi. O yüzden kıza karşı çıkmaya pek cesareti yoktu. Ama kızın iyiliği için önce yaşamaya ikna olması lazımdı. Cesaretini topladı ve aklına gelenleri söyledi.
“aşk” dedi “ insan hayatındaki en muhteşem olay… O kadar nadir ki çoğumuz aslında hiç tatmadık. Dürüst olmak gerekirse bende daha tatmadım. Bu güne kadar hep kendimi kandırdım ya da kendimi avuttum. Şimdi gerçek aşkı arıyorum. İnan arayışı bile huzur veriyor. Ve emin ol eğer gerçekten tadarsan… Fikrin değişecektir…”

Kız artık boş bakışlar atıyordu. Biraz sessizlik oldu ileriden siren sesleri gelmeye başladı.’şükür!’ sonunda yardım geliyordu. Kız ona baktı.
“sen gerçekten bir meleksin”
“senin için öyleysem eğer. Yaşama son bir şans ver. Ve aşka.”

Ani bir frenle ambulansa eskortluk eden polis arabası yanlarına yanaştı. Hemen arkasından da ambulans yanaştı. İlk müdahaleyi yaptılar ve hurda olmuş arabadan kızı çıkarttılar. Polise ifade verirken kızı götürmüşlerdi. İfadesini verdi. Arabasına bindi. Aklı kızdaydı. Ne bir isim… Ne bir telefon ne de başka bir şey… Sadece bir sohbet… İşe doğru tekrar yola koyuldu. Ama aklı kızda kalmıştı… Yaşayacak mıydı acaba?



Olayın üzerinden iki gün geçmişti. Şimdi elinde bir kâğıt vardı. Kâğıdın üzerinde bir hastane ismi ve bir oda numarası yazıyordu. Arabasını hastanenin otoparkına çekti. Hastaneye girdi.2 acaba beni hatırlayacak mı?’ bu soru iki uzun gündür aklını kurcalıyordu…203 numara…
Asansöre bindi.’ya hatırlamazsa?’ işte bu çok kötü olurdu… Kapıların üzerindeki numaraları seri olarak takip etmeye başladı200…201…202 ve…203.

Derin bir nefes aldı. Elindeki çiçekleri düzeltti. Heyecanlıydı. Biraz tereddütle kapıyı çaldı. İçeriden cılız bir ses ‘girebilirsiniz’ dedi. Kapıyı araladı oda boştu. Yatakta yatan o kız hariç kimse yoktu. İçeri girdi. Kız ona baktı. Yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Çiçekleri bir kenara bıraktı. Tam konuşmak üzereydi ki kız konuştu.
“sen… O sun… Melek…”
O kadar içten söylemişti ki içi titredi.
“aslında ben o yum ama melek değilim” dedi… Kız gülümsedi.
“sen benim meleğimsin”
Karnına bir ağrı girdi. Kız kanlar içindeki halinden daha güzel ve daha masumdu. Konuşmaya çalışarak.
“ ben… Seni merak ettim ve... Ziyaret etmek istedim”
Kız tekrar araya girdi.
“kendime geldiğimden beri seni düşünüyorum”
Karnındaki ağrı ikiye katlandı ve buna ek olarak elleri titremeye başlamıştı. Kekeleyerek;
“aslında bende seni düşünüyordum… Kaza nasıl oldu?”

Kız bir an için duraksadı. Derilere daldı.
“o kaza değildi… Arabayı ben bariyerlere sürdüm”

“neden?”

“hayat bazen çekilmez oluyor… Ve o an için tek kaçış yolu ölüm oluyor… Her şey üst üste gelmişti… Terk edilmiştim… Aldatılmıştım hem de en yakın arkadaşımla… Tüm gece içtim… Ve sonra arabayı…” cümlesini tamamlayamadan ağlamaya başladı.

“bunu duyduğuma çok üzüldüm… Ama emin ol yaşamak güzeldir…”

Kız tekrar gülümsedi. Tam anlamıyla yüzünde güller açmıştı.

“elimi tutar mısın?”
Şaşırdı, heyecanlandı hatta nefesi kesildi. Kızın elini kavradı. Kız da onun elini sımsıkı tuttu. Ona baktı ve

“ne olur elimi sakın bırakma”

Kızardığını hissetti. Ne söyleyeceğini bilemiyordu.

“bir şey söylemene gerek yok” dedi kız aklını onurcasına.

İşte tam o anda hayatında koca bir taşın yerine oturduğunu anladı. Hayatındaki eksiklik birden kaybolmuştu. Uzun uzun bakıştılar. Ama o artık vakti umursamıyordu.

“galiba âşık oluyorum” dedi

Kız onun elini iyice sıktı ve gözlerinin içine bakarak;

“galiba bende” dedi…

FeaRLeSs
23-07-08, 17:41
güzel yusuf yusuf ama sonu olmamış gibi geldi bana :)

FeaRLeSs
23-07-08, 17:42
Bu günlerde aşk benim için bişi ifade etmiyo biliyosun, belki de ondandır ama bu hikayede özellikle sonlara doğru bişiler eksik :)

SiYaHgİy3n4dAm_®
23-07-08, 17:45
enes canım sen bu aralar duygularını aldırmışsın sana bişey diyemiiyorum.... :)

YurtseveN
27-07-08, 10:14
İyimiş