iklay
17-12-06, 20:15
Duru Bir Su Gibi Akmıştın Gözbebeklerimden Yüreğime...
Sadece hoş bir tesadüftü diyemem,
Sana rastladığım o şanslı günüme.
Farkediliyordu farklılığın,
Özenle seçilmişti tüm kelimelerin,
Anlamdan öte bir mana taşıyordu;
Sıraladığın akılcı cümleler.
Belki de bir ben çözebildim,
O’ cümlelerin içinde saklı duran,
O’ zor ama güzel bilmeceyi.
İşte bu an çakmıştı
Yüreyime düşen ateşin, ilk kıvılcımı.
Büyüdü günden güne,
Sen büyüdün yüreğimde,
Biz büyüdük hayat karşısın da,
Yeniden dik durduk,
Güçlendik adeta;
Tekrar efe’lendik hayata,
Birkaç duble rakı’nın da yardımıyla.
Hatırlıyor mu sun ilk buluşmamızı?
Hani son buluşmamız olacaktı,
İlk ve son.
Yani henüz bulmuşken,
Kaybediyordum seni.
İçtiğimiz rakı’nın sihri’miydi,
Yoksa manzarasından mı haliç-in.
Vazgeçmiştin gitmekden,
Ve duru bir su gibi akmıştın,
Gözbebeklerimden yüreğime.
İşte o günden beri sen-i dinliyorum,
Mutluluk şarkılarında.
İşte o günden beri sen-i yazıyorum,
Sen-i anlatıyorum şiirlerimde.
İşte o günden beri sen-i yaşıyorum,
Gündüzlerim de gecelerim de.
İşte o günden beri yalnız sen varsın,
Gülistan yüreğimde.
Bir Daha Ağlamayacağım...
Sıradan bir akşamdı dün
Korktuğum gibi değilmiş gülüm
Yine özlemindi tek yaşadığım
Yine derin bir sensizlik vardı
Dört duvarın boşluğun da
Ve yine sen vardım aklımda
Fazladan bir de o vardı
Yakın, ama aslında uzağımda
Var ama yokmuş gibi adeta.
Havadan sudan bile konuşamadık
Uzun zaman geçmişti aradan
Sanki onunla iki yabancıydık
Yeniden denemekle yine yanıldık
O da ben de bunun farkındaydık
Sonra sessizce oturmaktan sıkıldık
O mutfaga gitti dizilerini izlemeye
Ben başladım şiir dinlemeye
Bir şişe içki alarak yanıma
Balkona çıktım, adeta sana kaçtım
Yeşili aradım karanlık bahçede
Göremedim yazıkki, yoktu sanki
Ağlamaktan yorulmuş gözlerimle
Sonra gökyüzüne baktım
Yıldız dekorlu mavisine gecenin
Mavi mavi değil di sevgi-li
Giderken götürmüşsün rengini.
Siirimizi dinledim ardı ardına
Onlarca kez, belki daha da fazla
Bir sana bir bana şarkılar tuttum radyoda
Hep ayrılık çıktı bu gece-de bahtımıza
Hep hüzünlüydü şarkılar tesadüf bu ya
İçime akıtarak gözyaşlarımı sessizce
Uzun uzun ağladım katledilen aşkımıza
Yazmaya başladım yine, ne olacaksa
Seni, beni sevdamızı yazdım sayfalarca
Son gecemizi düşündüm şile de
Sonra hayalin belirdi yanımda
Yine ağlıyordun, saklayarak gözyaşlarını
Lanet olsun dedim içimden kendime
Neden seni gülerken hatırlayamıyorum?
Ve neden hala sana ağlıyorum?
Ya sahiden kalp kalbe karşıysa?
Ya ağladığım sana malum oluyorsa?
Ya buysa ağlamanın asıl nedeni?
Lanet olsun bir daha ağlamayacağım.
Söyleyemediklerim...
Hiçbir zaman söyleyemedim sana,
Yokluğunda kurup söylemek istediklerimi.
Sürekli tekrarlardım bir başımayken,
Ezberlerdim adeta söyleyeceklerimi.
Ama her defasında, her buluşmamızda,
Bakınca yıldız gözlerinin içine,
Elde miydi kapılmamak büyüsüne;
Unutulurdu tüm kurduklarım ve bildiklerim,
Uçar giderdi zihnimdekiler kuşlar gibi.
Ellerimi tuttuğunda yüreğim titrerdi
Henüz on sekizinde toy bir delikanlı gibi.
Susamış dudaklarıma uzanırken sen,
Gül goncası, Gül kokulu dudaklarınla,
Ürkerdim zarar verir miyim diye, öperken.
Ben her defasında aynı hissi yaşarken,
İsteksizlik olarak algıladın belki de sen.
Anlatamadım sana kendimi
Anlatamadım değerini sevgimin kutsiyetini.
Ve çok kısa olan buluşma anlarında,
Zaman su olur, bir çırpıda akar giderdi.
