PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Aşkın Oyunu



KaRDeLeN
11-12-06, 15:38
Işıl ışıl parlayan bir gökyüzü, seninle birlikte yaşadığım dünyam… O asılsız sevdaların içerisinden çıkartıp buldum ben o dünyayı. Geçmişle gelecek arasına bir çizgi çekip kendi düşlerimde oluşturdum ben o dünyamı. Tertemiz ve pırıl pırıl. Ne diyeceksin şimdi bunları duyduğunda? Pişman olacak mısın yaptıklarına? Sevginin büyüklüğünü mü tasvir edeceksin? Yoksa benim sevgimin doruğuna hayretler içerisinde bakıp, ağlayacak mısın? Yoksa yarınları mı bekleyeceksin sevgini tekrar ifade etmek için? Yarınlar yok. Bunu biliyorsun. Her şeyi biliyorsun aslında. Bu sevdanın geriye dönüşünün olmadığını, paylaşılacak anların kalmadığını, gelecek günlerin bizim için doğmayacağını, hepsini, hepsini biliyorsun.
Tam da mükemmel bir aşk güneşini yakalamışken, nereden çıktı bu fırtınalar diyeceksin. Nasıl geldik bu hale diye uzun uzun düşüneceksin. Nasıl silindi gitti bir sevda masalı? Nasıl kaybettik içimize sığmayan aşk coşkusunu? Niye böyle kadere boyun eğdik diye, hasretleri sindireceksin kendi asılsız dünyana. Bir yalvarış bile bize çok zor gelirken, nasıl düşünebilirsin ki yeniden doğmayı? Nasıl çare olabilir bize, yeni yeni ümitler? Bir sağanak yağmurda kaybolup gitti bu aşkın ilacı. O yağmurla beraber biz de silindik. Battık bir okyanusun zalim dalgalarında. Avuçlarımızdan akıp gitti sevginin son nefesi de. Can çekişiyordu zaten. Yeniden dirilmeye gücü yoktu. Son nefesinde yetişemedik onu ikna etmeye. Yetişemedik tekrar yaşar mısın demeye. Kanayan bir rüzgârda teslim olduk ayrılığa. O rüzgâr ellerimize bırakıp gitti ayrılığı.
Toplamak için hiçbir çaba harcamadık. Zaten kıymetini bilememiştik. Zaten aşkı hor görüp, küçümsemiştik. Şimdi ne olacak demenin de bir anlamı yok. Çarmıha gerilmişti çoktan bu aşk. Çoktan hükmü verilmişti. Yazık oldu. Çok yazık oldu. Kader bize küstü. Baş edemedik. Ne acıyla savaşma dermanını, ne de başa çıkabilme gücünü bulamadık kendimizde. Ve sonra o bizi terk edip gitti. Biliyorduk böyle olacağını. Bilmeseydik bu hale gelmezdik. O sınırsız gücü takip eder, sonuna kadar dayanırdık. Ümit bizim silahımız olurdu, yetişirdi zor günümüzde. Çaresiz kalmazdık böyle. Mahrum kalmazdık aşkın gücünden.
Asla kabul görmedi aşkın kendisi, gururu, nefreti ve boş vermişliği. Asla kendine yakıştırmadı küçümsenmeyi. Ve bize karşı koyamayacağımız bir son hazırladı. İşte şimdi meyvelerini veriyor aşk. Ama bizim lehimize değil. Kendi lehine. Bizim sorumluluğumuz da bitti işte o andan itibaren. Biz kaybettik aşkın karşısında. Yenilmek bize daha kolaydı değil mi? Bu kadar. İşte bu kadar. Ağlamamak ve hiçbir şey olmamış gibi hayata devam etmek. Sanırım bizim hayat prensibimiz aşkın kendisiyle örtüşmedi. Ve sanırım artık biz hiç te kolay yakalayamayacağımız değerleri yitirdik sonsuza dek. Kurban değiliz belki. Ama sonsuza dek bir aşkı katleden katilleriz, onlar biziz.
Mutluluk mu? İhtimal var mı? İhtimal imkânsızlığın ellerinde. Başarabilirsek, belki kazanırız. Sen orada, ben burada. Belki yeni bir dünyada, belki yeni yeni aşklarda. Kazanabiliriz