Byminik
23-11-06, 20:49
Bir kervan Bağdat yönüne doğru ilerlerken yolda Veba'ya rastlar. Kervan başı
Veba'ya, "Sen niye Bağdat'a gidiyorsun?" diye sorar. Veba, "5 bin kişinin
canını almak için" diye yanıt verir. Aradan zaman geçer, Bağdat'tan dönen
kervan dönüş yolunda yine Veba'ya rastlar. Kervan reisi Veba'ya, "Bana yalan
söyledin. 5 bin kişinin canını alacağım dedin. Ama sen 50 bin cana kıydın"
diye bağırır. Veba, bunun üzerine şu yanıtı verir: "Ben 5 bin kişiyi
öldürdüm. Geri kalanı korkudan öldü." Korkunun ecele faydası yok, derler.
Bunu bildiğimiz halde korkarak yaşamamızın nedeni ne?
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir
fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare,
kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare,
sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın
farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O
yüzden ben sana yardım edemem."
Genç bir buz patenci yarışmadan önce çok heyecanlıdır. Antrenörüne buz
üstüne çıkamayacak kadar korktuğunu söyler. Antrenörü ona, "Korkmuyorsun.
Sadece heyecanlısın. Bu ikisinin arasında fark var" der ve sonra da, bir
hikaye anlatır. "Adamın biri, cebinde 100 dolarıyla bir lokantaya girip 100
dolarlık yiyecek sipariş eder. Adam heyecanlıdır çünkü pahalı bir yemek
yiyecektir. Bir başka adam, cebinde hiç parası yokken bir restorana girer ve
100 dolarlık yemek siparişi verir. Bu adam ise, korkmaktadır."
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor: "İnsanların çoğu kaybetmekten
korktuğu için sevmekten korkuyor... Düşünmekten korkuyor, sorumluluk
getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korkttuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan
korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında
yaşamayı bilmediği için."
O kadar çok korkuyoruz ki, korkularımızdan yaşamaya zaman kalmıyor. Oysa
mutluluk, eyer vuralacak bir at değil. Garantisi yok, süresi yok. Onun için
mutluluk yakalandığında, korkmakla vakit kaybetmek yerine, onu
değerlendirmek gerek. Ama bunu kaçımız başarıyor? Kaçımız, "Bugün mutluyum.
Tadına varayım" diyebiliyor? Lord Byron'ın dediği gibi, "Mutluluğu tatmanın
tek yolu onu paylaşmaktır, çünkü mutluluk ikiz olarak doğar."
Veba'ya, "Sen niye Bağdat'a gidiyorsun?" diye sorar. Veba, "5 bin kişinin
canını almak için" diye yanıt verir. Aradan zaman geçer, Bağdat'tan dönen
kervan dönüş yolunda yine Veba'ya rastlar. Kervan reisi Veba'ya, "Bana yalan
söyledin. 5 bin kişinin canını alacağım dedin. Ama sen 50 bin cana kıydın"
diye bağırır. Veba, bunun üzerine şu yanıtı verir: "Ben 5 bin kişiyi
öldürdüm. Geri kalanı korkudan öldü." Korkunun ecele faydası yok, derler.
Bunu bildiğimiz halde korkarak yaşamamızın nedeni ne?
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir
fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare,
kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare,
sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın
farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O
yüzden ben sana yardım edemem."
Genç bir buz patenci yarışmadan önce çok heyecanlıdır. Antrenörüne buz
üstüne çıkamayacak kadar korktuğunu söyler. Antrenörü ona, "Korkmuyorsun.
Sadece heyecanlısın. Bu ikisinin arasında fark var" der ve sonra da, bir
hikaye anlatır. "Adamın biri, cebinde 100 dolarıyla bir lokantaya girip 100
dolarlık yiyecek sipariş eder. Adam heyecanlıdır çünkü pahalı bir yemek
yiyecektir. Bir başka adam, cebinde hiç parası yokken bir restorana girer ve
100 dolarlık yemek siparişi verir. Bu adam ise, korkmaktadır."
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor: "İnsanların çoğu kaybetmekten
korktuğu için sevmekten korkuyor... Düşünmekten korkuyor, sorumluluk
getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korkttuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan
korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında
yaşamayı bilmediği için."
O kadar çok korkuyoruz ki, korkularımızdan yaşamaya zaman kalmıyor. Oysa
mutluluk, eyer vuralacak bir at değil. Garantisi yok, süresi yok. Onun için
mutluluk yakalandığında, korkmakla vakit kaybetmek yerine, onu
değerlendirmek gerek. Ama bunu kaçımız başarıyor? Kaçımız, "Bugün mutluyum.
Tadına varayım" diyebiliyor? Lord Byron'ın dediği gibi, "Mutluluğu tatmanın
tek yolu onu paylaşmaktır, çünkü mutluluk ikiz olarak doğar."