Ben sana söyleyemediklerimin ezikliğinde,
Sen beklediğin ilgiyi alamamanın kızgınlığında,
Asır olurdu seni bırakacağım beş dakikalık mesafe,
Sigara içimleri, ard, arda çalınan şarkılar sığardı da,
Bir tebessümün sığmazdı veda edene dek.
Ve ben ardından bakamazdım bile,
Görmemen için sana akıttığım gözyaşlarımı.
Seni yalnız bırakıp bir kavşakta,
Başka bir yöne, sana gitmeyen bir yola,
İsteksizce sapmak, gitmek zorunda olmak,
Zor gelirdi bana her defasında.
Ve yokluğuna doğru vites, vites giderken,
Sana söyleyemediklerimi haykırırdım içimden.
Benimle evlenir misin Dünyam.?
Benimle evlenir misin.?
Sana bunu soramadım, söyleyemedim,
Ne değişirdi sorsaydım hiç bilemedim.
Belki, biraz acele etin, bekleyemedin,
Yolun henüz başındayken çark ettin.
Duyamadıklarını, söyleyemediklerimi ve
Cevapsız, sorulmamış sorular bırakarak ardında,
Unutarak verdiğin sözleri, söylediklerini,
Sebepsiz, izahsız kaçıp gittin.
Bir başıma koydun beni yalnızlığımla.
Öksüzler gibi.
Yokluğundaki yangınım, hasretim özlemlerim,
Farklı değil inan varlığında olduğundan.
Geceler eskisi gibi karanlık ve uzun,
Yine boğuyor beni yokluğunun karanlık elleri,
Yine kar, buz yatağım hiç ısınmadı ki.
Ve çığlıkları sensizliğin, çıldırtan çığlıkları,
Duymamak için sığındığım şişeler,
Ağzına kadar dolu kül tablaları,
Odam yine bunlarla dolu eskiden olduğu gibi.
Eksik olan iki şey, seninleyken var olan,
Şimdi ise ebedi kaybettiğim,
Ümitlerim ve senin üzerine kurduğum,
Mutluluk hayallerim.
Ne olurdu biraz anlayabilseydin beni,
Ne kaybederdin biraz zamandan başka.
Zaman dediğim elbette ki değerli;
Ama hiç kalır benim kaybettiklerimin yanında.
Bir bir aldın giderken en değerli şeylerimi,
En başta seni, aldın benden;
Sonra ümitlerimi ve senin üzerine kurduğum,
Mutluluk hayallerimi.
Hani her şeye vardın benimle ?
Ben hala buradayım, ya sen ?
Söylesene sen neredesin.?
Sadece hoş bir tesadüftü diyemem,
Sana rastladığım o şanslı günüme.
Farkediliyordu farklılığın,
Özenle seçilmişti tüm kelimelerin,
Anlamdan öte bir mana taşıyordu;
Sıraladığın akılcı cümleler.
Belki de bir ben çözebildim,
O’ cümlelerin içinde saklı duran,
O’ zor ama güzel bilmeceyi.
İşte bu an çakmıştı
Yüreyime düşen ateşin, ilk kıvılcımı.
Büyüdü günden güne,
Sen büyüdün yüreğimde,
Biz büyüdük hayat karşısın da,
Yeniden dik durduk,
Güçlendik adeta;
Tekrar efe’lendik hayata,
Birkaç duble rakı’nın da yardımıyla.
Hatırlıyor mu sun ilk buluşmamızı?
Hani son buluşmamız olacaktı,
İlk ve son.
Yani henüz bulmuşken,
Kaybediyordum seni.
İçtiğimiz rakı’nın sihri’miydi,
Yoksa manzarasından mı haliç-in.
Vazgeçmiştin gitmekden,
Ve duru bir su gibi akmıştın,
Gözbebeklerimden yüreğime.
İşte o günden beri sen-i dinliyorum,
Mutluluk şarkılarında.
İşte o günden beri sen-i yazıyorum,
Sen-i anlatıyorum şiirlerimde.
İşte o günden beri sen-i yaşıyorum,
Gündüzlerim de gecelerim de.
İşte o günden beri yalnız sen varsın,
Gülistan yüreğimde.
Bir Daha Ağlamayacağım...
Sıradan bir akşamdı dün
Korktuğum gibi değilmiş gülüm
Yine özlemindi tek yaşadığım
Yine derin bir sensizlik vardı
Dört duvarın boşluğun da
Ve yine sen vardım aklımda
Fazladan bir de o vardı
Yakın, ama aslında uzağımda
Var ama yokmuş gibi adeta.
Havadan sudan bile konuşamadık
Uzun zaman geçmişti aradan
Sanki onunla iki yabancıydık
Yeniden denemekle yine yanıldık
O da ben de bunun farkındaydık
Sonra sessizce oturmaktan sıkıldık
O mutfaga gitti dizilerini izlemeye
Ben başladım şiir dinlemeye
Bir şişe içki alarak yanıma
Balkona çıktım, adeta sana kaçtım
Yeşili aradım karanlık bahçede
Göremedim yazıkki, yoktu sanki
Ağlamaktan yorulmuş gözlerimle
Sonra gökyüzüne baktım
Yıldız dekorlu mavisine gecenin
Mavi mavi değil di sevgi-li
Giderken götürmüşsün rengini.
