budevran
07-12-06, 16:14
Bir otobüs dura ında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldı ı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o dura a, onların dura ına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına u rayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka
hesabında para kalmadı ı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek u uruna bitip-tükeniveren sevgilerden de ildi onlarınki...
Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine ra man çocuk sahibi olmayınca, bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adamda Hayır, ben senin için ölürüm diye yanıt verirdi hep...
Bazen eve geldi inde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak.... Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdi imi sakın unutma Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdi i çikolatalar, kimi zaman da pahalı arma anlarla karşılaşırdı... Aldı ı hediyenin ne oldu u önemli de ildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yo un olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan.Ne dersin, bu evi alalım mı? dedi adama.Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edece imiz bir deniz evi yapalım burayı. Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?diye yanıt verdi adam. Amerikadaki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık oldu unu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdi i projeyi verdi kadın ama hiç beklemedi i bir cevap aldı: Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...
Mutsuzluk, mutlulu un tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdi i adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer de iştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüre i...
Bir gün, çocuklu unun, gençli inin ve bütün hayatının birlikte geçti i arkadaşına dert yanarken, Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım diye sözünü kesti arkadaşı. O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her ö len. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya.. Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları diye ba ırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, ö le vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri
masallarının sadece masal oldu unu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştı ı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde a ırladıkları kadına nasıl sarıldı ını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen ba ırıp, bazen a layarak, bazen ona
sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların de işebildi i, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradı ı gibi bir şeyler geveledi a zında ve
bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, son bir kez kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın, '' defol '' dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının deste iyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerikaya yerleşti ini ö rendi. Bazen yalnız kaldı ında, onu hala sevdi ini hissedince, a lama nöbetleri
geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yo un bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı oldu u söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtı ında, karşısında o kadını gördü. Sen, buraya ne yüzle geliyorsun diye ba ırmak istedi ama sesi çıkmadı. Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor. dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: Hiçbir şey göründü ü gibi de il aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
Amerikadaki kongre sırasında ö rendi hastalı ını ve yaklaşık bir senelik ömrü kald ını. Buna dayanamayaca ını, hep söyledi in gibi onunla birlikte ölmek isteyece ini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerikaya yerleşti imiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştı ınız otobüs dura ının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulaca ına
inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi... Gözlerinden akan yaşları durduramayaca ını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış
bir sürü ka ıt duruyordu kutuda. İlk ka ıtta, Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem diyordu... Sırayla okudu; Seni çok sevdim, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim Senin için ölürüm derdin hep, do ru söyledi ini bilirdim. Fakat benim için ölmeni istemedim. Şimdi bana söz vermeni istiyorum. Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?
Son ka ıdı eline alırken, kutuda bir anahtar oldu unu gördü kadın... Ve son ka ıtta şunlar yazılıydı: Sahildeki evimizi senin çizdi in projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olaca ım....
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına u rayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka
hesabında para kalmadı ı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek u uruna bitip-tükeniveren sevgilerden de ildi onlarınki...
Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine ra man çocuk sahibi olmayınca, bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... Senin için ölürüm derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adamda Hayır, ben senin için ölürüm diye yanıt verirdi hep...
Bazen eve geldi inde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak.... Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdi imi sakın unutma Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdi i çikolatalar, kimi zaman da pahalı arma anlarla karşılaşırdı... Aldı ı hediyenin ne oldu u önemli de ildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yo un olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam,
hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde satılık levhası asılı olan.Ne dersin, bu evi alalım mı? dedi adama.Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edece imiz bir deniz evi yapalım burayı. Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?diye yanıt verdi adam. Amerikadaki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık....
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık oldu unu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdi i projeyi verdi kadın ama hiç beklemedi i bir cevap aldı: Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...
Mutsuzluk, mutlulu un tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdi i adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer de iştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüre i...
Bir gün, çocuklu unun, gençli inin ve bütün hayatının birlikte geçti i arkadaşına dert yanarken, Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım diye sözünü kesti arkadaşı. O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor her ö len. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya.. Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları diye ba ırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, ö le vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri
masallarının sadece masal oldu unu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştı ı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde a ırladıkları kadına nasıl sarıldı ını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen ba ırıp, bazen a layarak, bazen ona
sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların de işebildi i, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradı ı gibi bir şeyler geveledi a zında ve
bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, son bir kez kucaklamak isterim seni diyecek oldu ama kadın, '' defol '' dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının deste iyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerikaya yerleşti ini ö rendi. Bazen yalnız kaldı ında, onu hala sevdi ini hissedince, a lama nöbetleri
geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yo un bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı oldu u söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtı ında, karşısında o kadını gördü. Sen, buraya ne yüzle geliyorsun diye ba ırmak istedi ama sesi çıkmadı. Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor. dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: Hiçbir şey göründü ü gibi de il aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl
Amerikadaki kongre sırasında ö rendi hastalı ını ve yaklaşık bir senelik ömrü kald ını. Buna dayanamayaca ını, hep söyledi in gibi onunla birlikte ölmek isteyece ini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerikaya yerleşti imiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştı ınız otobüs dura ının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulaca ına
inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi... Gözlerinden akan yaşları durduramayaca ını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış
bir sürü ka ıt duruyordu kutuda. İlk ka ıtta, Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem diyordu... Sırayla okudu; Seni çok sevdim, Seni sevmekten hiç vazgeçmedim Senin için ölürüm derdin hep, do ru söyledi ini bilirdim. Fakat benim için ölmeni istemedim. Şimdi bana söz vermeni istiyorum. Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?
Son ka ıdı eline alırken, kutuda bir anahtar oldu unu gördü kadın... Ve son ka ıtta şunlar yazılıydı: Sahildeki evimizi senin çizdi in projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olaca ım....