halaluya
10-12-06, 11:33
“ İZMİR BİR PRENSESTİR..”
(Victor Hugo)
Okumayı ilk söktüğümde tanıştım içinde prenses geçen ilk masalımla. Eline tığ batan ve bundan sonra derin bir uykuya dalan güzeller güzeli bir prensesin hikayesiydi bu. Çok güzeldi prenses. Uzun saçları , biçimli yüz hatları ve en dikkat çekici yanı kıyafetleriydi yedi yaşında bir çocuk için. Alabildiğine süslü ve görkemli... Şüphesiz ben de istedim onun gibi olmayı o yaşlarda. Asil bir görüntüsü vardı uyuyan halinin bile. Hani derler ya "Eeee ! Ne de olsa prenses " Asil , güzel , görkemli … Bir ademoğlu başka ne ister ki?
Ben bakardım ona, kıskanırdım da hani yalan yok… Ben kıskanırdım ama o mutsuzdu. Mutsuzdu evet belliydi her halinden. Sonradan anladım ki mutluluğun sırrı onu hayata döndürecek olan bir kahramanda saklıymış.
Kurtarılmayı beklermiş güzel , asil, görkemli prenses
Kurtarılmayı beklermiş güzel , asil , görkemli İZMİR
İzmir dedim evet , yanlış değil söylediklerim. Sizce de çok benzemiyor mu o uyuyan prensese? İzmir de güzel , İzmir de alımlı , İzmir de asil !
Yıllar yılı barındırmadı mı nice ümmetleri, nice milletleri bağrında? Yıllarca kucak açmadı mı her ırktan milyonlarca insana? Cömertti İzmir , izin verdi insanoğluna kendini keşfetmesi için , ve insanoğlu keşfetti O’nu. Sonrasında yıllar süren savaşlar , yıllar süren sahiplik kavgaları… Sona yaklaşıyordu artık bu el değiştirme. İzmir de sıkılmış olacak ki yardım istedi kurtarıcısından. Aleni değildi belki bu çığlık ama yüreğinde vatan sevgisini taşıyan herkesin duyabileceği kadar coşkundu aynı zamanda.
Birileri cevap vermeliydi bu çığlığa; birileri cevap vermeliydi sokakların , Ege’nin feryadına. Yanıt gecikmedi.
Kurtarıldı prenses.. Kurtarıldı güzel , asil , görkemli İZMİR
İyi ki kurtarılmış İzmir ve iyi ki yaşıyorum bu şehirde. Güneşi en son görmesine rağmen , en aydınlık yeridir Türkiye’nin ; ve ampulü yakmadan aydınlanabilen üstelik…(!)
Tüm bunlara rağmen ödeyebilmiş midir vefa borcunu kurtuluşuna ilk adımı atan o insana? Üstelik o kişidir ki hiçbir karşılık beklemeden sevip aşık olmuştur güzel prensese. Hazırdır O’nun uğrunda tek kıymetli olan canını vermeye. Hak etmiş midir böyle bir yazgıyı? Yazgı değildir bu! Bir gaflet , bir vefasızlıktır bu.
Yapmamalıydın bunu İzmir , Yapmamalıydık bunu..
Ama biz biliriz ki O yine de dargın değildir Türk Halkı’na. Nerden mi anladım ? Kendisi söyledi “ Benim yaptığım bir vatan ve askerlik vazifesinden ibaret değil mi?”
Varsın O darılmasın , biz darılalım kendimize , biz kırılalım böylesine bir vefasızlık yaptığımız için. Hep böyle yapmaz mıyız zaten? Önce kırıp sonra tamir etmeye çalışmaz mıyız kırılan kalpleri? Ama bilmeyiz ki hep bir yerlerde izi kalır o kırıkların. Şimdi tamir etmeye çalışsak , zamanı geri çevirmek istesek nafile… Dön desek bile dönmez artık o kahraman. Bari emanetlerine sahip çıksaydık dedim içimden ama; onu bile yapamamışız anladım. Kürsüdeki adam , sokaktaki kadın , camideki hoca , ben , hepimiz suçlusuyuz sorumlusuyuz bu vefasızlığın. O yüzdendir ki nafiledir geri döndürme çabaları zamanı…
Dönmemi isteme dönemem İzmir
Karşıyaka’da ne oldu bilemem İzmir
Ben bu acıyı kolay silemem İzmir
Hüzünle tükendi geçti bu ömür
Adımın anlamı olsa da özgür
Ben tutukluyum gelemem İzmir
Bundan sonra artık gülemem İzmir
( Yüzbaşı Şerafettin İzmir’ e ithafen )
( Kıta Erden Erkin ' in İzmir adlı şiirinden alıntıdır.)
