PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Stanford Hikayesi



wega
19-05-08, 12:34
BKaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?
Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı.. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu.. Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı... Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter, dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa gidecekleri yok" diyerek rektörü ikna etmeye çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.. Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini ulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi. Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu? Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.

Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.
Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam" dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..."
"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın.. "Anıt değil... Belki, Harvard'a bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı..."
Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi.. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"
Rektörün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı. Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya, Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.
Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.

v!zyon
05-07-09, 19:31
DIS GÖRÜNÜSE BAKMAMAK LAZIM; PARAYLA IMANIN ASIL KIMDE OLDUGU BILINMEZ :gulll::claps:

KöLe
05-07-09, 19:54
Bu olaya benzer bir tanede ben anlatayım...

Araba fuarlarını bilirsiniz her sene son model arabalar en güzel mankenler eşliğinde tanıtılır..

Birgün minibüsçünün biri bu fuara gezmeye gider. bir yandan arabalara bakar bir yandan kızlara bakar. Tabii merakı da varya mankene yanaşır ve bir arabanın fiyatını sorar. Manken bir arabaya bakar bir adama bakar ve derki; bey amca senin paran yetmez bunları almaya bunların en ucuzu 50 bin dolardan başlıyor. Adamı küçümser bir dille tersler...

Adam kaşlarını çatar mankene bir bakar bir bakar. Sen ne diyorsun bee benim bostancı-ümraniye hattında 3 tane minibüs'üm var tanesi 700 milyarlık..Bir tanesini sattım mı seni bile satın alırım bu arabanın yanında der ve çeker gider...Tabii bu minibüsçüler arasında anlatılan bir hikayeydi..Ne kadar doğru olduğu tartışılır tabii..:)

EyZüN
05-07-09, 22:20
vay be hikayeSide qüzeLmiŞ x) dış qöRünüşe aldanmamak qerekir ne kadar aldanmıyoruz tartışılır ama x)