Siirimizi dinledim ardı ardına
Onlarca kez, belki daha da fazla
Bir sana bir bana şarkılar tuttum radyoda
Hep ayrılık çıktı bu gece-de bahtımıza
Hep hüzünlüydü şarkılar tesadüf bu ya
İçime akıtarak gözyaşlarımı sessizce
Uzun uzun ağladım katledilen aşkımıza
Yazmaya başladım yine, ne olacaksa
Seni, beni sevdamızı yazdım sayfalarca
Son gecemizi düşündüm şile de
Sonra hayalin belirdi yanımda
Yine ağlıyordun, saklayarak gözyaşlarını
Lanet olsun dedim içimden kendime
Neden seni gülerken hatırlayamıyorum?
Ve neden hala sana ağlıyorum?
Ya sahiden kalp kalbe karşıysa?
Ya ağladığım sana malum oluyorsa?
Ya buysa ağlamanın asıl nedeni?
Lanet olsun bir daha ağlamayacağım.
Söyleyemediklerim...
Hiçbir zaman söyleyemedim sana,
Yokluğunda kurup söylemek istediklerimi.
Sürekli tekrarlardım bir başımayken,
Ezberlerdim adeta söyleyeceklerimi.
Ama her defasında, her buluşmamızda,
Bakınca yıldız gözlerinin içine,
Elde miydi kapılmamak büyüsüne;
Unutulurdu tüm kurduklarım ve bildiklerim,
Uçar giderdi zihnimdekiler kuşlar gibi.
Ellerimi tuttuğunda yüreğim titrerdi
Henüz on sekizinde toy bir delikanlı gibi.
Susamış dudaklarıma uzanırken sen,
Gül goncası, Gül kokulu dudaklarınla,
Ürkerdim zarar verir miyim diye, öperken.
Ben her defasında aynı hissi yaşarken,
İsteksizlik olarak algıladın belki de sen.
Anlatamadım sana kendimi
Anlatamadım değerini sevgimin kutsiyetini.
Ve çok kısa olan buluşma anlarında,
Zaman su olur, bir çırpıda akar giderdi.
Ben sana söyleyemediklerimin ezikliğinde,
Sen beklediğin ilgiyi alamamanın kızgınlığında,
Asır olurdu seni bırakacağım beş dakikalık mesafe,
Sigara içimleri, ard, arda çalınan şarkılar sığardı da,
Bir tebessümün sığmazdı veda edene dek.
Ve ben ardından bakamazdım bile,
Görmemen için sana akıttığım gözyaşlarımı.
Seni yalnız bırakıp bir kavşakta,
Başka bir yöne, sana gitmeyen bir yola,
İsteksizce sapmak, gitmek zorunda olmak,
Zor gelirdi bana her defasında.
Ve yokluğuna doğru vites, vites giderken,
Sana söyleyemediklerimi haykırırdım içimden.
Benimle evlenir misin Dünyam.?
Benimle evlenir misin.?
Sana bunu soramadım, söyleyemedim,
Ne değişirdi sorsaydım hiç bilemedim.
Belki, biraz acele etin, bekleyemedin,
Yolun henüz başındayken çark ettin.
Duyamadıklarını, söyleyemediklerimi ve
Cevapsız, sorulmamış sorular bırakarak ardında,
Unutarak verdiğin sözleri, söylediklerini,
Sebepsiz, izahsız kaçıp gittin.
Bir başıma koydun beni yalnızlığımla.
Öksüzler gibi.
Yokluğundaki yangınım, hasretim özlemlerim,
Farklı değil inan varlığında olduğundan.
Geceler eskisi gibi karanlık ve uzun,
Yine boğuyor beni yokluğunun karanlık elleri,
Yine kar, buz yatağım hiç ısınmadı ki.
Ve çığlıkları sensizliğin, çıldırtan çığlıkları,
Duymamak için sığındığım şişeler,
Ağzına kadar dolu kül tablaları,
Odam yine bunlarla dolu eskiden olduğu gibi.
Eksik olan iki şey, seninleyken var olan,
Şimdi ise ebedi kaybettiğim,
Ümitlerim ve senin üzerine kurduğum,
Mutluluk hayallerim.
Ne olurdu biraz anlayabilseydin beni,
Ne kaybederdin biraz zamandan başka.
Zaman dediğim elbette ki değerli;
Ama hiç kalır benim kaybettiklerimin yanında.
Bir bir aldın giderken en değerli şeylerimi,
En başta seni, aldın benden;
Sonra ümitlerimi ve senin üzerine kurduğum,
Mutluluk hayallerimi.
Hani her şeye vardın benimle ?
Ben hala buradayım, ya sen ?
Söylesene sen neredesin.?