Elif Kılınç
(Victor Hugo)
Okumayı ilk söktüğümde tanıştım içinde prenses geçen ilk masalımla. Eline tığ batan ve bundan sonra derin bir uykuya dalan güzeller güzeli bir prensesin hikayesiydi bu. Çok güzeldi prenses. Uzun saçları , biçimli yüz hatları ve en dikkat çekici yanı kıyafetleriydi yedi yaşında bir çocuk için. Alabildiğine süslü ve görkemli... Şüphesiz ben de istedim onun gibi olmayı o yaşlarda. Asil bir görüntüsü vardı uyuyan halinin bile. Hani derler ya "Eeee ! Ne de olsa prenses " Asil , güzel , görkemli … Bir ademoğlu başka ne ister ki?
Ben bakardım ona, kıskanırdım da hani yalan yok… Ben kıskanırdım ama o mutsuzdu. Mutsuzdu evet belliydi her halinden. Sonradan anladım ki mutluluğun sırrı onu hayata döndürecek olan bir kahramanda saklıymış.
Kurtarılmayı beklermiş güzel , asil, görkemli prenses
Kurtarılmayı beklermiş güzel , asil , görkemli İZMİR
İzmir dedim evet , yanlış değil söylediklerim. Sizce de çok benzemiyor mu o uyuyan prensese? İzmir de güzel , İzmir de alımlı , İzmir de asil !
Yıllar yılı barındırmadı mı nice ümmetleri, nice milletleri bağrında? Yıllarca kucak açmadı mı her ırktan milyonlarca insana? Cömertti İzmir , izin verdi insanoğluna kendini keşfetmesi için , ve insanoğlu keşfetti O’nu. Sonrasında yıllar süren savaşlar , yıllar süren sahiplik kavgaları… Sona yaklaşıyordu artık bu el değiştirme. İzmir de sıkılmış olacak ki yardım istedi kurtarıcısından. Aleni değildi belki bu çığlık ama yüreğinde vatan sevgisini taşıyan herkesin duyabileceği kadar coşkundu aynı zamanda.
Birileri cevap vermeliydi bu çığlığa; birileri cevap vermeliydi sokakların , Ege’nin feryadına. Yanıt gecikmedi.
Kurtarıldı prenses.. Kurtarıldı güzel , asil , görkemli İZMİR
İyi ki kurtarılmış İzmir ve iyi ki yaşıyorum bu şehirde. Güneşi en son görmesine rağmen , en aydınlık yeridir Türkiye’nin ; ve ampulü yakmadan aydınlanabilen üstelik…(!)
Tüm bunlara rağmen ödeyebilmiş midir vefa borcunu kurtuluşuna ilk adımı atan o insana? Üstelik o kişidir ki hiçbir karşılık beklemeden sevip aşık olmuştur güzel prensese. Hazırdır O’nun uğrunda tek kıymetli olan canını vermeye. Hak etmiş midir böyle bir yazgıyı? Yazgı değildir bu! Bir gaflet , bir vefasızlıktır bu.
Yapmamalıydın bunu İzmir , Yapmamalıydık bunu..
Ama biz biliriz ki O yine de dargın değildir Türk Halkı’na. Nerden mi anladım ? Kendisi söyledi “ Benim yaptığım bir vatan ve askerlik vazifesinden ibaret değil mi?”
Varsın O darılmasın , biz darılalım kendimize , biz kırılalım böylesine bir vefasızlık yaptığımız için. Hep böyle yapmaz mıyız zaten? Önce kırıp sonra tamir etmeye çalışmaz mıyız kırılan kalpleri? Ama bilmeyiz ki hep bir yerlerde izi kalır o kırıkların. Şimdi tamir etmeye çalışsak , zamanı geri çevirmek istesek nafile… Dön desek bile dönmez artık o kahraman. Bari emanetlerine sahip çıksaydık dedim içimden ama; onu bile yapamamışız anladım. Kürsüdeki adam , sokaktaki kadın , camideki hoca , ben , hepimiz suçlusuyuz sorumlusuyuz bu vefasızlığın. O yüzdendir ki nafiledir geri döndürme çabaları zamanı…
Dönmemi isteme dönemem İzmir
Karşıyaka’da ne oldu bilemem İzmir
Ben bu acıyı kolay silemem İzmir
Hüzünle tükendi geçti bu ömür
Adımın anlamı olsa da özgür
Ben tutukluyum gelemem İzmir
Bundan sonra artık gülemem İzmir
( Yüzbaşı Şerafettin İzmir’ e ithafen )
( Kıta Erden Erkin ' in İzmir adlı şiirinden alıntıdır.)
Elif Kılınç