PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : kücümsenemez bir intehar



karanlıkhücrem
07-06-07, 17:49
Zamanın birinde garip bir serce varmış kendi halinde uçar dağ bayır gezermiş
Bir gün yine avare avare gezerken dinlenmek için bir kayanın üstüne konmuş
çevresinde gülerle çevrili bir bahçe varmış ilerde bir başına duran gülü görünce
bir anda aşık olmuş ondan sonra serce her sabah oraya gelir gül bir kez baksın diye
öter dururmuş ama hiç bakmazmış serçe yine bir sabah bahçenin oraya geldiğin de
gül bahçesinin ortasında bir bülbülün öttü nü görmüş ve bütün güler o bülbüle bakıyormuş
tabi her sabah bir kez baksın diye baktığı gülde susarak bakmaya başlamış artık
her sabah gelir aynı manzarayla karşılaşır ve kırılgan bir şekilde dönermiş yuvasına
fırtınalı bir sabahta yine bahçeye doğru uçmaya başlamış bahçeye vardığında
bülbülün can havliyle fırtınadan kaçmaya çabaladığını görmüş gülerse fırtınada savrulurken
uçup giden bülbüle bakıyorlarmış kendi sevdiğine bakmış nerdeyse fırtınadan kökü sökülecek
hemen fırtınaya karşı gülün önüne durmuş rüzgar o kadar gülcü esiyormuş ki bütün güler
savrulmuş ama serçe rüzgara o kadar çok direnmiş ki rüzgar sevdiği gülü etkilememiş
sonra fırtına hafifleyince serce güle doğru dönmüş ama gül hay la bülbülün gitti yöne bakıyormuş gül giden bülbüle o kadar sinirlenmiş ki ana üzülmemiş çünkü
kendisini o fırtınadan bülbüle olan büyük aşkı kurtardı diye düşünmüş önüne döndüğün de
önünde duran serçeyi görünce anlamış kendini fırtınadan neyin koruduğunu
serçe hiç konuşmadan kendisine bakıyormuş gül sonra yere damlayan kanı görmüş
zavallı serçe gülü kurtarayım derken fırtına onu güle o kadar yaklaştırmış ki
gül önüne dönünce gülün göksündeki diken serçenin kalbine saplanmış
gül yaprağıyla tutmuş yere düşen serçeyi ve neden diye sormuş
neden kurtardın beni sende bülbül gibi kaça bilirdin üstelik senin her sabah-
ötüşünden nefret ettik birde serçe gülümsemeye başlamış ve demiş ki

-sana güzel şarkılar söyleyemem
-uzak diyarların hikayesini de anlatamam
-ama öyle bir sevgi ki bu bendeki
-sen solma diye seve seve ölürüm

-peki neden gülümsüyorsun seni öldürdüğüm halde demiş gül

-ben her sabahtan akşama kadar bana bak diye buraya geliyordum
sarıldığını hayal bile edememiştim bak şimdi hem bana bakıyorsun hem de sana sarılıyorum
işte bunum mutluluğu ölümün acısından daha da büyük benim için






bülbülün güle avazı değil bu
serçenin sabırla yoğrulmuş sevdası
her doğan günle yükselen umutlar
her batan güneşle kalan hayal kırıklığı

hangi hayat feda edilir bir bakışışa
dağların özgürlüğünde
kim tutsak eder kendini
bir sevdanın umutsuzluğuna imkansız lığına

susuyor konuşmuyorsa
dikiyorsa bedenini rüzgarın yoluna
acınacak bir sevda değil bu
adı bambaşka
bitmeyen bir haykırış
ve küçümsenemez bir intehar
sevdanın kucağın da