PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk ve Köylü bir Kadının Anısı



halaluya
01-06-07, 22:15
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı; attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu:
- Merhaba nine.
Kadın, Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın, şöyle bir duralayıp:
- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi:
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar, Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?
Kadın başını salladı:
- Tabii söyleyeceğim. Ben, Sincan'ın köylerindenim bey. Otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindenim. Bizim muhtar, bana bilet aldı, trene bindirdi; kodum Angara'ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum, gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom, bey.
- Senin Gazi Paşadan başka bir isteğin var mı?
Kadının birden yüzü sertleşti:
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi, daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun, gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona ‘Sağol Paşam!’ demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen, efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver.
Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek:
- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum, ‘Anacığım..’ dedim, ‘..sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa, yani Atatürk, işte karşında duruyor.’
Köylü kadın, bu sözleri duyunca, şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu.
İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı, biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın, belki on defa öptü Ata’nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı yaşlı kadın. Daha doğrusu, beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı:
- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım, Gazi Paşa. Bunu sana hediye getirdim. Seversen, gene yapıp getiririm. Paşa, hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi:
“Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. s Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”

karanlıkhücrem
02-06-07, 00:33
emegine saglık sagolasın

asparuh
02-06-07, 00:40
Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden gurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi, daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz.


TURK ANASI TURK KADINI BUDUR ALLAH BASIMIZDAN EKSIK ETMESIN

halaluya
02-06-07, 01:16
amin....hasan abi

KaRDeLeN
25-01-08, 10:47
hem duygulandım, hem keyifle okudum çok güzeldi.

Elif
01-07-08, 03:01
hem duygulandım, hem keyifle okudum çok güzeldi.

aynen..

eXedOs
13-08-08, 23:39
"Bu topraklar, Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir."

SağoLasIn